şükela:  tümü | bugün
  • japonya dışında kalan dünya'da oldukça bakir olan japon edebiyatı konusunda, şuiçi kato tarafından yazılmış ansiklopedik eser. son yıllarda nefis birkaç japoncadan türkçeye çeviriye imza atan oğuz baykara ve boğaziçi üniversitesi yayınevi ortaklığının bir ürünü olarak dilimize kazandırılmış. güzel kapak resmi, sağlam cildiyle ve buna uygun (!) fiyatıyla meraklısının canını yakacak bir eser bu. neyse ki fuardan %40 indirimle almış bulundum.
  • japon edebiyatını anlamanın, japon kültürünü ve tarihini de anlamayı gerektirdiğini ifade ederek, japon insanının bu tarihsel süreç içindeki duruşunu batılı dünyanın bilgisi ve edebiyat algısı da dahil ederek anlatan rahmetli tıpçı,sosyolog,edebiyat kuramcısı,sanatsever suiçi kato'nun yazmış olduğu kitap. çevirmeni oldukça zor olan bu süreçte öğrencilerini de çeviribilimin arka sokaklarında dolaştırmış özgün metinlerin anlamını kaybetmeden bizlere ulaşmasını sağlamak için hayli zor bir mücadeleye de girişmiştir. japon alfabesinin hikayesinden tutalım da japon romanına, sözlü geleneğinden tutalım da kabuki tiyatrosuna kadar her şeyi kapsayan bu eser kendi alanındaki en derli toplu eserdir. suiçi kato, çevirmenin demesine göre dildeki ustalığını da bu kitapta konuşturmuş bunu da güçlü hitabet yeteneğiyle birleştirmiş olmasaymış binlerce yıllık bir edebiyat hakkında yazılacak şeyleri bu kadar sayfaya indirgeyemezmiş. kitabın yazarı kato'nun dünya edebiyatı hakkındaki derin bilgisi japon edebiyatının tarihini yazarken bu edebiyatın uzandığı sınırları belirgin hatlarıyla ortaya koyabilmesini sağlamıştır.
  • hakkında bir yılı aşkın süredir araştırma ve okumalar yapıyorum. bir hayli hakim olduğumu düşünüyorum. bir şekilde bilgi hasreti içinde olan kimseler olursa bana buradan ulaşmasını salık veriyorum. yardımcı olabilirim. zira ben kılavuzum olmadığından haylice zorluklar yaşadım, çok iyi anlıyorum.
  • büyük savaşlar yapan ülkelerin edebiyatı, çeşitli yönleri ve çeşitli eğilimleri bir arada barındırabiliyor. kendine özgü bir yapı taşıyor. japon edebiyatı da dediğimiz özellikleri taşıyan büyük bir edebiyat. bu ülkenin edebiyatının sorunlarıyla kendi edebiyatımızın sorunları arasında paralellikler bulunmaktadır. onlar da kendi gelenekleriyle batıdan gelen etkiler arasında bocalamakta, bunlardan birini seçmek yerine ikisini kaynaştırmaya çabalamaktadır. çoğu yazarları kendi geleneksel kültürleri yanında batı kültürünü de edindiklerinden eserlerinde ikisinin de izleri görülmektedir.

    26 şubat 1936 yılında yapılan bir hükümet darbesi, sonradan gelişen olayların başlangıç tarihi sayılabilir. darbeyle içte ortaya çıkan krizler etkilerini çok geçmeden dışarıda da göstermeye başladı. 22 tane genç askerin yaptığı bu darbe diktatörlüğe kaymıştı. yöneticilerin ilk işi düşünce özgürlüğünü kısıtlamak oldu. baskı, bir çok örgütlerde ve kişilerde tepkiler doğurdu. bu ortam içindeki edebiyat eserlerinin amacı tek kelimeyle özetlemek istersek insancılık (hümanizm) terimini kullanabiliriz. aynı ortamda yazılanlarda dikkati çeken akımların başında nihilizm gelmekteydi, nihilizm, içinde gizli bir çöküşü saklıyordu.

    1933-37 yılları arasını kapsayan dönemdeki eserlerin çoğu ideolojikti ama bunun yanı sıra cinsel temalara da yer veriliyordu. rintaso takeda gibi saihaku anlayışında erotik hikayeler yazarlara da rastlanıyordu.

    tamoi hojo kendi cüzamını çağın hastalığının sembolü yaptı.

    umutsuzluk döneminin tanınmış aşırı toplumcu yazarlarından shigeharu nakano, ilgi uyandıran bir roman yayınladı. roman yazamayan bir romancı adını taşıyan bu kitap yüzünden yazarı yazı yazmaktan alıkondu. aynı yasaklama toplumcu yazarlardan yuniko miyamoto'unun da başına geldi. gene aynı dönemde proleter okulu adı verilen okulun romancılarının önemli romanlarına rastlıyoruz. bu siyasal anlayıştaki yazarların eserlerinde rustik temalar da yer alıyordu. truto wada, enosuke ito'unun adını anmalıyız.

    siyasal ve ideolojik baskıların arttığı yıllarda eski büyük ustaların bir çoğu bu dalgalanmalardan eserlerini uzak tutmaya çalıştılar. bu davranıştaki romancıların başında shusei tokuda, kafu nagai, naoya shiga, junichiro tanizaki gelmektedir.

    birtakım genç yazarlar da eski kuşak yazarlarına karşılık ortaya yeni değerler attılar. işte bu romancılar arasında yasunari kawabata'yı, onun karlar ükesi'ni, tatsua hori'yi, `hitoshi (sei) ito`'yu ve onların güçlü romanlarının sözünü etmek gerekir.

    hükümetin edebiyat üzerindeki kontrolü, varlığını diğer alandarda da duyurmaya başladı. yönetim; söz, basın, toplanma ve haberleşme özgürlüğünü ortadan kaldırdı. bu durum savaşın sonuna kadar sürdü. adı geçen çöküntü yıllarının özünü veren ve savaşın yıkıntılarını karakterize eden iki trilojiden özellikle söz etmek gerek: biri ashihei hino'un, diğeri de hiroshi ueda'nın trilojileri.

    tabii bunların yan ısıra bir çok amatör yazar da savaş yaşantılarını kaleme aldılar. bu sırada resmi edebiyat da işçiler, çiftçiler ve diğer yurttaşlar arasında savaşın uyandırdıklarını çizmeye çalışıyordu.

    1937 yılında sözü edilmesi gereken en önemli olay, kurulan yeni japon kültürü kurumu'dur. dernekte sol kanadın dışındaki yazarlar yer aldı. edebiyat ve sanatta ulusal bir görüşü ortaya koymak istediler, bunu dejenere ettiler, sonunda da ucuz bir milliyetçiliğe saplandılar. yeni akımın en çok adı geçen yazarları da yojuro yasuda, akira asano ve fusao hayashi'ydi.

    1937-1940 yılları arsı yazılanların çoğunda sanat sanat içindir ilkesinin geerli olduğu apaçıktır. gene 1938-1940 arasında tarihi romanlar da yayınlanmaktadır ama bu tarihi romanlar bugüne ışık tutacak nitelikte değildir. olayların çoğu belirsiz bir zamanda oldukça eski devirlerde geçmektedir. şimdinin gerçeklerine ya da günün olaylarına bu romanlarda rastlanmamaktadır. bu dönem çok çeşitli eğilimleri bir arada taşımaktadır. söz gelimi aynı dönemde bir yanda da gelenek ve görenekler romanı yazılmakta, otobiyografik romanlar da önem kazanmaktadır. otobiyografik romanlarda romancının öznel yaşantısı dile getirilmektedir. işte bu tür romanlara da lineage fiction adı verilmektedir. yazarlar bu tür romanları yazarken sanki gözlemlerinde saydam mercekler kullanmaktadırlar. kullanmaktaki amaç da işledikleri konuyu yargılayabilmek ve eleştirebilmektir. yukarıda türün en başarılı örneği hirotsu'nun nagaruru jidai'sidir (değişen zamanlar)

    8 aralık 1941'de pearl harbor baskını olur. bu baskınla pasifik savaşı başlamıştı. savaş başlayınca yazarlar savaşı kazanma yolunda birer alet olarak kullanılmak istendiler. yazarları araç olarak kullanma amacıyla da doğu asya yazarlarının birinci birinci büyük kongresini topladılar. bu toplantıyı yaptıran hükümetti.

    yönetimin en baskılı dönemlerinde tarihi romanlar, yani insancıl değerler ortaya koyan tek edebiyat ürünleriydi.

    1943'te jun'inchiro tanizaki'nin sasameyuki'sinin (güzel kar) başlayan tefrikası durduruldu, yalnızca birinci bölümü basılabildi.

    15 ağusos 1945'te savaş bitince bir özgürlük havası esti. çünkü savaştan önce japonya'da öyle bir durum ve yönetim vardı ki işgal kuvvetleri onları cezalandırmaya değil de kurtarmaya gelmişlerdi sanki. savaş sonrası durum çok kötüydü. nihilizm evrensel bir umutsuzluk yaratmıştı. ulusu askeri diktatörlüğün yıkıntılarından temizlemek gerekiyordu.

    eski dergilerin yanı sıra savaştan sonra bir çok dergiler çıkmaya başladı. kafu nagai, hemen savaş bitiminde akla gelen ilk önemli addı. nagai'nin dünyasında toplum; fahişelerden, garsonlardan, tokyo'nun kenar mahallerinde yaşayan insanlardan meydana gelir. işte bu sıralarda jun'ichiro tanizaki ortaya bir başyapıt koydu. bu yukarıda serüvenini anlattığımız sasame yuki'nin tamamının yayınlanmasıydı.

    savaş öncesinde ünlerini sağlam temeller üzerine kurmaya başlayan yazarlar yeniden ortaya daha güçlü olarak çıktılar; işte yeni bir güçle roman yayınlayan adların başında iki kişi çok önemli: yasunari kawabata ile riichi yakomitsu.

    eski kuşağın yazarları önemli, yıkıcı bir şey olmamış gibi eski düzen üzre yazarlıklarını sürdürüyorlardı.

    1949 ile 1954 arasında kawabata, yazarlığında bir aşamayı gösteren iki romanını tamamladı, bu romanlarda çağın kargaşasını dile getirmeye çabalıyordu. kitapları senbazuru (bin vinç) ve yama no oto (dağın sesi) idi.

    kawabata ve tanizaki tükenmeyen bir enerjiyle, bir susamışlık içinde durmadan yazıyorlardı. tanizaki'nin shosho shigemoto no hana (general shigemoto'nun anası) ve kagi (anahtar) onun usta romancılığının gelişmelerinde okuyucuyu haberli kılmıştı.

    1946 başlarında beri ilk örneklerini vermeye başlayan otobiyografik tür, 1950'ye kadar gelişmesini tamamladı. bu tür romanlarda savaş sonrası yaşama betimleniyordu.

    gelenek ve görenek romanı yazan bir bölüm japon yazarları daülkelerinin edebiyatını modernize etme yolunu seçmişlerdi. çoğu, yabancı ülke edebiyatı dalında uzman olan bu kişilerin başında toplumcu davanın savunuculuğunu yapan yoshio nakano'yu anmak gerekiyor.

    aynı kuşağın bir başka grubu da gelenek ve görenek romanını savaş sonrası toplumundaki kargaşayı, ahlaki çöküntüyü dile getirme aracı olarak kullandılar. bunların yaptığı çalışmalar da shin gesaku, yeni burlesk olarak anıldı. burlesk: bir şeyi hicveden, onları kaba, bayağı bir komiklikle deyimleyen eser türüdür)

    daha yeniler fransızca bir deyimle anıldılar: apres - guerre creatrice. bu deyim ik olarak hiroshi noma'nın 1947'de yayınladığı hikayeler koleksiyonunun kapağında yazılıydı. savaş sonrası yaratıcıları arasında üzerinde en çok konuşulan ad da noma'dır.

    işte yukio mişima'yı da bu kuşak içinde değerlendirebiliriz.

    yeni gelenlerin çoğu toplumcu anlayışın savunucusuydular, savaş öncesinden beri bu akımla ilgilerini kurmuşlar ve geliştirmişlerdi, bir işçi edebiyatının sorunlarını ve niteliklerini tartışıyorlardı.

    yukio mişima, savaş sonrası yazarları arasında ünü dışarıda en yaygın olanlardan biridir. 1949'da yayınladığı bir maskenin itirafları onun romancılığında bir dönüm noktasıdır.

    savaşın bitiminden sonra bir çok aşırı toplumcu yazar bir dergi çevresinde toplanarak seslerini duyurma yoluna gittiler. bu yazarlar toplumcu romanın kuramını yapmaya çabaladılar. bu konuda çalışanların aşında gelen en önemli ad da miyamoto'dur.

    önemli -diğer- isimler

    tomio hojo - ihtiyar adam maki
    kunio kıshida
    tatsuo hori
    yuriko miyamoto - nobuko
    tatsuzo ishikawa - evlilik hayatının gerçek durumu
    yukio mişima (asıl adı: kimitake hiraoka) - bir maskenin itirafları

    not2: bu bilgiler kawabata'nın karlar ülkesi romanının 1968 basımlı bir nüshasının önsözünden alınmıştır. derleyen: doğan hızlan. günümüz edebiyatçılarından haruki murakami ve kenzaburo oe yazar isimlerini zikredebiliriz. kendisine çok uzak bir kültür, bilmiyoruz ama seviyoruz garip bir şekilde.
  • birçok savaştan geçmiş japonya, bunu edebiyatına da yansıtır. malum, edebiyat ve toplum birbirinden ayrı düşünülemez. bir toplum ne kadar çok gelgit yaşarsa, edebiyatında da o derece çeşitlilik ve zenginlik kendini gösterecektir. japon edebiyatında doğu-batı ikilemini de görürüz. kimi edebiyatçılar salt doğu ya da salt batıyı seçerken, kimi de bu ikisini kaynaştırarak eserler yaratmaya çabalar.
    1930'lu yıllarda hükümet baskılarının artması, edebiyatta tepkilere neden oldu. baskıcı yönetimlerde edebiyatın nihilizme ya da ideolojik romanlara yönelmesi olası bir durumdur aslında. japon edebiyatında da bu görülmüştür. nihilist, siyasi ve pek tabi hümanist eserler bu dönemde görülüyor. garip bir şekilde, japon edebiyatında sıkça rastladığımız erotik eserler de böylesi bir dönemde kendine yer buluyor.
    1937-1940 arası yıllar ise sanatın sanat için olduğu yıllardır. tarihi romanlar yazılsa da, pek etkili şeyler değildir.
    1945 sonrası savaşın bittiği yıllarda, sanatta özgürlük havası eser. nihilizm, yavaş yavaş kendini unutturur. daha çok toplumcu eserler verilmeye başlar. ayrıca ''shin gesaku'' olarak adlandırılan bir tür çalışma da ortaya atılıyor. toplumdaki karmaşa ve ahlaki çöküntü, kaba saba ve hicvin ağır bastığı bir dille anlatılır.

    (bkz: murasaki shikibu)
    (bkz: tamio hojo)
    (bkz: shigeharu nakano)
    (bkz: yojuro yasuda)
    (bkz: akira asano)
    (bkz: fusao hayashi)
    (bkz: junichiro tanizaki)
    (bkz: rintaso takeda)
    (bkz: yasunari kawabata)
    (bkz: kunio kishida)
    (bkz: kafu nagai)
    (bkz: tatsuo hori)
    (bkz: yuriko miyamato)
    (bkz: yoshiko yuasa)
    (bkz: tatsuzo ishikawa)
    (bkz: hiroshi noma)
    (bkz: shigeharu nakano)
    (bkz: kobo abe)
    (bkz: haruki murakami)
    (bkz: kenzaburo oe)

    ve subjektif bir tercih olarak, yeri dolmaz iki büyük usta:
    (bkz: yukio mişima)
    (bkz: osamu dazai)