şükela:  tümü | bugün
  • japonya'da 4. yüzyılın sonlarına doğru tahta oturan imparator nintoku, yüksek bir kuleye çıkar ve ülkesine bakar. gökyüzüne doğru yükselen tek duman dahi göremeyince, halkının yoksul düştüğüne ve bu yüzden hiç kimsenin evinde pirinç dahi pişiremediğini anlar.

    hemen bir ferman çıkaran nintoku, halkının üç yıl boyunca sadece kendileri için çalışmasını emreder. sarayda çalışanları bile evlerine gönderir... sadece kendileri için çalışan halk, üç yılın sonunda bolluğa kavuşur... nintoku kuleye çıkar, ülkenin her yerinde ocakların tütmekte olduğunu yükselen dumanlardan anlar. yanındaki eşine sevinç içinde "artık zenginiz" der... imparatoriçe ise üç yıl boyunca bakımsızlıktan dolayı her yeri eskiyen, çatısı akan, çiçekleri solmuş sarayı göstererek "sen bu halimize zenginlik mi diyorsun" der...

    nintoku'nun yanıtı, yüzyıllardır japonlar'ın aklından çıkmaz; "halkın fakirliği, bizim fakirliğimizdir, zenginliği de bizim zenginliğimizdir."

    not:
    bu anektod, kucuk insomnik nickli yazar tarafindan da 09.02.2018 tarihinde eksisozluk'te, omer_yilmaz2018 nickli kullanici tarafindan da bugun donanimhaber.com'da paylasilmistir.

    ben de bir cok kisiye ders olabilecegi dusuncesiyle basligini acmak istedim. zira turkiye'nin de bu hikayedeki imparator gibi yoneticilere ihtiyaci var; hem de hic olmadigi kadar...