şükela:  tümü | bugün
  • bu entry'i ileride biri olur da japonca öğrenmeye heves eder, sözlükte japonca başlığına bakar diye yazıyorum. diğer hiçbir dile benzemiyor çünkü.

    evvela japonca öğrenmeye başlayan birinin diğer "standart" (ingilizce, almanca, fransızca, ispanyolca vs.) dilleri öğrenenlere kıyasla çok büyük bir avantajı vardır: heveslidir. evet, kimse "ulan japonca öğreneyim de ileride kariyerime kesin faydası olur" diye zorla japonca öğrenmez. heves eder, kendisi ister.

    bu çok büyük bir avantajdır çünkü hevesli bir beyin çok zor şeylere katlanabilir. yıllardır sağdan soldan japonca'nın zor olduğunu duymuşsunuzdur, zaten yazılarını okumaya çalıştığınız zaman hiçbir şey anlamazsınız... bütün bu zorluklara hazır olarak başlarsınız.

    fakat o da ne? japonca aslında o kadar da zor gözükmemektedir. iki temel alfabeden olan hiragana ve katakana sembolleri en geç bir hafta içinde sular seller gibi ezberlenmiştir. hem daha bir yığın kolaylık vardır: telaffuzu diğer dillerin aksine (ingilizce, fransızca) oldukça kolaydır, bütün sesler zaten türkçe'de mevcuttur. insanın anasını ağlatan harf-i tarif'ler (almanca, fransızca, ispanyolca) yoktur. hatırlaması zor olan fiil çekimleri (almanca, fransızca, ispanyolca) yoktur. kelimelerin çoğul halleri saçma sapan değildir (almanca), zaten çoğul yoktur. kelimelerin cümledeki dizilişleri türkçe'yi andırmaktadır, fiil hep sonda olur.

    sonra ufaktan kanjiler öğrenilmeye başlanır. basit kanjilerle başlanır: sayılar, güneş, ay, ağaç, insan vs. allah'ın emri gibi "abi tek ağaç -> ağaç, iki ağaç-> koru, üç ağaç -> orman, ne kadar mantıklı ya" geyiği yapılır. her şey iyidir. bütün kanjileri şıp diye öğreneceğinize inanırsınız.

    biraz ilerledikçe kanjiler karışmaya başlar. fırça darbelerinin sayısı artar. fakat çeşitli mnemonikler sayesinde, radikalleri kullanarak birtakım hikayeler yaratılarak kanjiler hatırlanmaya çalışılır. bu konuda james heisig'in remembering the kanji adında bir kitabı vardır, batı dünyasında oldukça meşhur olan. bu kitabı incelerseniz başlarda yazarın çeşitli hikayeleri başarıyla yaratarak kanjileri ne kadar isabetli şekilde akılda tutmaya yardımcı olduğunu görürsünüz.

    ancak bazı kanjileri mnemonikler bile kurtaramaz, o kadar saçmalardır. "yapacak bir şey yok," dersiniz. zorla da olsa ezberlenecek. fakat ilerledikçe bu kanjilerin sayısı daha da artar. zaten heisig bile bir yerden sonra "panpa sen olayı kavradın zaten, geri kalan kanjilerin hikayesini kendin yaratırsın" diyerek topuklar, hikaye yaratmakla uğraşmaz.

    yine de devam edersiniz, kendi kendinize çalışırsınız. herhangi bir kanjinin yazılışını, okunuşunu, anlamını ezberlediğinize tüm kalbinizle inanırsınız. ama 15 dakika sonra bir bakarsınız ki, beyninizin içinde sadece rüzgar esiyor. ne anlam, ne okunuş... hiçbir şey yok. cesaret kırılır. zaten kanjiler iyice karışıktır. bir takım saçma gramer kullanımları da ortaya çıkmaya başlar. o baştaki heves ortadan kaybolur.

    heves kaybolunca ders çalışılmaz, çalışmadıkça bilinenler unutulur, unuttukça heves kaybolur, heves kayboldukça...

    bu durum haftalar, aylar, yıllar sürebilir. kimisi bir daha dönmemek üzere bırakır, kimisi o hevesin bir daha dönmesini bekler, dönüp dönmeyeceğini bilmeden.

    ben bu dili hala öğreniyorum. seviyem fena olmamakla beraber, "ben bu dili komple çözdüm hacı" demekten oldukça uzağım. yani uzman değilim, sadece bir öğrenci olarak tecrübeden konuşuyorum. ve tecrübeye dayanarak şunu söyleyebilirim: japonca öğrenmeye çalışan tanıdığım herkes bu yoldan geçti. ben dahil. istisnasız herkes dili en az bir kere bıraktı. kimisi geri döndü, kimisi dönmedi, kimisi dönmek için önce o hevesin dönmesini bekliyor. fakat şurası bariz: baştaki hevesin, cesaretin kırılması olası değil, kesindir. eğer hayal kırıklığına, o hayal kırıklığına rağmen çalışmaya ve üstünden gelmeye hazır değilseniz başarılı olma ihtimaliniz oldukça azdır; kursu bıraktıktan sonra ayda bir rafta duran japonca kitaplarına bakıp "vay be, zamanında kursa gitmiştim" diye düşünürsünüz.

    ama hevesliyseniz, gerçekten hevesliyseniz, gelin. burada su çok güzel.
  • "bir şey düşürdünüz" demenin çok kolay olduğu dil.
    "oçi maşte" diyorsunuz japon turistler kuşadası'nda hemen arkalarına bakıyorlar; çok eğlenceliydi eskiden yapardık. tabii bilmeden korelilere yaptık bunu zamanında japondur diye. bakmadı adamlar yere.
  • öncelikle anlaması ve konuşması (telafuz, gramer ve kelime dağarcığı açısından) zor bir dil değildir. zor olan yazılanı okuması ve sözleri yazıya dökmesidir.

    batılılar genelde bu dilin komplike yazım tarzına bakarak japonlar'ın çin'den aldıkları bu sistem yerine neden daha kolay bir sistemi, daha basit bir alfabeyi benimsemediklerin, belki öyle bir durumda toplumsal okur yazarlık ve gelişme açısından çok daha avantajlı olacaklarını düşünürler.

    gerçekte ise kanji, toplum için bir lütuf, bir avantaj olmuştur. bu karakterlerin karmaşık ve kavramak için çaba isteyen yapısı, daha küçük yaşlardan itibaren bu yazıya çalışan japon'ların karakterlerine ve gelecekteki yeteneklerine katkı sağlamaktadır. özen, el becerisi, sabır ve zihinsel antreman gerektiren kanji yazısı japon'lara başlı başına benzersiz bir disiplin, bir hayat görüşü ve zeka pratiği kazandırmaktadır. ilerleyen yıllarda japon'lar bu estetik, özen, el becerisi ve düşünsel alışkanlıkları hayatlarının bir çok alanında - çoğu zaman farkında dahi olmadan - göstermektedir.

    estetik bilinç japon'ların her tür faaliyetinde bir ruh gibi hissediliyorsa, yaptıkları işlerdeki detaylarda bir el becerisinin izleri görülüyorsa, bunda küçük yaşlardan itibaren başlayan kanji eğitiminin etkisi yadsınamaz. bu da japon yazısının toplumun gelişmesine dezavantaj değil avantaj sağladığını açıkça göstermektedir.
  • cumle yapısı açısından türkçeye benzeyen, öğrenmesi kolay ve zevkli olan bir dil.

    diger bir artısı japonlar, ukala batılılar gibi yarım yamalak konusmanızla alay etmez, aksine biraz bile biliyor olsanız mutlu olurlar.
  • bu dilde bilinen kelime sayısına (daha doğrusu bilinen kanji sayısına) göre japon halkı içerisinde sınıf ayrımı oluşmaktadır. örneğin siz lise mezunusunuz, sizden beklenen 1000 kanji'ye yakın kanji bilmeniz. eğer bunun altında biliyorsanız lise sonrası eğitime devam edemezsiniz ve hayatınız boyunca o seviyede takılırsınız. universite sınavını geçip, mühendis olmak isterseniz, mezuniyet zamanında en azından 1200-1500 karakter bilmeniz gerekir (200-500 azımsanacak bir sayı değildir, özellikle bu kanjilerin çoğunun 15 üzeri stroke(çizgi) ile çizildiğini ve teknik terimler olduğunu düşünürseniz). bu hadise master, doktora, mba falan gibi mevzularda da devam etmektedir. en son seviyesi ise 2500+ kanji bilmesi gereken üst düzey bürokratlardır.

    ayrıca garip bir fenomen daha mevcuttur, birbirine yakın eğitim dallarında (örneğin ekonomi ile işletme, elektronik ile bilgisayar mühendisliği) kanjiler büyük farklar göstermektedir. yani bir bilgisayar mühendisinin öğrendiği dil ile elektronik mühendisinin öğrendiği diller zaman içerisinde birbirinden uzaklaşmaktadır, elektronik üzerine doktoralı bir arkadaşın çizeceği 78 stroke'a sahip kanjiyi muhtemelen elektronik doktoralı olmayanlardan başka kimse anlamayacaktır. (bu durum elbet diğer dillerde de böyledir, fakat emin olun bilgisayar mühendisine elektronikçinin ödevini verin, kasar eder bir şekilde bir şeyler yapar, meraklıdır araştırır falan, bu adamlar bildiğiniz bunu yapamıyor, olmuyor yani. marx amca japon toplumu üzerine araştırma yapsaydı kimbilir neler çıkarırdı)

    bu durum aslında japonların yabancı korkusunun ve yabancıların topluma entegre olmasında yaşadıkları zorlukların da bir numaralı göstergesidir. eğer bir üniversite mezunu japonya'da yaşamak istiyorsa, japonca bilmek zorundadır. japonya'da bir üniversite mezunu seviyesine gelebilmesi ve kendi mesleğini icra edebilmesi için yukarıda bahsettiğim dil duvarını aşmak için uğraşması gerekmektedir. durum böyle olunca, genellikle yurtdışından gelen arkadaşlar japonyada fena çuvallamaktadır.(bkz: sayanora fatsa)

    ayrıca dil öğrenirken kültürü ile en fazla içli dışlı olmanız gereken dillerden birisidir (muhtemelen çince de böyledir.) eğer kalkıp 1000 kanji ezberlemek isterseniz muhtemelen kafayı yersiniz. zaten bir sonu yok bu kanji olayının, kültürel olarak olayın akışını anladığınız noktada rahatlıyorsunuz. şunuda kabul etmek gerekiyor ki, bulunduğumuz coğrafya nedeniyle, hem orta doğu dillerine (arapça, farsça) hem de avrupa dillerine kültürel olarak daha yakınız, yaşayış tarzımız benzemekte. hiçbirimiz her sabah kalktığımızda uchimisu yapmıyoruz ve çay içmek dediğiniz gürültülü ve kalabalık bir aktivite bizim için.

    uzun lafın kısası, her ne kadar güzel ve çekici gözüksede birçok dilden zordur öğrenmesi, sindirmesi.
  • sanırım farkında olmadan konuşmaya başladığım dil.

    bugün itibariyle ışıklarda adamın biri öküz gibi geri geri giderek arabama çarptı. camdan adama bağırışımın şu şekilde olduğunu 10 dakika sonra farkettim : "ooooiiii ooooiiiii!!! naaaaniiiyüşşşteerüüüüü!!!!!"

    etrafta şaşkınca bakan esnaf... arabanın önüne bakıp "arabada bişey yok kızım" diyen dede... elinde makasla kapı önüne çıkmış apaçi berber... kızdığımın farkında olan ama ne dediğimin farkında olmayan insanlar olmalı...
  • anime seyrettikten sonra icinizde ogrenme istegi kabaran dil.
  • birkaç online kaynak vereyim:

    http://jgram.org/ online japanese grammar database

    http://www.thejapanesepage.com/ özellikle forumu çok faydalı olabilir

    http://www.guidetojapanese.org/turkish/index.html en iyi gramer sitelerinden biri, türkçe.

    http://www.sf.airnet.ne.jp/~ts/japanese/cover.html yine gayet başarılı bir online-ders sitesi
  • yaklaşık iki aydır öğrenmeye çalışıyorum bu dili. alfabelerinden gözüm korkuyor, milyon tane zamir ve kişi isimlerine saygı duyuyorum, sabırla öğreniyorum, sayılandırma konusundaki hassasiyetlerine ben de özen gösteriyorum falan ama sandığım kadar zor olmadığını da anlıyorum yavaş yavaş. ileride bana hiçbir şey katmayacak bile olsa kendimi zor bir şeyler yapabileceğime inandırmak için öğrenme niyetindeyim. varsın en yakın arkadaşlarım bile dalga geçsin "öğrenecek başka abidik bi dil bulamadın mı" diye, devam etmek dile duyduğum saygıyı da artırıyor. bunu az buçuk öğrendiğimde "bu muymuş lan cidden?" diyecek olursam da çinceye sararım. olmadı kanjiyi zorlarım. hiç olmadı bi alfabede ben çıkartırım adamlar için.

    çekik gözlerine gurban olduğumun abidik dili seviyorum seni.
  • ogrenmeye calisanlara yonelik soyle bir tavsiyede bulunabilecegim dil. baktim ki son 11 aydir kendim, son 3 aydir da okulda ders olarak almak suretiyle icli disliyim; o halde bu surecte edindigim tecrubeleri nacizane paylasayim.

    hiragana ve katakana ogrenme sirasinin ilkin "tanima" akabinde ise "uretme" olmasinin optimum yaklasim oldugu kanaatine vardim. soyle ki; tanima asamasinda okudugunuz kanalari ayirt etmeye baslayacaksiniz. realkana bu is icin super site. tum alfabeye girismekten ziyade surekli bir yaklasim uygulamak basarili olabilir. misal ogrenme hiziniza gore, ilkin auieo setini, sonrasinda ise uzerine kakikukeko setini, boylelikle butun setleri ustuste ekleye ekleye -progressive derler- tum alfabeyi tamamlarsaniz, hem onceki setleri tekrar elden gecirmis oluyorsunuz; hem de kendinizi fazla doldurup corba olmasina mahal birakmiyorsunuz. uretme asamasinda ise oturup yazacaksiniz bir seyler. bunun icin en iyi egzersiz, basit kelimeleri kana ile yazmak. cizgi siralarini goz onunde bulundurup ogrenmeye baslamaniz, ileride kanji ogrenmeye basladiginizda cizgi sirasina dikkat etme aliskanligi kazandiracaktir.

    cizgi sirasi ozellikle katakana kasmaya basladiginizda faydaniza olacak; shi tsu no so gibi benzer yapiya sahip katakanalar yuzunden.

    realkana'nin bir diger guzelligi ise, farkli font tipleriyle calisabiliyor olmaniz. farkli tipografilerde karsiniza cikabilecek kanalari daha iyi taniyabilmeye basladiginizda, tanima asamasi buyuk miktarda bitmis oluyor. ben bu realkana'ya girip en az 1000 karakter kasmadan cikmiyordum bir ara. linkini de vereyim tam olsun: http://realkana.com/

    normalde baska diller icin dinleme egzersizi niyetine kabul gorebilecek "bol bol sarki dinleme" aktivitesi, japonca'da eger dinlediginiz sarkilarin kliplerine konser kayitlarina da bakarsaniz kanji tanima ve sarkilar icerisinde kelimeleri daha iyi ayirt etmeye baslamak gibi yan etkilere sahip, japonca altyazilar sebebiyle. bu is icin japoncanin tane tane ve temiz entonasyonla icra edildigi sarkilari kovalamak en iyi yol diyebilirim ama; kendi muzik zevkim de bana bunu soyletiyor olabilir simdi. * simdi turkce kulagini sarki dinleyerek gelistirmek isteyen birine gidip de sozleri yamru yumru okuyan bir sarkiciyi onermezsiniz, zeki muren gibi tane tane okuyan birilerini onerirsiniz. bu hususta ben misora hibari ve meiko kaji diyecegim. hatta buyrun j-pop-enka karisimi gibi bi seyler: https://www.youtube.com/watch?v=tukpv3aj-b0

    bazi siteler var, particle'larin ustlenebilecekleri gorevleri detayina kadar aciyor. en son gordugum 130 kusur farkli particle kullanimindan bahsediyordu. boyle seyler gorurseniz motivasyonunuz dusmesin, zamanla hangi particle'in ne durumda kullanilacagi dogal olarak kendi kendini belli etmeye baslayacaktir zaten.

    kanji hususunda, uzun zamandir "radical calisip mi baslasam, yoksa dumduz girsem mi kanji listesine" seklinde dusunup dusunup kendimi engelleyip durdum yok yere. zannedersem cok derin dil bilgisine girmeyeceginiz muddetce radical falan kasmak bosa zaman kaybi olarak gorulebilir. (bosa degil aslinda ama radical'e ayrilacak zamanda pratik olarak is gorebilecek kadar kanji ogrenilebilir.)

    kanji tanima asamasi icin bazi kitaplar var; kanjileri resim ile anlatiyor bu kitaplar. misal.

    kanji uretme asamasi icin bos kagittan ziyade, kutu kutu klavuz kagit kullanmaya cabalamak faydali olacaktir. bazi kanjilerde, genel goruntu birbirine cok yakin olmasina ragmen bazen uzun bir yatay cizgi ile kisa bir yatay cizgi yer degistirdiginde kelime/ses tamamen degisebiliyor. bu yuzden kanjide, bilhakis birden fazla kanjinin birlesimden olusan bilesik kanjilerde; cizgilerin oranlari dogru olacak sekilde ogrenmeye baslamak icin kutulu klavuz kagitlarda pratik yapmak muhim kanimca.

    dil bilgisi kismi bizim icin fazla sikinti degil zaten. mesela su cumlenin nasil harfi harfine sirasi bozmadan turkceye cevrilebilecegine hastayim: toshokan de nihongo o benkyoushimasu. ("kutuphanede japonca(yi) calisacagim": eylemin vuku buldugu yeri belirten de particle'ini kullanirken kendimi hep "ingilizce kelimelere turkce cekim ekleri getirip konusuyormus" gibi hissederim kendimi.)

    kitap olarak the japan times cikisli genki guzeldir, eger ingilizce biliyorsaniz. ingilizce uzerinden japonca ogrenmeye calismak ne kadar efektiftir tabii, tartisilir. bu kitabin 4. bolumune geldiginizde asagi yukari bir seyler konusabiliyor kivama gelir, kitap bitince de baya baya derdinizi acikca anlatabilecek kivama erebilirsiniz. (genki formal ogretmeye baslayip zamanla informal'a dogru giden bir ders sirasi yapisina sahip, "just to be safe" diye izah eder kendisini kitap)

    kelime ogrenme konusunda, basit bir blog acip karalamakta fayda olabilir. kelime meselesi kullandikca akil kalmakta.

    animelerdeki japoncaya fazla dusmemekte fayda var. fazla informal soylemlere sebep olabilir. anime yuzunden hocaya gidip "anta"* diyen gordum. sinif ortaminda olmasa yerdi kafasina ayakkabinin topugunu. *

    casual speech ogrenmek icin aruitemo aruitemo gibi anlamli filmlere bakabilirsiniz. nobunaga concerto ve hero gibi diziler de fena degil. (ozellikle hero tam bizim 90lardaki dizilere benzer)

    ek: animelere fazla bel baglamamak icin bir baska sebep soyle: gercek hayatta animelerdeki kadar tane tane konusulmuyor japonca. karsilikli konusan 2 japonu tetkik etme imkaniniz olursa goreceksinizdir anime japoncasiyla belli bir yere kadar varabileceginizi. (ben ki animelerden bir suru kelime ogrenmis biriyim, ama gercek japonca bu degil!11!1!)