şükela:  tümü | bugün
  • ülkücü tarih hocaları ve din kültürü ve ahlak bilgisi hocalarının sırtlarına dövme olarak yaptırdıkları özlü söz.
  • "japonlar kadar ırksal olarak homojen, dış etkilere, göçlere, onu bunu geçtim transit geçişe kapalı olursan elbette gelenek göreneklerin ikili etkileşimlerden uzak kalır ve değişmezsin" diyerek cevap verilebilecek bir önermedir.

    "(geleneklere bağlı kalarak) değişmemek iyi bir şey midir ?" şeklinde bir soru ile sorgulanarak devam edilen ve de "aynı modeli türkiye'ye nasıl uygulayacaksın, bize en benzemez modeldir bu" denerek karşı nokta konulan argümandır
  • dedemin beni eleştirmek için sık sık kullandığı argüman.

    "bu yaşa geldin bir japonluk alameti göstermedin oğlum" diyor, "modernliğe de halel getiriyorsun, varsa yoksa gelenekler görenekler, nereye kadar? bak japonlar hem geleneklerine bağlı hem de modern."

    dedemin japon arkadaşları vardır, her geldiklerinde bana kamikaze ve samuray getirirler. çok sevinirim. hele bir tanesi hep şöyle der: "biz japonlar hem geleneklerimize bağlıyız hem de moderniz." japon olduğu için otomatiğe bağlamış, her geldiğinde bunu söylüyor. robot olmasından şüpheleniyorum. makiko dayı naber nası gidiyor diye soruyorum, "elhamdülillah, hem geleneklerimize bağlıyız hem moderniz" diyor. makiko kız ismi oysa ki. adam geçmiş herşeyden.
  • al sana bir tane daha götten uydurma muhafazakar aforizması. japon modernleşmesi bizden çok önce başladığı gibi sadece batı'nın ileri tekniğini değil aynı zamanda medeni kanundan, dine kadar her türlü kurumun ithal edilmesi şeklinde olmuştur.

    örneğin, daha 17.yy'da budist rahiplerinin gücünden çekinen imparatorluk yöneticileri avrupalı hıristiyan misyonerleri bu gücü kırmak için japonya içlerine salıyordu! aynı şeyi bir osmanlı padişahının yaptığını düşünsenize bir de.

    ahmet cevdet paşa aman maneviyat elden gitmesin gayretiyle mecelle adlı anakronik garabetini yazarken, japonya bilmem kaç bin yıllık kanunlarını almanya'dan ithal ettiği kanunlar ile olduğu gibi değiştiriyordu.

    zamanın hıristiyan misyonerlik merkezlerine uzak olmasına rağmen, bugün japonya'da bir ila üç milyon arasında hıristiyan japon bulunduğu tahmin ediliyor. hemen dibindeki kore'de ise hıristiyanlık % 26 ile birinci din olarak geçiyor. bu nasıl gelenek korumak bir türlü anlayamadım!

    bilgi dünyasının sınırları kendi vücut ekseninin bir metre ötesini aşmayan adamlar tutmuş şimdi de, 10.000 km ötedeki bir ülke için modernleşme tarihi uyduruyorlar...
  • "geleneklerine bağlı modern japonlar" diye genellenmesi ve örneklerle desteklenmesinin daha bi inandırıcı olacağına inandığım argümandır.

    aynen bahsi geçtiği gibi o kadar uzaktaki bir ülkenin sadece teknolojik yada sanayi sistemini feyz alıp, bilmem kaç atom bombası yediler ama hallerine bak demek ne kadar doğru bilemiyorum.

    gidip gömüş, en azından belli bir süre yaşayıp, tarihi ve sosyo-ekonomik durumu hakkında bilgi sahibi birinden dinlenmesi durumunda, "yazık lan adamlara" tepkisi verebilecek hale geliyor insan.

    he yok ben türkiye de tanıdım japon hem modern hem geleneklerine bağlı diyorsan da hangi geleneklerine bağlıymış onu bana söyleyeceksin ki bende bileceğim.

    deli saçması önermelerle akıl/ayar vermeye çalışanlara ağız dolusu küfür ederim sivas ellerinde.

    hanım ın japonya da yaşamış olması ne güzeldir bazen.
  • oktay sinanoglunun sesini mi duydum yoksa bana mi oyle geldi? muhteremin tanimlarindan birini gormus gibi oldum da.

    oysa tokyo'daki insanlarin gozleri cekik olmasa new york'tan ayirabilecek misin bir dusun bakalim, ey akilli okur. (nezarethanedeki guler komurcu'nun ruhu birakmiyor pesimi)
  • hem oksi hem de moron onerme.

    her ogle yemeginde klasik donburi lokantalarinda katduson'larini istahla yerken bir yandan da porno dergi karistiran japon salaryman'lerin sozgelisi gelenekselliginden yola cikarak kendi magandaligina bahane uretme cumlesi olarak kullanildigi gorulmustur.
  • yeni nesil japonya, hiç de bahsedildiği gibi geleneklerine bağlı değildir. gençlik asimilenin son noktasındadır.