şükela:  tümü | bugün sorunsallar (4)
2978 entry daha
  • hayret kimse de yazmamis... turkiye'de (ve aslinda evrensel olarak) "sucsuzluk karinesi" diye bir kavram vardir ya hani; yani, sucu kanitlanana kadar herkes masumdur... 2 istisna disinda: turkiye ve japonya haha

    turkiye gelisme(me)kte olan bir ulke oldugu icin hadi onu siralama disi birakalim. peki japonya'ya ne oluyor... herkesin bildigi ama dile getirmekten korktugu bir durum var:

    "guilty until proven innocent"... yani "masumiyeti kanitlanana kadar herkes sucludur" (bu arada bu isimle harika bir belgesel var tavsiye ederim). tabi bu ifadeyi su sekilde de turkce'ye cevirebilirsiniz: allah verede japon hukuk sistemine isiniz dusmeye...

    japonya modasi gecmis, demode bir demokrasiye sahip. japon hukuk sistemi ise bildigin arkhaik ve twisted (carpik)... diger gelismis ekonomilere gore kiyaslanamayacak derecede carpik hem de... topluma bir ornek sunmak icin sizi kolayca harcayabilecek bir sistem soz konusu ne yazik ki...

    bildigim kadariyla tek suclamayla (mesela copyright violation) sizi 23 gune kadar alikoyabiliyorlar. ılk 48 saat kimseyler gorusme hakkiniz yok ve uzerinize muthis bir sok ile yuklenmeleri olasi. bu asamada kesinlikle panik yapmamalisiniz diye uyarilari okudum bazi makalelerde. kesinlikle konusmayin ve avukat hakkinizi israrla isteyin! eger birden fazla suclama soz konusuysa 23 gun ve bir 23 gun daha alikonma surenize eklenebiliyor. sizden tum istenen sucunuzu itiraf etmeniz... bu asama bayagi basarili japonya'da; nitekim yuzde 99 oraninda mahkumiyet durumu soz konusu! yas kuru tum dallar yaniyor demekki...

    simdi soyle dusunebilirsiniz; senin hukuk sistemiyle ne isin olacak ki... ıyi insan ol, sana ne bunlardan... napak, gaijiniz diye sistemi elestirmeyek mi??? biz elestirmeyelim, japonlar zaten olse elestirmez, nasil yeserecek o zaman bu baglar bahceler?

    mesela soyle bir istatistik var. her yil 150.000 kadar cocuk kacirma (child abduction) vakasi yasaniyor japonya'da, bu inanilmaz bir sayi. parental child abduction diye bir kavram var. mesela siz bir japon erkegi veya kadini ile evlisiniz ve jp'de yasiyorsunuz ve ne yazik ki isler iyi gitmiyor. esiniz sizi polise sikayet ettiginde tum hayatinizi kaydiracak olaylar yasama sansiniz cok olasi... ve sagda solda milyon tane ıngiliz'in amerikali'nin avustralyali'nin benzer hikayelerini duyuyorsunuz... cocugumu benden habersiz aldilar, bana gostermiyorlar, vizemi kaybettim, deport edilenler falan bile var... bir gaijin olarak haklariniz inanilmaz kisitli. bu konuda sbs calisani (au'nun trt'si gibi dusunun) scot mcıntyre'in hikayesini bulabilirsiniz internette. olayin derinine indiginizde aslinda neredeyse japonlarin avantajina child abduction olayini destekleyen bir durum/sistem goruyorsunuz. siz diyelim londra'da yasiyorsunuz. japon kariniz birgun cocugu alip osaka'ya kaciyor. neredeyse "unutun o cocugu" demeye getiriyorlar.

    ote yandan jp'ye is kurmak icin geldiginizi, guzel bir para getirip yatirim yaptiginizi dusunun. yine b.ktan pusur bir olay ile hem isinizi hem de hayatinizi duman etmeleri cok olasi. hatta fabricated olaylar bile yasaniyor. mesela cantaniza ortasi delik bir metal coin koyup sizi bunun uzerine saatlerce sorguya cekebilirler. seytanin aklina gelmeyecek bir olay. boyle olaylarin temelinde farkli farkli motivasyonlar yatiyormus: mesela halka sizi ifsa ederek bu berbat sistemin devamliligini saglamak. sanki inanilmaz burokratik dezavantajlar yetmiyormus gibi bir de ustune boyle potansiyel riskler ekleniyor.

    gecenlerde bir toplantiya katilmistim, cok ust duzey burokratlarin is insanlarinin oldugu bir toplanti. bir istatistige gore 450 civarinda japon sirketi avustralya'da is yaparken, sadece 60 civarinda au sirketi japonya'da is yapiyormus. sirket ve is alani profilleri de birbirlerinden cok farkli. bu istatistigin nedeni au'lularin proaktif olmayip, is alaninda geri olmalari mi, yoksa japonya'da is yapmanin cok zor olmasi, burokratik engeller cikartilmasi, risk sermayesi vesaire japonya'da is yapmanin cok da akil kari bir durum olmamasi mi gibi bir soru sordum... once garip bir sessizlik oldu (bu durumun da nedenini anlatacagim), sonra bir au'lu gulerek "ehm ikisi de diyebilirim" diye gecistirdi sorumu...

    ac parantez - yukarida bahsettigim sessizligin nedeni, is japonya'ya geldiginde gercekten anlam veremedigim sekilde insanlarda (bizde, sizde, onlarda) jp ile ilgili negatif seyleri avoid etme (kacinma) durumu var... hatta sozlukte yasanan tartismalarin cogunun temelinde de bu sacma durum yatiyor. abd'de de fransa'da da baska ulkelerde de yasanan rusvet, sorunlu demokrasi ve hukuk sistemi, sapkin bir kultur, vesaire burada da var, daha cok var daha az var tartisilir, ama onemli olan disardan sanki yokmus gibi bir algi yaratilmasi (allahim algi kelimesini ben de kullandim sonunda)... yani bilemiyorum altan, belki japonya bak biz boyle mukkemmeliz biz boyle soyleyiz, lumpen japon sovenistleri japonya boyle mukkemmel japonya soyle mukkemmel diye kafa utulemese, bati gerizekali bir sekilde japonya'yi tanrisal bir oryantalizm kavrami icerisinde degerlendirmese, eksideki japonya basligi daha huzurlu bir baslik olacakmis gibi geliyor. nitekim aslinda japonlar da bunun farkinda. gecenlerde bir toplantida belli bir sure sonra panelist "bu toplantida chatham house kurallari uygulanmaktadir" dedikten sonra konusulanlari agzim acik dinlemistim. yani cok net bir sekilde bir sizin dusundugunuz, bir de herkesin bildigi ama uzerine konusmadigi 2 ayri japonya soz konusu - kapa parantez.

    japon kiz arkadaslari tarafindan bicaklanan veya bicaklanmaya yeltenilen insanlarin da aslinda cok trajikomik hikayeleri var... jp'li eslerinden siddet goren cok insan var. birinde bir eleman arka odaya kacip, kapiyi kiteyip polisi ariyor. olay yerine gelen polisler adama oylesine hostile (dusmanca) davraniyorlar ki artik elemani bicaklamaya calisan kiz arkadasi polislere "aslinda yasadigimiz bir tartisma (dispute) dolayisiyla sizi ben aramistim" diyerek elemani polislerden kurtariyor ahaha

    carlos ghosn olayi ile ilgili de aslinda cok acayip detaylar var ama entry cok uzadi.

    take home message:

    1. japonya cok sorunlu bir hukuk sistemine sahip; diger konularda oldugu gibi bu konuda da delusive (misleading impression) bir durum soz konusu, gozunuzde buyutmeyin.

    2. ıs kurmayi, bir japon ile evlenmeyi ve cocuk sahibi olmayi vesaire dusundugunuz konularda aklinizda bulunsun (beware) ve dikkatli olun.

    bazi seylerin henuz basiniza gelmemis olmasi, bu seylerin hicbir zaman basiniza gelmeyecegi anlamina gelmez.
  • dünyanın en büyük yerel ülkesidir.

    -vatandaşlarının sadece 1,3 milyonu ülke dışında yaşıyor. kaynak
    -ülke dışına sadece 31.732 tane üniversite öğrencisi göndermiş. ekşi
    -son yıllardaki geçici işçi alımına rağmen yabancı işçi miktarı az.
    -17 milyon japon ülke dışına çıkıyor ama çoğu, pasifikteki birkaç ada ülkesine gidiyor.
    -para piyasalarında yine yabancı payı az.
    -yabancı dil bilme oranı düşük.

    yani japonlar dünyanın bir ucunda, bilmem kaç tane ada üzerinde yaşıyorlar.
    birbirlerinden ve de dünyadan habersizler.

    çalışma tarzları yerel-robotik-standart.

    peki neden ileri bir ülke?
    anglofon ülkelerle kurdukları ilişkiler sayesinde.
    o ilişkileri de az sayıda insan kuruyor.
    japon halkı ise kendi toplumsal hiyerarşisi içinde makus kaderini yaşıyor.
  • uzun zamandir yazacagim da unutuyorum.

    1) japonya'da kadinlara topuklu ayakkabi giyme zorunlulugu var.
    2) japonya'da kadinlara is sirasinda gozluk takmak yasaklandi.

    japonya'da calistigim sirkette, iddia edilen bu 2 "kural?" uygulanmiyor.
    calisan kadinlara sordugumda onlarin da haberi yoktu.

    ben de google'ladim.
    meger;
    1) otel ve havaalani personellerinin uniformalarinin bir parcasiymis. yani her calisan kadina topuklu ayakkabi giy denmiyor. ayrica yine bu iki is kolunda calisan erkekler de spor ayakkabi veya kot pantalon giyemez mesela.

    2) bu da a) kimono giyilen islerde kimonoya yakismadigi icin*, b) japon yemegi lokantalarinda yemek servis ederken gozlugun tabaga dusmesini engellemek icin "bazi" lokantalar tarafindan koyulan bir kuralmis.

    bu 2 konunun cinsiyet ayrimciligiyla bir alakasi var mi size birakiyorum.
    sahsi gorusum ise, erkeklere takim elbise giyme ve kravat takma zorunlulugu varken kadin calisanlarin serbest kiyafetle ise gelebilmesi bence ayrimciligin daniskasidir.
18 entry daha