şükela:  tümü | bugün sorunsallar (4)
3105 entry daha
  • buyurun, tokyodan geçen haftaya ait bir video çok fazla bir değişiklik olduğunu sanmıyorum. https://www.youtube.com/watch?v=e2y7zjydomq
  • neredeyse herkesin maske takması sebebiyle koronavirüs olayını hiç hissetmeyecek ülke.
    bilinçli halkın farkı.

    edit: şu gemi olayı olmasaydı vaka sayısı 1000'i geçmezdi. sokakta virüs yayılmıyor çünkü sokaktaki hasta kişiler maske takıyor, yaşlılarda maske takıyor gençlerin de çoğu maske takıyor.
    sonuç olarak 6 ocak tarihinden 26 mart'a kadar vaka sayısı 1500 geçmemiş. avrupa'da halk sokaklarda ölüyor.
  • olimpiyatların ertelenmesinin kesinleşmesiyle, dün tokyo valisi koike coronavirüse karşı önlemleri arttırmaları gerektiğinden bahsetmişti. dün gece ise tokyo'da yaşayanların, sokağa çıkma yasağı gelmemesi için özellikle bu haftasonu evden çıkmamaları gerektiği konusunda uyardı (çünkü gün seçiyor virüs).

    https://mainichi.jp/…s/20200325/p2g/00m/0na/132000c

    http://www.asahi.com/sp/ajw/articles/13240195

    bu sırada vaka sayısı artmaya devam ediyor. özellikle tokyo'da dün bir günde 41 yeni vaka açıklandı. bu tokyo'nun bir günde gördüğü en yüksek sayı. birkaç günde "japonya'da yayılmanın önüne geçeceğiz, olimpiyatları yapacağız"dan, "yayılma durmazsa diğer ülkelerin başkentlerinde olduğu gibi bizim de sokağa çıkma yasağı uygulamamız gerekebilir"e geldik. tokyo'nun nüfusu 13 milyon. shutoken denilen tokyo ve chiba, kanagawa gibi civar eyaletleri kapsayan bölgenin nüfusu 38 milyon. bu bölgelerden her gün trenle tokyo'ya iş için gidip gelen yüz binlerce, belki milyonlarca insan var. son 2-3 haftadır tokyo'daki insanlarda gevşeme vardı, hala da var. yapılan test sayısı hala az, özellikle de nüfusa kıyasla.

    yazıp yazıp siliyorum. yaklaşımımın kötümser olduğunu söyleyenler oldu o yüzden yorum yapmayacağım. sadece, japonya'da yaşadığım 2 yıldan ve son 2 aydır gözlemlediklerimden sonra japon hükümetine güvenmem için de bir neden olmadığını düşünüyorum. bence türkiye de sayılara çok güvenmesin.
  • otoriteye kolay kolay karşı çıkılamayan ülke.

    bu başlıkta görülen bir şey var.
    japon otoritelerin kararlarına karşı septik-kuşkucu yaklaşan kişiler birbirleriyle çatışabiliyorlar.

    çünkü muhaliflerin dünyasında otorite yoktur.
    bu nedenle -paranoya dahil- akla gelebilecek her türlü düşünce alabildiğine yayılır ve destek bulur.
    bu muhalif düşünceler ise diğer muhalif-farklı düşüncelerle çelişebilir ve çatışabilir. bu normal.

    1-japonya'da muhalifler sevilmez.
    2-buna rağmen birileri muhalif olur.

    "muhalif olmak" deyince akla genelde "sol" gelir ama muhaliflik her yerdedir.
    örn. sağ ve sol partilerin kendi içlerinde muhalif ve egemen kanatları vardır. yabancılar da japonya'ya muhalif olur.

    japonya siyaseti sağ ağırlıklı.
    japonya'da sosyal demokratların oyu % 1,5.. (anca 2 vekil çıkarıyorlar)
    "yeşiller" meclise bile giremiyor. wiki
    sol denebilecek diğer 2-3 büyük partinin toplam oyu üçte biri bulmuyor.

    sonuçta muhalifler sevilmiyor. peki niye sevilmezler?

    1-muhalifler, sıradan bir japon'un yapmaması gereken pek çok şeyi yaparlar.
    sıradan bir japon'un uzak durması gereken pek çok şeyin üzerine giderler.

    muhalifleri; meydanlarda polisle karşı karşıya gelirken
    mecliste devlet büyüklerinin üstüne yürürken
    mahkemelerde dava açarken
    akademi, medya ve nette atıp tutarken görürsünüz.

    2-muhalifler tatminsizdirler. sürekli soru sorarlar, komplo teorileri ve paranoyalar üretirler.
    3-muhalifler "karşı eleştiri"lere kapalıdırlar. çünkü hep "başkalarını suçlama"ya eğilimlidirler.
    4-muhalifler negatif-yıkıcı-bencil değerleri temsil ederler. otorite konusunda bardağın boş yanını görürler.
    5-muhalifler diğer muhaliflerle de sorun yaşarlar.
    6-muhalifler kendi çözüm önerileri konusunda ise aşırı iddialıdırlar. bardak daha dolu olacaktır.

    7-çoğu japon; otoriteler ile empati-duygusal bağ kurar.
    otoritelere dönük muhalif düşünce ve eylemleri "düşmanlık" olarak algılar.
  • oncelikle basliga gelip katkida bulunan herkese cok tesekkur ediyorum. henuz katkiya baslamayanlar da lutfen gelip bilgilerini bizlerle paylassinlar. yazdiklariniz eminim bircok insan icin rehber gorevi goruyor bazi seyleri anlamakta.

    dun eve geldigimde bayagi sinirli idim, ama o halde oturup birseyler yazmak istemedim. kufur etmenin insanin fizyolojisi ve mental sagligi uzerinde onemli pozitif etkileri oldugunu inaniyorum ama bu hakkimi ileri bir gune saklamak istiyorum...

    bugun itibariyle luksemburg'daki vaka sayisi da japonya'yi gecmis durumda. 600.000 bin kisilik ufacik ulkede 120.000.000'luk ulkeden daha cok vaka var... bu ıtalyanlar fransizlar artik nasil bir enfekte oldularsa, radyasyonlari bile luksemburg'un hasta olmasina yetmis, ama burada japonya'da hersey gulluk gulistanlik... halbuki cin'in dibindeyiz. tatile, cin yeni yilina bir suru insan gitmis gelmis. ulkede calisan okuyan bir ton cinli var. cruise gemisi skandali yasanmis. havalimanlari kontrol altina alinmamis, gelen giden halen belli degil. pozitif tani konmus bir genc kadin, o halde taa okinawa'daki evine gidebiliyor... ulkenin en unlu komedyenlerinden birine tani konmus. daha bir ton sey, ama biz luksemburg'dan bile daha az vaka sayisina sahibiz...

    asil ve en onemli konu, diger yazar arkadaslarin da degindigi gibi;

    - haftalarca hersey sakindi. hic vaka haberi almadan gecirdigimiz gunler oldu. bize sorun yok dediler.

    - olimpiyatlarin ertelenmesinden bir gun once nedense belki de bir tecrit (lockdown) gerekli olabilir dendi...

    - olimpiyatlarin ertelendigi gun insanlarin biraz kayitsiz/vurdumduymaz (complacent) oldugu, artik daha dikkatli olmalari gerektigi soylendi.

    - olimpiyatlarin ertelenmesinden bir gun sonra nedense sayilar bir anda artmaya basladi. televizyonda acil durum alarmi koduyla tokyo'da insanlara bu haftasonu evlerinde kalmalari seklinde cagri yapildi...

    tabi yersen...

    japonlarin bu olanlardan sonra hukumete karsi yeri gogu inletmeleri gerekirken yine ve her zamanki gibi ses seda yok.

    hatta televizyon yorumcularindan birisi tam olarak soyle bir yorum yapmis: japonya'da enfeksiyonlara neden olan testleri bir an once durdurmaliyiz! yani bu kisiye gore test olmaya giden enfeksiyonlu kisiler bu sirada diger insanlari da enfekte ediyorlar... bu mudur abi dusunce yapiniz? yukarida baska bir yazar, "gaman" kavramindan bahsetti... "sabir ve serefle dayanilmaz olana tahammul etmek". afedersiniz de s.kerim oyle filozofiyi... ben oluyorum ama evde oturayim da japonya'daki vaka sayisi artmasin... bu arada japonya'nin acil hekimligine yaklasimini da belki ayri bir zamanda yazarim.

    tohoku universitesinden mezun bir arkadasim ny universitesinde is buldu ama gidemiyor cunku abd japonya'dan gelisleri kabul etmiyor, non-immigrant vize islemlerinin tamami durmus vaziyette. benzer sekilde internette gordugum kadariyla kanada uzerinden barbados'a gidecek bir kadin, kanada hukumetinin japonya'dan ucuslari kabul etmedigi icin tokyo'da mahsur kalmis... bu arada kanada'ya ayri bir parantez acmamiz lazim; cikip babalar gibi dediler ki "bizim insanimizin hayati kiymetli, bu yuzden olimpiyatlar yapilmaya karar verilse dahi japonya'ya hicbir sporcumuzu gondermeyecegiz". ıste buyuk ulke boyle olur. bu yorumdan sonra olimpiyatlarin ertelenmemesinin zaten imkani yoktu. belki de binlerce insanin hayatini kurtaran kanada hukumetine de buradan tesekkurlerimizi sunalim.

    simdi japonya bu kadar harika ise neden uluslararasi medyada sayfalarca japon mucizesi makaleleri gormuyoruz? malum ya, cine yakin olmamiza, gemi skandalina suna buna ragmen toplasan 1000 tane vaka anca gorulmus... bence tum dunya oyleyse japonya'yi ornek almali... uluslararasi medya her zaman japonya'yi harika yanlariyla gormeye hazir... o zaman nerede butun bu makaleler? bu uzerinde iyi dusunulmesi gereken bir konu, bunu da buraya not duseyim...

    diger onemli bir konu; paylasilan hastalik haritalarinin, gercek zamanli applikasyonlarin falan hicbir gecerliligi yok. japonya'da su anda sadece 1000 tane vaka oldugunu dusunmek en hafif tabirle alikliktir, ve o haritalarin hicbirinde tani konmamis insanlarin hangi izakayalara gittigi, hangi bankalara gittigi, hangi metroya bindikleri vesaire yazmiyor... ben bu saatten sonra zaten japon devletinin benimle paylastigi hicbir veriye guvenip de atlamam... halk da zaten umursamiyor! senin etrafindaki 3 5 kisinin olayin vehametinin farkinda olmasi, genelin davranislarini yansitmaz! telefonunu surekli oyun oynamak icin kullanan milyonlarca japon halen ve israrla agziyla yuzuyle burnuyla oynuyor, restoranlara dolusuyor, bir ton japon sirketi halen calisanlarina ise gelmelerini zorunlu kiliyor, vesaire... dun arkadaslara gittim yemek yapmaya, sonra saat 11'e kadar bekledim ki kalabalik dinsin, rahat rahat gideyim... ne hacet! saat 11'de metro halen tiklim tiklim... demek ki herkes benim gibi arkadaslarina yemek yapmaya gidiyor... kipkirmizi suratlar... neyse neyse... bu konuda da kendimi kisitlamaya karar verdim...

    simdi son bir yorum da neden hastanelerin dolup tasmadigi ile ilgili olsun... bu is cok katmanli bir konu anladigim kadariyla, ama bu konu ile kendinizi motive etmeye calisiyorsaniz bence buyuk yanilgiya dusersiniz... birincisi, sizden kesinlikle acile veya hastaneye gelmemeniz isteniyor! bu cok net. bu minvalde hem cok yorum aliyorum, hem de kendi gozlerimle bazi seylere sahit oldum. ıkincisi, acil uniteleri ozelinde soyluyorum, acile gitmek cok karmasik ve zor bir konu. diger sehirleri bilmiyorum ama tokyo'da aramaniz gereken 2 ayri telefon numarasi var. standard bir prosedur iyi japoncaniz varsa bile 30 60 dakika arasinda suruyor. ıngilizce bir destek unitesi bulmaniz cok zor. yani diger bircok ulkedeki gibi bir problemim var, acile gideyim yapamiyorsunuz... beni ocak ayinda 40 derece atesle acilden geri cevirdiler. zaten yine anladigim kadariyla japonya'da acil hekimligi diye bir alt brans da yok... yine gecen gunlerde yasadigim bir olayda bir doktorun hastasini nasil asagiladigini gordum. boyle hastalikli bir ortam varken hastaneler dolup tasmiyor, bakin kimse hasta olmuyor, vesaire... bunlarla kendinizi avutabilirsiniz... 3 ayda sadece 16 bin kisi test yapilmis!!! turkiye'de gunde 3 ila 5 bin arasi test yapiliyor diye yer yerinden oynuyor, bolun carpin toplayin bakalim 3 ayda 16bin kisi test yapildiysa gunde kac kisiye denk gelir.

    ısin en kotusu de boyle bir ortamda hasta sayisi gercekten yuksek mi az mi, kac kisi enfekte oluyor veya olmus, kac kisi bu nedenle olmus, bunlarin hic birini bilemeyecegiz... olimpiyatlarin ertelenmesinin ustunden 24 saat gecmeden inciler dokulmeye basladi ama acikcasi bu saatten sonra ne buradaki politikalarda, ne de gelen haberlerde dramatik bir degisim beklemiyorum. kendi guvenliginizden siz sorumlusunuz. "critical judgement" (analiz etmek ve kritik karar vermek) yapmayi panik yapmayla, "iyi hissetmemeyle", "kotulemeyle" karistiranlar var. critical judgement yapamayan insanlar "onyargili olmamalisin" gibi seyler soylerler. boyle bir belirsizlik durumunda nedenleri ve sonuclari tartismaya devam etmemiz, bizi hastaliktan korur. dedigim gibi bu saatten sonra ben resmi verilere ve politikalara guvenmeme karari aldim. kendimin ve cevremdekilerin hasta olmamasi, olmayacagi anlamina gelmez. avustralya'nin su andaki vaka sayisi, yaz aylarinda olmasi, incelen ozon tabakasi yuzunden dunyada en cok uv alan ulkelerden birisi olmasi, genis sehirlere sahip olmasi, insanlarin kisisel alana cok saygili olmasi, vesaire, ama tum bunlara ragmen halen sokaga cikma yasagini degerlendiriyor oluslari, bu hastaligin seyri hakkinda size bir ip ucu versin.
  • süreci en dandik yöneten ülke olarak tarihe adını yazdıracak. hijyen ve maske kullanımından dolayı yayılmadığına inanmak istesem de gerçeğin gizlendiği yavaşça gün yüzüne çıkıyor. işin sakıncalı kısmı 65 yaş üzerinin iş katılımı türkiye’ye göre muazzam! yaşadığım yerde 82 yaşında bir kadın çalışıyor mesela. vasıfsız işçilerin ciddi bir kısmını bu yaşlardaki insanlar oluşturuyor.

    her şeye rağmen avrupalılar gibi ciddi bir karantina uygulayacaklarına inanmıyorum. belki restoran ve kafeler kapanır ancak ofis çalışanları tıpış tıpış işlerine gidecektir. metrekareye 10 kişi düşen sabah trenlerini kullananların zaten hastalığı kapmama şansı 0. eğer hala kapmadığınızı düşünüyorsanız işe bisikletle gidin.

    işin ilginci insanlar hastalığı ciddiye almıyor. sebebinin korona paniğinin burada erken başlayıp üzerine düşülmediği için laçkalaşmasına bağlıyorum. konuştuğum insanlar arasında hafif semptom gösteren/göstermiş olanlar var. daha genciz bize bi’şey olmaz kafası acayip hakim. insanlar ufak evlerde yalnız veya partnerleriyle yaşadığı için çok da mantıksız değil.

    olimpiyatların ertelenmesiyle de ak göt kara göt ortaya çıkacak. yarışmacı arkadaşlara başarılar dilerim.
  • bugun hep gittigim bir markete ugradım. raflar bos,son satıslar, bu hafta kapanıyor.
    kasiyer garibim gene isini aynı ciddiyetle yapıp,aynı soruları sorunca bir gozlerim doldu. bu tatlı insanları issiz bırakan krize s...
    bir de buradaki turkler makarnanızı, princinizi almıssınızdır ama birkere daha soyleyelim, herkes erzagını depolasın. sonra burada bulgur karsılıgı yag,seker karsılıgı tuz ile takasa girmeyelim.
  • 26 mart 2020 tarihinde şinzo abe hükümeti "salgın tehlikesi" nedeniyle bir "önlem merkezi (taisaku honbu)" kurmaya karar vermiş.
    "şimdiye kadar yok muymuş? daha yeni mi kuruluyormuş?" diye şaşkınlığını gizleyemenler var.

    japonca twitter'da ilgi çeken başka bir deyim de "genkin yokose! (nakit para ver!)".

    hükümet ekonomik önlemler çerçevesinde herkese nakit para dağıtma yerine "wagyuken (japon eti kuponu)" gibi baskı gruplarının ekonomik çıkarlarını göz önüne alan alış veriş kuponları dağıtmayı düşündüğü için buna tepki gösterenler var.

    "kome ga nakereba wagyu tabereba ii janai" yani
    "pirinç bulamıyorlarsa japon eti yesinler" şeklinde bu durumla fransız devrimi öncesindeki
    "ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler" sözünün söylendiği zamandaki benzerliğe dikkat çekenler var.

    kobe eti gibi japon etleri çok pahalı olup japonlar günlük hayatlarında kolay kolay yiyemiyorlar. yabancı turist sayısındaki şiddetli düşüş sonrası talebin düşmesiyle kobe eti satılamamaya başlamış.

    (wagyu diye internette arama yapınca hürriyet gazetesinin bir haberinde "japonya'nın wagyu bölgesinde yetişen inekler" diye anlattıklarını gördüm. wa(japonya) + gyu(inek) anlamında olduğu için wagyu japon ineği eti anlamına geliyor.)

    "genkin yokose!" diyerek nakit para isteyenler bu ayki kiralarını ve diğer ödemelerini düşünüyorlar.

    tokyo'daki durumun boyutu tam olarak bilinemiyor. turistlerin sık uğradığı asakusa ve ueno semtlerinin bulunduğu taito ilçesinin ana hastanelerinden ueno'daki eiju hastanesi'nde sağlık görevlileri ve bazı yatan hastalarda korona virüsüne rastlanmasından sonra hastane dışarıdan gelen hastalara kapatılmış.

    gifu gibi başka illerde de toplu korona vakalarına rastlanmış.

    önümüzdeki günler ve haftalar japonya için çok kritik gibi.
  • 11 mart 2011 japonya depremi ve sonrasında yaşananlar ile koronavirüs salgını sırasında yaşananları karşılaştırıyorum. durum çok benziyor. sanki değişen yalnızca yıl.
    yine bir mart ayı, yine aynı terane. 2011'i hatırladıkça insanı ifrit ediyor.

    deprem sonrasında halkta bir korku ve endişe hakimdi.
    bu sefer de virüs nedeniye bu korku ve endişe kısmen var. ama o zaman da panik yoktu şimdi de yok.

    bilgilerin teyit edilmesi güçtü ve çoğu kez tek kaynaktan geldiği için süzülerek damlardı. fısıltı gazetesi ile yayılan söylentiler "bilgi" adına yağardı, ama işe yarar bilgi ancak cımbızla seçilirdi. durum aynı.

    deprem sonrasında yabancı ülke vatandaşları japon makamlarından bağımsız kaynaklardan türlü haberleri paylaştığı için felaket tellalı ilan edilir ve japonlara pipirikli görünürdü. durum hala değişmemiş.
    misal alman devletinin japonya'daki en resmi kurumunun (büyükelçilik) yayımladığı tebliğin özeti.

    "japonya içinde koronavirüs taraması için yapılan tahlillerin yetersizliği neticesinde, bildirilmemiş enfeksiyonların olduğu varsayımına varılmıştır. bu nedenle ülkedeki salgının doğru bir biçimde değerlendirilemeyeceği kanısı hasıl olmuştur."

    deprem sonrasında hayat normale dönsün "işler aksamasın, japonya gücünü dünyaya göstersin" düsturuyla akıl almaz bir biçimde işyerleri ve hele hele okullar alelacele açılmıştı. öyle ki saatinde düzeninde işleyen ulaştırma ağı henüz oturmamışken bir dünya çocuğu okula göndermekte bir abes görmemişti akil adamlar. şimdi de durum aynı. hanamiler içmeceler gani gani.

    deprem sonrası dönemde matem havasından eğlence-içmece yönünden bir çekince vardı. insanlar daha bir makul ya da ihtiyatlıydı. şimdi o hissiyat yok bu farkı atlamayayım.

    nükleer santral patlamaları neticesinde yayılan radyasyona ilişkin durum her gün kötüye giderken ve artık durum ayan beyan açıkken halktan bilgi saklayan, yanıltıcı ya da eksik bilgi geçen hükümet (naoto kan hükümeti) ve devlet kurumları (japon atom enerjisi kurumu) bir de hakkını yemeyelim aman bilançomuz kötü diyen basiretsiz tepco ve tepco'yu kurtarma çabasındakiler vardı.
    şimdi de durum aynı. o zaman tepco kurtarılmak istenendi, şimdi olimpiyatlar.

    too big to fail dedikleri de bu olsa gerek.

    halka gözünün içine baka baka yalan söyleyen bir hükümet ve bunu sorgulamayan basın yayın vardı. bir avuç hakikati savunan bürokrat haricinde herkes dut yemiş bülbül gibi sessiz, ya da etliye tuzluya karışmayan vatandaş durumundaydı.

    yıllar sonra "paniğe neden olmamak için radyasyon haberlerini gizledik" diyen naoto kan -ki siyasi kariyeri çöktükten sonra nükleer enerji karşıtı olacak kadar durumun vehametini idrak etmiş birisi- gibi politikacıları vardı. alimallah hala benzerleri görevde.

    koca ülke aynı tas aynı hamam düzeni ısrarla devam ettirmekten perişan olacak. istikrar şart.
    her kim ki bu istikrar olayına takıntılı derecede bağlı, bilin ki orada bir kokuşmuşluk, bir haltları örtbas etme çabası var.

    deprem sonrasında temcit pilavı gibi ajitasyon yapan "acımız büyük vakit dayanışma vakti", "santral kötü durumda ama endişe edilecek bir durum yok, radyasyon zaten etkisiz", "hükümet önlemleri alıyor" diyerek halkı uyutan-uyuşturan medya ve kendine verilen hiç bir bilgiyi sorgulamayan, sorgulasa da ses etmeyen, kuzu kuzu dinleyen bir halk vardı. bu da maşallah hiç değişmemiş. o halk da medya da hala yerli yerinde.

    şu sırala tuvalet kağıdına hücum edenler de, deprem zamanı temiz şişelenmiş suya hücum edenler de, muhtemelen aynı kişilerdi . kimlik tespiti yapılsa ıskalamaz tahminim.

    debe editi: istikrar istikrar istikrar. sıçarken de sıvarken de istikrar.
  • otoriteye saygı duymalarını yüzlerce yıl süren feodal bir baskıcı yönetimle idare edilmesine borçlu olan ülke, her şeyde bir düzen ve disiplin var çünkü toplumun hal ve hareketlerini kabullenmiş yargılar temsil eder ve bu yargılar yaşanmışlıklara, tarihe bağlıdır. japonların bu derece disiplin altında yaşamalarının yegane sebebi tarihlerinin baskıcı bir otorite altında toplanması.
21 entry daha