şükela:  tümü | bugün
  • françoise hardy'nin en güzel şarkılarından birinde geçen bir cümle. "mutlu bir kalbim olacak, yarın korkusu olmayan" demek. yalnız öyle çok iyi fransızca falan bildiğimi zannetmeyin, bi ara canım fransızca öğrenmek istemişti ve biraz özel ders almıştım. "ce n'est pas une vache"'ta bıraktım dersleri. "bu bir inek değildir" demek. bana ders veren kadına bu cümleyi nerede kullanacağımı sordum. o da gülerek böyle ayrımlara girmememi, bir gün lazım olabileceğini söyledi. bu cümlenin bana lazım olması için benim fransa'da bir çiftçi olmam lazım. inek sipariş etmem lazım. inek yerine öküz gelmesi lazım ve benim de tam o sırada çiftçi şapkamla tarlanın ortasında ellerimi kollarımı kaldırıp "ce n'est pas une vache!" diye isyan etmem lazım. hatta bence ben o zaman bile böyle bir cümle kurmam, "abi ben inek söylemiştim bi yanlışlık olması lazım, tekrar bakabilir misiniz?" derim. çünkü bunun bir inek olmadığını muhtemelen yanımdaki de görüyordur. gördüğünüz gibi "bu bir inek değildir" cümlesi fransa'da çiftliklerim de olsa kullanamayacağım bir ifade. dolayısıyla anlamsız ve yararsız şeyler öğrendiğime karar verip derslere devam etmedim. descartes de olsa aynı şeyi yapardı çünkü o zaten bir ineğin gerçekten bir inek olduğundan korkunç bir şüphe duyar, böyle laflara hiç gelemez, üstüne üstlük hocayla ciddi boyutta kavga ederdi. benim gibi dersten sonra parasını ödeyip teşekkür etmezdi. resmen kadını allah korumuş, verilmiş sadakası varmış. bir gün hatırlatın da size neden ispanyolca öğrenmediğimi anlatayım. bu arada françoise hardy hanım şu an 72 yaşında ve hala güzel.
  • çok güzel bir parçada geçen, umut vat eden bir cümledir.

    tous les garçons et les filles de mon âge
    -yaşıtım olan tüm erkekler ve kızlar
    se promènent dans la rue deux par deux
    -sokakları el ele geziyorlar
    tous les garçons et les filles de mon âge
    -yaşıtım olan tüm erkekler ve kızlar
    savent bien ce que c'est qu'être heureux
    -mutlu olmanın nasıl olduğunu çok iyi biliyorlar
    et les yeux dans les yeux, et la main dans la main
    -gözleri gözlerinde, elleri ellerinde

    ıls s'en vont amoureux sans peur du lendemain
    -yarın korkusu olmadan aşka kapılmışlar
    oui mais moi, je vais seule par les rues, l'âme en peine
    -evet ama ben, sokakları yalnız yürüyorum, kaybolmuş bir ruh gibi
    oui mais moi, je vais seule, car personne ne m'aime
    -evet ama ben, yalnızım, kimse benden hoşlanmadığı için

    mes jours comme mes nuits
    -günlerim gecelerim gibi
    sont en tous points pareils
    -hep aynı geçiyor
    sans joies et plein d'ennuis
    -ne bir neşem var ne bir üzüntüm
    personne ne murmure je t'aime à mon oreille
    -kimse kulağıma "seni seviyorum." diye fısıldamıyor

    tous les garçons et les filles de mon âge
    -yaşıtım olan tüm erkekler ve kızlar
    font ensemble des projets d'avenir
    -geleceğin hayalini kuruyorlar
    tous les garçons et les filles de mon âge
    -yaşıtım olan tüm erkekler ve kızlar
    savent très bien ce qu'aimer veut dire
    -aşk nedir çok iyi biliyorlar
    et les yeux dans les yeux, et la main dans la main
    -gözleri gözlerinde, elleri ellerinde

    ıls s'en vont amoureux sans peur du lendemain
    -yarın korkusu olmadan aşka kapılmışlar
    oui mais moi, je vais seule par les rues l'âme en peine
    -evet ama ben, sokakları yalnız yürüyorum, kaybolmuş bir ruh gibi
    oui mais moi, je vais seule, car personne ne m'aime
    -evet ama ben, yalnızım, kimse benden hoşlanmadığı için

    mes jours comme mes nuits
    -günlerim gecelerim gibi
    sont en tous points pareils
    -hep aynı geçiyor
    sans joies et pleins d'ennuis
    -ne bir neşem var ne bir üzüntüm
    quand donc pour moi brillera le soleil?
    -ah şu güneş benim için ne zaman parlayacak?

    comme les garçons et les filles de mon âge
    -yaşıtım olan erkekler ve kızlar gibi
    connaîtrais-je bientôt ce qu'est l'amour?
    -ben de bilecek miyim aşk nasıl bir şey?
    comme les garçons et les filles de mon âge
    -yaşıtım olan erkekler ve kızlar gibi
    je me demande quand viendra le jour
    -o gün gelecek mi hiç bilemem

    où les yeux dans ses yeux et la main dans sa main
    -ya da gözlerim gözlerinde, ellerim ellerinde
    j'aurai le coeur heureux sans peur du lendemain
    -mutlu bir kalbim olacak yarın korkusu olmayan

    le jour où je n'aurai plus du tout l'âme en peine
    -o gün artık kaybolmuş bir ruh olmayacağım
    le jour où moi aussi j'aurai quelqu'un qui m'aime.
    -o gün ben de benden hoşlanan birisini bulacağım.