şükela:  tümü | bugün
  • jean bodin veya unlu kitabi “devlet uzerine alti kitap”* in latince baskisinda` :de republica libri six` kullandigi ismi ile johannes bodinus xvi. yuzyil siyasi dusuncesini dar kaliplarinindan cikarmis, egemenlik uzerine verdigi orneklerle bilimsel bir cerceveye oturtmustur. cogu siyaset bilimcisine gore johannes bodinus’un ‘devlet uzerine alti kitab’i gerek icerigi gerkese derinligi bakimindan gecmisteki aristototles’in politika’siyla da gelecekteki montesquieu’nun yasalarin ruhu’yla boy olsucebilecek olcude dev bir yapittir. veba salgini sirasinda hayatini kaybeden jean bodin’in dini hosgorusu basina bircok sorun acmis, paris katliamindan guclukle kurtulabilmistir. ayrica ilm-i nucum* konusundaki meraki buyuculukle suclanmasina neden olmustur.
  • anayasa hukuku'nda sıklıkla karşımıza çıkan fransız düşünür..
  • 1539-1596 yılları arasında yaşamış jean bodin paranın miktar teorisini ilk biçimiyle formüle eden ekonomisttir ayrıca.
  • monarşiyi destekliyor..kralın tanrısal hakları düşüncesine katılmıyor ..egemen sadece tanrının ve doğanın yasalarına bağlı olmakla yükümlüdür.
  • 16.yy da fransa'da yetişmiş mutlakiyetçilerdendir. amaçları, devleti karma yönetimi savunanlardan kurtarmak ve iktidarın güçlenmesini sağlamak, din kavgaları yüzünden bozulan yönetimi düzeltmek, hukukun genel ilkelerini ileri sürerek siyasal bilmin temellerini atmaktır. bu amaçlarını "devletin altı kitabı" adlı eserinde belirtmiştir.

    din, aile ve devletin niteliği:
    fransa'da katolikler ve protestanlar arasındaki çekişmelere, çatışmalara hoşgörü ile bakmıştır. aslolan tanrının iradesine ve varlığına saygıdır der. din devlet ve cumhuriyetleri birarada tutar hatta devletlerin temel prensibini oluşturur der. kral tanrının yeryüzündeki vekilidir der ve kilisenin devlet işlerine karışmasına karşıdır. mutlakiyeti ve dinsel hoşgörüyü savunur. devlet, çeşitli ailelerin ele geçirdikleri çeşitli varlıklarla birlikte egemen bir kudret tarafından hukuka uygun yönetim düzenidir. devleti aile, egemen güç ve hukuka bağlı kuruluşlar olarak tanımlar. aileye tanınan vazgeçilmez hak mülkiyet hakkıdır. devlet monarşik bir yönetim olmalıdır. bunun 3 sebebi olduğunu söyler: gökte güneş, nasıl dünyada tanrı tekse devlette de tek bir liderin olması gerektiğini söylüyor ve bunun doğaya uygun olduğunu söylüyor. ve ailelere özel mülkiyet hakkı tanıyor, bu hakka asla karışılmaması gerektiğini savunuyor çünkü egemen kudretin tüm herkesi mülkleriyle birlikte yönettiğini söylüyor. özel mülkiyeti temel hak olarak belirliyor. monarşinin olmasının ikinci sebebi ise, egemenliğin bölünmezliğine en uygun yönetim biçiminin monarşi olduğunu düşünmesidir. üçüncü sebebi ise, önemli yerlere yapılacak atamalarda seçimlerin tek kişiye bağlı olması gerektiğidir.

    egemenlik ve yasama:
    egemenliğin yasa ile sınırlandırılamayacağını yasanın egemen'in buyruğu olduğunu savunuyor. egemenin her buyruğunun yasa olarak kabul edileceğini kimsenin karşı çıkamayacağını bu yasaların zamanaşımına uğrayamayacağını savunuyor. ve adaleti sağlamanın yasanın görevi olduğunu söylüyor. ancak adaleti aristo'nun açıkladığından farklı olarak açıklıyor ve aristo'nun adalet tanımlarına karşı çıkıyor. aristo'nun bahsettiği dağıtıcı ve denkleştirici adalete karşı çıkıyor. denkleştirici adaletin eşitliğe sayıca eşitliğe dayanır ve bodin bu düzende yetenek eksiktir diyor, dağıtıcı adalet ise yeteneğin ağır bastığı adalettir ve bu tür adalette eşitlik eksiktir diyor. ve karma bir adalet düzenini savunuyor adalette birlik, eşitlik ve orantı esastır diyor.
  • bu adam önce çıkıp der ki: kilise! otur götünün üstüne! bundan sonra kral da kral tanrı da kral!
    tabi burada bir durup düşünüyor ''ulan kamil ben ne dedim, kan almasınlar''.
    arkadaş kral yalakası tabi. aslında yalakadan öte kralın egemenliğini meşrulaştırmaya çalışan, kiliseden kurtarmaya çabalayan bir iç mihrak.
    her neyse, kitapları yazıp döşüyor tabi. kilise artık egemen değil diyor. dünyevi bir hayat bu, tek egemen kraldır. mutlaktır, topunuzu keser. sonra tıkanıyor, kal geliyor bir yerde. tabi o dönemde ışık yok, kağıt sınırlı, 6 kitap yazmışsın, kafa binbeşyüz. hepsi bir yana henüz daksil icat edilmemiş. bayınca, bir de yanlış yazınca ne yapıyor bu abimiz? saçmalıyor. fransızların vardır böyle hastalıkları. metodla, düzenle kafayı bozmuşlardır. şimdi son sözü söyleyecek, sonuç bölümü yazılacak. kasıyor kasıyor en son '' kral'ın kimseye karşı sorumluluğu yoktur. hesap soramazsınız. zulmetse bile söz dinleyeceksiniz, itaat edeceksiniz haa ebenize fazla yüklenirse de 'allahından bulsun' deyin, o gerekeni yapar. sonra tabi '' ben ne dedim'' demeye kalmıyor, sıçmış bir kere.
    hani sen egemenliği kurumsallaştırıp, laik temele oturtuyodun? kilise hebelebe derken kralın götünü kurtarıyordun olum? ne oldu şimdi, tanrıyı soktun yine araya tutuşunca, kiliseyi nasıl uzak tutacaz?
    önce mutlakiyetin önünü açmış, oralardan laikliğe selam etmiştir bodin.
    kral yalakası bodin!
  • 16. yüzyılda egemenlik kavramını geliştiren pek sevgili fransız kamu hukukçusu. kendisine göre egemenlik; hukiki, asli ve en yüce bir iktidardır.
  • "egemenlik" kavramını geliştirerek siyaset bilimi alanında literatürde devrim olarak nitelenebilecek bir katkı yapmış olan düşünür. kendisinden sonra gelen bütün düşünürler bu kavramı kullanır olmuşlardır.

    ne var ki, çalışmaları çok fazla tutarsızlık içerir. hem monarşik sistemdeki monarkın tamamiyle egemen olması, asla sınırlandırılmaması, sınırlandırılmış hiç kimse ve hiçbir şeyin "egemen" sayılamayacağını söyler, hem de sonra monarkın "tanrısal yasa", "vicdani kural" gibi soyut, muğlak kurallarca çevreli olduğunu söyler. aklınca burada machiavelli'yi eleştirir ama hepimiz biliriz ki, pacta sunt servanda bir temenninin ötesinde bağlayıcılık taşımaz.

    bir de cadı avını savunan de la demonomanie des sorciers (birebir çevirirseniz "büyücülerin şeytansılık manyaklığı" gibi bir manaya geliyor) isimli eserini yazmamış olsaydı, devlet yönetirken astrolojiye danışılması gerektiği fikrini bile görmezden gelebilirdim kendisinin.

    neyse, gene de literatüre olan katkılarından dolayı teşekkür edip kapayalım.
  • mutlak monasi dusuncesini savunmasinin temelinde, memleketi fransa'nin mezhep kavgalariyla bolunmus olmasi yatar.. macchiavelli'den onu ayiran kisim ise ahlak kurallarinin hukumdarin egemenligine bir sinir (bkz: sınır) cizecegine inanmasidir..