şükela:  tümü | bugün
  • 16 haziran 1633 - 28 kasım 1667 tarihleri arasında yaşamış, dönemin ünlü fransız gezgini.
  • fransız doğu gezginidir.
    seyahatlerinde doğru ve yansız bilgiler vermesi ile bilinir. islam kültürü ve mimarisi ile özel olarak da ilgilidir.
    osmanlı ( yani türkler ) hakkında şu notları kayda değerdir:

    "...türklerin kusurlarına gelince, son derece azametli *, boylu poslu oldukları için , kendilerini bütün milletlerden üstün tutarlar ve kendilerini yeryüzünün en cesur insanları sayarlar. dünyayı kendileri için yaratılmış sanırlar. bundan dolayı da bütün milletleri ve özellikle kendi dinlerinden olmayan hristiyan ve yahudi milletleri toptan küçük görürler."

    yani sevgili okurlar neymiş? ne oldum değil ne olacağım demek lazım gelirmiş...
  • kısa yaşamına uzun seyahatler sığdıran, daha çok gençken gezmeye başlayan bir seyyahtır. başka bir mesleği de yoktur. onun en büyük şansı, seyahat kitapları yayınlayan, oryantalist ve diplomat bir amcaya sahip olmaktır. bu yüzden daha on sekiz yaşındayken, 1652 yılında avrupa’da seyahate çıkar. ingiltere, hollanda ve almanya’yı gezdikten sonra rotasını venedik ve roma’ya çevirir. aşırı temkinliliği sebebiyle macera hissinden uzak durmaya çalışan thévenot, orada barthélemy d'herbelot isimli bir oryantalistin telkini ile doğu’ya gitmeye karar verir. deniz yolu ile malta üzerinden istanbul’a geldiğinde takvimler 2 aralık 1655’i göstermektedir.

    büyük türk imparatorluğu’nun başşehrine ayak bastığında bu coğrafya tam bir kriz dönemini yaşamaktadır. ülke on dört yaşındaki bir hükümdarın naipleri tarafından yönetilmektedir. thévenot, köprülü mehmed paşa’nın sadarete gelmesine kadar yaşanan karışıklıklara bizzat şahit olur. dokuz ay istanbul’da kalan thévenot önce kentin genel bir tasvirine girişir. büyük mabedleri, topkapı sarayı’nı, anıtları sıraladıktan sonra yavaş yavaş sokak aralarına, şehirdeki insanların günlük hayatına sızar. halkın yaşadığı hayat, ondaki sıradanlık daha çok ilgisini çeker. türklerin örf ve adetlerine, giysilerine, yemeklerine, hamamlarına, oyunlarına ait detaylar aktarır. islam'a epeyce uzun bir bölüm ayıran thévenot, bu konuda oldukça doğru ve yansız bilgiler verir.

    seyyah 30 ağustos 1656 günü istanbul’dan ayrılarak karayolu ile bursa ve izmir’e gider. buradan bir gemi ile mısır’a geçer. burada bir seneden fazla kaldıktan sonra kudüs’ü ziyaret eder. 4 şubat 1659 tarihinde iskenderiye’den gemiye binerek memleketine döner.

    seyahatnamesinin ilk cildini, ömrü boyunca ona hamilik yapan madam fart’e ithaf eder. rouen'de relation d'un voyage fait au levant adıyla basılan bu kitap okuyucu ile buluştuğu zaman thévenot çoktan ikinci yolculuğuna çıkmıştır. 1663 yılında marsilya’dan hareket eden bir gemiyle önce mısır’a, sonra sırasıyla suriye, mezopotamya, basra ve hindistan’a gider. dönüşte şiraz ve isfahan’ı ziyaret eder. ancak yolculuğu esnasında aldığı bir yara yüzünden 1667 yılında daha 34 yaşında iken tebriz yolunda hayatını kaybeder.
  • aralık 1655’de istanbul’a gelip 9 ay kaldıktan sonra bursa ve izmir’i de gezen fransız gezgindir.

    “türkler hem vücutlarını tertemiz tutmak, hem sıhhatlerini idame etmek için hamama çok giderler. onun için şehirlerde birçok güzel hamamlar mevcut olduğu gibi, hiç olmazsa bir tek hamamı olmayan hiçbir köy yoktur. bütün hamamlar hep aynı şekilde yapılmıştır ve aralarında bazılarının daha büyük ve mermerlerle daha fazla süslenmiş olmasından başka hiçbir fark yoktur. türkler, sıhhatli yaşarlar ve az hasta olurlar. bizim memleketlerdeki böbrek hastalıkları ve daha bir sürü tehlikeli hastalıkların hiçbiri onlarda yoktur, isimlerini dahî bilmezler. öyle zannediyorum ki, türkler’in bu mükemmel sıhhatlerinin başlıca sebeplerinden biri, sık sık yıkanmaları ve yiyip içmedeki îtidâlleridir. onlar, gâyet az yerler. yedikleri de, hristiyanlarınki gibi karma karışık şeyler değildir. yemeklerden evvel ve sonra elleri yıkamak, türkler arasında vazgeçilmez bir âdettir. sofradan kalkınca önünüze sıcak suyla sabun getirilir. büyüklerin konaklarında ya gül suyu ya da güzel kokulu başka bir su da ikram edilir.

    türklerin kusurlarına gelince, son derece azametli, boylu poslu oldukları için, kendilerini bütün milletlerden üstün tutarlar ve kendilerini yeryüzünün en cesur insanları sayarlar. dünyayı kendileri için yaratılmış sanırlar. bundan dolayı da bütün milletleri ve özellikle kendi dinlerinden olmayan hristiyan ve yahudi milletleri toptan küçük görürler.”

    (m. de thevenot, relation d’un vogaye fait au levant, paris, 1665, s. 58-70)
  • jean de thévenot (1633–1667) fransız doğu gezgini.

    “türkler, sevdiği bir hıristiyan’ın türk (müslüman) olmasını arzu ederler. türkler
    arasında asla faizciliğe ve kavgaya rastlanmaz. iyi türkler katiyen şarap
    içmezler. alışveriş için çarşıya gönderilen çocuğun aldatılmasına kimse
    cesaret edemez. türkler, kimsenin dinine, ibadetine karışmazlar.
    yaşamak için yerler ve asla yemek için yaşamazlar. bu sebeple çok kuvvetli ve sıhhatlidirler”