şükela:  tümü | bugün
  • medeniyetin anti-kahramanini kutsayacak degilim; kotucul zekada haz buldugum, kotulugun bile ilkeleri oldugunu dusundugum dogrudur ve jean genet bu noktada oldukca dikkat cekici bir zihin, fakat pratik hayatta suclu sucludur, kotu de kotudur. ve hukuk sisteminin en buyuk acmazini yine bir suclunun agzindan duymak da bana kotucul bir haz verdi:

    "if criminals were judged by a court that was outright fantastic, that is, a court dressed like devils in an opera, in a frightening carnival, or were composed of inhuman, superhuman beings, like priests for example, the sessions would be less terrifying. but composed as they are of men involved in commonplace everyday existence who suddenly—without losing their humanity, since we have all been able to see how they retain the idiosyncrasies that show they are men—become judges who decide about death, we are bound to conclude that one aspect of men, an aspect of ourselves, remains in close touch with hell, since this part of us suddenly refers to it." *

    ayrica: (bkz: tecavüz edilen kadının cinayetten serbest kalması/#30514976)
  • koca devleti bi genelevle özetleyecek dehada bi adam. varlığı eşi benzeri olmayan bi imza. bütün kutsalları almış konfeti yapmış bi tarafına sokmuş insanlığın. iyi ki yazmış. iyi ki sümerli yazıyı keşfetmiş.

    neyse, şu kadarcık yeteneğim olsa le balcon adlı eserini sahnelemek isterdim, oyuncu değil yönetmen olarak. tiyatro yönetmenliği, üstüne çok az insanın konuştuğu önemli ve bence güzel bir yaşayış ve bu oyun şu dönemde muhteşem olurdu. neyse bu başka başlığın konusu. okuyun, okutun. çok fazla şeyi aşıyorsunuz. hele ki kutsallardan nefes alamadığımız, adeta yolda çarpmadan yürüyeceğiz diye belimizin ağrıdığı ve saygı duyacağız diye kasım kasım kasıldığımız şu ikircikli günlerde. iyi gider. girer. "terbiye eder"
  • ''bir toplumda yazdıklarınızı yayımlattığınız anda siyasal hayata girmişsiniz demektir; bu yüzden eğer siyasetten uzak durmak istiyorsanız yazdıklarınızı yayımlatmayın ya da düşüncelerinizi hiçbir platformda açıklamayın.''
    - (bkz: jean genet)

    (bkz: entelektüel)
    (bkz: edward said)
  • dünya meseleleri (mesela cezayir, mesela filistin, mesela siyahlar) karşısında son derece angaje ve net olan genet, yapıtlarını (özellikle oyunlarını) muğlaklıklar üzerine kurmuş gibidir.

    kahramanları ezilenlerdir ama onlar ezenleri taklit eder, onların yerine geçmek isterler. balkon'da bir kerhanenin sıradan müşterileri 'piskopos' olur, 'hakim' olur, 'general' olur.

    hizmetçiler'de hizmetçi kızkardeşler, bir yandan madam'ı öldürmeyi düşünür, bir yandan da bütün jestleri, konuşmalarıyla onu taklit edip dururlar. hatta madam için hazırladıkları zehirli çayı, kendisini madam rolüne iyice kaptırmış olan kızkardeşlerden biri içer ve ölür.

    cezayir meselesini işlediği paravanlar'ın kahramanı said de, her ne kadar vatan haini gibi resmedilse de, isyancılarla sömürgeciler arasında gider gelir, hep ara bir bölgededir.

    belki de genet, yapıtlarındaki bu muğlaklık sayesinde meramını, isyanını olabilecek en net haliyle anlattı. öyle olmasaydı öfkeye kapılan fransız ordusu, mesela paravanlar'ın gösterimleri esnasında defalarca sahneyi basar mıydı?
  • balkon adlı eserini sergileseler keşke, şu kadarcık tiyatral bi yanım, kabiliyetim, bilgim ve imkanım olsa bu oyunu yönetmek çok isterdim çok, ne keyifli olurdu o dekor üstüne kafa yormak falan...müthiş bi cevher. niye yapılmıyor anlamıyorum. mesela asker çok sevdiğimden (!) en çok da generalin kadınının olduğu bölümü (ki kısrağı olarak da geçer) sevmiştim, okurken o bölümü keyif almıştım çok. koca bi genelevde yaşamak. güce bak sen güce. ah genet, kendine özgü yaşamış adını bildiğimiz sınırlı sayıda kişiden birisin. huzur içinde uyu.
  • bugün 109. yaş günü olan fransız.
  • 109. yaş günü kutlu olsun dediğim, yeryüzünden gelip geçmiş en büyük serseri, hırsız, gay, cezaevi kuşu, firari ama olabildiğince büyük bir yazar, izlenimci ve filozoftur. kitaplarını okumak kişinin iç dünyasını geliştirir. kışkırtırken hüzünlendirir. olağanüstü bir serseridir. iyi ki yaşamış ve iyi ki eserleri bizlere ulaşabilmiş. yeraltı edebiyatının piridir.

    bu vesileyle;
    (bkz: hırsızın günlüğü)
    (bkz: açık düşman)
    (bkz: gülün mucizesi)
    (bkz: çiçeklerin meryem anası)
    (bkz: balkon)
    (bkz: hizmetçiler)
    (bkz: giacometti'nin atölyesi)
    ve daha niceleri.

    t: okumuş/tanımış olmaktan büyük kazançlar sağladığım ve beni edebiyata ve sanata doyurmuş gelmiş geçmiş en önemli sanatçılardan biri.
  • madeleine gobeil - hiç içki içmediğiniz söyleniyor... neden?

    jean genet - geçen akşam sartre ve simone de beauvoir'la yemek yiyordum, duble viski içiyorlardı. beauvoir bana şöyle dedi:
    "her akşam alkolde azar azar yitip gidişimiz sizi ilgilendirmiyor çünkü siz tamamen yitmişsiniz."
    alkolle küçük çaplı kendinden geçmeler beni pek etkilemiyor. ben uzun süredir uzun bir kendinden geçişte yaşıyorum.

    piçlik, ihanet, toplumun reddi ve yazı - madeleine gobeil ile söyleşi
  • "les journeaux arrivent mal jusqu'a ma cellule, et les plus belle pages sont pillées de leurs plus belles fleurs, ces macs, comme jardins en mai. les grands macs inflexibles, stricts, sexes épanouis dont je ne sais plus s'ils sont des lis ou si lis et sexes ne sont pas totalement eux, au point que le soir, a genoux, en pensée, j'encercle des mes bras leurs jambes, tant de rigidité me terasse et me fait les confondre."

    notre dame des fleurs fait ici son entrée solenelle par la porte du crime, porte dérobée, qui donne sur un escalier noir mais somptueux. notre dame monte l'escalier, comme l'ont monté bien des assasins, n'importe lequel.

    jean genet çağının çok ilerisinde bir yazardır. anlamamışsınızdır, salaksınız çünkü. cinsiyet kavramını sorgulamadan, anladığınızı varsayıp bir bok bilmeden konuşmayın. çünkü bilmiyorsunuz, bilmiyorsun, bilmiyorum. insan olmak öğrenilmediği müddetçe değer vermek imkansızla dans etmektir. ayrıca bakmak ve görmek arasında fark vardır. herkes hem bakıp hem göremez. sen baktığını sanarsın, göremezsin. bense gördüğümü sanarım ama aslında hem bakıp hem görüyorumdur. dışarıdan, içerisini. anladın mı şimdi eşşeğin zikini.

    fransız edebiyatını sevin. cahilsiniz, kendinizi eğitin. ne demiş ilber ortaylı, çok cahilsin keşke ölsen. ben düzeltiyorum. çok cahilsiniz, cahilsin, keşke yaşasak.

    öpüyorum.

hesabın var mı? giriş yap