şükela:  tümü | bugün
  • bir gun yegenlerimden biri gelip "dayi jeff buckley dinliyor musun?" dediginde "gorsem tanirim" gibisinden bir yanit vermi$tim. farkettim ki ben bu adamin ismini hep duyup hic dinlememi$im, sanirim jeff beck'le kari$tirdigimdan ve kendisinden pek hazzetmedigimden olsa gerek.

    neyse bugun aklima geldi youtube'da arayip dinledim (grace'i soyluyordu) ve cok begendim. "ha bu herif iyiymi$ buraya konsere gelirse gideyim" dedim. video oynamaya devam ediyordu. bu arada ben comment'lere goz gezdiriyordum i$te meleksi sesti de a$mi$ muzisyendi de falandi filan.

    sonunda bir tane comment'e denk geldim, adam olmu$ hem de oleli nerdeyse 10 yil olmu$. benim kafamda kendisinin hakkindaki her $ey aniden toz gibi dagildi. sonra yava$ yava$ dogru yerlerine geri yerle$irlerken video'nun kesintisiz oynamaya devam ettigini farkettim. gozumun onunde adam canlilar arasindan ruhlar diyarina goctu gitti ama sesinde tek bir duraksama, puruz dahi olmadi.

    o an kendinden geriye bir $eyler miras birakarak, senden sonra ya$ayacak bir $eyler yaratip olumsuz olma olgusu son derece basit ve anla$ilir geldi... hallelujah.
  • genc yasta kaybettigimiz, yetenekli bir amerikali muzik insani, ikinci albumunu hazirlarken memphis nehrinin karanlik sularinda kaybolup oldu.
  • bu adamı robert pattinson denen yavşak oynarsa gider vururum o herifi o kadar.
    heath ledger öldü. james franco yaşıyor ibneler..
  • jeff buckley'in türkçe bir şarkısı olduğunu biliyor muydunuz?
    şaka yapmıyorum.

    alim qasimov ile yaptığı düette, alim qasimov fuzuli'den aşağıdaki beyitleri ve devamını okur.

    "küfr-i zülfün salalı rahneler îmânımıza
    kâfir ağlar bizim ahvâl-i perîşânımıza

    seni görmek müteazzir görünür böyle ki eşk
    sana baktıkça dolar dîde-i giryânımıza"

    http://www.youtube.com/watch?v=xici1s2mdrs

    peki en sonda ne oluyor, hemen söyleyeyim.

    alim qasimov: thank you very much, jeff.
    jeff buckley: you're welcome, selam aleyküm

    ne güzel bir adammışsın sen be jeff...
  • nehrin bile dayanamayıp içine çektiği müthiş yaratık.
  • bir ingiliz kadar iyi müzik yapabilen ölü bir amerikalı...
  • cok kotu carpar, mukemmel ve meleksidir
    fakat cok acitir, arkadasinizin sizi gordugunde neyin var senin hasta misin bazli laflar etmesini saglar, butun gun kendinize gelemezsiniz
    sonra hep dinlemek istersiniz fakat korkarsiniz, ancak last goodbye'i dinlersiniz cekinmeden
  • bi arkadasim bundan 3 yil evvel jeff buckley'in annesine mektup yazdi,bi cogumuz gibi o da jeff buckley'i her dinlediginde tekrar tekrar gozleri doluyor,acisi sanki biraz daha artiyordu, ve neticede yaklasik 2 ay sonra annesinden bi tesekkur mektubu aldi,dogal olarak gozu gibi bakiyo o mektuba...
  • olunce evlenecegim adam.
  • sesi en az ölüm kadar kadifemsi.

    binlerce kez öldüm milyonlarca yıllık insan serüveninde, binlerce kez başa sardım jeff buckley'i; dolayısıyla ikisi hakkında da fikrim var. genç yaşta ölenlerin, geride kalan insanlara bıraktığı hazinelere mal bulmuş mağribi gibi saldırdım her seferinde. artık yaşamayan insanlara, play tuşuyla suni teneffüs yaptım. geriye dönmeyeceklerini bile bile, bitmek bilmez bir ısrarla geri çağırdım onları dünyaya. onlarsız, sıradan insanların sıradan bir cehenneminde yaşamaktan başka bir tecrübemiz yoktu. ölümün kadife battaniyesini üstlerine çekip bedenlerine ağır gelen ruhlarını özgür bırakan büyük insanlara baktım geceler boyu. neden gittiklerini sorgulamadım, sadece yaslarını tuttum. kafam öne eğikti, bazen eskimiş mavi pumalarımın önüne gözyaşlarım kan gibi damladı. tüm insanlığı omuzlarına alıp taşıyan insanların yorgunluğunu paylaşmak istedim.

    ölümün götürdükleri o kadar fazlaydı ki, "forget her" şarkısında kendi payıma düşen acının zerresini duymadım. güzel insanlar artık yokken, eksik benliğimle kendi acılarıma kiracı olamazdım.

    genç yaşta ölen insanların huzurlu hayaletleri odama geldi, ellerinden tuttum. hayatta hatırladıkları ilk günden itibaren duydukları suçluluk duygusundan arınmışlardı, huzurlu bir ruh ile zaman içerisinde yolculuk ediyorlardı. play tuşuna basan insanların odalarında dolaşıyor ve "hallelujah" diyorlardı.