şükela:  tümü | bugün
  • kimsenin tanımadıı bir müzik dehası daha...1973'te geçirdii bi uçak kazasıyla öldü...country'nin isimsiz kahramanlarından...albümler:
    jim & ingrid croce (70) (karısı ingrid'le birlikte)
    you dont mess around with jim (72)
    life and time (72)
    i got a name (73)
    time in a bottle (76) (toplama bu)...
    dünya üzerindeki en güsei aşk şarkılarını yapan adam bence...operator başladımı, aalamamak için kendimi zor tutarım...muhteşem bi efsane daha...sönük kalmış bi kral...
    bu arada şunuda belirtiyim, kendisi küba asıllı, amerikaya yerleşmişler...kendini acaip yabancı hissetmiş bu yeni ortama...şarkılarında hep bu duygu war...
  • kesinlikle abarti yok bu adamin muzigi herkes tarafindan kesfedilmeli. ozellikle i'll have to say i love you in a song
  • "time in a bottle" adli sarkisiyla duygu somurusu yapmadan nasil romantik olunulabilecegini gostermis, damar sarki anlayisina yeni boyut katmis sakli bir hazinedir. oyle de kalmalidir zaten. kesfedilmedigi her gun daha da kiymetlenecektir kendileri.
  • django unchained ile, diğer bir deyişle quentin tarantino sayesinde tanıdığım rahmetli müzisyen. filmde i got a name adlı muhteşem bir şarkısı var.

    akmar'da zihni music'in dükkân önündeki en ucuz 33'lük ve 45'liklerinin olduğu kutuları karıştırırken ismi takıldı gözüme. "nereden biliyorum lan ben bunu?" dedim bir an, telefonu çıkarıp şarkıları karıştırdım, django unchained soundtrack'inde yakaladım. sonra maden bulmuş gibi tezgâhı karıştırıp i got a name dahil iki 33'lüğünü daha buldum. hızlı hızlı bakarken plaklara under fire filminin soundtrack'inde jerry goldsmith ismini gördüm. alayım bakayım derken bunda da yine django'daki nicaragua çıktı. 4 plağa 25 lira verip koşarak uzaklaştım. bu tarantino milletin nerede çöpe attığı plak varsa toplayarak ya da bitpazarı tarzı yerlerden ucuza toptan alarak, dinleyip iyileri cımbızla seçiyor ve kullanıyor sanırım. millet de hâlâ dark side of the moon'un orijinal baskısına yüzlerce lira vermenin derdine düşsün...

    time in a bottle ve you don't mess around with jim'e sarmış durumdayım şu günler. ama kötü şarkısı yok gibi birşey.
  • kadife, sıcak, yumuşak, tatlı gibi tabirler yetersiz kalacağından, "'merak etme evlat, her şey yoluna girecek (gülümseme)' etkisi yaratan ses tonu sahibi" olarak tanımlayacağım adam.
    gördüm ve arttırıyorum; (bkz: time in a bottle)
  • x men days of future past'da quicksilverın sahnesiyle tanışılmış müthiş şarkıları olan tüm müzisyenler gibi vakitsiz kaybedilmiş sanatçı. ayrıca kim bulup çıkarıp o sahneye bu şarkıyı eklemişse helal olsun. bu kadar denk gelebilirdi her şey.
  • çoğunluk gibi ben de tarantino sayesinde tanıştım bu muhteşem sanatçıyla. şarkılarının hepsinde anlaşılamamanın neden olduğu içe dönüşü hissediyorsunuz.
  • güzel adam. ailesi zamanında kendisine "bırak şu soytarı işlerini. adam gibi bi' işe gir de, düzenini kur." dese de pek kulak asmaz ve inat edip albüm çıkarmak ister. ama parası yok. babası "hanım, verelim şuna 500 dolar. çıkarsın albümünü. zaten bu müptezelin yaptığı albüm tutmaz. hevesini alınca böyle soytarılıkları bırakır, işine gücüne bakar." deyip kendisine albüm yapması için 500 dolar verir. ve çıkardığı ilk albüm facets yok satar. sonra yardırır, gider zaten.

    bir de bu adamın stüdyoda kaydedilmemiş şarkıları bile stüdyo kaydı gibi temiz. çok saf bi' ses tonu var.