şükela:  tümü | bugün
  • amerikali bagimsiz yonetmen. hatirladigim filmleri: "a night on earth", "dead man", "stranger than paradise", "coffee and cigarette 1-2-3", "mystery train", "down by law" (son film uclemesi kisa filmlerden murekkep idi). bembeyaz saclari vardir, filmlerinde tom waits'e yer verir ve tom waits'in oyunculuk yetenegi eksi 10 puan civarindadir... yukaridaki filmleri 4 sene kadar once film festivalinde gosterilmisti, bir de son filmi "ghost dog: the way of samurai" bu seneki film festivalinde gosterildi. "dead man" ve "stranger than paradise" en sevdigim filmleridir ve ikisi de siyah beyazdir ("down by the law"da s&b idi). down by the law'da yanilmiyorsam cazci john lurrie de oynamisti. roberto benignoni de iki filminde rol almisti. kendisi smoke'un -bir nevi- devami niteligindeki "brooklyn boogie"de gorunur...
  • bir ozelligi de, birisi kendi lisaninda konustugu zaman, mudahale etmemesidir, o dili biliyorsaniz eyvallah, bilmiyorsaniz kacirdiniz.
  • "ghost dog: the way of the samurai" filmi de muthisti. ama "the dead man" hala en iyisi (kanimca kararinca).
  • (bkz: deadman)
    (bkz: the ghost dog)
    written and directed by jim yarmush
  • özellikle klişe film çekim tekniklerine açtığı savaş ile inadına yaptığı ters ve hatalı çekimlerle tanınan enbi bağımsız yönetmen. john lurie nin kankası olmasaydı da çok severdim.
  • hollywood'un tekliflerini reddeden, kendi sinemasını yapmakta direnen bağımsız sinemanın cool yönetmeni. down by law'ı izlemiştim. hapisten kaçıp bir ormana sığınıyorlar; italyan hiperaktif roberto benigni, balgamlı depresif tom waits ve yılankavi nötr john lurie... bir kulübeye sığınıyorlar. bayağı durduktan sonra anlıyorlar ki hapisten farksız bu kulübe. oturup oturup sıkılıyorlar. başka eylem yok çünkü. çok komikti o sahne...
  • blue in the face'teki komedi sekansı nefistir. deadman ise muhtemelen bir başyapıttır ama sıkılıp sonunu izleyememişimdir.
  • daha ilk filmiyle (permanent vacation / sürekli tatil - 1980) kült yönetmenler sırasına terfi etmiş bağımsız yönetmen. stranger than paradise ile (cennetten de garip - 1984) kalbimizi ve aklımızı çelmiştir.
  • yabancı olma durumuyla ilgilenen okullu yönetmen. bağımsız sinemanın da bağımlı sinemaya hizmet etmeye başlamasından sonra böyle nitelendirilmekten hoşlanmayan bir insan oldu kendisi. wenders'e falan asistanlık yapmış. edebiyat okuyup şiir yazarmış eskiden, şiirlerini şarkı yapıp bir punk grup kurmuşlar, sonra sinemacı olmuş iyi de olmuş. "the sons of lee marvin" tarikatının kurucularından.