şükela:  tümü | bugün soru sor
  • 1978'de guyana adli guney amerika ulkesinin ic kesimlerinde, kendi kurdugu jonestown adli koyunde, 900 kusur muridini siyanur icerek olmeye ikna etmis, modern zaman amerikan canavarlarindan*, halkin tapinagi adli bu mezhebin kurucusu. kendisi de kafasina silah sikarak olmus veya oldurulmus ayni olayda.
    muritlerini jonestown'da toplamadan once uzun sure birlesik devletler'de papazlik yapmis, indiana'da siyahlari da kabul eden ilk kiliseyi kurmus, sonradan 'nukleer holokost'la kafayi bozmus, ve esquire dergisinde okudugu bir yazi uzerine guyana'yi mekan tutmus, muritleri de pesinden gelmis.
    adamin cia ajani oldugu ve jonestown'daki olayin, cia'nin zihin kontrolu projelerinin bir provasi oldugu, olay gerceklestiginden beri ortalarda dolasan sehir efsaneleri'nden biri.
    ha, bir de bob dylan'in jim jones diye bir turkusu vardir ki, turkunun, bu olayla bir ilgisi yoktur.
  • muridlerini cesitli mucizeler gerceklestirdigine inandiran adam. mesela, kanserli birisi varsa, onu okuyup ufleyip* tuvalete gonderirmis, 5 dakika sonra kanserli sahis elinde kanli canli tumorunu sallaya sallaya "aha da iyilestim" diye gelirmis. daha sonra bu kanserli hastalarin kanserli olmadigi, tumorlerin de tavuk cigeri oldugu ortaya cikmis tabi.
    bir de degisik cezalar verirmis gunahkarlara. kirbaclamak falan gibi.
  • 1978 yılında guyana'da ,özel kasabası jonestown'da 911 müridini aynı anda intihar etmeye ikna etmiş ve kendisi de müridleriyle birlikte ölmüş ki$i.nasil bir liderlik vasfi,ne denli bir ikna gucudur bu diye dusundurten,cocuk-coluk bu kadar cok ademevladini nasıl olur da bu kadar kolayca olume suruklemi$,her$eyden habersiz helikopterle bolgeye gelen gazetecilerin heryerlere dağılmış 900 ün üzerinde cesetle karşılaşınca ya$adılari $okun cektikleri resimlerden anla$ilabilecegi olayin ba$mimaridir.ölümlerinin son derece kutsal olacağını söyleyerek son konuşmasını yapan jim jones'un bu konuşmasının ses kaydı da mevcutmu$.
  • kendisi ve kurduğu halkın tapınağı adlı mezhep (bir bakıma da komün) hakkında 2006 tarihli, "jonestown: the life and death of peoples temple" adlı son derece izlenesi bir belgesel de bulunur.
  • ayinleri sirasinda tekerlekli sandalyeye mahkum yaşlı bir kadıncağızı iyileştirdiği görülmüş, milleti sevinçten çılgına çevirmiştir. tabii ki bu kadıncağızın jim jones'un sekreteri olduğu sonradan ortaya çıkmıştır. ayrıca çocukken mahallede ölü hayvanlara cenazeler düzenlermiş, ölü hayvan bulamayınca kendisi hayvan bulup öldürürmüş. eh, 900 kişinin ölümüne sebebiyet verdiyse, hayvanlara işkence de yaptıysa çocukluğunda, bir nevi seri katil sayılabilir mi?
    bir de, mürit çocuklardan çoğuna erkek kız demeden yazılmış, yeni katılanlar "ne kadar babacan adam" diye düşünürken, zavallıları "naber delikanlı, seni arkandan becermemi ister misin? tamam, kararını değiştirirsen haber ver" gibisinden repliklerle şoke etmiştir.
  • kendisi ve kurduğu halkın tapınağı adlı din/komün hakkında 2006 tarihli, "jonestown: the life and death of peoples temple" adlı belgesele şuradan ulaşılabilir:
    http://www.youtube.com/watch?v=d7ixggfpswk

    jim jones'un müridlerini ölüme yollama konuşmasının tamamı ise şurada:
    http://www.archive.org/…etails/ptc1978-11-18.flac16
  • yaptığı son konuşmanın metnine şu siteden ulaşılabilecek kişi.

    edit : benzer konular için,

    (bkz: milgram deneyi)
    (bkz: zimbardo deneyi)
    (bkz: banality of evil)
    (bkz: das experiment)
    (bkz: serbest çağrışım)
  • halkın tapınağı kilisesinin kurucusu, narsist, sex düşkünü, uyuşturucu bağımlısı, hitabet yeteneği iç güveyisinden hallice, cia elemanı olduğu hakkında derin şüpheler bulunan, ırkçı olmayan, keramet sahibi,eşcinsel, karizmatik, müritlerinin gözünde ilahi benim gözümde de katakülli , mesih olduğunu iddia eden paranoid şizofreni bir kişiliktir kendileri. jonestown denilen kasabaya doldurduğu binlerce müridiyle eğlenceler, partiler yapan bu zevatın babası da ku klux klan üyesiydi. ancak babası gibi ırkçı değildi. bu yönüyle takdir edilir bazı çevrelerce bu şerefsiz. her şeyi pembe görmüyorsa zenciler de beyazlarda onun için birdi. bu yüzden de zenciler: '' ulan jones diye bir adam var beyazlarla bizi bir tutuyor, ayrı gayrı yapmıyor'' deyip tapınağa üyelik aidatlarını ödeyip kayıt olmaya başladılar. kendilerini özgür, renklerinden dolayı horlanmayan, adam yerine koyulmuş hissiyle davranarak tarikatın içinde en fazla coşan tayfa oldular birden. zencilerin tarikata katılmasını anlaşılır kılan bazı sebepler olsa da beyazlar kesinlikle salaklıklarından katılmışlardır. ya da marjinalim lan ben deyip de katılmış olabilirler. neyse uzatmayalım sonuçta katılmışlardır ve hepsi salaktır..
    giyimine, görünüşüne dikkat eden yakışıklı bir adamdır bu jones. sakal tıraşını aksatmaz. ayakkabı bağcıklarını gözükmesin diye ayakkabısının içine iyice sokuştururdu. siyah gözlüklerini takıp halkın barınağı dediği kiliseye doldurduğu kişilerle halka kapalı toplantılar yapardı. böyle de kendisiyle çelişen bir adamdı. ateşli bir vaizdi. sözleri tesirliydi. toplantıları halka kapalı olduğundan dolayı merak uyandırıyordu. merakla ilgili veciz sözleri bilmeyen kitleler sırf meraklarından ya da macera olsun diye tapınağa üye olmaya başlıyorlardı. üye sayısı arttıkça bu adamında itibari artıyordu. ülke çapında hristiyan birliklerinde önemli görevler alıyor. pervasızca konuşmalar yapıyordu. toplum dışı olduğunu söyleyip dünyayı yok sayıyordu. müritlerine bazı çakallıklar yaparak mucizeler gösteriyor. onların gözünü farklı renkte fırça darbeleri atarak boyuyordu. yani kısaca işini iyi yapıyordu hırbo. kendisi dahil çevresindeki herkes kendisine tapıyordu. müritleri ona itaat etmek için birbiriyle yarışıyor, yalakalıkta sınır tanımıyordu. kendince felaket senaryoları hazırlıyor, bana inanmazsanız helak olursunuz diyordu. bunları dedikçe daha fazla saygı görüyor, amerikan gazetelerinde yılın hümanisti, amerikanın en iyi 100 din adamından biri diye lanse ediliyordu. martin luther king ödülünü eliyle havaya kaldırınca da girdiği havadan bir daha da çıkamadı.
    kariyer sahibi olmuş, şöhretin doruklarında volta atıyordu artık. hak edilmeyen şöhret kazanan her insan gibi tuhaflaşmaya başladı. medyanın ilgisinden sıkıldı. tarikatın üzerindeki gücünü kaybetmekten korkmaya başladı. çevresindeki insanlardan kuşkulanıyor, onları bir tehlike olarak görüyordu. belki gözlerden uzak bir yere gidersem korkularım beni bırakır diye düşünüp guyana hükümetine başvurdu. hükümet binasında başkanın çayını içip para dolu bir çantayı bırakarak antillerdeki ıssız ormanlarda bir yer edindi. gözlerden uzak olan bu yere jonestown adını verip cemaatini de buraya yerleştirdi. müritlerine bir takım yasal kurallar koydu : evlilik yasaktı. aile bağları olmayacaktı. evlilik dışı ilişkileri
    özendiriyor. herkes bulduğunu diyordu bir nevi. kadınları cinsel açıdan kendisi için hazır tutmalarını söylüyor, erkek müritlerinin önünde eşleriyle yiyişiyordu. tapınağa katılanların tüm mal varlığı jones'un üzerindeydi, jones besliyordu onları. bunu yaparak tarikatını kendine sıkı sıkıya bağlıyordu. iktidar piramidin en üstünde kendisi, onun altında planlama komisyonu ve muhafızlar, en altta da sıradan insanlar bulunuyordu.
    tarikatı terk etmek coğrafi açıdan zor olsa da ayrılmayı seçmenin cezası ağır oluyordu. açık eleştiriyi yasaklamıştı. yapanı da çok şiddetli bir şekilde cezalandırıyordu. muhbir ve casus ağı üst dereceydi. dışarıdan bilgi akışı kapalı, ne öğrenecekseniz benden öğrenin sistemi hakimdi. sürekli beyin yıkama aktivitesi içinde eğitim çalışması yapılıyordu. açık sözlüydü, mesih ben mesihim demeyecek zırvalarına hiç girmeden mesihim diyebiliyordu. annesinin evlenme sebebi zaten bir kurtarıcı doğurmaktı. bu yüzden, annesinin bu sözüne kanmış, kendisini kurtarıcı olarak görmeye küçük yaşlarında başlamıştı.

    uyuşturucu bağımlılığını artık gizliyemiyor. açıktan tüttürmeye başlıyordu. müritlerine toplu intihar provaları yaptırıyordu.
    tarikat mensuplarının durumu; akrabaları, eşleri, dostları tarafından artık iyice merak edilmeye başlanmıştı. dernekler oluşturup, insan hakları ihlalleri oluyor diye bölgeyi ziyaret ve teftiş etmesi için bir basın ekibi ve senatör göndermeyi başardılar. jones bunları çiçeklerle karşılayıp ne kadar mutlu olduklarını anlatmaya başladı. sanki spectre'da yaşıyorlarmış gibi bir tablo çizdi. ekip jonestown'dayken her şey normal gözüküyordu, fakat birkaç kişi ertesi gün ziyaretçi ekibe artık oradan ayrılmak istediklerini söylediler. ekip dönerken ayrılmak isteyenleri de aldı ve havaalanına gitti. uçağa binerken hayvan tapınağı, pardon insan tapınağı üyelerince saldırıya uğradılar. içlerinde, senatörün de olduğu 5 kişi hayatını kaybetti.

    jim jones nasıl olsa ya beni öldürecekler ya da hapisi boylayacağım düşüncesiyle olsa gerek bari nam yapalım diye toplu intihar fikrini ortaya attı. zaten provalarınıda yapmışlardı. jim jones'un son gaz konuşmasının bir kısmı şöyle:
    .

    jim jones: ben sizlere iyi bir hayat vermek için elimden gelenin en iyisini yaptım. buna rağmen, bir avuç insan, yalanlarıyla bizim hayatlarımızı yaşanamaz bir duruma getirdiler.
    eğer barış içinde yaşayamıyorsak, o halde barış içinde ölelim. (burada müridler arasında alkış kopuyor)..
    bizler ihanete uğradık. bizim yapacağımız eyleme topluca intihar denilemez. bu eylem devrimci bir harekettir.

    birinci kadın: ben hayatta kalmamız için bir umudumuzun olduğunu düşünüyorum..

    jones: gunu geldiginde tum insanlar hayata gozlerini yumacaktır.

    cemaat: evet!!! evet!! evet!! (diye haykırıyor)

    jones: şu anki durumumuz bu dünyada bize cehennemden bile beter bir hayat yaşatacaktir. benim için ölüm korkunç bir şey değildir. esas lanetli olan bundan sonra yaşamaktır. bu durumda yaşamanın bir anlamı yok!

    birinci kadin: ama ben ölümden korkuyorum!

    jones: hiç zannetmiyorum korktuğunu..

    birinci kadin: bence bir kaç kişinin ihaneti yüzünden 1000 kadar insanın kendini öldürmesi anlamsız. ben buradaki çocuklara ve bebeklere bakıyorum ve yaşamayı hak ettiklerini düşünüyorum.

    jones: ama sence onlar daha çoğunu haketmiyor mu? onlar barışı hakediyor. insanlara vereceğimiz en iyi cevap, bu kahrolası dünyadan çekip gitmemiz olacak! (cemaat alkışlıyor)

    birinci adam: tamamdır hanım kardeşim! herşey bitti artık..iyi bir gün geçirdik. (alkış)

    ikinci adam: emri verdiğiniz takdirde hayatımızı noktalamaya hazırız!

    jones: lütfen tanrı aşkına hadi başlayalım. (cemaat "baba! baba! diye tempo tutuyor)

    ucuncu adam: babamiz bizi buralara kadar getirdi. benim seçenegim baba ile ölmek!

    jones: serefle ölmeliyiz...hadi! çabuk! çabuk! ölmek bu hayatta yaşamaktan kat kat daha iyi.

    aralarından bazıları kaçmayı başardı. kaçmamayı tercih eden dokuzyüz onüç halkın tapınağı üyesi siyanürlü portakal suyunu içerek yaşamına son verdi. jim jones da silahıyla kendisini vurduğu söyleniyor.

    richard dawkins'e göre sayın papaz jim hones hakkında dikkat çekici olan şey: kendi kendine hizmet ettiren davranışından çok müritlerinin insanüstü ahmaklıklarıydı. böylesi olağanüstü ahmaklıklar göz önüne alındığında, herhangi birisinin insan zihinlerinin zararlı enfeksiyonlar için tam kıvamında olduğuna kim şüphe edebilir?
  • (bkz: gym jones)