şükela:  tümü | bugün
  • henüz izlediğim çok keyifli bir belgesel. japon mutfağına yaptığı katkılar nedeniyle devlet tarafından yaşayan ulusal hazine ilan edilen usta jiro ono 'yu ve üç michelin yıldızı sahibi sukiyabashi jiro isimli lokantasını anlatıyor. tam de wiki'deki sushi maddesini çeviriyordum, güzel oldu.

    sukiyabashi jiro, bir metro girişinde inanılmaz küçük bir mekan. rezervasyonlar bir aylığına dolu, belgeselde görüyoruz ki bir yıl öncesinden rezervasyon yaptıranlar bile var. adam başı 30.000 yen 'den başlıyor hesap, 400 dolara geliyor yaklaşık. olur da japonya'ya giderseniz, kredi kartınızda fazladan yer kalsın, demedi demeyin.
  • sushi severlerin mutlaka izlemesi gereken bir belgesel. sushi ustasi jiro, japon asaletinin bir timsali resmen. sushiye yillarini veren, 10 sandalyeden ibaret ve tuvaleti bile disarda olan restauranti uc michelin yildizi sahibi 85 yasindaki jiro usta, bu yasinda bile 'mukemmel'e ulasmadigini soyluyor.

    'i would make sushi in my dreams. i would jump out of bed at night with ideas.'
  • jiro efendinin seksensekiz dakikalık mükemmeliyetçilik şovu. hayatı suşi yapmak olan üç mişlen yıldızlı aşçı jiro efendinin metro durağındaki gün görmez dükkanını anlatıyor. film boyunca yanar döner bir tabak yok, göreceğiniz suşi de parmakta marula çiğköfte basıp sıkıştırır gibi yapılan tür, teknik adı neydi unuttum. neyse. adamın mükemmeliyetçiliğinden ve seçimlerinden çok bahsedilse de teknik olarak birşey görülmüyor. filmi izledikten sonra daha iyi bir suşi yiyicisi ya da yapıcısı olmazsınız.

    filmin bir yerinde "suşi ayağa düştü" söylemi var. etin orasını burasını kırpıp atıp israf ederken tonbalığını ederinden çok harcıyoruz diyemiyor da "suşi ayağa düşünce ton balığı azaldı" diyor hazretler. belki de bu ton balığı takıntısını anlamadığımdan belgeselin üçte biri bana boş geldi. denizkestaneli suşiyi tavsiye ederim ama, yemediyseniz.

    türk suşisevere not: evet biliyorum siz sushi seviyorsunuz, californian seviyorsunuz ama jiro californian yapan bi adama benzemiyor. tüm film metninde bir kere geçiyor bu kelime.

    bunların dışında belgeseli sevdim. "hulusi rüyasında ayvalık tostu görüyor" adlı, ankara kızılay metrosu'ndaki on metrekarelik dükkanında ayvalık tostu ve yengen yapan hulusi abiyi* konu alan bir parodisi çekilebilir. yakışır.

    --- spoiler ---
    jiro'nun küçük oğlunun kendi restoranından bahsedildiği filmin başında büyük oğul nori tabakaları ile mangal yelleme gibi angarya görünümlü bir iş yaparken acıma hissi hasıl oluyor büyük oğul için. filmin sonunda ise mişlen yıldızı alan suşiyi büyük oğlun yaptığını öğreniyoruz.
    --- spoiler ---
  • cok seker bir belgesel. yaklasik bir bucuk saat su gibi akip geciyor jiro'nun olaganustu gizli yetenegini izleyerek. ne insanlar ve onlarin ne tutkulari var dedirtiyor.. jiro degisik sushi fikirlerini ruyasinda gorup yatagindan firlayip bir yere not eden bir adam. 75 yildir yilmadan sushi yapiyor ve hala ''sushiye yeni daha ne katabilirim, kendimi daha nasil gelistirebilirim ve daha guzel sushi nasil yapabilirim'in pesinde.. boyle bir azim ve tutki izlenmeli diyorum ve gidiyorum efendim..
  • hakkında yapılan "ağız sulandıran film" yorumu doğru. izlerken ağız şapır şupur. bir de bu ton balıkları ne muazzam balıklar insanın çiğ yiyesi, bağrına basası geliyor.

    film özetle "yaptığın işi sevmiyorsan hiç yapma" diyor.
  • türk usulü suşi yapmadigindan cig balik satan zipirinsan olarak adlandirilir.

    ginza istasyonundaki bir kac metrelik tezgahi, baliklarin tazeilgi, susinin lezzeti degil hazinenin kaynagi...
    isin sirri isini sevmekte, hedef koyup hedefe ulasmak yerine, sonsuza hep daha iyiye yonelmekte.

    belgesel bunu isleyen bir yapit. mevlana jiro bir nevi.
    ha bir de
    (bkz: jiro)
  • isini tutkuyla yapmak nasil olur, bunu anlatan belgesel.

    aynisini antepteki güllüoğlu için yapasım var.
  • bugün seyrettiğim harika belgesel.

    konu sushi üzerine olunca manhattan roll'lar, california roll'lar, ebi ten roll'lar göreceğimi düşündüm ama sanırsam geleneksel japon mutfağında bunların pek yeri yok; bunların özellikle new york'ta sushi modasının yükselişiyle günümüze kadar gelen sushi'yi türetme, yeni tadlar yakalama çabası olduğunu algıladım. peynirli lahmacun yapmak gibi yani...

    hikaye 85 yaşındaki sushi ustası jiro'nun hikayesi. zor bir çocukluk, fena bir fakirlik sonucu kendini işe adama, uzmanlaşma, her gün işine kafa yorma gayreti ile yeni teknikler geliştirmiş. bu teknik meselesi belgeselde epey baskın. balık pazarında da bundan bahsedenler var.

    85 yaşında, 75 yıldır sushi yapan bir usta olarak yolculuğu hiç bitmemiş gibi. 10 masalık dükkanına 3 michelin yıldızı kazandırmış, japon devleti tarafından ayrıca ödüllendirilmiş bir usta. kullandığı malzemeler ve bunları nasıl en doğru şekilde değerlendirebileceğine bakan bir usta. seyrederken disiplinine hayran oluyor insan. mesela tüm tedarikçileri işin uzmanı; orkinosu aldığı adam sadece orkinos satıyor ve işinde çok iyi ya da pirinci satın aldığı adamın pirinç bilgisi inanılmaz ve sadece bu işle ilgileniyor. herkesin uzmanlığından yararlanıp bu malzemeleri en doğru şekilde kullanıp bir sanata dönüştürüyor.

    dükkanında kadına ve erkeğe ayrı boyutlarda sushi satıyor. çünkü öğünleri bozulsun ve kadınlar fazla fazla yiyip ekstra doysun istemiyor. solaklar için ayrı servis yapıyor. tat yoğunluğuna göre sushi servislerini sınıflandırıyor ve 3 aşamada veriyor. klasikten başlayıp, tat yoğunluğuna göre o mevsim ne varsa ondan devam ediyor. kişi başı 20 sushi veriyor. aperatif yok. içki yok. çoğunu kendi yapıyor ve dikkatle müşterilerini izliyo. hesap kişi başı 400 dolar kadar ve 1 ay öncesinden rezervasyon yaptırmak gerek.

    ben gidemeyeceğim hiçbir zaman o çok net. ne yolum japonya'ya düşer, ne 1 ay öncesinden ön görüp rezervasyon yaptırabilirim, ne 20 sushi'ye 400 dolar verebilirim ne de hepsini yapsam bile adamın karşısında gerilmeden yemek yiyebilirim. olur da ben gidersem - hayat sürprizlerle dolu diyolar- ben gidene kadar jiro'da olmaz büyük ihtimal.
    becerip gidenleri de bu yüzden fena kıskandım.

    güzel belgesel, seyredin.
  • kafayı orkinos ve suşiyle bozan jiro ustanın suşilerine aşerdiren belgesel. ancak 30.000 yenlik (yaklaşık 650 tl) menü fiyatını geçtim, japonya'ya ulaşım kısmıyla hayalden öteye geçemeyeceği için bize yine quick china yollarını göstermiştir.
  • jiro ustanın sushi ustalığını ve mükemmele uzanan yolu anlatan belgesel. bir adam var karşımızda 80 yaşında ama hergün işini daha yukarıya taşımak için çalışıyor. ustalık, zaman, tekrar, işini sevmek adına çok yerinde bir belgesel. jiro usta tır şöförü olsa, kaptan olsa, danscı olsa dahi adamın kararlılığında işlerin nasıl şekillendiğini görebiliyoruz. sushiye ilgisi olanlar için hem otantik, hemde yöntemsel bir belgesel, olmayanlar için sushi bahane mevzu çok başka parametrelerde ilerliyor.