şükela:  tümü | bugün
  • filmin geçtiği guadalcanal ve solomon adaları'ndaki yerel kilise korolarınca söylenen bu şarkının iki farklı versiyonu var. filmin başında kullanılan versiyonu brother* zephaniah yönetimindeki choir of all saints adındaki kilise korosunca söylenirken diğeri robert nani yönetiminde melanesian brotherhood korosunca söyleniyor. şarkının yeraldığı chants from the thin red line albümü de zaten bu iki koronun şarkılarından oluşuyor.

    şarkının söylendiği dili hiç bilmediğim bir yerli dili zannediyordum ki aslında pidgin-ingilizce* olduğunu öğrenince biraz hayal kırıklığına uğradım.

    "jisas yu holem hand blong mi" -- "jesus, (you) hold hand belong me" yani "jesus, (you) hold my hand." manasına geliyor.
  • pek cok yonden kalitesiyle akillarda kalmi$ the thin red line'in, daha cok etnik muzik seven ki$ilerin ilgisini cekmi$ bir guzelligidir bu. filmin muziklerini yapan hans zimmer burada, daha sonra gladiator'de dinleyecegimiz now we are free tadinda bir$ey ortaya cikarmi$tir.

    bu bir chanting'dir ve filmin ba$larinda, yerliler tarafindan - buyuk ihtimal $afak vakti - sahilde el cirparak soylenmektedir. bu sahne sanirim filmin fragmaninda da yer almaktadir ve bir suru insan sirf bu kismini duyup, kendinden gecmi$tir. kendinden gecmemek mumkun degildir bence de. zira bu $arki sabahin be$inde yazdigim $u entry'ye de e$lik ettiginden, icim huzurla dolmaktadir.

    bu ve diger chanting'ler cok sevildiginden, filmin soundtrack'inden ayri olarak bir de "chants from the thin red line" diye ayri bir albumun piyasaya suruldugunu de son olaran eklemek isterim.
  • insanin kafasi ne zaman bozuksa, onu anliycak kimse yoksa o anda yaninda, gune$ actigi zaman di$ari cikan, yagmur yagdigi zaman iceri giren insanlardan biri diilse ve yagmur yagdigi zaman bilmedigi birilerinin kendisini dinlediini bildigi icin ve belki de sirf bu yuzden yagmur yagmasini, ruzgar esmesini istiyorsa, bence dinlenmesi gereken tek parca. ("gaza gelip bayaa duygulandi bunu yazan galiba"). neyse neyse, daha guzel bir sozluk tanimi yapilacak olursa gunumuz parcalarindaki birbiriyle uyumsuz binlerce notanin ustuste gelmesiyle ve bogurerek yapilan iirenc gurultunun (ozellikle coluk cocuklarin yaptigi ve utanmadan rock yapiyoruz dedigi) aksine, insan sesiyle soylenen bir $arkinin insani ne kadar hafifletebileceginin, nasi alip ba$ka yerlere, hayalini kurdugu yerlere goturebileceginin bir kaniti, ugruna her gun muzikevlerine ugrayip "thin red line soundtracki geldi mi" diye sorduum parca.
  • her dinlediğimde içimi ferahlatan, en az bahsi geçen film kadar güzel şarkı.
    şafak vakti, uzak bir denizde ılık bir meltem ve çocuklar geliyor gözümün önüne her dinlediğimde.
  • bana tarifi olmayan duygular yaşatan parçadır. uzun süre telefonum bu sesle titreyecek...
  • keşke hakkında daha çok entry olsa da hepsini sırayla okuyarak sabahlasam dediğim, insana 15 m2 odada bile engin denizleri, geniş ovaları, en yüksek dağları, en derin mağaraları yaşattıran, yaşama hissi veren hayata el çırptıran harika şarkı...
  • daha fragmanını ilk izlediğimde özel olduğunu farketmiştim the thin red line'ın. bunu çabucak kavramamdaki en büyük etkende belki bu parça, şarkı ya da ilahiydi.
    http://youtube.com/watch?v=-aoanqcd8uk
  • an itibariyle yuregimi mengene gibi sikan sarki..icimde bir koro var sanki, o el cirpislar da cirpinisi sanki kalbimin..icimdeki koro soyluyor bu sarkiyi...
  • "umut" adlı vicdansız kelimenin kulaklarda bulduğu karşılıktır.