şükela:  tümü | bugün
  • 1941'de en iyi kadın oyuncu oscar ını kazanmış oyuncu
  • olivia de havillandın kardeşidir
  • hayatı hayli enteresan olan(ya da hoşuma gittiği için bana öyle gelen) güzel sarışın. şüphesiz bu kadar güzel olmasını rebecca filminde canlandırdığı şirin karaktere borçlu. 1917'de tokyo'da(babasının orda işimi varmış neymiş) doğmuş bu ingiliz asıllı aktris. halen hayatta ama 40 senedir sinema dünyasından uzak. perdede son göründüğü film 1966 yapımı the witches. ondan sonra televizyon alemine dalmış ama en son çalışması 13 yıl önceye ait.. şu an ne yaptığı da bilinmiyor.

    sinema dünyasına 1935 yapımı no more ladies filmindeki küçük bir rolle giriyor joan fontaine. daha sonra 1940'da bildiğimiz rebecca filmiyle ikon haline geliyor. 1943 yılında amerikan vatandaşı olan fontaine, 44'te jane eyre uyarlamasında başrolde oynuyor. 3 yaşında iq testinden 160 puan alan fontaine, oldukça zeki bir çocuk imiş.

    2 kıza sahip fontaine tam 4 kez evlenmiş. eskiden her ilişki öncesi evleniliyordu dostlar..

    fontaine'in hayatının en önemli kesitleri bu. insan filmde izleyince başka birini görüyor sanki, bir de hayatını araştırınca aslında onun bir kaç sayfalık biyografisinde açıp bakmasak hiç bir zaman bilemeyeceğimiz yaşamı yaşadığını bilemiyoruz. çok enteresan olması önemli değil, sadece düşünmediğimiz gibi olmaması önemli. her şey ekranlardan görüldüğü gibi değil yani. neyse bu saatlerde fazla konuyu dağıtmadan "resimlerdeki hayat" ın sonuna geldiğimizi belirtelim.
  • bu güzeller güzeli aktris hakında daha detaylı bilgi edinmek için:
    http://www.imdb.com/name/nm0000021/
  • ablasıyla birlikte 100'ü devirmelerini dilediğim. hitchcock filmografisi içinde oscar kazanmış tek oyuncudur istatistik olarak da. ablasından ziyade janet leigh ile paralel görünür filmografisi hep gözüme, tabii ikisinden de daha narin bir çehresi vardır. letter from an unknown woman'la çok anılır fakat underrated bir film olarak ben ivy'de de izlenmesi gerektiğini söylüyorum. rebecca yerine de elbette suspicion'u tercih ediniz. soğuk içiniz.
  • 96 yaşında hayata gözlerini yuman efsane aktris.
  • ölümsüzdür.
  • olivia de havilland başlığında değinilmiş, burada es geçilmiş. rahmetli aktris joan fontaine ile kardeşi olivia de havilland arasında öyle bir kıskançlık mevzusu vardı ki bu mevzu yıllar yılı magazincilerin gündeminde kaldı. şimdi google'da sörf yaparken* kendimi fontaine hanfendinin biyografisinde buldum. epey detaya inilmiş. küçükken başlamış kıskançlıkları. olivia, joan'ı kıskanırmış. yumruk yumruğa kavga ederlermiş. böyle geçen çocukluktan sonra olivia sinemaya atılmış. ardından joan da atılmış. ilk ünlenen olivia olur. gone with the wind adlı epik filmde oynar ve yard aktris dalında oscar'a aday olur. joan da çok geçmeden ünlenir. kardeşinden bir yıl sonra joan da oscar'a aday olur ama kardeşi gibi ödülü kaptırır. ama kader ağlarını örmüştür çoktan* sene 1942. olivia, hold back the down ile, joan ise suspicion ile aynı dala (aktris) aday olurlar. and oscar goes to... joan fontaine. evet, oscar'ı joan alır. iki oyuncu da duayen yapımcı david o. selznick'in masasında oturmaktadırlar. denilenlere göre joan oscar'a katılmayacaktı ama kardeşi "olmaz, garip kaçar" diyerek onu ikna eder. lakin olivia bu oscar'a sevinmez ve yüzü düşer (üzülür yani). iki kardeş arasındaki ödül sonrası soğukluğu herkes fark eder, kadınlar kürklerine daha çok sarılırlar (tamam, espri kötü, vurmayın).

    efenim iki sene sonra bu başarılı aktris joan son adaylığını alır the constant nymph filmiyle. ödülü alamaz. kardeşi olivia ise yeni adaylığı için beş sene beklemek durumunda kalır. to each his own'daki performansıyla sonunda o da oscar'a uzanır. iki sene sonra the snake pit'le 2.oscar'ını da alarak kardeşini oscar sayısıyla geçer. bu arada ödülü olivia'ya joan takdim eder. joan sahnede olivia'yı tebrik etmek ister-elini uzatır galiba-. ama olivia, joan'ı önemsemez, elini sıkmaz. nasıl bir kıskançlık bu lan. onca insanın arasında dahi bu kıskançlığı belli eder olivia. neyse, bu ödülden sadece bir sene sonra beşinci ve son adaylığını the heiress ile alır. adeta oscar'ı kardeşine kaptırmasının acısını fazlasıyla çıkartır (son cümleyi salladım). joan çok geçmeden sinemayı bırakır, tv'ye geçer. 94'te de kariyerini noktalar. olivia ise başarılara doyduğundan olsa gerek 88'de kariyerini noktalar, yani kardeşinden önce. ikisi de 2000'leri görürler. takvimler 2013 aralığını gösterdiğinde joan vefat eder. olivia ise halen yaşamaktadır, dayanabilirse 1 haziran 2016'da bir asır yaşında (100) olacaktır.

    görüldüğü üzere iki aktris de başarılıdır. joan, hitchcock beyefendi ile iki kez çalışmıştır. letter from an unknown woman adlı güzel filmde döktürmüştür. the emperor waltz, until they sail, serenade, ivanhoe, born to be bad, ivy, jane eyre diğer etkileyici filmleridir. bakıldığında 30'ların sonları, 40'lar ve 50'lerin başında en iyi filmlerinde oynamış, sonrasında dizilerle kendisine yazık etmiş, pek fazla sinema filmi çekmemiştir. gerçi kardeşi olivia da 30'lar, 40'lar ve 50'lerde parlamış, 60'larda yavaş yavaş sinemadan elini eteğini çekmiştir.

    bu 90 yıllık kıskançlık-küsüp barışma-rekabetin filmi çekilmeli aslında.