şükela:  tümü | bugün
  • “1920’ler ve 1930’ların seçkin analistleri ve freud’un eserlerinin çevirmenlerinden joan riviere, ünlü bir çalışmasında, kadınsı olmanın dişilliğin toplumsal yapılarına uyum sağlamaya yönelik bir paravan olduğuna, kadının bir kategori olarak bulunmadığı yerde takılan bir maske olduğuna dikkat çekmiştir. riviere’nin hastası kadınsı olmayı bir ‘sahtelik’ bir ‘maske’ olarak kullanır, çünkü ‘peçenin altında mutlak bir dişilik yoktur, sadece dişi özneyi taklit yoluyla kadın ‘olma’nın toplumsal pratiğine yerleştiren, ontolojik açıdan yüzeysel bir dizi kural vardır. riviere’nin denemesindeki klinik örnek, yaşarken hem erkeğin hem de kadının rolünü oynamakta ustalaşmış bir kadın entellektüeli gösterir. başarılı bir iş gününün akşamında uygun kaçmadığını düşündüğü bir davranış karşısında güveninin tazelenmesini beklemektedir. ya kurlaşarak ya da baştan çıkararak bu teminatı alır. riviere böylece kadınsı olmanın, hem fallik konumu gizlemek hem de geri almaya yönelik taklidi önlemek için takınılabilecek bir maske olduğunu söyler. ama kadınsı olmak ile taklit arasında bir fark var mıdır? hayır, der riviere, bunların ikisi de aynıdır. kadınsı olmak için bir kapasite vardır, ancak o, kendisini hep bu savunmacı biçimde gösterir. bu yüzden dişilliğin özü yoktur, goethe’nin faust’unda ölümsüzleştirdiği gibi bir ‘ebedi kadın’ yoktur.”