şükela:  tümü | bugün
  • akp iktidara geldiginde 25-26 yasindaydim sanirim, ondan oncesi zaten 28 subat donemlerinin patirtili kuturtulu atmosferi. butun erken gencligim patirtiyla kuturtuyle gecti, kursuden asagiya parmak sallayan siyasetciler, eline guc gecince ortaligin tozunu attiran kasaba politikacilari, hir gur, patirti.
    erken gencligi atlatip iyi kotu dunyayi tanimaya basladigimda muhatap oldugum siyasetci profili erdogan'di, kestirilemez, hoyrat, dili sert, her seyi kendi bilen, her seye kendisi karar veren, parcalayan, bagiran, ayar veren, surekli bir teyakkuz hali, surekli gerilim. anayasa degisiklikleri, korkunc bi istahla her yeri ele gecirmeye calisan cesitli cemaat mensuplari, yargi kavgalari, tasfiyeler, muhtiralar, darbe tesebbusleri, patirti kuturtu.
    sonra amerika'da is buldum, tasi taragi toplayip amerika'ya tasindim. trump yeni baskan olmustu, ki tr ile ayni olmasa da oldukca benzer bi rezillik. bolen parcalayan toplumu geren, guc delisi, kestirilemez, hoyrat, kuralsiz bi herif. 4 yil da boyle gecti.
    simdi 40'ini geceli epey olmus bir adam olarak, ilk defa siyasette ne dondugunu umursamiyorum. yasadigim ulkenin baskani konustugu zaman kibar kibar konusyor. kimseye parmak sallamiyor. surekli hayali dusmanlarla dovusmuyor. yemin ederim burnumdan et aldirmisim gibi bir rahatlama hali yasiyorum. yillardir kulagim cinliyormus da birden gecmis gibi.
    trump delisine karsi can havliyle birlesip basimiza biden'i baskan sectiren tum amerikan halkina tesekkur ediyorum. yemin ederim 30 yildir ilk defa kafa dinledim. darisi basiniza arkadaslar bakin anlatilmaz yasanir bir his bu. yemin ederim yazarken duygulaniyorum.
  • "bu adam kazanırsa, sizin, bizim ve de hepimizin felaketi olur. " bu adam gelse de gelmese de, bizim sonumuzu bizden baska kimse getiremez. ona gelene kadar bizim sonumuzu getirecekler veya getirmek icin calisanlar zaten basimizda. bizim bize ettigimizi birak amerikan baskani, cumle cihan bir araya gelse edemez. o yuzden biden'di, trump'ti diye uzaklara bakip aglamanin manasi yok. once kendi evinin onunu temizle.
  • "türk düşmanı" değildir. trump'a karşı durduğu için trump'ın aksine otoriter rejim yalama hevesi yoktur sadece. ondan mevcut hükümetin düşmanıdır. mevcut hükümeti kaldır, yerine aklı başında, demokratik, özgürlükçü, avrupai bir hükümet koy, biden en iyi dostun olur.

    akp hükümeti ne türkiye'dir, ne türklüktür. ha sen otoriter islamcı diktatörlük özentiliği milli kimliğimizdir diyorsan onu bilemiyorum, ama bize öyle bir bilgi gelmedi.
  • başta sanıldığının aksine batı bloğundaki antidemokratik rejimleri ağır şekilde yıpratmaya çalışacağını sanmıyorum.

    tabii erdoğan ve mbs gibi liderlerle içli dışlı olmayacağının sinyalini net verdi. ancak bu ülkeleri çok ağır yıpratacak hamleler içine de girmeyecektir. zaten batı bloğunda hali hazırda çok büyük bir "popülist sağ" dalgası var ve bu hareket açık şekilde doğu bloğu hayranlığı taşıyor. büyük ihtimal ilk önceliği demokratik batı birliğini güçlendirmeye çalışmak olacaktır. bunu yapabilmek için ve önümüzdeki 50 yılın gidişatını şekillendirmek için çok kritik birkaç ülke var.

    *1 çin: çin ile abd'nin 1970'lerden beri win-win ilişkisi var. çin gelişti, abd kazandı. çin üretti, abd kazandı. çin kazandı, dolar aldı. çin de kendisini yıllardır "barışçıl, ekonomik gelişimden başka derdi olmayan" bir ülke olarak tanıttı. ancak trump reis’in meydanı boş bırakması, kendi ülkesinde yarattığı suni gündemler ve çin'in her alanda çok büyük ölçeklere ulaşması sonucu çin rolünü değiştirmeye başladı. orta doğuya, afrika'ya ve latin amerika'ya çöküyor. inanılmaz silahlanıyor ve güneydoğu asya'daki politikalarını sertleştirmeye başladı. bu arada trump bana göre abd tarihindeki en kötü başkanlardan birisi ancak çin konusunda 70'lerden beri ilk kez negatif duruş sergileyen başkan oldu. biden da şu ana kadar trump ile benzer çizgide seyrediyor.

    *2 türkiye: biden erdoğan’dan hazzetmediğini saklamıyor bile zaten. erdoğan gitse mutlu olacağı tartışmasız, ancak erdoğan’ı yıpratır, indirmeye kalkar ve indiremezse doğu bloğuna tam anlamıyla geçmiş bir türkiye abd ve ab için gerçek bir felaket olur. zira biden ve blinken o kadar söylemlerine ve senatodan geçen izinlere rağmen türkiye’ye karşı yumuşak sayılabilecek bir tutumdalar şu ana kadar. benim tahminim abd türkiye’nin rus çizgisinden çıkması karşılığında bütün hatalarının affını teklif edecektir. erdoğan için tabii ki bu yeterli değil. onun bir sonraki seçimde kazanmasını kim desteklerse, onun çizgisine geçecektir. bu arada 2 sene öncesine kadar türk vatandaşlarına vize bile vermeyen, donlarına kadar arayan ve ülke içinde takip ettiren çin neden bir anda bize aşı ve kredi verir oldu?

    *3 suudi arabistan: büyük ihtimal içinden geçen mbs'ye siktiri çekmektir, ancak suudi arabistan olası bir büyük savaş durumda savaşın seyrini belirleyecek olan devlet. böyle bir ülkenin çin eksenine girmesi abd ordusunu felç eder. bir şekilde çalışacaktır bununla.

    *4 hindistan: bugüne kadar abd devlerinin cash cow'u çin oldu. önce malları ucuza çin'de yaptırıp batıda yüksek fiyattan sattılar, şimdi ise hayvan gibi gelişmiş orta sınıf sayesinde çin pazar olarak zengin batı devletlerinin çok ötesine geçti. bu model hali hazırda hala da gelişmeye devam ediyor. büyük ihtimal abd bu denklemi bozmada hindistan’a büyük görev verecek, çin'e rakip olabilecek bir konuma getirilmesi için çalışılacak. bu da önümüzdeki 100 yıl içinde olması beklenen büyük bir hindistan-çin mücadelesinin önünü açacak.

    *5 ab: daha önce bir çok yazımda bahsettiğim gibi, aşırı sağ dalgası ab’yi temellerini çatırdatıyor. trump bu konuya ilgisiz kalmadı, tam aksine bu çatırdamayı arttırmak için elinden geleni yaptı. girin instagram'dan bakın, avrupa'da ne kadar aşırı sağcı politikacı varsa trump şapkalarıyla pozlar verdiler ekim ayında. şu anda da "sputnik <3" diye tweetler atıyorlar. neden? çünkü bu adamlar bir amaca hizmet eden adamlar. neyse daha detaylı bu konu hakkında bir gün yazacağım ancak biden büyük ihtimal bu çatırdamanın önüne geçmek isteyecektir. çünkü bölünmüş bir avrupa özellikle rusya için inanılmaz bir avantaj.

    *6 tayvan-hong kong: abd ekonomik çıkarları için onlarca yıldır bu konularda çin'in damarına basmadı. ancak şuanda bu konu üzerinden çin'in yıpratılabileceği, daha doğrusu çin'in uluslararası repütasyonunu yıpratabileceğinin farkında.

    *7 orta doğu-iran: trump'ın aptalca hareketlerinden sonra iran kendini çin’in kucağına attı. bu aslında 3. maddede bahsettiğim sebep yüzünden çok kritik, çünkü çin enerji kaynaklarına muhtaçlığı sebebiyle uzun soluklu bir savaş kaldırabilecek bir ülke değil. iran ve rusya ortaklıklarıyla bunu çözme yolunda güçleniyorlar. abd ortadoğu’daki diğer ülkelerin benzer sonları yaşamaması için ciddi bir strateji değiştirecektir diye düşünüyorum. iran'ı çin'in kucağına atılması konusunda tebrikler tabii ki trump'a gidiyor.

    *8 ukrayna ve doğu avrupa’daki rus yayılması: bu aslında diğerleri kadar kritik olmasa da ab'nin rus gazına olan ihtiyacı ve abd'nin kendi iç problemleriyle uğraşması rusya'nın batı bloğu ile taşşak geçmesine sebep oldu. bu alanda abd ve nato'ya olayı salacaklar, ya da bostan korkuluğu olmadıklarını gösterecekler.

    70'lerdeki abd politikaları soğuk savaşın seyrini değiştirdi. şu anki biden politikaları da önümüzdeki 50 yılın seyrini belirleyecek.
  • demokratların mevcut kitlesini bilmeyen yazarların hakkında atıp tuttuğu yeni abd başkanı.

    demokratlar ile rte'nin bozuştuğu dönem, bizdeki yönetimin otoriterleştiği dönem.

    cumhuriyetçi seçmen abd dışında ülke bilmez o nedenle cumhuriyerçiler için iyi lider kötü lider yok, söz dinleyen var. onu da trump aptal diyerek, ekonominizi bitiririm diyerek gösterdi zaten. rahibi de çekti aldı.

    demokratların seçmeni dünyaya entegre, sjw kitle. bu adamlar yıllarca rte'yi türkiye'nin demokratik, güçlü lideri olarak pazarladılar.

    ama bilin bakalım son 4 yılda ne oldu? demokratik kısmı tamamen kayboldu.

    şu an rusya'ya yanlamış, dünyada putin'in adamı görülen, avrupa'ya sürekli hakaret eden, cihatçıları fonladığı söylenen bir rte var.

    demokratlar seçmenlerinin doğası gereği rte ile artık yan yana poz veremezler. isteseler de veremezler. hatta bu aralar tüm misyonları dünyadaki otoriter kişilere karşı. bütün seçim kampanyasında trump'a sen putin, rte, kim jong gibi insanlarla iş yapıyorsun diyerek yüklendiler zaten.

    ki adamların esas hedefi rus yayılmacılığı. ve rte bu yayılmacılığa çanak tutuyor an itibariyle özellikle suriye'de.

    biden muhtemelen direkt sikicem sizi diye girmez ama şunları kesin isteyecekler tekrar rte ile çalışmak için:

    - demokratik sistemin güçlendirilmesi ve demokratik açılımlar
    -s400 game over
    -rusya ile kopma
    -nato ile bağları güçlendirme
    -suriye'de rusya ile işbirliğinin bitirilmesi, düşman esed'e geri dönüş
    - ihvancılardan desteğin kesilmesi(katar gg)

    şimdi sorun şurada. rte ilk maddeyi mhp ile ortaklık kurduğu ve aşırı milliyetçiliğe battığı için istese de yapamıyor artık. ayrıca avrasyacı doldurdu etrafına o da sıkıntı. (perinçeğe yine mapus yolları görünebilir)

    otoritesinde ödün vermesi ve 2015 öncesi haline dönmesi gerekiyor ama bunu şu krizde yaparsa direkt koltuğu bırakmış olur.

    rusya ile koparsa turizm gider, s400ler gider.

    suriye'den çekilmeyi yine mecbur olduğu mhp'ye anlatamaz. zaten kendi seçmenini mhp'ye kaybediyor.

    ihvancılardan koparsa(katar) para musluğu gider. ticari ortaklıkları gider. swaplar var onlar problem olur.

    yani bunların kaçını yapabilecek? ben diyeyim 0. geri dönülemez derecede otoriterleşti bu başkanlık sistemi yüzünden.

    demokratların da bu durumda rte ile çalışması şu politik iklimde mümkün değil.

    yani dediğiniz gibi demokratlar geldi ve kaldıkları yerden rte ile aşk yaşarlar yorumu yanlış.

    mağdur edebiyatı olur da bu sefer fark gerçekten mağdur edecekler gibi duruyor eğer beraber çalışmak istemezlerse. sen gidip malını satamayan tüccara, ekmek alamayan adama da pek edebiyat yapamazsın. yaparsın da eskisi gibi olmaz.

    ayasofya edebiyatı= mağdur *10. ama o bile 1 hafta sürmedi konu hep ekonomi artık.

    biden türkiye için iyi değil de türkiye halkı mıdır yoksa akp midir bunu bir ayırt etmek lazım.

    hitler var diye almanlara, mussolini var diye italyanlara, mübarek var diye direkt mısırlılara kimse düşman olmadı.

    politikalar, kişiler geçicidir. ülkeler kalıcıdır. ülkelerin kalıcı dostu veya düşmanı olmaz.

    türkiye gözden çıkarılabilecek, hele ki rusya yayılmaya çabalarken yok sayılacak ülke değil. ama başında rusya'ya yanlamaya çalışan ve dünyada diktatör olarak bilinen biri görev alıyorsa iş sıkıntı.

    kimse sana, bana, bize, sokaktaki mehmet amcaya düşman değil. aynı şekilde kimse moskova'da ivan'a, natalia'ya düşman değil.

    ama her gün etrafı tehdit eden, agresif takılan birine herkes düşman olur. niye trump'ı rusya ve türkiye dışında kimse istemiyor sanıyorsunuz?

    tekrar diyorum rte eğer başbakanlığı dönemindeki haline dönerse demokratlar direkt rte ile çalışır. ama sorun zaten dönemeyecek kadar ileri gitmiş olması.

    biden'in seçilmesini siz daha çok caatsa, halkbank, bazı yurt dışı hesaplara el koyulması tehditleri ile rusya'dan koparılmaya çalışılacak eğer kopulmazsa da ciddi yaptırımlara maruz kalacak bir türkiye olarak okuyun.

    oraya kadar gitmemize gerek yok bence. ne 2015 öncesi fetö ve kürt açılımı dönemine dönmeye çalışan bir liderin riskini alabiliriz ne de kendi koltukları için caatsa ambargosu yedirecek partili devlet aşıklarının kontrolsüz politikalarını.

    kendi göbeğimizi kendimiz keselim, seçim yapalım ve dış oyunlara meze olmadan kendi sorunlarımızı kendimiz halledelim.

    bizim sorunumuz da belli. cebinize, çevrenize, tv'ye bakarsanız zaten göreceksiniz.

    biden'in eline koz vermeyeceksek bu işi biz seçimle halledeceğiz. türkiye için en doğrusu budur.

    sikmişim biden'i kamala'yı demokratını cumhuriyetçisini yoksa.

    ama böyle gidersek sonumuz iyi değil. trump kalsa ertelenirdi sadece. biden geldi hızlanacak. sorun bizde. bizim seçimlerimizde. göçmen politikamız ve ekonomik yönetimimizde.

    trump, biden vs diyerek kendi sorunlarımızı yok saymayalım. bu memleket hepimizin. türkiye'de siyasetçi çok ama sadece 1 tane memleket var
  • gevezeliğiyle ünlü delaware senatörü. 1973 yılında yani daha 30 yaşındayken abd'nin en genç senatörü olmayı başarmış biri. önseçim debate'lerinden birinde, sunucu uzun bir soruyla, "çok uzun konuşuyorsun. başkan olduğunda bundan vazgeçeçecek misin?" diye sormuş ve o da "evet" diye cevap vermişti. cevabın gerisini bekleyen salak sunucu, seyircilerin gülmesiyle uyanarak, açıkoturumu devam ettirmişti. o an, başkan adaylığı macerasında tavan yaptığı andır joe'nun. sonra bi daha alaka görmedi.
  • arkadaş gelmişler yok biden seçilirse bizim için kötü olacakmış da, trump en iyi seçenekmiş de... önce kendi ülkenizde kendinize faydalı olanı seçmeyi ya da en azından zararlı olanı seçmemeyi öğrenin de sonra diğer liderlerin bize etkilerini düşünürsünüz!
  • tarihe not düşelim;

    donald trump 8 kasım 2016 tarihinde abd seçimini kazandığında

    dolar kuru 3.18'di.
    bugün dolar kuru 8,43.

    kasım 2016 da boş kasa bir clio 47 bin liraydı.
    bugun boş kasa bir clio 153 bin lira.
  • yarım saatlik görüşme ile türkiye cumhuriyeti'nin içinden geçen abd başkanı...

    ülkemizin ve yöneticilerinin zaaflarını çok güzel kullandı..
    bakınız afganistan meselesi..
  • "biden, türkiye'den nefret ediyor" argümanına dayanan bütün zırvaları unutun.

    biden, şu an amerikan siyasetinin atmosferi neyse onu yansıtıyor. amerika'da, erdoğan ile aynı masaya oturmaya tenezzül edecek tek bir kişi kaldı; o da donald trump. geri kalan güç odakları olan kongre, senato, pentagon, dışişleri, imf, bürokrasi ve her iki parti yönetimlerinde türkiye'nin hakkını savunacak tek bir kişi kalmadı. lobi yapsın diye para verdiğimiz adamlar da şu an hapiste.

    eğer türkiye - abd ilişkileri bozulacaksa, bu, joe biden, ermeni lobisi, kürt lobisi, yahudi lobisi sayesinde değil, türkiye'nin son 20 yılda izlediği siyaset sayesinde olacak. çünkü, türkiye karşıtı lobilerin güçlenmelerinin sebebi, ermenistan'ın, yunanistan'ın buraya para akıtması değil, türkiye karşıtı siyasetin parti farkı gözetmeksizin abd seçmeninde karşılık bulması.

    her konuda birbirinin boğazına sarılan demokrat ve cumhuriyetçi senatörler, rahip brunson krizi sırasında senatonun yayınladığı kınama bildirisine beraber imza attılar. bunun nedeni, bütün senatoyu lobilerin kontrol ediyor olması değil, seçmenlerin bunu talep ediyor oluşudur. bugün abd ya da avrupa'nın herhangi bir yerinde "erdoğan'ı onaylıyor musunuz?" anketi yapın bakalım %90'ın altında hayır oyu çıkan yer bulabilecek misiniz? eğer, bunu "gavurlar bizi sevmiyo" gibi bir sebebe bağlıyorsanız, tebrik ederim siz bir akp seçmesiniz.

    türkiye, 2. ırak savaşı sırasında sınırlarını abd askerine açmadığı günden beri abd ile arasını açmak için elinden geleni yaptı. erdoğan, suriye'de cihatçıları destekleyip, işid'e karşı savaşan kürtleri vurunca, global olarak işid'in uyguladığı vahşetin sponsorlarından birisi olarak resmedildi. cihatçılara giden tırları haber yapan gazetecileri yargılayarak, bu imajının üzerine tüy dikmiş oldu. sürekli 'eksen değişikliği' söylemiyle nato'dan çıkma tehditleri savurup, f-35 programını feda edip rusya'dan s-400 satın alarak, pentegon'daki, dışişlerindeki son destekçilerini kaybetti. abd'nin iran'a uyguladığı ambargoyu devlet bankası ile delip, buradan gelecek yaptırımları rahip brunson'ı rehin alarak önlemeye kalkışmak gibi fantastik bir olaya imza attı. washington dc'nin göbeğinde, erdoğan'ın korumalarının abd vatandaşlarını dövmesi gibi akıl almaz olaylara hiç girmiyorum bile.

    bu olaylarda kimin haklı olduğu tartışmasını bir yana bırakıyorum. eğer abd'nin başında bu dönemde baba bush filan olsaydı, şu an türkiye'nin yemediği ambargo kalmazdı. obama, türkiye'ye ceza kesmek yerine, başka müttefikler (kürtler gibi) arama yoluna gitti; trump ise kendi çıkarlarına bir zarar gelmesin diye kongre ve senatonun istediği yaptırımları hasır altı etti. şimdi başa gelecek olan biden'ın türkleri sevip sevmemesinin hiç bir önemi yok, çünkü, amerika'daki bütün güç odakları, sadece türkiye konusunda değil, orta doğu, kuzey kore, rusya ve çin konularında daha kararlı politika izlenmesini istiyor.

    buna rağmen, biden'ın, türkiye'nin üzerine yaptırım yağdıracağı bir ortam olacağını sanmıyorum. çünkü, biden, türkiye'ye direk müdahele etmesi halinde, iktidarın bunu iç siyasette oy toplamak için kullanacağının farkında. yapacağı en net şey, türkiye'ye giden borç musluklarını elinden geldiğince kısmak olacaktır. zaten, bu konuda da bir şey yapmasına pek gerek yok, biz bankasından, fon yöneticisine kadar kredi kaynaklarını çoktan korkutup kaçırdık bile. biden, iç siyasete yönelik söyleminde erdoğan'ı eleştirebilir ancak iş yaptırımlara geldiğinde "bekle, gör" politikası izleyecektir. erdoğan'ın yıkılması için hiç bir şey yapmasına gerek olmadığının o da farkında.

    türkiye için asıl sorun, erdoğan'dan sonra, amerika ile olan ilişkilerini nasıl bir yere oturtmak istediğine karar vermesi bence. türk halkındaki, zaman zaman saçma seviyelere varan amerikan karşıtlığı, siyasetin hamaset aracı olmaya devam ederse bu günlerde fragmanını gördüğümüz "batıdan kopmuş türkiye" filminin geri dönüşü olmayacak bir şekilde başlamasını izlemek zorunda kalabiliriz.

hesabın var mı? giriş yap