şükela:  tümü | bugün
  • girişimci johann faber, 1928 yılında fransa'da ilk hb kalem fabrikasını kurdu, fakat o dönemlerde başlayan büyük bunalım, faber'in işlerinin aksamasına yol açtı, kendini içkiye verdi, yüzlerce işçisini fabrikadan çıkarmak zorunda kaldı. bunalımın atlatılmasının ardından, kömür fiyatlarındaki beklenmeyen düşüş faber'in bir anda parlayarak ikinci fabrikasını da almanya'da kurmasına vesile oldu. ikinci dünya savaşı sırasında alman hükümetiyle gizli ilişkilerde bulundu, faber daha da güçlendi. memleketi fransa'yı üç kuruşa sattı fakat bundan savaş sonrası pek bahsedilmedi. 1949 yılında esrarengiz şekilde ölen faber'in şirketi bugün, amcasının oğlu sebastian faber tarafından yönetilmektedir.
  • faber castell şirketi ise sebastian faber ve castell brown ikilisinin bir ortak girişimi olup şu an tüm avrupa'nın kurşun kalem ihtiyacını bu iki şirket (johann faber ve faber castell) temin etmektedir. bu yüzdendir ki, faber castell kelimesini bir çırpıda okuyup geçmemeli, "faber, castell" şeklinde telafuz etmeliyiz, alışkanlıklarımızı artık bir nebze olsun kenarı itivermeliyiz.
  • bir donem

    yaz ciz sil boya
    iste rengarenk dunya
    johann faber, o-oh.

    seklindeki sozleri dilimize dolanmis guzel kalem markasi.
  • güzide bir üniversite* hastanemizinüroloji servisinde tedavi gören bir bayan hasta yüzünden geyik malzemesi olan kalem.
  • (bkz: oil pastel)
  • "ilkokul birde 'cin ali ile berber fil'i okuduktan sonraki yaşadığım hayal kırıklığından beri böyledir... kitaplara inanayım mı, inanmayayım mı hiç bilemedim. o soğutan eserde cin ali, sahnede birini tıraş eden fille arkadaşlık ediyordu. ben de kendi kendime 'ulan bu cin ali ya macar asıllı ya da bizi yiyolar. ne fili ne sirki ya? bu sirk nerde, ben hiç görmedim... ne bohem hikâye imiş anasını satayım' diyordum... beni inandıramamıştı.
    o günden beri yazarı önceden taslak halinde göndermedikçe kitap okumam.
    bu elinizdeki eseri çocukken hiç sirke gitmememden sebep okudum... ilgili fikrim ise şu: burada da sirk teması var, fili var, maymunu var, palyaçosu var, köpeği var, her türlü sihirbazı var, atı var, kelebeği var... malı (kitabevine göre emtia) görünce dedim ki 'eyvah, yine mi sirk?' korktum... sonra bir baktım ki... bu sirk yalan sirk değil... yabancı sirk değil. maymunu tanıdık, sihirbazı tanıdık, köpeği tanıdık, atı tanıdık... e.. ulan fili de tanıdık... bir bakarım ki ne göreyim 'tıraşı' da tanıdık...
    ben edebiyata övgü yazamayacak kadar cahil olduğumdan johann faber'den alıntı ile bitiriyorum: 'kurban olam kalem tutan ellere'.
    cem yılmaz / (32) serbest meslek."
  • şirketle ilgili fazla bir bilgi yok. 1878'de faber-castell'in o dönemki birinci adamı lothar von faber'in (tabii o zamanlar castell ismi yok) kardeşi johann faber tarafından kurulmuş (adidas-puma olayı gibi). 1931-32 yıllarında faber-castell tarafından satın alındığını faber-castell'in resmi sitesinden öğreniyoruz. bu aşamadan sonra neler olduğunu bilemiyorum. kurucu johann faber de 15 ocak 1901'de ölmüş (bunu da ny times arşivinde gördüm). türk malı olduğuna dair efsanelere itibar edilmemelidir.

    http://www.faber-castell.com.my/…fabercastellfamily (faber-castell'in resmi websitesindeki tarih başlığı)
    http://query.nytimes.com/…aa15755c1a9679c946097d6cf (j. faber'in ölümü)
    http://www.brandnamepencils.com/…nfaber/index.shtml
  • yeni bir ekşi sözlük yazarı.
    kendisine hoşgeldin diyor ve somebody to love isimli queen şarkısını armağan ediyoruz.
  • (bkz: jan fabre)