şükela:  tümü | bugün
  • "ob ich dich liebe, weiß ich nicht.
    seh ich nur einmal dein gesicht,
    seh dir ins auge nur einmal,
    frei wird mein herz von aller qual.
    gott weiß, wie mir so wohl geschicht!
    ob ich dich liebe, weiß ich nicht"

    tercümesini şöyle yapabiliriz sanırım;

    "seni sevip sevmediğimi bilmiyorum
    sadece bir kez yüzüne baktığımda,
    sadece gözlerine bir kez
    kalbim tüm acılardan azat,
    allah biliyor, ne kadar mutlu oldugumu
    seni sevip sevmediğimi bilmiyorum"
  • "insan kendini yalnızca insanda tanır." demiş kişi. daha ne desin...
  • ölmeden önceki en en en son sözü "ileride soyadımdan gudik espriler türetecek herkesin götüne koyim"dir. oradaydım, biliyorum.
  • "isterdim ki tiyatro sahnesi, bir ip cambazının teli kadar dar olsun da şimdiki gibi herkes üstünde numara yapmak için yeterince yeteneğinin olduğunu sanmasın ve beceriksiz hiç kimse ona çıkmaya cesaret etmesin."

    goethe
  • "samimi olmayı vaad edebilirim, tarafsız olmayı asla." demiş..
  • "üç bin yılın hesabını göremeyen
    karanlıkta yolunu bulamaz,
    günü gününe yaşar ancak" diyen alman şairdir. tarih konusunda meraklı biri olarak, bu sözü okuduktan sonra daha da gaza geldim diyebilirim..
  • ''aşk hükmetmez, terbiye eder''
  • zelter'e,(1)
    weimar, 21kasım1830

    "nema ante obitum beatus(2) dünya tarihine geçmiş bir söz, ama nafile: insana bir şey söylemiyor. belki daha derinleşerek şöyle diyebiliriz: "ölene dek her türlü sınava hazır ol!"
    benim kadar, sen de bu sınavlardan geçtin. insanın diyesi geliyor ki: yazgı, sanki bizim sinirler, damarlar -ne bileyim- tüm öteki organlardan değil de demirden(3) oluştuğumuza inanmış.
    mektubuna teşekkür ederim. çok yıl önce bana eriştiğinde, böyle bir acı haberi(4) sana iletmek görevini de ben üstlenmiştim.
    neyse, gel bu konuyu burda bırakalım. -bırakabilecek mi?-

    bu büyük felaketin, benim için önemli ve garipsetici bir yanı da şu: yaklaşan yeni yılla birikte omzumdaki yüklerin tümünü, önünde uzun bir yaşam olan gencin omuzlarına yüklemeyi düşünüyordum. şimdi onları, daha da ağırlaşan adımlarla yine benim sürüklemem gerekiyor.
    bu noktada insanı ayakta tutan şey -sanırım- içimizdeki derin görev anlayışı. bu ara en çok, sağlam olarak ayakta kalabilmeye dikkat ediyorum, sağlık olduktan sonra ötesi kolay. beden sağlam, kafa yerinde ve istenç nereye yöneleceğini biliyorsa ötesinden korkma.
    ...
    acıma katılanların tümüne gönülden selamlarımı sun."(mektuplar / goethe / çeviri: melahat togar)

    (1) zelter, karl friedrich(1758-1832) : berlin güzel sanatlarda müzik profesörü. goethe ile 1799'da başlayan arkadaşlığı giderek "derin"leşti, ömrünün son yirmibeş yılında en yakın dostu oldu. bu arkadaşlık goethe'nin müzik anlayışını etkiledi. berlindeki sanat hareketlerini, müzik dünyasındaki yenilikleri goethe, zelter'in mektuplarından öğreniyordu. schiller'den sonra zelter, goethe'nin en çok mektuplaştığı kişidir ve şairin birçok şiirini bestelemiştir.

    (2) solon'un krezüs'e söylediği söz.(herodot) "kimseyi yaşadığı sürece mutlu diye adlandırma."
    (bkz: #8380167)

    (3) goethe 10kasımda oğlu august'un romada öldüğü haberini almıştır.

    (4) 1816 yılında, zelter'in küçük kızının ölüm haberi.
  • bir de şöyle bir sözü var:
    ''kimse özgür olduğuna inanan birinden daha iyi köle olamaz''
    '' none are more hopelessly enslaved than those who falsely believe they are free''
  • "mahomet's gesang- muhammed'in nagmesi" adlı şiirin (naat'ın) de sahibi.. hz. muhammed (sav) için yazmış olduğu bu şiir ve doğu-batı divanı adlı eserinin giriş bölümünde yazmış olduğu "bu kitabın yazarı, bizzat müslüman olduğu şeklindeki kanaati reddetmez" cümleleri onun müslüman olduğu teorilerini desteklemektedir.. ayrıca kendi el yazmasıyla arapça "nas" suresini de yazmıştır.. hz. muhammed (sav) için yazdığı şiir ise şöyledir:

    bakın, kaynak nasıl fışkırmakta
    kayalardan neşe ile
    nurlu yıldızlar gibi pırıl pırıl!
    bulutlar üzerinden melekler
    onun gençliğini beslerdi
    fundalıklardaki kayalar arasında.

    taptaze, gencecik
    raks ederek bulutlardan
    mermer kaynaklara iner,
    tekrar yükselir sevinç
    nağmeleriyle semaya.

    dağ geçitlerinde, o
    kovalıyor rengârenk çakılları,
    koparıp sürüklüyor genç önder
    kardeş kaynakları da birlikte.

    çiçekler açıyor aşağı vadide
    yeşeriyor çimenler adım attığı her yerde
    nefesinden.

    onu yolundan alıkoyamıyor hiçbir
    karanlık vadi, hiçbir çiçek
    aşk dolu gözlerle onu süzerek
    dizlerini sarıp tutamaz
    düzlüğe gidiyor kıvrılarak akışı.
    karışıp birleşerek
    dost oluyor dereler.
    iniyor şimdi ovaya
    gümüş pırıltılarla,
    ovalar onunla ihtişama bürünür.
    ovalardan ırmaklar,

    dağlardan dereler
    sevinçle sesleniyor ona: kardeş,
    kardeş, kardeşlerini de al,
    beraber ezelî atana götür,
    açılmış kollarıyla
    bizi bekleyen
    ebedî okyanusa.
    eyvah, boşuna açılmış kollarla bekler
    hasret çektiği bizleri kucaklasın diye;
    çünkü, ıssız çölde bizi yer
    kumlar.
    tepemizde güneş emip bitirir kanımızı,
    ve bir tepe engelliyor.
    göle varmamızı.

    kardeş,
    ovalardan gelen kardeşlerini de al,
    dağlardan gelen kardeşlerini de al,
    birlikte götür atana!
    gelin hepiniz!
    ve coşuyor şimdi o
    bütün ihtişamıyla,
    bir nesil kaldırır bu sultan’ı yükseklere,
    ve kükreyince o, zaferler kazanıyor,
    isimler veriyor beldelere,
    şehirler oluşuyor ayak bastığı her yerde.

    durdurulmaz bir akınla devam ediyor,
    kulelerin alevli zirvelerine,
    mermer sarayları, hilkatinin icabı
    arkasında bırakarak.

    sedir ağaçlı evler atlas taşır
    geniş omuzlarında,
    dalgalanarak başının üstünde
    binlerce sancak yükseliyor göklere
    ihtişamına şehadet ederek.

    ve böylece kavuşturuyor kardeşlerini,
    sevdiklerini, evlâtlarını
    gönlü muhabbetle dolu, onları
    bekleyen yaratıcı’ya.
hesabın var mı? giriş yap