şükela:  tümü | bugün
  • dunyayi durduran adam. atlas shrugged romaninda bir karakter. ayn rand'in ideal insan tanimi.

    (bkz: ayn rand)
    (bkz: atlas shrugged)
    (bkz: who is john galt)
  • ayn rand'in idea olarak mükemmelleştirirken fiziksel olarak da mükemmelleştirdiği bir atlas shrugged karakteri. kitaptaki tabirle "dökme metal gibi bir tene, yeşil gözlere ve altın sarısı saçlara" sahip olan john galt, aynı zamanda da ayn rand'in objektivizminin harikulade bir tanımı ve kusursuz bir örneğidir. john galt karakterinin böylesine uçta tanımlanmış olması ayn rand'in edebi yeteneğine gölge düşürmekle birlikte, satırlar arasından kendini hissettiren zeka bu kusuru örtmektedir.
  • ' oniki yıldır sorup duruyorsunuz:john galt kim?
    ben john galt'ım. hayatını seven adamım. diğerlerine olan sevgisini
    feda etmeyen adamım. sizi kurbanlarınızdan mahrum bırakan, böylelikle
    dünyanızı yıkan adamım. eğer bilmekden nefret eden sizler, neden yok
    olmakda olduğunuzu öğrenmek istiyorsanız, şimdi onu söyleyecek olan
    adam da benim.' sözlerini söyleyen roman karakteri.

    brad pitt muhtemelen sinema versiyonunda can verecek john galt 'a.

    edit :http://www.imdb.com/title/tt0480239/
    brad pitt olmamış . josh holloway in brad pitt in yerini almasını diliyorum.
  • mystery worker olarak da bilinir. cok kisiyi kurtarmis, morpheus tarzi bir atlas shrugged karakteri. muhendisken icat ettigi motor kimsece anlasilmayip 15 yil kapatilan motor fabrikasinin bodrumunda yattiktan sonra dagny taggart ve hank rearden tarafindan sans eseri bulununca gercek oldugu anlasilan kisi.
    ondan once adi john doe gibi jenerik olarak kullaniliyor, arada bir kendisiyle tanistigini iddia eden kisiler heyecani arttiriyordu.

    (bkz: who is john galt)
  • kendisi olduğunu iddaa edecek bir sürü insan tanıdığım karakter.

    -who is john galt ?
    + atlas'ın omuzdaşı.
  • self made menlerin tanrısıdır.

    kusursuzdur, günümüzde bütün kahramanların kötü özellikleriyle insan olarak sunularak kötü özelliklerin meşru kılındığı bu zamanda aslında örnek olarak tanrısal insanları almamız gerektiğinin en güzel kanıtlarından birisidir.

    muhtemelen ayn rand'ın bütün eserlerinde ortaya konulan bir tartışmadan söz edeceğim şimdi de izninizle, eğer çizgi roman kültürüne aşinalığınız varsa olayı daha rahat anlatmamı sağlayacak çünkü. dc comics ve marvel comics'in amerikanın en köklü iki çizgi roman firması olduğunu biliyorsunuzdur. top cow'du id'ydi gibi ikincil firmalar ve bağımsız olanlar şu anda bizi alakadar etmemekte, velhasıl dc comic'in karakterleri olan superman'in batman'in, wonderwoman'ın hep tanrısal niteliklere sahip, yenilmeze yakın inanılmaz güçlü tasvirleri vardır. hatta kendisi hiç bir süper güce sahip olmayan batman karakterinin biraz hazırlıkla yenemeyeceği bir tanrı olmadığı yine çizgi roman takipçileri tarafından sıkça söylenen bir şeydir. dünyanın en iyi dedektifi en iyi ninjası en zeki adamlarından birisi süper playboy gibi dolanır. superman da öyledir adam basitçe tanrıdır.

    fakat marvel comics'in yarattığı karakterler burada değişiklik gösterir. stan lee'nin ne lan bu mq hepsi kral biraz insan olun önce diye çemkirmesi ve süper hayal gücü neticesinde yaratılan karakterlerin hep insancıl zaafları vardır, insanlığa güzelleme gibi. bunu örneklerle açıklamamın daha hoş olacağı kanaatindeyim ki: spider man en büyük popülerliğiyle aklımıza ilk gelendir. kendisi iki yakasını bir araya getiremeyen fazla zeki bir inektir. pizzacılıktan lise öğretmenliğine kadar türlü türlü işlere girmiş new york'u dünyayı evreni her bir yeri kurtarmaktan sıtkı sıyrılmış fakat eve gelince bir tek viski atamamış bir karakterdir. bir de sürekli yaşadığı ilişki sorunları ve benzeri durumlar vardır. iron man bildiğiniz alkoliktir, kırk senedir bırakıp başlasa da dünyanın en zengin adamı olması bir şey değiştirmemiştir. daredevil kördür, varoş çocukluğunun etkisinden kurtulamamıştır, captain america yeni uyandığı dünyaya uyum sağlamakta zorlanmıştır, hulk kimsenin iplemediği bir bilim adamı parçasıdır, wolverine allahından bulmuştur.

    işte, 20'lerde 30'larda yaratılan karakterlere bakan old money evlatlar hep bir tanrısallığa en yüceliğe özenmişken, 60'larda hippilikti yupppilikti seksenlerdi saçma sapan akımlar ve insanların kusurlu olması gerektiği zorunluluğu yüzünden bugün herkes kendi sorunlarıyla övünmektedir. gerçekten, düşük not almakla ve bununla ilgilenmediğini önemsemediğini söyleyerek kızların aklını almaya çalışan gençlerin sayısı özümseneyemeyecek kadar azdır, hele ki iyi not alan insanlara karşı duyulan düşmanlık resmen john galt'ın 70 sayfa oku oku bitmeyen konuşmasında değindiği konuların yumuşatılmış halidir.

    şöyle ki, yüksek not alan insanların ellerinde üç adım vardır aslında.

    1. kanka vallaha hiç çalışmadan aldım bu notu (kankanın düşüncesi: dallama yalan söylüyor.)
    2. kanka deliler gibi çalışıp aldım bu notu (kankanın düşüncesi: gerizekalı, ben ondan daha düşük almış olabilirim ama değil onun kadar, yarısı kadar çalışsam aynı notu hatta daha yükseğini alırdım.)
    3. kanka valla sınav öncesine baktığım yerden soru şansa yüksek not aldım (kankanın düşüncesi: vay şanslı pezevenk, helal olsun. bir dahaki sınav öncesi nereden çıkar diye sorayım kendisine)

    evet, gerçekten üniversite hayatında şimdi takılanlar, aldığı yüksek nottan dolayı özür dilemek zorunda olduklarını görmüşlerdir. çünkü çok çalıştığı zaman karşısındaki onu bu eylemden dolayı küçümseyecektir. çalışmamak, çalışmadan yüksek not almak en büyük idealdir onların gözünde. tamam, hepimiz derste dinleyen adamı severiz ama bu insanlar onu bile yapmadan geçmek istemektedirler. fakat gerçekten hiç çalışmadan geçen insanla karşılaştıkları zaman ona da inanmazlar. bu yüzden belli bir ölçüde çalışmış olan kişi çalışmasını dersi derste dinlemeye, ya da çok şanslı bir şekilde sınavdan önce çıkacak soruyu tahmin etmesine bağlar. gerçekten şans da tahmin edebileceğiniz gibi, burada aslında en az dikkat edilecek öğedir. çünkü optimum düzeyde çalışmış biri, nerede ne soru geleceğini az çok tahmin eder, hatta hocaların bazı yerlerde bunu soracağım diye ağladığı da mevcuttur (cry, bağırmak, çeviri türkçesi) fakat beynimizde derste sadece yazılacak yerleri deftere yazıp hocanın diğer dediklerini ön bellekte dinleyip daha sonra silme gibi bir meziyet geliştirmiş öğrenci, hoca on kere ben bunu soracağım dese bile defterine bunu soracak diye not etmekten utanır. zaten büyük bir çoğunluğu kendi defterine asla güvenemez, devamsızlık yapmış olur ya da yüksek not alan kızın çok daha iyi not tuttuğuna inanır. oysa kendi defterine kendi zihnine inansa, eğer o zihne sahipse çok daha yükseğini yapacaktır.

    işte, john galt gerçek bir figür değildir. dünyada hiç bir zaman gerçek john galt'lar olmayacaktır diye kendimle çelişebilirim fakat asıl yapmamız gereken ona olabildiğince benzemektir. yaşamın ahlakı burada önemlidir. öldükten sonra birşeyler olacağı beklentisiyle, ölmeyi arzulayarak yaşamak hiç bir şey yapmadan takılmakla eşdeğerdir. bu sadece genel mahiyette değil okul bitinceye kadar idare etmek örneğiyle de açıklanabilir. evet, okulun bitmesi, aynı zamanda okulun ölmesidir. siz okulu öldürünceye kadar en üst düzeyde faydalanmak yerine sürekli pes atıp, kart oynayıp hatta nevizadede beş bira içip size yüz vermeyen kızlar hakkında konuşup durduğunu sürece eğitimizini öldürmektesiniz, hayatı öldürmektesiniz.

    bir de, başarılı insanların başarısından pay istediğiniz zaman, aslında kendinize daha fazlasını istemek yerine onun sahip olduklarının azalmasını istemektesiniz. atlas shrugged'da da zaten defalarca tekrar edilerek bu anlatılmaktadır. başarılı insanların sahip olduğu, yaptığı ettiklerini yok etmek istemek, limit koymaya çalışmaktır. bugün ekranda bunu okumanızı sağlayan şey, ışık, ledler ekran, elektrik hep kar amacı güdülmesiyle bu noktaya gelmiştir. daha iyilerine sahip olmamızın tek yolu daha iyisini üretebilen insanların var olmasıdır ve her seferinde daha çok çalışmak gerekecektir. yıllar önce icat edilecek bir şey kalmadı diyen patent ofisi başkanına da selamlar.

    ayrıca insanların tamamen eşitlemeye çalışmak, yeni icat edilen bir şeyden hemen yandakine de vermek, aslında sadece daha iyi olanları törpülemek ve daha az iyi olanları hak etmedikleri belki asla hak edemeyecekleri yere çıkartmak anlamına gelmektedir. gerçekten günde 18 saat aralıksız beyin işi yapan birisiyle tek yaptığı kas gücü olan demirleri sağa sola taşımak olan insana aynı olanakları verirseniz, kendisi daha çok çalışan kişi boşuna çalışmış olacaktır. çünkü kendisini çok daha az yorarak aynı şeye sahip olacağını görmektedir. sadece diğerleri istiyor, buna ihtiyaçları var diye de, insanların kendilerini bu derece feda etmelerini doğal bir hak olarak görmek demin sınıf arkadaşları arasında çok çalışanla dalga geçen adam olmaktan hiç de farklı değildir.

    bu yüzden çocukluk kahramanı batman olan ile çocukluk kahramanı spiderman olanlar arasında fark vardır ve bu yüzden dünyanın john galt'lara ihtiyacı vardır.
  • mukemmelin vucut bulmus hali,
    her seyi mukemmel,
    insanın kusuru olmaz mı?
    bu olmayanlardan.

    fazla abartmıs ayn rand!
    amac da bu sanırım.
  • iş dünyasında görmek istediğimiz türden bir atlas shrugged karakteri. ama daha çok dagny taggart'ın ağabeyi gibi yavşaklar var.
  • 'voyages and travels in the years 1809-1811' ve 'letters from the levant' isimli iki kitabı olan iskoçyalı romancı imiş aynı zamanda. bilmem ayn rand teyzem bu amcadan haberdar mıydı.. ticaret ile uğraştığı zamanlarda cebelitarık'tan istanbul'a kadar gelme şansını elde etmiş.
  • (bkz: paul johansson/@dagny taggart)

    hiç olmamış, hiç...