şükela:  tümü | bugün
  • ortaya attigi her teoriyi 'hmm tamam bundan da iyi sinav sorusu cikar' seklinde dusundugunu tahmin ettigim sevimsiz iktisadi kisilik
  • yasamasaydi,
    bircok ders kitabimin sayfa sayisini yariya indirebilecek bir sahsiyetti...
    iktisatci...
  • iktisat biliminin, uğrunda yalaka olduğu adam.
    olmasaymış üniversitelerde iktisat eğitimi 1 dönem olacaktı.
    geri kalan 7 dönemde beden eğitimi falan olurdu heralde.
  • hakkında şöyle bir fıkra anlatılır:

    bir gün john maynard keynes ile paul krugman beraber yolda yürürken bir bok yığınına rastgelmişler. keynes krugman'a demiş ki "eğer bu boku yersen sana 500 lira vereceğim."
    krugman kabul edip boku yemiş. yürümeye devam ederken tekrar bir bok yığınına rastgelmişler. krugman demiş ki "bu boku yersen sana 500 lira vereceğim." keynes de kaybettiği 500 lirayı geri kazanmak için yemiş. yürümeye devam ederken keynes krugman'a sormuş "başlangıçta benim 500 liram vardı, senin yoktu. şimdi yine benim 500 liram var ve senin yok, ama ikimiz de bok yemiş olduk. biz boku neden yedik?" krugman gülümsemiş ve demiş ki "hey, en azından gdp'ye 1000 lira ekledik!"

    not: avusturya misessporluyum
  • john kenneth galbraith'in kuşku çağı isimli kitabında anlattığına göre, 1905 yılında cambridge'i bitirdiğinde memuriyet sınavına girmiş, ancak ekonomi dalında başarısız bulunmuştur. sonraları keynes şöyle buyurmuştur haklı olarak:

    "sınavı düzenleyenler herhalde benden az ekonomi biliyorlardı"
  • john maynard keynes (1883-1946), 1929 krizinden sonra görüşleri yaygınlık kazanmaya başlamıştır. aslen ingilizdir. ekonomi dünyasında "klasik okul"a getirdiği sert eleştirilerle tanınır. kapitalizme getirdiği bu eleştiriler kapitalizmi yıkmak amaçlı değil, aksine kapitalizmin eksikliklerini giderme amaçlıdır.
    (bkz: kapitalizm)
    (bkz: iki sene sonra gelen edit)
  • kamu harcamaları toplam talebin doğrudan bir unsurudur diyen,tüketim gelire bağlı olarak artar veya azalır hipotezini ortaya atarak çok doğru bir tanımda bulunan,devlete ekonomik bir yaşam içinde önemli bir görev veren ingiliz iktisatcı.devlet müdahalesine yer vermeyen laissez faire(bırakınız yapsınlar) sistemi yerine piyasaya devlet müdahalesinin gerekli olduğunu savunmuştur.
  • 1929 buhranı sırasında söylediği ''eğer bankaya 100 pound borcunuz varsa bir sorununuz var demektir. ancak borcunuz 1 milyon poundsa bankanın bir sorunu var demektir'' sözü günümüzdeki durumu da gayet iyi yansıtıyor.
  • "eğer iki iktisatçıyı bir odaya kapatırsan iki farklı görüş alırsın, eğer bunalardan biri lord keynes ise üç görüş alırısn."

    winston churchill
  • şu meşhur "uzun vadede hepimiz ölmüş olacağız" sözünün ardında keynes'in belirsizlik tanımı yatmaktadır. keynesgil belirsizliğe göre bir şeyi ya bilebiliriz yada bilemeyiz. eğer bir vaka hesaplanabilir olasılık içeriyorsa bu bizim için belirsiz değildir. eğer herhangi bir vakaya hesaplanabilir olasılık atfedemiyorsak bunun gayet basit tek bir izahı vardır: bilemeyiz!

    açalım.

    keynes'e göre, mesela, bir zar atıldığında ne geleceği belirsiz değildir; keynes'e "hacı ben şimdi bu zarı atacağım, ne gelecek bilebilir misin?" diye soracak olursanız,,
    "bilirim:
    1, 2, 3, 4, 5, 6. işte bunlardan biri gelecektir." diye yanıt verecektir size.

    "peki sence yirmi sene sonra buğday fiyatları ne düzeyde olacak?" diye soracak olursanız:
    "ne bileyim ulan müneccim miyim ben? bu kadar uzun vadeye ilişkin bildiğim tek şey şu ki hepimiz ölmüş olacağız.." diye yanıt verecektir.

    yani keynes'e göre belirsiz olan, bilinmeyenden farklı değildir.

    sormak istiyorum öyleyse ne farkı var bunun neoklasik iktisatın belirsizlik anlayışından??

    keynes'in katkısı şu oldu:
    risk'i belirsizlik'ten ayırdı. ve risk tanımından yola çıkarak "beklentiler"i iktisadi öğretiye taşıdı. bunun nihaî iki çıkarımı ise şu oldu:
    1- para önemli bir iktisadî belirleyiciliğe sahiptir (neoklasikler paraya hiçbir belirleyicilik atfetmeyen para-miktar kuramını çözümlemelerine mihenk taşı olarak koyarlar).
    2- etkin talebi harekete geçirecek yegane unsur devlet müdahalesidir. nitekim neoklasik iktisat ders kitaplarında malî politikalara keynesgil politikalar denmektedir (neoklasikler için aslî olan piyasanın kendi içsel dinamikleridir).

    peki bu bilgiler gerçek hayatta ne işimize yarayacak? misal,, açın bir uluslararası iktisat kitabı. açtınız mı? hah. konu:

    açık ekonomilerde iktisadi politikalar. okuyalım bakalım..

    1- sabit kur rejimi:

    grafik falan. faiz hadleri gelir düzeyi falan filan. çiz çiz çiz. ok çıkar falan filan. sonuç:
    * sermaye kusursuz düzeyde hareketsizse devlet müdahalesi bir boka yaramaz. fakat sermaye kusursuz düzeyde hareketli ise süfer yarar: devlet harcamaları faiz hadlerini yükseltir => dışarıdan ülkeye sermaye akışı olur => para haddinden fazla değerlendiği merkez bankası para basar => piyasalar rahatlar.
    * para politikası hiçbir koşulda bir boka yaramaz.

    2- esnek kur rejimi:

    grafik falan. faiz hadleri gelir düzeyi falan filan. çiz çiz çiz. ok çıkar falan filan. sonuç:
    * sermaye kusursuz düzeyde hareketsizse devlet müdahalesi süfer işe yarar: devlet harcamaları paranın değer kaybetmesine sebep olur => ihracat artar ithalat düşer => piyasalar rahatlar.
    sermaye kusursuz düzeyde hareketli ise devlet müdahalesi bi boka yaramaz.
    * sermaye kusursuz düzeyde hareketsizse para politikası süfer işe yarar: merkez bankası para basar paranın değeri düşer => ihracat artar ithalat düşer => piyasalar rahatlar.

    çok güzel. bunları biliyorsanız sınavdan en az elli puanı garantilediniz. fakat biz ne yaptık şimdi? ne demek bütün bunlar? adam bize resmen bir şey anlatmaya çalışıyor:

    birinci durumda:

    bak güzel kardeşim böyle döviz kurunu sabit falan tutuyorsun hiç hoşuma gitmiyor bunlar benim. illa tutacağım mı diyorsun? o da olur. ama açacaksın kapılarını ardına kadar bana müsaade edeceksin benim sermaye biraz dolaşacak senin ülkende faiz falan süper kar elde etcem. valla bak gördüğün gibi eğer kapıları kapatırsan bir bok olmuyor.

    ikinci durumda:

    kardeş sen benim sermayeye kapılarını kapadıysan şöyle biraz harcama falan yap ki ben eskiden bir liraya bir kilo buğday alırken şimdi iki kilo buğday alabileyim. yada aç kapılarını benim sermayeye ardına kadar. hah. yükselt faizleri yükselt yükselt. oooh oh süfersin.

    bunu beğenmediysen biraz para bas? her türlü ben eskiden bir liraya bir kilo buğday alırken şimdi iki kilo buğday alabileyim. bak ama anımsatmak isterim ki kapıları ne kadar açarsan ben o kadar rahat girer çıkarım girerim çıkarım girerim çıkarım ooh oh.

    başka yolu yok valla. aha matematik. aha grafikler. aha oklar falan böyle artistik artistik. bilim ulan bu biliiim!! sen bilime karşı mı çıkıyorsun yoksa??

    işte keynes'in getirdiği katkı budur: tam bir tamamlayıcı (complementary) işlevsellik!

    yok efendim süfer rakipmişler de,, yok efendim keynes şöyle karizmatik laf sokuşturmuş da..

    eski bir türk büyüğümüzün de dediği gibi:
    - (elinin tersiyle) hadi ordan! hadi! hadi!!

    uzun vade meselesine dönecek olursak.. bu keynes'in uzun vadeden anladığı kesinlikle (bkz: longue duree) falan değildir. çok çok yirmi sene falandır.
    ayrıca keynes piyasaların şu yada bu şekilde dengeye geleceği üzerine kurmuştur öğretisini. bu bağlamda da neoklasik iktisattan zerre farkı yoktur.