şükela:  tümü | bugün
  • john ruskin çok ünlü bir sanat eleştirmenidir . manchester city art galleryde defalarca konferans verdiği salonun, galerinin genişletme çalışmaları sebebiyle yıkılması, manchester halkının büyük tepkisini çekmiştir.
  • sanatçının, sanatını tanrıya adaması gerektiğini ve bunun ancak sanatını bizatihi kendisinin yaratmasıyla olabileceğini savunan -bence- o deönemin (1819-1900)gelenekselci yazarı. arts and crafts hareketi'nin ilham kaynağı.
  • mekanik üretimin*, üretici ve ürün üzerindeki olumsuz etkilerini ilk kez dile getiren ve bu üretim şeklini reddeden ingiliz toplumbilimci ve sanat eleştirmeni.
  • the seven lamps of architecture adlı yapıtında:

    "anıtlarınıza iyi bakınız; o zaman restorasyona gerek kalmayacaktır. zamanında çatıya konulan birkaç kurşun levhası, yağmur oluklarından zamanında alınan birkaç dal ve yaprak, hem çatıyı, hem de duvarları hasardan kurtaracaktır "

    "restorasyon bir yapının başına gelebilecek en büyük felakattir. öyle bir felaket ki ondan hiçbir şey kurtulamaz ve yok olanın yerine sahte bir benzeri getirilir. bu önemli konuda kendimizi hiç aldatmayalım; nasıl ölüleri diriltmek mümkün değilse, mimarlıkta da bir zamanlar muhteşem ve güzel olanı restore etmek olası değildir. öyleyse restorasyondan söz etmeyelim. o baştan sona bir yalandır. "
    diyerek, temelinde, sanat yapıtının dokunulmazlığı ilkesi yatan romantik akımın öncüsü olmuştur.
  • unto this last adlı kitabı için mahatma * hayatımı değiştiren kitap demiştir. ruskin politik ekonomiyle öyle inceden dalga geçiyor ve öyle güzel örneklerle değerlerimizi sorguluyor ki bu da kitabı mutlaka okunması gerekenler listemize ekliyor.
  • james abbott mcneill whistler'ın resimlerine tükürünce, davalık olan sanat eleştirmeni. mecazen tükürmüştür aman yanlış anlamayınız. biz bu sayede bir ressamın iki günde yaptığı eserleri için bütün birikimini verdiğini öğrenmiştik mahkeme salonlarında. sanatın öyküsü'nde var canım bu hikâye, merak buyurmayınız, itina ile sayfaları tekrar aralayınız.
  • "düşündüklerimiz ve inandıklarımız önemli değildir; asıl önemli olanlar yaptıklarımızdır." demiş muhterem zat.
  • mükemmelikte değil mükemmel olmamakta bulur sanatın ve mimarinin asil olanını. ona göre gotik, özellikle klasik dönemde köleleştirmeyle ve yetkin aklın düşkün akla olan mutlak hakimiyetiyle ortaya çıkan mükemmelliğe, mütevazi ve elinden geleni yapmaya çalışan işçilerin kendilerini ifade edebildikleri ve bu nedenle kusurluluğunda güzelliği olan yapıdaki eserleri ile karşı çıkar. bu nedenle en iyi ve hatta en rasyonel mimarlıktır.

    ya da okuduğumdan anladığımı zannettiğim bu.
  • "basit olmak karmaşık olmaktan çok daha zordur"*