şükela:  tümü | bugün
  • 19. yüzyil ingiliz filozofu, ekonomisti; liberalizmin öncülerinden, utilitarianism fikrinin babalarindan ve ilk feministlerden, baba zoruyla wunderkind olmus bir insan.
    gestapo ruhlu babasi sayesinde üç yasinda yunanca, yedi yasinda latince ögrenmeye basladi. o siralarda plato ve heredot'u da okuyarak yunan edebiyat ve felsefesine ciddi bir giris yapmis, aritmetik, ayrica klasik ve modern tarih ögrenmisti. sekiz yasindan sonra okudugu yunan ve latin yazarlarin listesini vererek, egildigi yüksek matematik, deneysel bilimler, siyasi iktisat gibi sürü sepet alani zikrederek, teen tabir edilen yaslarinda yazip yayinlattigi makalelerini sayarak can sikici olmak istemiyorum. fakat tüm bunlarin üstüne yirmi yasinda bir sinir buhrani geçirdigini; babasinin zihinsel kapasiteyi abartili gelistirip duygusal ihtiyaçlari sallamayan çocuk yetistirme anlayisinin ve çagdaslarina kendi deyimiyle "çeyrek yüzyil fark atmis" olmasinin john'un bünyesini mahvettigini belirtmem herkesin ilgisini çeker saniyorum.
    bunun disinda, yazdigi "the subjection of women" adli denemesi küçük yasta okuyup da erkekler, kadinlar ve hayat hakkinda çok sey ögrendigim kadinin adi yok'tan sonra içimde feminizm atesini yakan ikinci bir eser oldu. memleketinin kadinlarina seçme hakkinin verilmesinden elli yil önce, bu kadinlar aci verici bir karanlik ve kapaniklik içindelerken ve kimse bunu iplemezken adamim mill yüzde yüz kadin-erkek esitligini savunuyor,
    kadinlarla köleleri karsilastirip kadinlarin aslinda kölelerden daha köle olduklarini, çünkü kölelik kurumu güce, siddete dayanirken; kadinin ruhunun köle edildigini; egitimle, sistemin içsellestirilmesiyle kadinin hayattaki tek amacinin kendini bir erkege begendirmek, cinsel yönden çekici olmak haline getirildigini söylüyordu. üstelik kadin kölelerin sahipleriyle seks yapmak zorunda olmadiklarini(?), ama ayni seyin evli kadinlar gerekli oldugunu ve bunun bir kadin için ne kadar asagilayici, ne kadar zor katlanilir bir sey oldugunu belirtiyordu mill.
    bu entrye baska bir son bulamiyor, o yüzden allah mill'e rahmet eylesin diyorum.
  • iq'su 210 civarindaymi$ soylendigi kadari ile .
  • john stuart mill (1806-1873), ingiliz filozof ve iktisatci. ilk kitabi olan "a system of logic" ile une kavusmustur. asil buyuk eserleri "ozgurluk uzerine" ve "kadinlarin bagimliligi"'dir (subjection of women). bireyin ozgurlugunden yanadir, ona gore baskalarina onemli bir zarar vermedigi surece birey istedigini yapmakta ozgur olmalidir. diger kitabinda ise kadinlara erkeklerle esit egitim ve oy hakki verilmesini (kitabin ismi yaniltmasin) savunmus ve feministlerin de bugun bile saygisini kazanmistir. daha ayrinti icin (bkz: john stuart mill)
  • liberal feministler kategorisine alınmakla birlikte, gerçek anlamda radikal bir kadın hakları savunucusu oldu mill. ingiliz dilinde insanoğlu anlamında kullanılan "mankind" sözcüğünü ilk reddeden odur. ayrıca, eşiyle evlendiğinde, hukukun kendisine tanıdığı tüm kocalık haklarını kendisine karşı kullanmayacağına dair harriet taylor'a verdiği söz, bir entelektüelin toplumsal alandaki eylemciliğinin tartışmasız kanıtlarından biridir.
  • adam smith kadar olmasa da sevilecek, sevilmesi gereken amcalardan. kadınlarla ilgili yazdıklarının yanında liberalizm fikirleri daha onemlidir bence.
  • feminist akımın ve genel olarak humanist akımın öncülerinden olan şahıs.
  • 1806 - 1873 yılları arasında yaşamış olan ingiliz filozof, ekonomist ve politikacı. faydacıl* bir teorist olan babası james mill tarafından yoğun bir katı eğitim aldı. bunun sonucu ise 20 yaşında zihinsel bir çöküş oldu.
    en önemli eserlerinden olan "on liberty"(1859) , "considerations on representative government"(1861) ve "the subjection of women"(1869) liberal düşüncenin geliçmesinde önemli etkilere sahiptir.
  • "insanlar kötülüğü arzuları güçlü olduğu için değil, vicdanları zayıf olduğu için yaparlar." - john stuart mill
  • on liberty baslikli denemesinde belirttigi uzre ozgurluk ve mutluluk avrupa'ya aittir diye buyutmustur. zira avrupali olmayanlar mill'in gozunde irksal nedenlerden olmasa bile kulturel nedenlerden dolayi "inferior"'dur; savasa layik idir.
  • çoğunluğun düşüncelerinin azınlığa empoze edilmemesi gerektiğini savunmuş filozof.