şükela:  tümü | bugün
  • kendisini manyaklar gibi bahcesine adamis bir adami anlatan nofx sarkisi.white trash two heebs and a bean albumunden.

    through word of mouth let it be known
    the man who spends his life on a mission, he's legendary
    travelling from coast to coast
    he's the contemporary johnny appleseed

    he's making sure his garden grows
    he'll plant a seed in every town he goes
    fertilizing the country side
    couldn't stop him with insecticide

    makin' sure that the garden grows,
    yeah,yeah,yeah
    groomin' the backyard, or whackin' a weed

    when diggin' holes, he'll be wearing a glove
    he go into the shed, get out a shovel, and he shove
    he'll plant the seed, makin' sure it's sown
    he go into the shed, and he start hoein' with the hoe,
    ho,ho,ho

    makin' sure that the garden grow,
    yeah,yeah,yeah
    he'll water the yard with the garden hose
    groomin' the backyard, or whackin' a weed
    yeah,yeah,yeah
    the contemporary johnny appleseed
  • 1774-1845 senelerinde yaşamış olan ve ohio nehri vadisi boyunca elma ağaçları dikerek, ağaçlara bakım yapan john champman'ın takma ismidir; daha sonraları, güzel ve hoş şeylerin yayılmasını sağlayan insanlar için mecazi olarak kullanılmaya başlamıştır.
  • gezdigi her yere elma meyvesinin cekirdeklerini birakip elmanin bugunku yuzlerce cesidine ulasmasini sagladigi dusunulen kisi. michael pollan'in botany of desire adli kitabinda sikca ismi gecer.
  • (bkz: john chapman)
  • amerikan halk kahramanı. asıl adı john chapman'dır. nişanlısının ölümüyle birlikte içine düştüğü derim elemler sonucunda, ovaları aşıp elma ağaçları dikmek gibi ilginç bir faaliyet yürütmeye başlamıştır. kendisinin dikmiş olduğu elma ağaçlarının birçoğu günümüze kadar varlıklarını korumuştur.
  • sınırlarda yaşayan bir vejetaryen olarak ata binmeyi ya da ağaç kesmeyi zalimlik sayardı; bir seferinde bir solucanı ezdiği için ayağını cezalandırıp, ayakkabısını
    fırlatıp atmıştır.
  • insanin kendini iyi hissetmesi icin yardimci olabilecek cok guzel bir joe strummer & the mescaleros sarkisi. sozleri de soyle:

    lord, there goes johnny appleseed
    he might pass by in the hour of need
    there's a lot of souls
    ain't drinking from no well locked in a factory

    hey, look there goes
    hey, look there goes
    ıf you're after getting the honey, hey
    then you don't go killing all the bees

    lord, there goes martin luther king
    notice how the door closes when the chimes of freedom ring
    ı hear what you're saying, ı hear what he's saying
    ıs what was true now no longer so

    hey, ı hear what you're saying
    hey, ı hear what he's saying
    ıf you're after getting the honey, hey
    then you don't go killing all the bees

    what the people are saying
    and we know every road, go go
    what the people are saying
    there ain't no berries on the trees

    let the summertime sun
    fall on the apple, fall on the apple

    lord, there goes a buick forty-nine
    black sheep of the angels riding, riding down the line
    we think there is a soul, we don't know
    that soul is hard to find

    hey, down along the road
    hey, down along the road
    ıf you're after getting the honey
    then you don't go killing all the bees

    hey, it's what the people are saying
    ıt's what the people are saying
    hey, there ain't no berries on the trees
    hey, that's what the people are saying, no berries on the trees
    you're checking out the honey, baby
    you had to go killin' all the bees
  • ray bradbury'nin mars yıllıkları kitabının bir bölümünde (aralık 2032: yeşil sabah) adı geçen insan. kitabın bu bölümünde marsı ağaçlandırmaya çalışanların johnny appleseed'den esinlendiği anlatılıyor.
  • jonathan chapman - lakabı johnny appleseed (elma çekirdeği johnny).
    hayvanları çok seven, çocuklara hikâyeler anlatan, her yere elma çekirdekleri saçan, bir sürü filme ve kitaba konu olmuş bir adam. walt disney çizgi filmlerinden, japon bilgisayar oyunlarına kadar bir dolu yere girmiş. aslında yarı çatlak, sınırlarda yaşayan, kendince dindar bir vejetaryen...
    ata binmeyi veya ağaç kesmeyi zalimlik olarak niteleyen biri. bir keresinde bir solucanı yanlışlıkla ezdiği için ayaklarını cezalandırmış, ayakkabılarını çıkarıp atmış.
    kızılderililerle iyi geçinir, onların bölgelerine rahatça girer, çıkarmış. gittiği her yere elma çekirdeği saçarmış. çekirdeklerini şarap imalathanelerinin posa yığınlarından, itinayla seçermiş. özellikle de, yerleşimcilerin geleceğini düşündüğü yerlere ekermiş onları.
    pragmatik bir yönü de varmış. zamanın kanunlarına göre, 50 ağaçlık bir meyva bahçesi olan bir kişi, o toprakta hak iddia edebiliyormuş. yerleşimciler gelene kadar, yerli veya beyaz çocuklarla anlaşır, ağaçlarını onlara baktırtırmış, yerleşimciler gelince de ağaçlarını onlara satarmış. elma şarabı yapmaları için! 1845’te öldüğünde, kıyafet yerine bir kahve çuvalı giyiyormuş ve ondan geriye 4,8 km karelik dikili elma ağacı arazisi kalmış.
    amerikalıların çoğu, elmanın bir amerikan meyvası olduğunu sanırmış, oysa amerika’daki popülerliğini büyük ölçüde, tekneler dolusu elma çekirdeğiyle nehirlerde kürek çeken johnny appleseed’e borçlu. bu adamın aşılı elmalarla hiç işi olmamış. elmaları değiştirmek, ağaçları aşılamak ona göre yanlışmış. çünkü bu allah’ın işine karışmak olurmuş. doğru yöntem çekirdekleri seçmek, toprağa dikmek, çünkü allah işini bilir. bu adam hem yarı deliymiş, hem de yerleşimcilerin nereye yerleşeceğini bilmek konusunda bir dehaymış. yerleşimciler, biraz da avrupa’daki eski evlerini hatırlattığı için elma ağaçlarını seviyorlarmış. hem de tevrat’ta - incil’de, cennet bahçesinde geçen bir meyva!
    sonraları elma şarabı üretmek ve satmak da bir kazanç kapısı olmuş.
    ve elma şarabı, kırsal bölgelerde bira, çay, kahve, meyva suyu hatta suyun bile yerini almış.
hesabın var mı? giriş yap