şükela:  tümü | bugün
  • bob dylan'in (bkz: infidels) albumunden eglenceli bir $arki

    (bkz: sozlerini de yazayim tam olsun)

    standing on the waters casting your bread
    while the eyes of the idol with the iron head are glowing.
    distant ships sailing into the mist,
    you were born with a snake in both of your fists while a hurricane was blowing.
    freedom just around the corner for you
    but with the truth so far off, what good will it do?

    jokerman dance to the nightingale tune,
    bird fly high by the light of the moon,
    oh, oh, oh, jokerman.

    so swiftly the sun sets in the sky,
    you rise up and say goodbye to no one.
    fools rush in where angels fear to tread,
    both of their futures, so full of dread, you don't show one.
    shedding off one more layer of skin,
    keeping one step ahead of the persecutor within.

    jokerman dance to the nightingale tune,
    bird fly high by the light of the moon,
    oh, oh, oh, jokerman.

    you're a man of the mountains, you can walk on the clouds,
    manipulator of crowds, you're a dream twister.
    you're going to sodom and gomorrah
    but what do you care? ain't nobody there would want to marry your sister.
    friend to the martyr, a friend to the woman of shame,
    you look into the fiery furnace, see the rich man without any name.

    jokerman dance to the nightingale tune,
    bird fly high by the light of the moon,
    oh, oh, oh, jokerman.

    well, the book of leviticus and deuteronomy,
    the law of the jungle and the sea are your only teachers.
    in the smoke of the twilight on a milk-white steed,
    michelangelo indeed could've carved out your features.
    resting in the fields, far from the turbulent space,
    half asleep near the stars with a small dog licking your face.

    jokerman dance to the nightingale tune,
    bird fly high by the light of the moon,
    oh. oh. oh. jokerman.

    well, the rifleman's stalking the sick and the lame,
    preacherman seeks the same, who'll get there first is uncertain.
    nightsticks and water cannons, tear gas, padlocks,
    molotov cocktails and rocks behind every curtain,
    false-hearted judges dying in the webs that they spin,
    only a matter of time 'til night comes steppin' in.

    jokerman dance to the nightingale tune,
    bird fly high by the light of the moon,
    oh, oh, oh, jokerman.

    it's a shadowy world, skies are slippery gray,
    a woman just gave birth to a prince today and dressed him in scarlet.
    he'll put the priest in his pocket, put the blade to the heat,
    take the motherless children off the street
    and place them at the feet of a harlot.
    oh, jokerman, you know what he wants,
    oh, jokerman, you don't show any response.

    jokerman dance to the nightingale tune,
    bird fly high by the light of the moon,
    oh, oh, oh, jokerman.
  • bob dylan'in en guzel sarkilarindan birisi
    bana kalirsa kesin bir dille ronald reagan anlatiliyor. ornegin "freedom just around the corner for you" sozu reaganin liberalliginin aslinda ne kadar bos ve ise yaramaz oldugunu anlatiyor. ayrica "nightingale" kelimesinin de iran ile ilgili oldugu yazilmis ki gayet mumkun. ayrica "you rise up and say goodbye to no one" lafi da reaganin baskanligi biraktiginda bir en kaz yaratacagina dair bir ongoru gibime geliyor. bundan sonra "manipulator of crowds, you're a dream twister" sözü sarkinin en onemli sozu olabilir. kongreye soyledigi yalanlar, halka mukemmel bir sekilde hitap ederek onlari manipule etmesi, nikaragua'daki halka cektirdikleri, orta sinifi perisan eden ekonomik uygulamalari, liste uzar gider. "sodom-gomorrah" kismi, guney amerikali uyusturucu tacirlerinin ulkesine girmelerine izin vermesine, hondurasta insanlari olduren, tecavuz eden contra ordusuna verdigi destege cok guzel bir ornek olusturmus. ayrica, "a friend to the martyr, friend to a woman of shame"de kastettigi kadinin da margaret thatcher oldugu gün gibi ortadadir bence. "see the rich man without any name" kismi da reagan'in nasil milyonerlerle yakinlik kurdugunu, roosevelt'in azili dusmani parali sinifa verdigi davetleri ve ozellestirme politikalarini anlatiyor. yukarida linkte anlatildigi gibi "milk white steed" reagan'in karbeyazi atini, michelangelo kismi da onun yuz hatlarinin duzgunlugunu ve karizmasini anlatiyor olmali. "tear gas, pedlocks, molotov coctails and rocks behind every curtain" afganistan savasini, iran-irak savasini anlatirken, "false hearted judges" kismi doneminin siyasi surumuna da bir gonderme olmali kanimca. "slippery world, skies are slippery gray" lafi da son olarak "yildiz savaslari" diye bilinen fantezi projeye bir gonderme olmali diye dusunuyorum.
    dylan o kadar buyuk ustalikla bu sozleri islemis ki, bahsedilen jokerman'in isa peygamber ya da dylan'in kendisi olabilecegi soyleniyor. ama bence sarki aralarindaki bolumler reagan'i isaret ediyor. ama iste beni tek dusunduren konu sarkinin henuz 1983'te, henuz reaganin baskanliginin 2. yilinda yazilmis olmasi. yani o yildiz savaslari proje o zamanlar ne kadar gercekciydi, thatcher'la dostlugu ne kadar gucluydu, saman altindan yapilan nikaragua, el salvador, honduras catismalari, krizleri ne kadar ilerlemisti tam olarak bilemiyorum.
    bana kalirsa dylan'in en kiymetli 2-3 parcasindan biridir, melodileri de pek guzeldir vesselam.
  • bob dylan'ın infidels* albümünün açılış parçası. infidels albümü, son 3 albümdeki hıristiyanlığa olan yakınlığın son bulduğu, dylan'ın eski protest duruşuna döndüğü albümdür.

    kesinliği olmamakla birlikte bence jokerman, jesus'ın ta kendisi. bu sonuca "standing on the water, casting your bread, while the eyes of the idol with the iron head are glowing." cümleleriyle incil'e yaptığı göndermelerden ulaştım*.

    ayrıca şarkıdaki reggae esintilerinin müsebbipleri de stüdyoda yerini almış iki jamaikalı,; davulcu sly dunbar ve kankası basçı robbie shakespeare'dir.

    "you were born with a snake in both of your fists." derken de herakles'e gönderme yapıyor diyeceğim ama çok alakasız olacak. bilindiği gibi herakles, zeus'un gayrimeşru çocuğu. çocuğun bir insandan olduğunu öğrenen hera, kıskançlığın dibine vurarak, herakles henüz birkaç günlük bebekken iki devasa yılanı musallat ediyor zavallının başına.

    evet evet, bence kesinlikle böyle. dylan'a "bu kadar çok harika şarkıyı nasıl yazıyorsunuz" diye sorduklarında "kıçımdan uyduruyorum" demişliği var. yine aynı yönteme başvurmuş olma olasılığı yüksek.
  • çocukluğumu bu şarkıyı anlamaya çalışmakla geçirdim, anlayabildim mi peki, belki bir satırını ancak, o da bir saniyeliğine. sonra yine herşey birbirine girdi,anladığımı sandığımı da unuttum. dylan'ın sırrı ve vazgeçilmezliği de burada belki, karmaşıklığında, herşey bir aradalığında..
    ama, azimliyim, bir gün changing of the guards'ı çözeceğim.