şükela:  tümü | bugün
  • quora'daki bazı sorulara ilişkin olarak beğendiğim cevapları aşağıdaki şekilde olan university of toronto öğretim üyesi, klinik psikolog.

    what is the fastest and best way to improve my memory, cognitive skills, and span of concentration?

    wake up at the same time every day, preferably in the morning.

    eat a good, relatively large breakfast, daily, avoiding excessive carbohydrates and sugar, soon after waking.

    ıt is very important to establish temporal routines of this sort, as it is very difficult for your body to develop and maintain any emotional stability and capacity for sustained effort if your basic biological rhythms are continually upset. ıt is also very important not to subject yourself to stress without eating, when you start your day, because you can't recover from that until you sleep again.

    developing these two habits will help you more than anything else you can do. furthermore, you will not ever be able to perform optimally unless you do so.

    how can you increase your productivity on side projects at the end of the day when you're tired from work/college?

    the most straightforward way to increase your energy at the end of the day is to have a brief nap -- 20 to 45 minutes, sometimes longer. this will add 3-4 hours of productive time to your evening.

    much better to do this than to drop half-dead in front of the tv or monitor.

    what are the most valuable things everyone should know?

    tell the truth.
    do not do things that you hate.
    act so that you can tell the truth about how you act.
    pursue what is meaningful, not what is expedient.
    ıf you have to choose, be the one who does things, instead of the one who is seen to do things.
    pay attention.
    assume that the person you are listening to might know something you need to know. listen to them hard enough so that they will share it with you.
    plan and work diligently to maintain the romance in your relationships.
    be careful who you share good news with.
    be careful who you share bad news with.
    make at least one thing better every single place you go.
    ımagine who you could be, and then aim single-mindedly at that.
    do not allow yourself to become arrogant or resentful.
    try to make one room in your house as beautiful as possible.
    compare yourself to who you were yesterday, not to who someone else is today.
    work as hard as you possibly can on at least one thing and see what happens.
    ıf old memories still make you cry, write them down carefully and completely.
    maintain your connections with people.
    do not carelessly denigrate social institutions or artistic achievement.
    treat yourself as if you were someone that you are responsible for helping.
    ask someone to do you a small favour, so that he or she can ask you to do one in the future.
    make friends with people who want the best for you.
    do not try to rescue someone who does not want to be rescued, and be very careful about rescuing someone who does.
    nothing well done is insignificant.
    set your house in perfect order before you criticize the world.
    dress like the person you want to be.
    be precise in your speech.
    stand up straight with your shoulders back.
    don't avoid something frightening if it stands in your way -- and don't do unnecessarily dangerous things.
    do not let your children do anything that makes you dislike them.
    do not transform your wife into a maid.
    do not hide unwanted things in the fog.
    notice that opportunity lurks where responsibility has been abdicated.
    read something written by someone great.
    pet a cat when you encounter one on the street.
    do not bother children when they are skateboarding.
    don't let bullies get away with it.
    write a letter to the government if you see something that needs fixing -- and propose a solution.
    remember that what you do not yet know is more important than what you already know.
    be grateful in spite of your suffering.
  • geçtiğimiz günlerde channel 4 sunucusu cathy newman ile bir röportaj gerçekleştirmiştir. yarım saatlik programı mutlaka izlemenizi tavsiye ederim:

    https://www.youtube.com/…=amcjxsthd54&feature=share

    peterson adeta frame nasıl korunur dersi veriyor yarım saat boyunca. cathy newman sürekli peterson'un sözlerini yanlış yorumlayıp, onun açık vermesini sağlamaya çalışıyor ancak peterson hiçbir tuzağa düşmüyor. bu kadar şirret ve kötü niyetli bir kadının karşısında bu derece sağlam durmak hakikaten çelik gibi sinir sahibi olmayı gerektirir. peterson müthiş, müthiş.

    tabii, cathy newman'ın röportaj boyunca takındığı seviyesiz üslup internette de karşılığını buldu, kadının üzerine gidildi. bunu fırsat bilen medya kadının peterson'a takındığı çirkin tutumu unutturup, kadını kurban ilan etmeye çalışıyor. zeytin yağı gibi üste çıkacaklar. şu an medyada büyük çaplı bir pressure flip görüyoruz.

    burada güzel bir özet var: https://twitter.com/…rump/status/954776284843913217

    peterson bu tehlikeli oyundan yüzünün akıyla çıkarsa yolu kanada başbakanlığına kadar gider.*
  • slavoj zizek kısa ama veciz bir yazıda hem peterson'ı hem de political correctness manyaklarını -iki tarafın da aslında nasıl benzer stratejiler kullanarak, benzer yapılar kurduğunu anlatarak- gömünce, kendisi çok sinirlenip twitter'da zizek alıntıları paylaşan alakasız bir hesaba atarlanmış.
  • beni 1.5 sene önce depresyondan çıkarıp rayıma geri oturtabilmiş, hayatıma başka türlü bakabilmemi sağlamış, işlerimi yoluna koymamda büyük fayda etmiş klinik psikologdur. zizek'in troll hesabını reel sanmış da yorum atmış da o yüzden aptalmış falan kısmını geçmek lazım o yüzden. robot mu bu adam? peygamber mi bu adam? yanlış yapamaz mı? mesela bu adam multivariate calculus hakkında yanlış bir şey söylese, bu klinik psikolog olan adamı bir mal yapar mı? ki sadece ben değil, binlerce insana aynı etkiyi yapmış bir adam bu. entelektüel seviyemi, iq'mu falan merak edenler, entrylerimi inceleyebilir. referansım odur.

    master goygoycu diyenin ağzını yırtma isteği oradan geliyor. tutuculuğu, hristiyanlığı kendinedir. ki bazı noktalarda da tutucu olmakta anayasaya kendi fikrini sokmadıkça gayet haklıdır. beğenirsen alırsın, beğenmiyorsan yok benlik değil der geçersin. fikrinize uymayan herkes goygoycu değildir yani. komünizm benim kafama yatmayan bir sistem diye karl marx goygoycudur diyemem. hristiyanlık olayı da şundan ibaret genelde: adam bazı konseptleri örneklerle açıklıyor. yeri geliyor meşhur disney filmlerinden, bilgisayar oyunlarından, kitaplardan, kişilerden örnekler veriyor. yeri gelince de incilde geçen hikayelerden örnekler veriyor. öğrencilerin aşina olduğu somut hikayeler olması için. bu kadar.

    compelled speech konusu öyle tırt bir konu değildir. ben bugün çok güçlü biri olsam, anayasaya "tupfraq'a bundan sonra herkes yüce lordum tupfraq" diyecek diye madde ekletsem, hoşuna gider mi? peki ben bu işten "ama benim identification'ım öyle, yüce lordum ben" diye sıyrılabilir miyim? hayır. ki dil zaten böyle bir şey değil. olmamalı. bu sorunun 100 tane çözümü var, ve compelled speech bunlardan biri değil diyor adam. ırmakları dolduracak kadar ağlıyorsunuz.

    "toplumun siktir ettiği yıkık insanlara hitap eden boş adam" muhabbeti dönüyordu mesela bir ara bu başlıkta. ne yazık lan? toplumun siktir ettiği insanlar insan değil mi? onların hayatını yoluna koyma hakkı yok mu? bunun için uğraşmak suç mu? bir de kendinize solcu dersiniz. şu adam çok solcuyum diye geçinen 10000 ekşiciden daha çok garibana yardım etmiştir. ikiyüzlü herifler.

    "iq önemlidir" dedi, taşladınız adamı. ne? değil midir? almış eline istatistiği diyor ki "matematikçiler, mühendisler, doktorlar genelde 125+ iq'ya sahip". şu söylem yüzünden götünüz yanıyor. düşük iq her şeyin belirleyicisi değil, yüksek iq da her kapıyı açan bir anahtar değil, kişilik özellikleri önemlidir diyor devamında. ama yok, onu görmüyorsunuz. ağlamak daha tatlı geliyor. ben mesela 80 iq olsam ille de mühendis olacağım diye kasmam o saatten sonra. çünkü bu adamlar beni çiğ çiğ yer o sektörde. onun yerine kendime göre daha makul bir işe yönelirim. benim için asıl facia olacak şey, buna object eden tiplerin söylediğidir, klasik türk anne babası tribidir: "çocuğum kesinlikle tıp okusun mühendislik okusun hukuk okusun çünkü o çok akıllı ve çok ponçik ve o benim oğluşum ohhhhhhhhhh". ondan sonra tebrikler, bok gibi bir adam yarattınız.

    almış eline bilimsel verisini, erkekler arası hiyerarşiyi, kadınların iç motivlerini, kadın-erkek ilişkilerini, ebeveyn çocuk ilişkilerini anlatıyor. zır zır zırlıyorsunuz. "çocuğa ceza verilmelidir, cezanın ölçüsü olmalıdır, çocuk neden ceza aldığını bilmelidir, çocuğa her istediğini veren aile çocuğunu kendi eliyle saçma sapan bir insan haline getiriyordur" diyor. pirems ve piremses kızlarınıza çok matah sandığınız muamelenin yanlış olduğunu söylediği için zırlıyorsunuz. sonra abidik gubidik şımarık amorf yaratıklar oluyor çocuklarınız. düzgün baba figürü çocuk psikolojisinde önemlidir, evlenip 1 yıl sonra boşanan, sperm bankasından çocuk sahibi olan bekar anneler çok matah bir iş yapıyorum sanmasınlar diyor. yine zır zır zırlıyorsunuz. oysa demiyor ki "çocuklu kadının yeri kocasının yanıdır, ne olursa olsun beraber kalacak", şöyle diyor: "çocuk yapmadan önce iyi düşün taşın ki böyle boklar başına gelmesin ben baştan uyarıyorum." veya "evlilikte en ufak tartışmada veya sorunda boşanmayın, işleri aranızda halletmeye çalışın".

    kadınların iş hayatında neden erkekler kadar ilerleyemediğini big five'a göre açıklıyor. diyor ki kadınlar da erkekler kadar zekidir, çalışkandır, şudur budur ama bu ayrımın sebebi kadının genel eğilim olarak erkek kadar endüstriyel olamaması, erkeğin daha az agreeable olması (dolayısıyla işler kendi istediği gibi gitmiyorsa rest çekebilmesi ve atik olması), kadınların annelik içgüdüsü (çocuk vs kariyer) vb. diye anlatıyor. ağlayıp zırlıyorsunuz kadın düşmanı diye. bu mu lan kadın düşmanı? şöyle şeylere ağlayıp zırlayan bir ton boş beleş adam, kamuoyu oluşturup daha kadın haklarına dair ne bok yedi? dünyanın yarısı kadın hakları konusunda bok çukuru seviyesinde. onlara odaklanmayıp, dünyanın en abuk "bayan değil kadın" muhabbetini yapan siz değil misiniz? adam bilimsel veriye dayanan (ki bilimsel veri salt doğru değildir, tartışılabilir bir şeydir) argümanını sunuyor. varsa bir red argümanın, gelir sunarsın.

    "dünyayı değiştirmeden önce git odanı topla", "omuzların geride olacak biçimde dik otur" diyor, ıstakoz diyor; altmetni anlamadan, okumadan "ahahah bu ne lan asjfnakjf mal herif" diyorsunuz. oysa ne kadar haklı konuştuğunu anlayacaksın az daha dinlesen. diyor ki "kendi küçük sorunlarını çözmeden, sorun çözme microhabitleri edinmeden, bi bok yapamazsın.", diyor ki "bir şekilde olmak istiyorsan, o şekilde davranarak önce zihnini buna ikna etmelisin", diyor ki "ta 300 milyon yıllık canlılardan beri sinir sistemimize entegre olan bir sistem var, bunu görmezden gelmeyin."

    velhasıl herkes hayata başladığında aynı şartlara sahip olamayabiliyor. herkes olması gerektiği gibi hayatını rayına koyamamış olabiliyor. herkes başarılı olamayabiliyor. karşı cinsle ilişkiler konusunda engin bilgiye sahip olmayabiliyor. sosyallik konusunda sınıfta kalabiliyor. işte jordan peterson, bütün dünya o insanları siktir etmişken, elini taşın altına sokup gerçeği gösteren, tavsiyeler veren bir adam. taşlayıp saldırdığınız adam, sizin 5 para etmez virtue signaling'inizden kat be kat dünyaya hizmet veriyor. hem de bedava. hem de herkesin ulaşabildiği internet üzerinden. twitter'a heşteg adalet yerini bulsun demeyle, profil fotosunu türk bayrağı yapmayla, ekşide duyar kasmayla olmaz çünkü o işler. bi bok yapıyorum sanma o yüzden.

    bazı insanlarla oturup tartışılmaz, pazarlık edilmez, ortak bir paydada buluşulmaz, mantık düzleminde çözüm üretilmez. o insanlardan olmayın.
  • dr.jordan peterson kanada toronto üniversitesinde klinik psikoloji profesörüdür. çalıştığı alanlar kişilik ve sosyal psikoloji olmakla beraber uzmanlık alanı dini ve ideolojik akımlar psikolojisidir.

    1999 senesinde "anlam haritaları : inancın mimarisi" isimli harika bir kitap yazdı ve inancın insan psikolojisi üzerindeki etkilerini inceledi. ancak esas eseri bu sene yazdığı "hayatın 12 kuralı : kaos için antidot" isimli kitabı oldu. türkçeye çevrilip çevrilmediğini bilmiyorum ama ben ingilizce aslından şu ana kadar beş kere okudum. her okumamda da ayrı bir şey öğreniyorum. adam ciddi anlamda bir dahi diyebiliriz.

    ancak jordan peterson esas gündeme 2016 senesinde geldi. üniversitede verdiği dersleri komple you tube'a yüklemeye başladı ve ciddi anlamda takipçi sayısı aldı. bir psikoloji profesörü olarak şu an you tube üzerinde 1 milyon abonesi var ve nisan 2018 itibarıyla videoları 50 milyon kere izlendi. bunun nasıl bir etki olduğunu düşünmeyi size bırakıyorum.

    jordan peterson'un bu kadar takipçi kazanmasının sebebi son derece cesur tutumu ve hiç bir akademisyenin sesini çıkarmak istemediği konularda tavrını koyabilmesi.

    örneğin 2016 senesinde kanada hükümetinin çıkardığı bir yasaya aleni tavır aldı. buna göre kanada transseksüel kişilere ingilizce he (erkek) veya she (kadın) olarak hitap edilmemesi gerektiği ve bunların ayrı bir cinsiyete sahip oldukları için "zhe" olarak hitap edilmesini yasayla zorunlu kıldı. jordan peterson böyle bir uydurma kelimeyi kullanmayı red ettiğini ve devletin insanların nasıl konuşacağını belirleme hakkı olmadığını,böyle bir durumun faşizmin başlangıcı olduğunu ilan etti.

    kanada üniversiteleri ve insan hakları örgütlerinin sol ve marksist ideolojiye sahip insanlarla dolu olduğunu ve bunların bu tür yasaları çıkartarak tüm kültürel çevreyi kendi fikirlerine göre devlet zoruyla şekillendirmeye çalıştıklarını söyleyerek kendisinin kesinlikle buna uymayacağını ve gerekirse hapse bile girmeye göze aldığını söyledi.

    kendisinin bu cesur tutumundan sonra kanada ve amerika'da kıyamet koptu. kendilerini "demokrat" "modern" ve "ilerici" olarak tanımlayan tayfa sırf kendilerini eleştirdi diye hocanın ne faşistliğini bıraktılar ne cahilliğini. ancak ilginç bir şekilde halkın çoğunluğu kendisini destekledi ve yayınladığı you tube videoları milyonlarca izleme almaya başladı. çıktığı televizyon programlarında da karşısına çıkartılan "sol - marksist" görüşlü rakiplerini lime lime etti. özellikle ingiliz televizyonu channel 4'de karşına program sunucusu olarak çıkan ama esas amacı onu ekran önünde aşağılamak olan fanatik feminist bayan sunucuyu öyle akıl yürütmelerle köşeye sıkıştırdı ki kadın programın bir yerinde ne soracağını unutup bir kaç dakika boş boş kameralara baktı.

    dr.peterson bugün tüm dünyada post-modernizmin insanlara yeni bir düşünceymiş gibi kabul ettirilmeye çalışıldığını ama aslında bunun kıyafet değiştirmiş marksizm ideolojisinden başka bir şey olmadığını savunuyor. aynı zamanda ateistlerin dini sadece "modası geçmiş masallar" olarak sunmak istediklerini ancak dinlerin toplumların bilinç altlarında son derece önemli bir yer tuttuğunu ve dinsel hikayelerin aslında binlerce yıl boyunca süzülerek gelmiş insan bilgeliğinin sembolik anlatımları olduğunu öne sürüyor. bu sebeple dine karşı olan özellikle richard dawkins gibi bilim adamlarının dinin ne olduğu konusunda doğru dürüst fikir sahibi olmadan olayı çok basite alarak sadece ideolojik sebeplerle körü körüne karşı çıktıklarını belirtiyor.tabi bu fikirleri sebebiyle ateist ve sol kesim amerika ve kanada'da peterson hocaya her ayrı küfür saldırısı düzenliyorlar.

    peterson aynı zamanda bugün tüm dünyada en "özgürlük yanlısı" gözüken bir çok örgütün aslında "totaliter diktatörlük" sevdalısı olduklarını ancak bunu açıkça söyleyemedikleri için "insan hakları" veya "demokrasi" sözleri ardına sığındıklarını söylemekte.

    peterson şu anda hem kanada hemde amerika birleşik devletlerinde üniversite,medya ve entellektüel kesimi kontrolleri altına almış "sol-liberal-marksist" kesim tarafından lanetlenmiş durumda hatta bu "özgürlük savunucuları" hocanın konferanslarını gönderdikleri provakatörlerle basıp karışıklık çıkartarak onu konuşturmamaya çalışacak kadar işi ileri götürüyorlar.

    ancak ınternet sayesinde bugün jordan peterson milyonlarca insanı etkileyebiliyor.

    kendisinin bana ilginç gelen görüşlerinden bir kaç tanesi şöyledir.

    "kötülük yapma kapasitenin farkına varıp bunu samimice kabullenmeden iyilik yapma kapasiteni değerlendiremezsin"

    "yaptığın ve yapmadığın her şeyin bedelini ödeyeceksin. neyi yapıp neyi yapmayacağının kararını sen verebilirsin ama bedel ödememek gibi bir seçim hakkın yoktur"

    "gerçekten düşündüğün şeyleri söyleyemediğin her durumda içindeki doğmamış kendini öldürürsün"

    "kendi toplumunu yok sayan ve ben kendi toplumumun bir parçası değilim ondan çok daha ileriyim diyenlerin anlayamadıkları şey bugün bulundukları yerde olmalarının sebebinin kendilerinden önceki milyonlarca insanın yaptığı fedakarlıklar ve toplumun ona verdiği korumadır. bu insanlar kendilerini besleyen toplumlarına nankörlük etmekte akıllı olduklarını sanmaktadırlar."

    "kendini değerlendirirken bugünkü başkalarına göre değil dünkü kendine göre değerlendir"

    " hayattaki bazı oyunları içine tamamen katılmadan oynaman imkansızdır."
  • marxizm ve nazizmi otuz küsür senedir incelemesine ragmen, bunlari günümüzdeki kampüs aktivizmini elestirmek icin kullanma sürecinde post-modernizmle corba ederek servis etmesi yüzünden amacinin kafa karistirmak olduguna inandigim kisi. zaten kullandigi retorikte de yeniden tanimladigi kelimeleri birbirine gecirmesi, isa ve hristiyanlik hakkinda yaptigi dürüstlükten uzak laf cambazliklari, dogruluk konusunda girdigi polemikleri ile yeterince derinlikli düsünen bir akademisyen olmadigini da göstermektedir. sözlerini yeterince iyi secmektedir, evet, kendini münazarada düzgün bir yere oturtacak kadar iyi secer.

    internetteki takipcileriyle gercek anlamda felsefe, tarih, din ve psikoloji tartismak istediginizde karsiniza cikacak olan enteresan inanislarin kaynagi hocanin retorigi ve verdigi yüzlerce saatlik dersler, katildigi münazaralar ve acik oturumlarda tavsiye ettigi, son derece kalitesiz diger yayinlar, ki bunlardan en zararlisi stephen hick'in postmodernizm kritigi ve retoriginde buram buram gelen ayn rand tadidir. bu takipcilerin bazi büyüksehirlerde toplasip kitap kulüpleri organize ettigini de biliyoruz, umarim bu kulüpler zamanla yoldan cikmaz. zaten uzunca süre takipcilerinden patreon bagislariyla para topladigini ve detaylari bir türlü aciklanmayan büyük egitim reformu benzeri planlar icin bu parayi talep ettigini de biliyoruz.

    tehlikeli sularda yüzdügüne inaniyorum, zira gerek maps of meaning, gerekse 12 rules for life kitabi, referans olarak verdigi gnostik ve okültist kitaplardan verdigi alintilar yüzünden akli basinda olan herkesin tedbirli sekilde okumasini gerektiriyor. ancak ne yazikki okurlarinin neredeyse hepsi hayati iskalamis 20-35 yas arasi, bir baltaya sap olmak icin can atan veya tamamen yönlendirilebilir erkekler, onlara hayatlarini baglamis kadinlar ve baby boomer kusaginda olup genclerin cok bozduguna inanan ekseriyette muhafazakar kesimden olusuyor. hedef kitlesine ulasmanin en kolay yolunu da 2016'da cözdügünü unutmayin: var olan ders videolari ve bible lectures serisinin yani sira kanada'daki gender pronoun yasasini elestiren bir dizi video yayinlayarak meshur oldu. bunlarin hepsi youtube üzerinden oldu ve kendi agzindan gelen bir itiraf da su: "youtube izleyicilerinin %85'i erkek ... ben de bilmiyorum nasil oldu ama bible lectures verdim ... kitap turuna ciktim ... karsimda hep böyle kocaman kocaman genc adamlar var". allah allah neden acaba?

    siz de hayatin sillesini yemisken bu tarz fikirlere acik olabilirsiniz, ama cok saglam pabuc degil, bunun farkinda olun. ben bagimsiz düsünürüm bana bir sey olmaz diyorsaniz hobi olarak yine okuyun, cünkü tarif ettigi "bilgelik" aslinda carl jung, joseph campbell, alan watts gibilerinin actigi yoldan ilerliyor, ama gözünüzü dört acin.

    ve aslinda sunu unutmayin: büyük kayiplar bir miktar yas tutmayi gerektirir, ancak o kaybin acisini unutmak icin kendinize daha büyük zararlar veriyorsaniz durun. eger kendinizi bir cukurda bulursaniz elinizdeki küregi birakin. yoksa sonunda varilacak yer, yillar yillar sirkin en basarili gösterilerini yapan sihirbaz gibi olur: kelli felli haliyle herkese köpüren, herkesten alkis bekleyen, uyusturucusunu alamayinca sahneye cikip sacmalayarak son kez ise yarayacak olan bir canavar. ve bu adamin videolarini gecmisten bugüne izlemeye calisin ve nasil da canavara dönüstügünü fark edip kendini yeniden insanlastirma cabasinda oldugunu büyük bir hüzünle görün. aciyin ona.
  • ekonomik/sosyal eşitsizlikler genetik eşitsizliklerin sonucu olabilir diyorsanız kanıtını göstereceksiniz. iki tane embesil youtube videosu ve blog yazısıyla olmuyor o işler. ha sen oturur herkesin kabul edebileceği bir metodoloji ile bu çalışmayı yaparsın, ortaya koyarsın. o zaman ciddiye alınırsın. o güne kadar amerika'daki beyaz-siyah arasındaki sosyal-ekonomik farkları genetik eşitsizlik ile açıklamaya kalkarsan embesil bir ırkçıdan başka bir şey olmazsın.

    --- spoiler ---
    sosyal-ekonomik farkların sebebi genetik değil.
    --- spoiler ---

    beyni white supremacy ile erimiş bir beyinsiz değilseniz bu tip bir safsataya zaten inanamazsınız. hoş türkiye kökenli olup white supremacist olabilmeniz için zaten iq'nuzun şempanze iq'suna eşit olması falan gerekiyor zaten de, neyse.
  • ilk keşfettiğimde her cümlesi hayranlık uyandırmış, ancak konuşmalarını dinlemeye devam edince kendisini çok fazla tekrar ettiğini ve birkaç temel düşüncesini çok geniş bir yelpazeyi açıklamak için kullandığını farkettiğim, marksist ve post modernistlere (çok geniş bir kitleyi atıyor bu kutunun içine) savaş açmış profesör. tekrarcı yapısı konuşmasına da yansımış olacak ki belli başlı kalıpları obsesif denilecek seviyede sık kullanıyor.

    genel olarak vermeye çalıştığı mesajlar çok net ve ben dahil bir çok insanın katılacağı şekilde insanlığın bekası için önemlidir. ama girdap gibi her konuyu bu ana mesajlara çekmek ve bunu yaparken dini arkaplanlara hakettiklerinden fazla yer vermek gibi huyları bir yerden sonra can sıkıyor. faydacılığa hizmet etmediği takdirde gerçeğe gerçek denilemez kafasında bir uç felsefesi de var ki adeta bilimsel düşünceye bir hakaret, katlanılacak gibi değil.

    son dönem cinsiyet muhabbetlerine koyduğu net tavır ve kimsenin dokunmadığı çok önemli meselelere dikkat çektiği (kendini iyi ifade edebilmek münferit güç kaynağıdır, inanç sistemleri bir toplumun çalışması için gereksinimdir gibi) konuşmalarla kendi çizgisini belirlese, farkında olmadan kafası karışık hristiyanların parasına konan kişisel gelişim semineri insancıklarına dönüşmese, çağın en değerli düşünürlerinden biri olacak aslında.
  • baba figürü olmadan büyüyen batı toplumunun gençlerine; hayatın anlamını, haklar ve sorumluluklar ilişkisinin nasıl olduğunu bıkmadan anlatan klasik liberal kanadalı psikoloji profesörü. totaliteryen ideolojilerden tiksinen, bunu da yüksek sesle söyleyecek kadar cesur olan, ifade özgürlüğü için kariyerini kaybetme riskine bile giren ve buna rağmen pamuk gibi yüreği olan tutarlılık timsali bu adamın söyledikleri çokça tartışılmasına ve elbette karalama kampanyalarına sebep oluyor.

    iki seneden uzun süredir takip ediyorum, halen bir sansasyonel hatası çıkmamış olması progressive left cenahı delirtiyor. samimiyeti, ilkeliliği, cana yakınlığı, fikirlerindeki tutarlılığı ile dünyaya nadir gelenlerden. çocukluk arkadaşı ile evli; bir oğlu, bir kızı var. toronto üniversitesinde ders verir.

    son kitabı 12 rules for life uyduruk kişisel gelişim kitaplarından değil, türkçe'ye çevrilince eşe dosta birer tane göndermeyi planlıyorum *

    (bkz: mgtow/#67681362)
    (bkz: youtube/@toroslardir benim yurdum)
    (bkz: google/@toroslardir benim yurdum)

    edit: birçok röportajı var, en doyurucu olanlardan biri yeni düştü, bunu dinlemek peterson hakkında oldukça fikir verici olur.
    bu da kimlik politikalarının rezilliğine ilişkin.

    bu adamı alt-right lideri veya dinci yobaz vs. görmeye çalışmak kasıtlı karalama hareketleri. peterson, samimiyet ve "hayat bilgisi" bulmak isteyenler için ideal kaynak.
  • aptal olduğunu zannetmiyorum. aksine, peterson tarzı şifacı/vaiz/con-man/peygamber'ler hayli zekidirler. burada elbette derin/karmaşık bilgiler üreten mantıksal/matematiksel ya da sanatkarane bir zekadan değil de insanlara hükmeden (interpersonal) bir zeka türünden bahsediyoruz.

    hasihasi'nin söylemeye çalıştığı şey herhalde şu: peterson'ın söyledikleri ancak aptalları kandırabilecek seviyede olmasına rağmen, çok zekiceymiş gibi davranılması. yani "peterson harvard'da profesör, o zaman haklı" akıl yürütmesini yapan milyonlarca genç, beyaz, gerizekalı erkeği söğüşlemek bence çok ilginç olmasa da kazançlı. sırf bu yüzden yeteneği/zekası takdir edilebilir.

    bahsettiklerine zekice demeyelim lütfen.