şükela:  tümü | bugün
  • catch 22dan sonra something happened diye guzel bi kitap daha yazdi. bir de catch 22 ya devam niteliginde olan closing time diye bir kitabi var.
  • madde 22 dışında ayrica turkcede someting happened adli romani çırpınış adı ile 1975 yilinda altin kitaplardan yayinlanmistir.
  • ingilizce'ye cözümü olmayan,icinden cikilamayan durum manasina gelen catch 22 tabirini kazandirmis yazar
  • god knows adlı, hz. davut'un otobiyografisini yazdığı bir kitabı olan yazar. (evet aynen öyle, oto.)
  • ''bu balık sana neyi anımsatıyor?''
    ''başka balıkları.''
    ''peki,başka balıklar neyi anımsatıyor?''
    ''başka balıkları.''
    joseph heller,madde 22
  • joseph heller (1 mayıs 1923, brooklyn, new york – 12 aralık 1999, east hampton, new york)
    1 mayıs 1923’de brooklyn bölgesinde günümüzde bir yarımada olan coney ısland’da doğmuştur. sovyetler birliğinden göç etmiş yahudi bir ailenin çocuğudur. babası ısaac donald heller 1913 yılında amerika’ya göç etmiştir. bir toptancı fırının dağıtım işlerini yapan bir kamyon şoförüdür. ısaac donald heller, joseph heller 6 yaşındayken, geçirdiği bir ameliyat sonrasında ölmüştür. heller ilköğrenimine coney ısland’da bir ilkokulda başlamıştır. annesi lena heller amerika’daki yaşama hiçbir zaman uyum sağlayamamıştır. hayatı boyunca ingilizceyi de iyi öğrenememiştir. aile hep maddi sıkıntılar içinde yaşamıştır.
    joseph heller 1941’de abraham lincoln lisesi’ni bitirmiş, okulun ardından hemen çalışmaya başlamıştır. bir sigorta şirketinde dosya memuru olarak işe başlamıştır. 1941 yılının aralık ayında abd ıı. dünya savaşına katılınca norfolk’a gitmiş, norfolk tersanesinde demirci çırağı olarak çalışmıştır.
    çocukluğundan beri yazmaya meraklıdır. ilk gençliğinde, rusya’nın finlandiya’yı işgali üzerine yazdığı bir hikâyeyi new york daily news’a göndermiş ancak hikâye reddedilmiştir.
    savaş sürerken heller, orduya katılmıştır. o sırada 19 yaşındadır. önce evrak memuru olarak görev yapmış, 1942 yılının ekim ayında o zamanlar havacılık şube olarak bilinen, 1947’de amerika birleşik devletleri hava kuvvetleri adını alacak olan hava kuvvetlerine geçmiştir. bombardıman uçaklarında topçu olarak yetiştirilmek üzere askeri okulda eğitime gönderilmiştir.

    askeri okuldan teğmen rütbesiyle mezun olduktan sonra, 1944’te, roma’da bulunan 12.hava kuvvetleri 488. filosu’na atanmıştır. joseph heller ıı. dünya savaşı’nı “başlangıcında eğlenceliydi. yüce bir şeyler yaptığımız duygusu vardı.” sözleriyle anlatmıştır. haziran ayında roma’nın kurtuluşunun da kendisine büyük bir sevinç verdiğini açıklamıştır.

    heller’in savaş hakkındaki olumlu ve coşkulu duyguları güneydoğu fransa’da rhone nehri üzerinde uçtukları 37.görevi sırasında değişmiştir. hatta madde 22’nin ana fikrini belirleyen de bu uçuş olmuştur. bombardıman uçuşu sırasında yardımcı pilot telaşı ve paniğe kapılması sonucunda uçağı pike uçuşu konumuna getirmiş, uçağı düşmekten son anda heller kurtarmıştır. olay sonrası topçulardan biri yaralanmış, heller daha sonra “ölümün ne kadar yakınımızda kol gezdiğini ilk defa bu kadar derinden hissettiğini” söylemiştir.
    heller savaş boyunca akdeniz üzerinde 60 bombardıman görevi gerçekleştirmiş, savaş dönüşü “kendisini kahraman gibi hissettiğini” söylemiştir. savaşta gösterdiği gözü peklik ve üstün başarısı, savaş madalyası ve önemli bir unvan sayılan başkanlık birlik savaş nişanı ile ödüllendirilmiştir.
    savaştan sonra, savaşa katılmış gençlere yükseköğrenimlerini sürdürmeleri için hazırlanan gı bill federal programı kapsamında heller, kuzey kaliforniya üniversitesi’nde ingiliz edebiyatı okumaya başlamıştır.
    ilk hikâyesi de bu dönemde, dönemin prestijli dergilerinden biri olan story dergisinde yayımlanmıştır. 1945’te shirley held ile evlenmiştir. erica jill ve theodore michael adlı iki çocukları olmuştur. heller ertesi yıl, new york üniversitesi’ne geçmiştir. burada prof. dr. maurice baudin’in öğrencisi olmuş, baudin kendisine yazma konusunda cesaret vermiştir. new york üniversitesi edebiyat fakültesinden 1948 yılında, akademik onur derecesi olan phi beta kappa listesine girerek mezun olmuştur. bu dönemde iki hikâyesi the atlantic monthly’de, iki hikâyesi de esquire dergisinde basılmıştır.

    heller columbia üniversitesi’nde amerikan edebiyatı üzerine master yapmış, master eğitiminin bir yılını fulbright bursiyeri olarak oxford üniversitesi’ndeki st. catherine’s college’da okumuştur (1949-1950).
    1950-52 yılları arasında pennsylvania state üniversitesinde kompozisyon dersleri verdikten sonra time dergisine geçmiş, bir süre metin yazarlığı ve reklam müdürlüğü yapmıştır. yale’de de kurgu ve dramatik yazarlık dersleri vermiştir.
    heller “madde 18” (önceleri catch 18 adıyla) üzerinde çalışmaya 1953 yılında başlamıştır. madde 22’nin yazılma sürecinde heller, sonradan kendisi gibi yazar olacak olan mary higgins clark ile çalışmıştır. madde 18’in ilk bölümü 1955 yılında new world writing dergisinin yedinci sayısında yayımlanmıştır. romanın üçte ikisi tamamlandığında üye olduğu yazarlık ajansındaki temsilcisi candida donadio taslağı yayıncılara göndermiştir. romanın yayın hakları simon and schuster yayınevi tarafından satın alınmış, heller’e de avans ödenmiştir. heller romanı planladığı gibi dört-beş yılda değil, sekiz yılda tamamlayıp yayınevine teslim edebilmiştir.
    1956’da look dergisinde reklam yöneticisi olarak çalışmaya başlamış, 1958’de mccalls dergisine geçmiştir. bu sırada romanını yazmaya devam etmektedir. bu dönemde geceleri bir yandan da romanını yazmaktadır. bu sıralarda bir gün sıkılıp yazmayı bıraktığını, roman taslağının üzerinde çalıştığı zamanı televizyon izleyerek doldurmaya çalıştığını anlatmıştır. ancak bu sürecin sonunda çok sıkılmış, dünyada insanların nasıl olup da roman yazmadan yaşayabildiğine hayret ettiğini söylemiş ve romanına dönmüştür: "sekiz yıl boyunca her gece en az iki üç saatimi bu romana verdim. yalnızca bir gece yazmadım ve eşimle oturup televizyon seyrettim. ancak o gece bile beni romanıma götürdü."?
    madde 22, 1961’de yayımlanmıştır. leon uris’in ıı. dünya savaşı’nda polonya’daki nazi işgalini anlatan mila 18 romanının 1961’de yayımlanması üzerine heller kendi romanının adını madde 22 olarak değiştirmiştir. kitabın yayımlanmasından sonra heller, yale ve pennsylvania üniversitelerindeki derslerini bırakarak tamamen yazarlığa dönmüştür. üniversiteye 70’lerin başında devam etmiştir.

    roman önce olumlu ya da olumsuz farklı eleştiriler almıştır. chicago sun times gazetesi romanı “son yılların en iyi amerikan romanı” olarak değerlendirse de madde 22 yayımlandığı yıl yalnızca 30,000 adet satmıştır. 1962’de ingiltere’de yayımlandığında ise çok satanlar listesine girmiştir. 1962’den itibaren abd’de çok satanlar arasında yer almaya başlamış, bugüne kadar 10 milyonun üzerinde satmıştır. madde 22’nin adı ingilizcede çözümü olmayan, çıkış yolu bulunmayan güç durumları ifade eden bir terim haline gelmiştir.
    madde 22 romanı içerdiği argo sözcükler ve küfürler nedeniyle abd’nin bazı eyaletlerinde yasaklanmış, kitabın okul kütüphanelerine girişi engellenmiştir. 1972’de başlayan bu tür yasaklamalar 1976’da kaldırılmıştır.
    romanın film hakları paramount pictures tarafından satın alınmış, madde 22 1970 yılında mike nichols tarafından sinemaya uyarlanmıştır. filmde alan arkin, martin balsam, orson wells, art garfunkel, jon voight, anthony perkins gibi oyuncular yer almıştır.

    ilk romanından sonra heller, “we bombed in new haven” adlı bir oyun yazmış, oyun ilk olarak 1967’de yale üniversitesi’nin tiyatro topluluğu tarafından sahnelenmiştir. burada sahnelenmesinin ardından 1968 yılı sonbahar döneminde broadway’de sahnelenmeye başlanmış ve 86 temsil oynanmıştır. oyun yarı fantastik bir kurguya sahiptir. oyunda bir grup aktör bombardıman pilotu rolü oynarlar ancak gerçeklikle kurgu birbirine karışmaya başlar ve pilot rolü yapan aktörlerden rol gereği ölenler günlük hayatta da kaybolur. oyun kimi eleştirmenler tarafından olumlu kimilerince de olumsuz değerlendirilmiştir.
    1971’de city college of new york’ta yaratıcı yazarlık dersleri vermeye başlamış, 1975’e kadar bu dersleri vermeyi sürdürmüştür.
    heller’in ikinci romanı olan “something happaned” 1974’te yayımlanmıştır. roman başta eleştirilse de zamanla giderek artan bir saygınlık kazanmıştır. romanda bir amerikan şirketinde orta düzey yönetici olarak çalışan bob slocum adındaki ana karakterin hayat mücadelesi anlatılır. bob slocum hayata ilişkin tüm umudunu yitirmiş, ne olduğunu anlayamadığı bir kırılma yaşamıştır. roman onun hayatında ne olduğunu anlamlandırma çabasını mizahi bir dille anlatır.
    üçüncü romanı “good as gold” 1979’da yayımlanmıştır. roman ilk yayımlandığında ortalığı karıştırmıştır çünkü tartışmalı bir konuyu, amerika’nın yahudi deneyimini anlatmaktadır. romanın saldırgan olarak değerlendirilen mizahi dili tartışmaları da büyütmüştür. jack beatty new republic’te yaynlanan yazısında (10 mart 1979) romanı “çoşkulu bir şekilde eğlenceli” bulmuş ve romanın ana karakteri bruce gold’un tüm amerikalı yahudileri temsil etmediğini, romanın içinde bir karakter olarak ele alınması gerektiğini savunmuştur. romandaki gold karakteri yeri geldiğinde yahudi kimliğini kullanarak bu durumdan yararlanan yeri geldiğinde de bu kimliğini reddeden bir karakterdir. washington’da yaşamakta, şöhret, siyasi güç ve servet peşinde koşmaktadır. aynı zamanda da abd’nin ilk yahudi dış işleri bakanı olmaya çalışmaktadır. başlangıçta anti-semitik bulunan kitap zamanla parlak bir hiciv romanı olarak değerlendirilmiştir.
    heller 1981 yılında karısı shirley’den ayrılmış, 1984’te boşanmışlardır. heller aralık 1981’de aniden rahatsızlanmış, guillain-barré sendromu hastalığına yakalandığı teşhisi konulmuştur. bu hastalık çevresel sinir sistemini etkileyen, nadir görülen bir felç türüdür. heller 13 aralık 1981 tarihinde hastaneye kaldırılmış, uzun süren bir tedavi süreci geçirmiş, 26 ocak 1982?tarihine kadar hastanede yatmıştır. hastanede kaldığı sürede yaşadıklarını 1986’da yayımlanan “no laughing matter” (gülünecek bir şey yok) kitabında anlatmıştır. kitabı arkadaşı speed vogel’in desteğiyle tamamlamış, kitapta vogel’in ismi de yer almıştır.
    bu dönemde en çok destek aldığı arkadaşları mel brooks, mario puzo, dustin hoffmanve george mandel olmuştur.
    heller tedavi süreci sonunda önemli ölçüde iyileşmiştir. iyileştikten sonra yazmaya ve üniversitede dersler vermeye devam etmiştir. god knows romanı 1984’te yayımlanmıştır. konusunu eski ahit’ten almaktadır. 1987’de yayımlanan “picture this” rembrandt'ın hollandası ile aristotle’ın atinası’nı karşılaştırmaktadır. heller 1987’de hemşiresi valerie humpries ile evlenmiştir.
    1994’te yayımlanan “closing time” romanı kimilerince madde 22’nin devamı olarak değerlendirilmiştir. bu romanda heller’in madde 22’sindeki bazı karakterler tekrar görünür. romanda bu karakterler farklı bir bağlamda karışık bir gerçeklik kurgusu içinde ele alınır. örneğin madde 22’deki milo minderbinder burada uluslararası silah tüccarı bir milyarder olmuştur. ana karakterlerden biri de madde 22’nin sürekli bayılan nişancısı sammt singer’dir. roman, eski karakterleri yeniden ele almasının tüm risklerine rağmen olumlu değerlendirilmiştir.
    1998’de heller kısa anekdotlardan oluşan bir anı kitabı kaleme almıştır. hayatından kesitler içeren bu kitabı “now and then: from coney ısland to here” adıyla yayımlanmıştır. son kitabı “portrait of an artist, as an old man” (sanatçının yaşlı bir adam olarak portresi) ölümünden sonra, 2000 yılında yayımlanmıştır. james joyce’un “sanatçının genç bir adam olarak portresi” romanına atıfla eugene pota adında, kariyerinin sonuna gelmiş bir yazarı anlatır. ilk romanıyla büyük bir başarı kazanmış ancak daha sonra ilk romanının başarısını yakalayamamış yaşlı bir yazarı anlatmaktadır. bu yazar ölmeden önce ilk romanını aşacak bir roman yazmaya çalışmaktadır. ünlü romanları ele alarak onların karakterlerini farklı bir kurgu içinde tekrar yazmayı denemektedir: tom sawyer romancı olmayı düşleyen bir kitap resimleyicisidir, ilyada’yı da truvalılar açısından yorumlamaktadır. kitap bu eğlenceli kurgusuna rağmen eleştirmenlerce sıkıcı ve hayal kırıklığına uğratıcı olarak değerlendirilmiştir.
    heller romanları ve otobiyografik metinlerinin yanı sıra senaryo, tiyatro oyunları ve hikâyeler de kaleme almıştır. “sex and the single girl” adlı senaryosu 1964 yılında richard quine tarafından filme çekilmiş, başrolleri lauren bacall, henry fonda, natalie wood, tony curtis canlandırmıştır. senaryosunu heller’in yazdığı “dirty dingus magee” filmi ise burt kennedy tarafından çekilmiş, başrollerinde frank sinatra, george kennedy, anne jackson yer almıştır.
    heller 12 aralık 1999’da new york-east hampton’daki evinde geçirdiği kalp krizi sonrası hayata gözlerini yummuştur.
  • yazma sıkıntısı

    a. ömer türkeş 20/03/2009

    ününü 1961 yılında yazdığı 'kült' kitabı 'madde 22' sayesinde elde eden heller'in son romanında ilk romanıyla büyük bir başarı kazanmış yaşlı bir yazarı konu edinmesi, parodik anlatımıyla tanınan yazarın en sonunda kendisini alaya aldığını gösteriyor. ama sadece kendisini değil, 20. yüzyılın edebiyat endüstrisini de hicvetmiş heller. 'sanatçının yaşlı bir adam olarak portesi', edebiyatın edebiyat içinden sorgulandığı eğlenceli bir roman

    peter handke’nin kalecinin penaltı anındaki endişesi kitabını hatırlıyor musunuz? bir kalecinin tam penaltı atışı yapılacağı anda duyduğu endişe ile bu endişenin hayatının her anına yayılacağından duyulan korkuyu anlatmıştı handke. joseph heller’in sanatçının yaşlı bir adam olarak portresi’nde anlatılansa, yaşlı bir yazarın yeni bir roman yazmaya başladığında hissettiği endişe, o endişenin yayılması, hatta bütün hayatının bir tek bu endişeden ibaret olması. sanatçının yaşlı bir adam olarak portesi, joseph heller’ın ölümünden (1999) sonra yayımlanmış. ününü 1961 yılında yazdığı ‘kült’ kitabı catch-22 (türkçede madde 22) sayesinde elde eden heller’in son romanında ilk romanıyla büyük bir başarı kazanmış yaşlı bir yazarı konu edinmesi, parodik anlatımıyla tanınan yazarın en sonunda kendisini alaya aldığını gösteriyor. ama sadece kendisini değil, 20. yüzyılın edebiyat endüstrisini de hicvetmiş heller. sanatçının yaşlı bir adam olarak portesi, edebiyatın edebiyat içinden sorgulandığı eğlenceli bir roman.

    ‘madde 22’nin yazarı olarak kalmak

    joseph heller, ikinci dünya savaşı’na pilot olara katılmıştı. catch 22’de ikinci dünya savaşı’nı italya’daki bir amerikan hava üssünde yaşanılanlar üzerinden komik olaylar eşliğinde anlatırken savaşın acımasızlığı ve saçmalığını sergileyen savaş karşıtı bir romandı. 1961’de yayımlanmasının ardından heller’i büyük bir üne kavuşturmuş, yalnızca abd’de on milyonluk satış rakamına ulaşmış, pek çok dile çevrilmiş, mike nichols tarafından sinemaya uyarlanmış ve elbette yazarına da milyonlar kazandırmıştı. bu romanda karşımıza çıkan savaştan sağ salim kurtulmaktan başka derdi olmayan pilot yüzbaşı yossarian tipi, haşek’in aslan asker svayk’ı kadar komik ve savaşı simgeleyecek kadar ünlüdür. savaşmamak için 22. maddeye, yani deliliğe sığınmaya çalışan youssian, 60’ların savaş karşıtı gençliğinin ruhunu taşıyordu. öyle ki, 2002 yılında yapılan büyük bir anketle düzenlenen 20. yüzyılın en iyi kurgu karakteri listesi’ndeki 100 karakter arasına 22. sıradan seçilecekti.?
    aradan neredeyse kırk yıl geçti, ancak joseph heller aynı etkiyi yapan bir başka roman ve roman kahramanı yaratamadı. sanatçının yaşlı bir adam olarak portesi’nin yaşlı yazar kahramanı sapo da aynı dertten muzdarip. ölmeden önce yazacağı son romanıyla bir kez daha o zevki tatmak istiyor. ne var ki sapo’nun hikâyesini yazarı bu işin pek kolay olamayacağının farkında. sapo ise bir şeyler yazabilmek için, yaratıcılığının gençliğindeki gibi bilinmez bir kaynaktan fışkırarak zihnini dolduran yazınsal düşünceler ve ilhamlar vermesini bekliyor; “güçlü ve işe yarar bir düşüncenin titrek ışığının, bir vahiy aydınlığıyla bir yerlerden, herhangi bir yerden, bir kış gibi, kendi başına, kendiliğinden gelen, o eski verimli günlerinde bir tanrı lütfu gibi imdadına yetişmekte daha önce hiç gecikmemiş olan güzel, parlak bir kuş gibi çıkıp gelmesini delicesine istiyordu, hayal gücünü yeniden ateşleyecek ve ruhuna canlılık verecek, olanaklarla zonklayan bir düşüncenin sürgün vermesini.”

    sapo’nun içinde bulunduğu durumdan bir trajedi çıkarılabilirdi. heller, meşrebine uygun olarak mizahı seçmiş. sapo özelinde edebiyat endüstrisinin traji komiğini yakalamak için onun konu bulma uğraşını hayli eğlenceli uğraklarla işliyor. bir yandan aklına gelen her konunun ya kendisi ya başkaları tarafından daha önce yazılmış olması, diğer yanda edebiyat tarihinin başarılı yazarlarını başarılı yapan romanlarına dayalı kurgu denemelerinin boşunalığı, sapo’yu içinden çıkılmaz bir labirentte çaresiz bırakacaktır. ne türden bir şey yazmalıdır;

    labirentte sıkışan karakter

    “mutsuz evlilikler, uyumsuz aileler -hangi aile uyumluydu ki? kötü giden ana-baba ve çocuk ilişkileri, bunu büyüteç altına almak, otopsisini yapmak, bu tür konuların içine iyice dalmayı gerektirirdi, artık kendisi bu oranda dikkatini toplayamayacağını ve sürdüremeyeceğini biliyordu. (...) önemli tarihsel kişiler, kendisinden daha üst düzeydeki yazarların alanıydı, bu tür girişimler artarken onlar da bu konuları pek de ilham verici bulmaz görünüyorlardı. gizem öyküleri, cinayetler, melodramatik serüvenler ona göre değildi; bunların kendi uzmanlık alanına girmediğini, en iyi yaptığı işler arasında olmadığını biliyordu. casusluk öyküleri, gerilim öyküleri de. ya yeraltı dünyası? ya gerilimli bir aksiyon öyküsü, kaba ve sert cinsellik, suç ve şiddet? ya mafya zımbırtısı? olabilir, olabilir (...) -ama konusu ne olabilirdi? bu da, uzadıkça uzayan, çapraşık ve oylumlu, göz boyayıcı bir olay örgüsü isterdi, o olay örgüsünü geliştirecek zamanının kalmadığı kanısındaydı ve kendisini bunu ustalıkla yerine getirebilecek biri olarak düşünmek istemiyordu. konu olarak savaş artık miadını doldurmuştu, en azından daha iyi, yeni ve büyük bir savaş çıkıncaya kadar. dahası ikinci dünya savaşı sırasındaki askerlik deneyiminden iyi bir roman çıkarmış, bu roman ona bir parça ün kazandırmıştı, şimdi bir tane daha yazmanın, gelirini arttırmaktan başka neye katkısı olacağını bilmiyordu. ekonomik adaletsizlik herkesin bildiği bir şeydi, şaşırtıcı bir yanı yoktu. artık buna öfke duyan da yoktu. ırk düşmanlığından doğan acımasızlık da öyle. toplumsal gerçekçilik artık gerçekçi değildi, psikolojik gerçekçilik, modası geçmiş bir şey. kafasının gerisinde bir yerde için için kaynamakta olan bir seks romanı vardı.”
    labirentinde sıkışıp kalan ve son umudunu ‘karımın cinsel yaşam öyküsü’ romanına bağlayan sapo, tom sawyer’dan homeros destanlarına kadar edebiyatın büyük metinlerine öykünen roman taslakları hazırlarken heller de günümüz postmodern edebiyatını inceden inceye hicvetme imkânı buluyor. sadece basit bir hiciv değil; romanlar arasında dolaşarak, edebiyat tarihine göndermeler yaparak, dünyanın ünlü romancılarının hayatlarına, önemli yapıtlarına göz atarak, roman yazımının ve yazarlığın sorunlarını kurcalayarak bir konusunu genelliyor. ele aldığı konusu üzerinde dolaşırken sapo’nun hayatını ihmal ettik. yazma sıkıntılarıyla boğuşan sapo’nun gündelik hayatı, evliliği, diğer kadınlarla, arkadaş ve edebiyat çevresiyle ilişkileri de eğlenceli yaşam kareleriyle çıkacak karşınıza. ama bütün kareler dönüp dolaşıp tek bir büyük resmi, yaşlı bir yazarın sanatçı olarak portresini tamamlayacak...

    20. yüzyılın ortalarında, heller’e ün getiren romanı yayımlandığında, 19.yüzyıl gerçekçiliğinin mirası henüz tüketilmemiş, sanatla politika arasındaki organik ilişki kopmamış, edebiyat oyuna çevrilmemiş, hakikat sessizlikle çevrilmemişti. “hakikatin yerini sessizlik aldığı zaman” diyordu yevgeni yevtuşenko, “sessizlik bir yalandır”.?

    pek çok büyük yazar gibi joseph heller de, bir zamanlar hakikati seslendirmiş, ihtiyar dünyanın kalbine giden bir roman yazmıştı. vasiyet diyebileceğimiz son romanında yarattığı kahramanı sapo’nun böyle bir sese asla ulaşamayacağını, sapo’nun paradokslarıyla birlikte vurgularken, edebiyat dünyasına mizah yoluyla önemli bir uyarıda bulunuyor:
    “kafka prag’da yaşayan alçakgönüllü, çekingen bir yazardı, yazdıklarının yayımlanması düşüncesinden tedirgin oluyor, neredeyse hiç birinin yayımlanmasını istemiyordu. yazarlar arasında liste başı olmak bilincine sahip olan amerikan yazarlarından biri ve hepsinin en tipik örneği sayılması gereken sapo gibi değildi. sapo, her yazdığı yeni kitapla birlikte, yalnızca ilginç olma özelliği taşımayan, aynı zamanda yüksek nitelikli, güç anlaşılır ve entelektüel bir ürün olan kitabının büyük okur kitlelerine ulaşması, ülkesinde bilindiği şekliyle; çoksatar bir kitap olması, bu kitaptan gişe rekorları kıracak bir film yapılması ve kendisine iki milyon dolardan fazla para kazandırması arzusunu duyardı.”
  • 1985'in 'eseri fransızca'ya çevrilen edebiyatçı' dalındaki prix medicis sahibidir.
  • "büyüdüğümde küçük bir çocuk olmak istiyorum." demiştir.
  • ikinci dünya savaşında italyada üzeründe 60 kere uçak kullanmış yazar.