şükela:  tümü | bugün
  • bir dilbilimcidir, espri yetenegi ve kazittigi saclariyla cok populer bir ogretmendir.
  • 50 yıllık odtü'de 41 yılını doldurmuş hoca. derslere hala papyonla gelmekte, sınavda öğrencilerine şeker tutmaktadır.

    22 kasım 2006 tarihinde kutlanan doğum günü http://www.youtube.com/watch?v=jx8fbvcove0 adresinden izlenebilir.
  • sabahları dev fincan kahvesiyle sınıfı şenlendiren, ah öss'ye hazırlanırken bu adamdan ders alsaydım simdiye kadar dil bilimci bile olurdum be dedirten nacizane insan
  • halen odtü ingilizce öğretmenliği bölümünde görevine devam eden, yıllara meydan okuyan enerjisiyle, güleryüzüyle ve nezaketiyle hem öğrencilerine hem de meslektaşlarına ders dışında insanlığı ve dostluğu da öğreten mükemmel hoca.

    kendisinin kpds ile ilgili olarak ösym'ye verdiği muhteşem bir ayar vardır.

    joshua hoca türk vatandaşı ve kamu personeli olmasından mütevellit kpds'ye girer.
    kendisi odtü ingilizce öğretmenliği bölümünde doçent doktor ünvanı ile görev yapmaktadır.
    sınav sonuçları geldiğinde 100 üzerinden 98 aldığını görür.

    bunun üzerine ösym'ye bir yazı döşenir ve özetle şu soruyu sorar :
    "hangi 2 soruda hata yaptığınızı görebilmem için bana sınav sorularının bir kopyasını göndermeniz mümkün müdür?"

    ösym'den gelen cevap şu şekildedir :
    "tısss"
  • kendisinden bizzat dinlediğim bir türkiye gerçeği: darbe anayasası yapıldıktan kısa bir süre sonra joshua hocanın da aralarında bulunduğu bir grup akademisyene yeni anayasayı ingilizceye çevirme görevi verilir. bir güzel çevirirler anayasayı ingilizceye ve iade ederler, ancak trajikomik bir cevap alırlar: çeviriniz reddedilmiştir çünkü "fazla anlaşılır" bulunmuştur.

    papyon takar, tahtayı ceketinin koluyla siler ve hep gülümser, hep gülümser...
    ayrıca kendisine "ne kadar zamandır türkçe konuşuyorsunuz?" diye soran yeni gelmiş civciv öğrencilere "senin babanın konuştuğu kadar" cevabı verir ve yine gülümser.
  • kendisiyle son sınıfta çeviri dersi vesilesiyle tanıştım ve herkeste olduğu kadar bende de ilginç anılar bıraktı. amerikan elçisinin arabasının yakıldığı günü bizzat yaşamış ve bize şöyle anlatmıştı: ingilizce binası şimdiki gibi burada (teksas) değil, sosyoloji binasının olduğu yerdeydi. dışarı çıktığımda kkm tarafından dumanların yükseldiğini gördüm ve oradan geçmekte olan birisine sordum. 'what is happening?' cevaplayan kişi nazikçe: 'we are burning your ambassador's car sir', dedi.' hepimiz bir an gururlanmıştık, çünkü kkm önünde olmadığı halde oradan sadece geçmekte olmasına karşın kendini 'oradaymış' gibi hissediyordu ve gururla amerikan elçisinin arabasını yaktığını söyleyebiliyordu. bugün acaba buna benzer bir olay karşısında 'biz' diyebilecek odtülü çıkar mı diye düşünmeden edemiyor insan. akılda sadece 'we are burning your ambassador's car, sir' sözü kalıyor. onlar değil biz! topyekün, hep birlikte.
  • kendisinden 7 yıl önce advanced reading dersi almıştım ve herkese olduğu gibi bana da pek çok şey katan hoca olmuştu kendisi. dersten aklımda kalan en önemli şeylerden biri, gazete makalelerinde haber başlığından sonra gazetecinin adının ve görevli olduğu şehrin (ya da haberi yazdığı şehrin) yazılıyor olmasıydı. niye bu bilgi beni bu kadar etkilemişti bilmiyorum ama o zamana kadar buna hiç dikkat etmemiştim iyi bir okuyucu olsam bile. kızının vefat ettiğini öğrendiğimde çok üzülmüştüm onun için. evladının ölümünden sonra da hayata, öğretmeye, akademiye bu kadar tutkuyla bağlı olmak herkesin yapacağı şey değildi çünkü. bu satırları okursa kendisini, sanırım diğer bütün öğrencileri gibi, minnetle andığımı bilmesini isterim.