*

şükela:  tümü | bugün
  • ülkemizdeki adı, "özel günceler apaçık yüreğim" olan charles baudlearie kitabıdır.

    "apaçık" kelimesini ilk okuduğumda baudlearie ile bağdaştıramamış, tarkovski'nin stalker'ında, üstünden bir söz nezaketiyle geçilen gerçekliğin yankısı duyulmuştu aklımda: "people don't like to speak about their innermost feelings".
    yine aynı kitaptan öğrendim ki, baudlearie bu ismi edgar allan poe'nun marginalia isimli denemesinden çekip çıkarmış.
    pekala, "apaçık"mı? gizem, kaos ve karanlık "günce" olmasına rağmen korunmuş. fakat öyle bir eser ki, kutsal kitap, les fleurs du mal (kötülük çiçekleri) okunmadan önce okunmalı imiş. özel günceler -apaçık yüreğim- den sonra, kötülük çiçeklerini tekrar okumak büyük haz yaşattı.

    kitap iki bölümden oluşuyor.
    birinci bölüme sait maden "ışıntılar" demeyi uygun görmüş. baudlearie'in birinci bölüm için kullandığı kelime: fusées. türkçede roket, füze, fişek gibi anlamlara geliyor. baudlearie, düşüncelerinin parlaması, yükselmesi, fırlaması gibi düşünmüş olacak.
    ikinci bölüm ise "apaçık yüreğim".

    notlardan oluşan bu kitapta pek çok farklı şey okuyorsunuz. yakalayabilen için muazzam hesaplaşmalar...

    alıntılar:

    "düşünceyle yaratılan her şey maddeden daha canlıdır."

    "her şey sayıdır. sayı her şeydir. sayı bireydedir. esriklik bir sayıdır." (kötülük çiçekleri'ndeki uçurum şiirinde şöyle demişti: "ah! sayılardan, varlıklardan hiç kurtulamamak.")

    "müzik gökyüzünü oyar."

    "uyku konusunda, bütün gecelerin o uğursuz serüveni konusunda şu söylenebilir: insanların her gün hiç yılmadan uyumaları tehlikenin ne olduğunu bilmemenin sonucudur, yoksa anlam verilemezdi bu gözü pekliğine."

    "evrensel bir dehşet ve tiksinti uyandırdığım zaman, işte o zaman yalnızlığı ele geçirmiş olacağım."

    "otuz yaşımda olduğumu söylüyorlar; ama ben bir ...'da üç dakika yaşamış olsaydım doksan yaşımda olmaz mıydım?"

    "ben'in buharlaşması ve bir merkezde toplanması. her şey buna bağlı."

    "anladığıma göre bir nedeni, bir başka nedenden yararlanınca sonucun ne olacağını bilmek için, gözden çıkarıyoruz.
    sırasıyla hem kurban hem cellat olmak hoş olurdu belki."

    "boş inançlar bütün gerçeklerin sarnıcıdır."

    "denizin yayılımı neden böyle sınırsızca ve sonsuzca hoştur?
    deniz, sonsuzluk ve devinim duygusunu birlikte verir de ondan. altı, yedi fersah insan için sonsuzluğun yarıçapını temsil eder. işte küçülmüş bir sonsuzluk. ama sonsuzluğun tamamını düşündürüyorsa da ne önemi var bunun? hareket halindeki bir sıvıda on iki ya da on dört fersah, şu geçici dünyasında insanın önüne serilen güzelliğe dair en yüce düşünceleri uyandırmaya yeter."

    "küçükken içimde karşıt iki duygu vardı: yaşamdan iğrenme ve yaşama tutkusu. tam da sinirli bir aylağın durumu."

    "her düşünce, kendiliğinden, ölümsüz bir yaşamla donanmıştır, canlı bir varlık gibi.
    her biçim, insan eliyle yaratılmış olsa bile, ölümsüzdür. biçim nesneden bağımsızdır, çünkü biçimi oluşturan moleküller değildir."

    "temiz bir elin uzanıp da, iğrentiyle sarsılmadan bir gazeteye dokunabilmesini anlayamıyorum."

    başlığa daha sonra pek çok entry eklenecek.