şükela:  tümü | bugün
  • lawrence-cooper ikilisinin iyice zeki-metin'e bağladığını hissedeceğimiz film. zira bu filmden sonra david o. rusell devekuşu kabare'yi çekecekmiş bu ikiliyle.
  • güzel bir film olacağa benziyor, yalnız yakında jennifer lawrece'a on saniye bakınca bradley cooper'ı göreceğiz ona üzülüyorum.
  • izlerken iyi ya da kötü bir film olup olmadığından çok, keşke biraz daha genç olsaydı da joy rolünü (bkz: kate winslet) oynasaydı diye düşündüğüm film. çok daha iyi kotarırdı gibi geldi.
  • jennifer lawrence - bradley cooper ikilisinin son 3 yilda 4. filmi beraber. kusucam.
  • tam anlamıyla bir kadın filmi...kadınların dünyasına yönelik ...öyle ki başrollerde ismi geçen robert de niro , bradley cooper ve point break filmiyle radarıma giren edgar ramirez bile bu filmde oynamışlar ama varlık gösterememişler. filmde 7'den 70'e tüm kadın oyuncular döktürmüş. özellikle joy'un anneannesi mimi rolünde diane ladd, italyan asıllı zengin dul trudy rolünde ısabella rossellini öne çıkarken joy'un kızını canlandıran ikiz oyuncular aundrea ve gia gadsby kardeşler bile rolleriyle parlıyor.esasen filmde erkeklerin bu kadar figüran kıvamında kalacak olması ilk dakikalarda joy'un küçüklüğüne ait kağıttan yaptığı evin etrafında üvey ablasıyla geçen kısa dialogtaki detaydan belli. peggy yarattığı şeyleri anlatan joy'a sana sadece bir prens lazım derken hayır bir prense ihtiyacım yok cevabıyla senaryo şekilleniyor. film boyunca her an bir yerden beyaz atlı prens gelip joy'u kurtaracak diye bekleyip duruyorsunuz...ama nafile joy,hayatın attığı tokatlarla yerlere serilip her seferinde ayağa kalkmasını başaran güçlü bir kadın olduğunu jennifer lawrence'ın oscar'a aday olabilecek performansıyla bizlere gösteriyor.
    kısaca pembe dizi tutkunu,bunalıma girince saçlarından hırsını alan kadınlara ait güzel detaylar barındıran joy mangano'nun gerçek hayat hikayesinden uyarlanan film erkek egemen dünyada ayakta tutunmaya çalışan kadınlara bir rehber niteliğinde...
  • yukarıda dendiği gibi pazar sabahı filmlerinden. hani eskiden pazar sabahları western veya aile/çocuk filmleri yayınlanırdı ya, çoğu da berbat olurdu, hah işte joy da o filmlerden. çocuk değil, aile filmi. bir ailenin birbirleriyle dalaşmaları, kavgaları, barışmaları, ailenin kaldığı evi çekip çeviren joy'un amerikan rüyası'nı gerçekleştirmesi, bu uğurda yaşadığı zorluklar... konu bu. zaten bu da bir david o. russell filmi. yıllardır aile filmleri yapan birisi. the fighter, american hustle, joy, silver linings playbook. bu dört film başka türlerde olsa da hepsinin ortak yanı geçmişte çekilmiş aile filmlerine öykünmeleri, amerikan aile kurumunu işlemeleri. russell bu aile kurumuna kafayı takmış durumda. yeni filmi de -onda da jennifer lawrence oynayacak- bir aileyi anlatacakmış. biz bıktık, o bıkmadı kısacası.

    joy orijinal değil, klişe mi klişe bir film. kurgusu kötü. bir türlü bir şeylere odaklanamayan, bir oraya (tv'deki diziye), bir buraya (geçmişe, şimdiki zamana, yıllar sonrasına) geçip duran bir kurgusu var. bir yerden başka yerlere zıplayan bu kurgu yüzünden klişe öykü iyi anlatılamamış. karakterler desen sıkıcı. doğru dürüst kaleme alınmamışlar bile. mesajlar kör gözüm veriliyor. kısacası ne senaryosu iyi, ne yönetmenliği. görüntü yönetmenliği de vasat. müzikler fena değil. oyunculuklarda ise oscarlık-altın kürelik-ödüllük bir durum yok. de niro alışılageldik baba/dede performansını koruyor, kötü değil tabii ki. bradley cooper da her zamanki cooper. farklı, iyi bir tarafı yok. jennifer lawrence ise kendisini daha fazla tüketmeden dor'dan uzaklaşmalı diye düşündürttü bana buradaki performansıyla. american hustle'da da fena değildi, burada da fena değil. adaylıklar hep popülerliğinden geliyor. dor'u bırakıp başka yönetmenlerle çalışsa iyi olacak.

    kısacası yılın vasat filmlerinden. çağı yakalayamayan akademi sever böyle filmleri. muhtemelen gene bolca adaylık alacaktır.

    edit: akademi şaşırttı. dor'u seven akademi bu kez onu umursamadı. doğru da bir karar. zira film dor'un kötü filmlerinden.
  • endüstriyel tasarım okuyanlar, okumayı düşünenler ve bitirenler için mesleğin gerçek dünyada nasıl tezahür ettiğini iyi anlatan bir film olmuş.

    --- spoiler ---
    hem tasarım öncesi, esnası ve sonrasını sembolik bir şekilde özet geçmiş hem de girişimcilik meselesinin çıkmazlarını vermiş.

    fikir aklına geldi çok hoş ama bir bakalım görelim, deneyelim, kullanılabilirliğini artıralım (ki burada öyle bir çaba yok, sapı çektin mi ittin mi muhabbeti filmin dörtte biri), sonra endüstriyel üretime geçirelim, fason üretici bulalım, pazarlık yapalım, göte gelmeyelim, bu esnada yatırımcı bulalım ve ikna edelim, sonra pazarlama tarafına el atalım, orada da göte gelmeyelim, hata yapmamaya çalışırken hataların en babasını yapalım patenti başkasına kaptıralım, derken en sonunda taşaklarımızı da yanımıza alıp yediğimiz en büyük kazığa doğru yola çıkalım ve her şeyi yoluna koyup sürdürülebilir bir iş haline çevirelim. yani bu işin her boyutunu özellikle yasal kısmını, risklerini, fırsatlarını ve olmazsa olmaz tutkulu inatçılık tarafını çok iyi vermiş film.

    bütün süreç iç içe ve hattâ sırasız; karakter de her saniye burnu boka bata çıka öğrenip ilerliyor en çok da o tarafı oturmuş.
    --- spoiler ---

    önceki yazarların aksine joy'u yavan bir fırsatlar filmi değil de daha ziyade, sadece götü yiyenler bu işlere bulaşsın filmi olarak görüyorum.
  • hikayede geçen viledanın friends 3x16'da monica 'televizyondan aldım' derken görülebileceği filmdir.

    -ekşi sözlük trivia timi bildirdi-
  • 124 dakikalık, 2015 yapımı film.

    "ev ekonomisi dersi sonrası orta ölçekli kobi olmak ?"

    imdb puanını ( şu an 6.6 ) ve genel olarak uluslararası sinema mecralarında hakkındaki yorumları görmek beklentilerimi tekrar gözden geçirmeme ve görmeyi ertelememe neden olmuştu. fırsatı denk getirip izlediğimde ise film hakkındaki değişen fikirlerimde haklı olduğumu gördüm.

    akıcı ve ilgi çekici bir hikaye olma gayesinden zaman zaman uzaklaşan joy, genel anlamda "sıradan" sularında bir hikaye sunuyor. bunu yaparken de araya robert de niro, bradley cooper gibi sağlam markalardan da bukleler atarak beklentiyi yükseltiyor. diğer bir deyiş işe, hikayesini sunarken çok etkileyici ya da şaşırtıcı olmak gibi bir kayısı yok yönetmen david o. russell'ın. ( ki kendisi cooper ve lawrence ile çalışmaya çok alışık aslında )

    oyunculuklarda ise yukarıda bahsettiğim gibi robert de niro, bradley cooper eklentileri sıradan bir katkı sergiliyor. kişisel olarak başarılı ama overrated bulduğum jennifer lawrence ise film içinde hatasızdı ( bakalım, kendisinin de joy ile aday bulunduğu ödül gecesi nelere şahit olacağız bu yıl!). kişisel olarak ben kendisini (ironik olacak ama!) iphone'a benzetiyorum: ederinin 1500 lira olduğunu bildiğimiz halde 3000 lira ödeyip alıyoruz, sürekli hakkında konuşuyoruz, işleri ilgimizi çekiyor fakat neden böyle olduğu, neden bu kadar hızlı ikna olduğumuz hakkında en ufak fikrimiz yok. star ışığı diyelim.

    popüler isimlerle harmanlanmış güzel bir "ticaret" hikayesi izlemek isteyenler için tavsiye olunabilir. daha fazlası için kendimizi fazla zorlamamız gerekecektir...

    6 / 10.

    her eve imdb
  • hikaye ve ailenin bireylerinin davranışları güzel olsada,bradleyin işin içine direkt dalması ve tek başına savaşan kadına el vermesi çok alakasız kalmış,sonuçta o desteği alan birinin kaybetmesi zor.ilk görüşmede tüm şirketi anlattı hatuna.güzel bir film olmasına rağmen insan işleyişte bir sıkıntı var demeden edemiyor.