şükela:  tümü | bugün
  • baba oyuncuların karşılıklı tirad atma yarışına girdikleri, pek sağlam bir mahkeme filmi. abby mann'ın yazdığı sağlam diyaloglar ve monolagların ardından gelen unutulmaz bir final, unutulmaz bir replik:

    --- spoiler ---
    ernst janning: judge haywood... the reason i asked you to come: those people, those millions of people... i never knew it would come to that. you *must* believe it, *you must* believe it!

    judge dan haywood: herr janning, it "came to that" the *first time* you sentenced a man to death you *knew* to be innocent.

    "öyle bir noktaya geldi ki, ilk defa masum olduğunu bildiğin birine ölüm cezası verebiliyorsun." ben bu son repliği iki türlü okudum. birincisi malum, nazizmin geçiş süreci olmaktan çıkıp statüko olduğu noktada janning gibi çok üst düzey hakimler bile suçsuz birini ölüme gönderebiliyordu.

    ikincisi ise yargıç haywood açısından bakıldığında, janning'in suçlu oluşundan diğer üç hakiminkinden olduğu kadar emin değildi. ona göre adalet konusunda böylesine bilge bir adam suçlu olamazdı. biraz da şartlar onu bu duruma sokmuştu. ama savaş sırası ve sonrası tüm bir insanlığın psikolojik olarak gelmiş olduğu nokta öyle bir noktaydı ki, suçsuz olduğu bilinen biri bile ölüme (müebbet) gönderilebilirdi.
    --- spoiler ---
  • (bkz: #14173873)
  • sinema tarihinde, kaliteli oyuncu kadrosuna ender rastlanır bir sanat eseridir. spencer tracy, richard widmark, burt lancaster, marlene dietrich, maximilian schell, judy garland, montgomery clift, william shatner gibi muhteşem sanatçıları barındırır. "ağır" bir filmdir. fimde hiç savaş sahnesi olmamasına rağmen, toplumdaki yarattığı çöküntü, galiplerin bile mutlu olmaması, soykırımın suçluluk duygusu mükemmel yansıtılmıştır. nazilerin alman toplumunu nasıl etkilediği derinlemesine incelenir.

    burt lancaster'in oyunculuğu hep öne çıkarılır. ancak; judy garland ve montgomery clift de kısa rollerinde sinema tarihine geçecek bir oyun sergilemiştir.

    film 2 dalda oscar almış. bir tanesi maximilian schell öbürü ise abby mann'in senaryosu ile. bu konuda en büyük şanssızlığı, o yıl karşısında west side story gibi bir başka başyapıtın olmasıdır. eğer west side story olmasaydı, aday gösterildiği 11 dalda oscar'ı toplayarak bir rekor kırabilirdi.
  • sinema tarihinin başyapıtlarından biridir.

    --- spoiler ---

    özellikle savcının tanık sandalyesine oturup davayı izleyenlere gösterdiği video kayıt insanın kanını donduran cinsten.

    --- spoiler ---
  • spoiler eklesem mi eklemesem mi tam karar veremedim. siz yinede spoiler var gibi düşünün. ok?

    judgment at nuremberg filmi, yediden yetmişe tüm hukukçuların izlemesi gereken bir filmdir. film yaşanmış olaylardan yola çıkılarak kurgulandığı için gerçekçiliği ve objektifliği tartışılamaz. bu bağlamda, filmden ders niteliğinde yaşanmış olan kareleri irdelemek ve üzerinde durmak faydalı olacaktır.

    ülkemizde son dönemlerde yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı üzerinde sık sık tartışmalar yaşanmakta. bir kesim yargının bağımsız olduğunu, ancak tarafsız olmadığını ileri sürerken, diğerleri ise yargının bağımsız olmadığını ve tarafsız olduğunu ileri sürmekte. tüm bu tartışmaların hukukun en yetkili muhatapları arasında cereyan ediyor olması da türk yargı sisteminde ciddi sorunlar olduğunu gösteriyor. hiç şüphe yok ki, türk hukuk sisteminin eksikliği, yılların birikiminden oluşmakta. bugün hukuk sistemi çökmüş durumda ancak, bundan yıllar evvelde iyi durumda değildi. ülke olarak, artan nüfus ve suç nispetince ileriye dönük olarak hukuk yapısı geliştiriliğ, güncellenemedi. en nihayetinde de sorunlar damlaya damlaya devasa boyutlara ulaştı. cmk da daha düne kadar ağır para cezası olarak yer alan "kuruş" meblağlı müeyyidelerin varlığı, hukuk sistemimizin çağa ayak uyduramadığını gösteriyor.

    tüm bu sorunların kaynağı olmasa da, özünde yatan bir detaya işeret ediliyor filmde. daha önce de belirttiğim gibi, film yaşanmış olaylardan esinlenilerek hazırlandığı için, filmle ilgili olarak 'amerikan hukuk sistemini yücelttiği' yönlü iddialar peşinen hükümsüz olmuş oluyor. ama yine de mübalağa payının olabileceği ihtimalini saklı tutabiliriz.

    filmin baş karakteri olan dan haywood isimli yargıcın, nazi almanyasında cereyan eden hukuksuz uygulamalara ilişkin olarak, eski alman adalet bakanı ve kimi yargıç ve savcıları yargılamasının konu alındığı judgment at nuremberg filminde, bana göre , verilmek istenen ya da bizim almamız gereken temel husus; baş yargıç dan haywood'un ülkesinin menfaatlerine ters olduğunu bile bile, siyasilerden (senatör) ve askerlerden bu noktada baskı görmesine karşın hukukun gereğini yapmakta ısrar etmesi, hukukun üstünlüğünü ilke edinmiş olmasıdır.

    olay şöyle gelişiyor: almanya'nın kontrolü bölgeyi işgal etmiş olan* amerika'nın elindedir. amerika, almanya'nın kontrolünü eline geçirmesiyle beraber, eski hitler-nazi partisi yanlısı kimseleri yargılamaktadır. yargılamaların sürdüğü dönemde, biryandan doğu'dan sovyet rusya'nın baskısı da hissedilmekte, diğer yandan da amerika'yı ülkelerinde istemeyen almanların tepkileri artmaktadır.

    (...) yargılamalar sürerken, hukuken suçlu oldukları tespit olunan alman sanıklar hakkında müebbet hapse karar verilmesi beklenmektedir. zira işledikleri suçlar hakkında savunabilecek argümanları kalmamış gibidir. son olarak, savcı albay tad lawson'ın yaptığı savunmayla alman sanıklar hakkında mahkeme başkanı dan haywood'un fikirleri netleşir. alman sanıkların suçları, son duruşmalarda sanık dr. ernst janning'in de suçlamaları kabul etmesiyle kesinleşmiştir.

    davada savunma ve iddia mercileri dinlemiş, duruşmalar sona ermiştir. artık mahkeme heyetinin karar vermesi beklenmektedir. dan haywood başkanlığındaki hakim heyeti karar vermek için hummalı bir şekilde çalışmalarını sürdürmektedirler. mahkemenin karar vermesi süresince kendisine, şayet almanları mahkum ederse bunun almanya'da anti amerikancılığı körükleyebileceği, bunun da amerika için iyi olmayacağı telkininde bulunulur. kimi zaman dolaylı kimi zaman da doğrudan hissettirilir bu talep. hakim dan haywood'dan, amerika'nın çıkarları doğrultusunda karar vermesi istenmektedir. bu karar ise, hukukun hiçe sayılarak alman sanıkların beraat ettirilmesi yönündedir. * yargıç dan haywood'un önünde iki seçenek vardır: ya hukukun gereğini yapacak, sanıkları yasalara göre yargılayacaktır; ya da tersini yapıp ülkesini menfaatleri doğrultusunda karar verecektir. yargıç, ilk durumda amerikan yönetiminin ve almanların tepkisini alabilecekti, ya da ikinci seçeneği düşünüp, hem amerikan yönetimine şirin görüneilecek hem de almanların tepkisinden kurtulmuş olacaktır.

    nuremberg mahkemesi baş yargıcı dan haywood, hukuk ve yasaları gözeterek, hukukun üstünlüğü ülkesini şiar edinmiş bir yargıç olarak; her ne pahasına olursa olsun, sonucunu düşünmeksizin yasaları uygulamış ve alman sanıkları müebbet hapse mahkum etmiştir. neticede, almanya'da amerikan karşıtlığı başlamış, amerikan hükumeti bu karardan memnun kalmamıştır. ancak, yargıç dan haywood işini hakkıyla yapmanın verdiği haklı gururla yoluna devam edebilmiştir.

    sonuç: bu filmden çıkarılması gereken temel kıstas; ucu kime dokunursa dokunsun* mevcut yasalara uymak ve yasaları olduğu gibi uygulamak gerekir. hukuk 'herkesin' üstündedir, öyle olmalıdır.

    işte bu sebeplerle, judgment at nuremberg filmi ülkemizde tüm hukukçuların izleyip özeleştiri yapması gereken bir filmdir. kimilerinin 60 sene evvel analyabildiği üstün hukuk anlayışını, hala idrak edememiş olan bize ders niteliğindedir bu film.

    umarım anlayabiliriz.

    gereksiz not: filmi günlük tartışmalardan bağımsız düşünüp değerlendirmeniz, sağlıklı sentezlere ulaşabilmeniz için olmazsa olmazdır.
  • nürnberg mahkemelerini konu alan 1961 yılında çekilmiş, bir nevi ders niteliğinde olan replikleriyle tüm hukukçuların izlemesi gereken başyapıt. rofle’un konuşmasıyla görünenden ziyade görünmez sanıkların churchill, s.truman, stalin ve de gaulle'nin de yargılandığı belki de tüm dünyayı yargılayan bir film.
  • romanda gecen ve tabi filmde de önemli bir yer tutan feldenstein davasi gercek bir olaydan esinlenmistir, bu dava katzenberger davasi olarak bilinir.

    http://en.wikipedia.org/wiki/katzenberger_trial
  • 1961 yılı bir mükemmel bir stanley kramer filmi.özellikler nazi tarafını savunan avukatın konuşma tarzı ve hitabet şekli bana hitleri anımsattı.bence en dokunaklı kısmı ise toplama kampları hakkındaki kısa film ve nazi tarafını savunan avukatın (herr rolfedü adı) son söyledikeri ve abdnin nagazaki ve hiroşimaya bomba atmasyla ilgili söledikleri.gerçekten janningin kendini suçlu kabul etmeside mükkemmel bir olaydı kısacası süperötesi bir film.
  • an itibariyle imdb puanı 8.3. ama açıkçası bu puanı oldukça düşük buldum. böyle bir film 8.5 den aşağı olmamalı. yıllar önce izlemiştim. tabi o zaman sinema kültürümüz falan yoktu. dün imdb top 250 listesinde izlemediğim film kalmış mı diye bir tararken bu filmi izlediğimi ama çok da net hatırlamadığımı fark ettim, filmi buldum ve bir daha seyrettim.

    tek kelimeyle bir başyapıt! senaryo, yönetmenlik, oyunculuklar... (tüm zamanların en iyi birkaç kadrosundan birisi oluşturulmuş) bir kere ikinci dünya savaşını ucundan kıyısından ilgilendiren şu ana kadar çekilmiş tüm filmler içerisinde en objektifi. olayı her açıdan ele alıyor. sanırım şimdi spoiler'ın zamanı geldi.

    --- spoiler ---

    oyunculuklar o kadar iyi ve hukuki mantık o kadar iyi kurgulanmış ki savcının ve avukatın her söz alışında, her suçlama ve savunmalarında gerçeği zaten bilmenize rağmen kafanızda soru işaretleri oluşabiliyor.

    aslında amerikalılar, savaşın galipleri açısından adaletin söz konusu dahi olmadığını, tüm mahkeme sürecinin çıkarlar doğrultusunda belirlenmiş bir gösteriden ibaret olduğunu çok acımasızca gösteriyor.

    hitler'in seçimle gelmesine ve özellikle savaş yılları boyunca halkın ezici bir çoğunluğunun desteğini almasına karşın mahkeme başkanının neredeyse konuştuğu herkesin "biz hitler'i desteklemedik" demesi, hatta bir hizmetçinin "hitler çok kötülükler yaptı ama istihdam yarattı, yollar yaptı." demesi çok tanıdık geldi..

    almanların nazilerin yaptıkları korkunç şeylerden duygukları pişmanlık ve yenilmiş olmanın verdiği eziklik duygusu da iyi yansıtılmış. filmdeki sıradan vatandaşlar olan almanların hepsi amerikalılara karşı aşırı derecede aşağılık kompleksindeler.

    janning'in hocalığını yapmış eski bir hakim tanık olarak dinlenildiğinde nazilerin yargıyı, ülkeyi ele geçirmesini ve korku imparatorluğunun herkesi esir almasını anlattığı yerler de yine tanıdıktı.

    " -yargı tamamen onların denetimine geçmişti. temyiz hakkı kaldırıldı. insanlar özel mahkemelere gönderildi...(anlatmaya devam eder)

    mahkeme başkanı: peki buna karşı tepkiler oldu mu?

    -evet, kimileri istifa etti yada etmeye zorlandı. diğerleriyse kendilerini sisteme adapte etmek zorunda kaldılar. belki ilk başta sonuçları kestiremediler ama sonra bu sonuçlar herkes için açık bir hale geldi."

    ernst janning'in sonunda çileden çıkması ve söz alması üzerine yaptığı itiraflar aynı zamanda hitler'in yükselişi ve yaptığı şeytanlıklara göz yuman "uygar" dünyayı da yargılar nitelikte.

    --- spoiler ---

    batı bizden hep nazilerin tüm yaptıklarının birkaç manyağın çılgınlıkları olduğuna inanmamızı istedi. bunun sosyolojik incelemesini yapmadı, çünkü böylesi bir çözüm herkes için en uygunuydu. öte yandan tüm bir ulusun yargılanması da mümkün olamazdı. işte film bu iki keskin, ince ve bir o kadar da tehlikeli çizgi arasındaki ayrımı akıl dolu, oyunculukların efsanevi boyutlara ulaştığı diyaloglarıyla her açıdan inceliyor ve tarihe not düşüyor.

    --- spoiler ---

    trailer:

    http://www.youtube.com/watch?v=gwpb8hxvigk

    --- spoiler ---