şükela:  tümü | bugün
  • ismi bize fransız lakin kendisi rus yahudisi bi amerikalı olan yönetmen. klasik film noir kuşağının en nevi şahsına münasır örneklerini çektikten sonra avrupa'ya sıgınmak durumda kaldı lakin öcünü rififi ile aldı. aynı filmde bi fransız çetesinin italyanını canlandırmıştır ki pek iyi konuşamadığı fransızca'dan da bu şekil kaçmıştır.

    film noir dönemini ele alır isek, jules dassin filmlerinde mutlak bir estetik kaygının izleri vardır. eğer bi sahne çekilecekse onu en estetik şekilde çekmeye gayret eder. mekanları alabildiğince filme katar, estetik kaygısının temel unsurlarından biri haline getirir. şehirleri neredeyse bir oyuncu kadar efektif kullanır. bir yönetmen film çekmeden önce bolbol yürümeli, şehri gezmelidir der. the naked city'de new york u, the night and the city'de londrayı, rififi'de paris'i önlerinde fötr şapkalı adamların konuştuğu tablolar haline getirmiştir.

    dassin'in filmleri insan merkezlidir, karakterleri tüm etiketlerinden sıyrılarak ilk önce birey olarak ele alır. sol görüşlü olduğunu bilmeyen yok lakin solculuğu öyle devlet sosyalizmi temelli değil, daha çok bertrand russell tarzı bireyci anarko bi solculuktur. dünya görüşünü de filmlerine yedirmede fritz lang ile yarışır. thieves highway de hakkını arayan masum köylüyü üzerinde koca bi yıldız bulunan kamyonuyla köşe bucak dolaştırmıştır. brute force'ta hapishane sistemine ve güce taparlığa gider yapmış, the naked city'de suçun sınıfsal farklılık kaynaklı olduğunu anlatmıştır ki, filmin son sahnesi bu açıdan eşsizdir.

    tüm film noirleri criterion collection'a girmiş, bu estetik kaygılı, hassas kalpli humanist adamı saygıyla anıyor, kendisini tanıdığımdan kelli paralarımı cebime buruşturup buruşturup koyuyorum.
  • bu adam 1959 - 1966 yillari arasinda roger vailland'in romanindan gina lollobrigida, marcello mastroianni, melina mercouri ve yves montand ile la legge'yi, melina mercouri ve manos hadjidakis ile pote tin kyriaki gibi bir efsaneyi, anthony perkins, melina mercouri ve mikis theodorakis ile phaedra gibi bir saheseri, melina mercouri, peter ustinov ve maximilian schell ile topkapi'yi ve en nihayetinde de yine esi melina mercouri, romy schneider, peter finch ve marguerite duras ile 10 30 p.m. summer gibi gorsel bir siiri cekmistir. dunya uzerinde acaba kac kisinin hayatinin degil yedi yili, yetmis yili boyle bir sanat tarihi yazmaya yaklasmistir?
  • rififi, night and the city, thieves highway, the naked city, brute force gibi başyapıtların sahibi olmasına rağmen televizyonlarımızda topkapının yönetmeni sıfatından ötesi layık görülmeyen büyük usta*.
  • şarkıcı joe dassin'in babası olup aslında o dönemin en önemli yönetmenlerinden biridir.
    dvd'ciler de topkapi filmini ararken paris'te filmin bilinmediğini farkettim ancak imdb'den bakınca

    mais jules dassin est un grand réalisateur ! ...... sessizliğiyle karşılaşmışızdır.

    içten haykırarak tercüme:
    oha yaa jules dassin niye istanbul'da film çekmiş ki peter ustinov da oynamış allah allah ....
  • kendisinin en iyi filmlerinden bir seçki ve inceleme için aşağıdaki sayfayı inceleyebilirsiniz.

    the 8 greatest jules dassin films
  • du rififi chez les hommes filminde başka bir karakterin kendi oynadığı karaktere "bu adamı katalogtan mı seçtiniz?" demesiyle yönetmenlik başarısından öte takdirimi kazanmış başarılı yönetmen.
  • topkapi filmini de yonetmistir. halen yasamaktadir ve 94 yasindadir.
  • elbette (bkz: serberst çağrışım)
    (bkz: joe dassin)
  • oğlu joe dassin zamanın mühim albümler yapmış, tanınan bir şarkıcıdır fransa'da.
  • gelmiş geçmiş en iyi film noir yönetmenlerinden biri ve şahsım adına en iyisi..

    47'de brute force'ta muhteşem burt lancaster'la beraber en sağlam hapishane filmlerinden birini çekti.. filmde otorite sorgulaması ve ezilenlerin dayanışma vurgusu alt-metne sığmayacak ölçüde hissediliyordu.. bunu 48'de, new york'a adanmış en sağlam noir'lerden biri the naked city izledi.. dassin, nefis mekan kullanımı ile, adeta filmin başrolüne new york şehri'ni koymuştu.. 49'da sınıf vurgusunun iyiden iyiye hissedildiği thieves' highway geldi.. dönem mccarthy dönemiydi ve başının belaya girmesi an meselesiydi..

    kısa süre sonra avrupa'ya kapağı attı ve oranın şehirlerini şereflendirmeye başladı, 50'de londra'da en sevilen noir'lerden night and the city, 55'te french noir başyapıtı, paris'i tüm güzelliği ile yansıtan rififi geldi ki film, ortasındaki otuz dakikalık sessiz sekans ile soygun filmleri arasında özel bir yere sahiptir..

    aile kökleri ukrayna ve polonya'ya uzanan bu güzel insan, kan çektiğinden olsa gerek, 64'te, klasik siyah beyaz filmlerinin aksine türlü technicolor cambazlıklarıyla dolu, topkapı filmiyle bu sefer istanbul'a çevirdi kamerasını.. zaten ölümü de, bir dönem cuntaya karşı mücadele verdiği atina'da oldu..