şükela:  tümü | bugün
  • julia child'in hayatini anlatan bolumlere doyamazken, julie powell kismi bana nedense pek bir yavan geldi. filmi izlerken, "bitse de gitsek" dusuncesinin bunyeyi sardigi anlar da zaten hep bu yavan kisimlardi. sanirim bu da iki oyuncu arasindaki yetenek farkindan kaynaklaniyor, ki zaten meryl streep gibi bir isimle karsi karsiya gelmenin en buyuk dezavantaji da bu. stanley tucci'yle beraber kendisini izlerken, zevkten kac kose olacagimi sasirdim.
    --- spoiler ---
    finalin havada kaldigi yorumunu bircok yerde okudum ve sebebinin julia child'in yakin gecmisteki halinin anlatilmamasiyla alakali oldugunu dusunuyorum. film boyunca inanilmaz canli, dunya tatlisi, kompleksleri olmayan bir kadin varken; filmin sonunda, kendisine hayran olan bir kadini ayni sevecenlikle bagrina basmamasi "e ne anladim ben bu isten?" dedirtti. ama yumusak bir gecis yapilsa, belki de julia'nin sebepleri hafifce bir belirtilseydi bu kadar da havada kalmazdi finali.
    --- spoiler ---
    bir de bu holivud camiasinin "icinde ask acisi olmayan film yapmazsak olucez" hastaligi benim gibi bir romantigi bile baydi artik.
    kisacasi, yemek yapmaktan keyif alanlarin sadece julia child hatrina gidip izlemesi gereken bir film. hatta gitmeden bir iki julia child videosu da izleyin, meryl streep'li bolumlerin guzelligini fark edin.

    bir de kucuk not: belirtmeden gecemeyecegim; o creusetler, guzelim bakir mauvieller beni bambaska alemlere tasidi. sanki ben de le cordon bleu'ye gittim ve o yumurta aklarini ben cirptim. oyle alemler, boyle kafalar iste.
  • --- spoiler ---

    uzun zamandır izlediğim en güzel filmlerden biri diyebilirim.anlatım, olay örgüsü, giriş ve gelişme harika fakat sonu gerçekten de azcık havada kalmış. belki de havada kalmamış da biz romantik seyirci kitlesi ille de mutlu son olsun julie'ylen julia tanışsın, julia julie'ye hasta olsun, kaynaşsınlar istiyoruz, ondan sonu beni tam tatmin etmemiş olabilir. bi de filmi izlerken utanmadan meryl streep'e bok attım amma abartılı oynamış die fakat filmden sonra gerçek julia child'ın konuşmasını duyunca afedersiniz göt oldum tabe! meğersem kadının gerçek konuşması öyleymiş a dostlar! boyu da 1.88miş yuh dedim. velhasıl-ı kelam yemek muhabbetini seviyosanız izleyin bu filmi, hem meryl streep hem de amy adams çok başarılı oyunculuklar çıkarmışlar.

    http://www.youtube.com/…h?v=s3u1ljhebty&feature=fvw (julia child'ın konuşmasını duyun)

    --- spoiler ---
  • amy adams merly streep filmlerinde piştikçe pişiyor amma velakin hep aynı tip hikayelerde oynaması yüzünün kedi masumiyetinde olmasından mı kaynaklanıyor bilemedim. öfkesini bile tam olarak gösterememesi hep bunun suçu sanırım. ayrıca çok alakasız ama ben filmdeki kocaların ikisini birden istiyorum, derhal bulmak lazım bunlardan. öte yandan, merly streep'in, gelmiş geçmiş en iyi kadın oyuncular listemde ilk sırada olmasının bir anlamı varmış, tekrar hayran oldum kadına. maşallah diyorum.

    --- spoiler ---
    sevgililer günü müydü, julia'nın doğum günü müydü hatırlamıyorum da julia ve paul'ün yakalarına hayvan gibi kalp taktıkları yemekte paul'ün seni seviyorum julia dedikten sonra julia'nın kağıttan kalbi kalp atışı işaretiyle oynatması pek bir şükela, pek bir julia vari olmuş. böyle çatlak insanlar olsun istiyorum hayatımda ben de.

    --- spoiler ---

    gecemi şenlendirdi bu film, izlenmeli.
  • meryl streep'in her zamanki gibi rolünün hakkını fazlasıyla verdiği film. stanley tucci ile ikisini the devil wears prada'dan sonra bir arada görmüş olmanın keyfini kelimelere dökemem.

    --- spoiler ---

    "you are the butter to my bread, and the breath to my life" cümlesi hafızaya kalın harflerle kazınmıştır ve iç çektirmiştir ayrıca.

    --- spoiler ---
  • içinde yemek yapma muhabbeti geçen filmlere olan özel ilgimden mi kaynaklanıyor bilmiyorum ama,yine güle oynaya hiç sıkılmadan izlemediğim bir film daha.no reservations,ratatouille,ıssız adam gibi içinde profesyonel olarak yemek yapma olayı geçen bir film.hatta belki de bu kategoride izlediklerimin en iyisi.
    meryl streep'in kusursuz performansına diyecek yok tabiki,kadın artık kendini kanıtlamış hangi role girse harikalar yaratıyor.filmin tek kusuru sonunun biraz havada kalmış olması,keşke daha açıklayıcı ve net bir final olsaydı demiyor değilim hani.ama zaten yemek yaptıkları her bir sahne aynı bir görsel şölendi bir de bu şölene eşlik eden harikanzi müziklerden sonra insan kendini daha bir mutlu,umut dolu falan hissediyor sanki.hatta hemen mutfağa gidip birşeyler pişiresim geliyor.çok bir izlenesi film,müziklerini ise her fırsatta dinleyip daha da bir mutlu olunası cici film.

    ayrıca kısa kısa olsa da,bir fikir sahibi olmak için şu adresten müzikleri dinlenebiliyor:

    http://www.sonypictures.com/…ieandjulia/soundtrack/
  • gerçek bir (iki) kişinin hayatını anlatan bir filmdir, dolayısıyla finali beğenmeyenleri anlamakta güçlük çekiyorum. ne olacaktı, kız kendini denize falan mı atsaydı güzel final olsun diye? nihayet yazar oldu, ünlü oldu, kitabı meryl streep'li film yapıldı, budur işte filmin finali.

    ayrıca bahsedilen blog http://blogs.salon.com/0001399/ adresinde halen durmaktadır.
  • izlerken meryl streep'in yerine ben yoruldum, o nasil rol yapma yahu.

    guzel lakin.
  • merly streep'e yeniden hayran olunabilecek film!
    yemek pişirmeye ilgisi olanlar için keyifle izlenebilecek, hayattan bunalmışlar için bir parçacık fikir verebilen, fransa'daki ev (daha doğrusu aşçılık) hayatıyla julia child'i pek bir sevdiren film. hayatınızın filmi olmaz ama pazartesi gününü pazar keyfi moduna büründürebiliyor. ayrıca merly streep'in ses tonuyla, hareketleriyle julia karakterini pek bir şukela canlandırdığı sevdirdiği sayesinde güldürdüğü filmdir. ve lütfen artık şu filmlerin sonundan klişeler beklemeyelim filmin sonu gayet iyiydi; fazlasına gerek yoktu. sonuçta kimsenin hayatını değiştirmek gibi bir iddiada bulunmuyor senaryo da yönetmen de vs vs...
  • bir nevi beni kendime getirmis olan film. 5 senedir fransiz hatunla birlikteyiz, ikimiz de yemek yapmayi severiz, gel gor ki tek fransiz yemegi yapmisligimiz yok; belki bir ratatouille, onun da fransiz mi, italyan mi, yunan mi, turk mu oldugu tartisilir, en temel, zeytin yagda pisirilmis soganli sarimsakli sebze karisimi. gerci fransizlarla da konusunca anlasiliyor ki, o bol tereyagli, soslu, geleneksel fransiz yemekleri yavas yavas tarih olma yolunda. artik pek kimseler yapmiyormus. e malum hem cogu yapmasi cok vakit alan yemekler, hem de bol tereyagli, pek de saglikli olmayan secenekler. bir de yaptiginiz zaman oyle 2 kisilik yapamiyorsunuz pek. yaptin mi sosuyla- mosuyla 1 butun ordek yapacaksin, sonra da ya 1 hafta boyunca ayni yemegi yiyeceksin, ya da soyle 5-6 kisiye yapacaksin. gerci filmdeki hatun yemekleri 2 kisi icin yapmis, bu da son cumledeki saptamamizi curutuyor tabii. sonucta, fransizlar da artik pek geleneksel fransiz yemegi yapmiyorlar benim anladigim. gerci fransa'da yasamiyorum, kendim sahit olmadim ama esim sayesinde tanidigim fransizlar'dan duydugum bu.
    neyse diycegim odur ki, bu film sayesinde gaza geldim, hafta sonlarinda fransiz mutfagindan secmelere girmeyi deneycegim. guzel bir seyler cikarsa sozlugu senlendiririm. bir nev-i sozlugu julie'nin bloguna cevirebilirm. takip etmeye devam ediniz.