şükela:  tümü | bugün
  • hollanda'da iki germen kabilesi ile savaşıp yendikten sonra kaçan sivilleri katleden roma diktatörü. 150-200 bin kişilik toplu katliam alanı bulunmuş. çocuklardan ne istedin lan?

    kaynak
  • tüm erkeklerin karısı, tüm kadınların kocası diye de bilinir.
    ölürken çevredekiler can çekişini görmesin diye pelerinini yüzüne çekmesi karakterini özetler.
  • (bkz: iacta alea est)
    gaius'u bir cümle ile özetlememiz gerekse sanırım bu vecizesi doğru bir seçim olurdu. galya'daki lejyonunu roma'nın sınırı olarak kabul edilen rubicon nehrinden geçirmeden önceki gece söylediği rivayet edilir bu vecizeyi. yaşamı boyunca şansına her daim güvenen, hatta literatüre "sezar şansı" şeklinde bir kavram katan bu adam, "from zero to hero" hikayesiyle roma'nın tarihini sonsuza kadar değiştirmiştir. hristiyanlık için isa ne ise roma için de sezar odur dersek, fazla ileriye gitmiş olmayız zannımca.
    gaius, julii gibi önemli bir (bkz: patricius) klana mensup olarak mö 100 yılında dünyaya geliyor. bu klan ki soyunu tanrıça venüs'e ve roma'nın kurucusu olduğu rivayet edilen aeneas'a dayandırır. anlayacağınız klanın kökleri baya kadim, lakin maddi anlamda isimleri kadar güçlü bir aile değil juliiler ve tarihlerine de bakıldığında herhangi bir konsül göremiyoruz. konsül, cumhuriyet dönemi roma'sında en üst düzey kamu görevlisi. velhasıl konuyu dağıtmayalım; gauis'un doğduğu dönemde roma bir iç savaş buhranı yaşamakta; (bkz: sulla) ve (bkz: gaius marius) cekismesinin akabinde sulla iktidarı ele geçiriyor. mottosu "cumhuriyeti kurtarmak!" ... ileride gauis'un da kurtaracağı gibi... gaius ile sulla arasındaki en önemli fark, sulla gerçekten aktif siyaset hayatından çekilip kırsalda emekliliğin tadını çıkarmış ve yatağında huzurlu bir şekilde ölmüştür. sulla bir diktatör müydü ? evet. ama tiran ya da kral olmak gibi ihtirasları olmadığını söyleyebiliriz, gaius'un aksine.
    gaius'un gençliğinin kendini kanıtlama çabasıyla geçtiğini söylersek yanlışa düşmüş olmayız. romalı bir aristokrattan beklenildiği üzere, inanılmaz gururlu. kilikyalı korsanlar tarafından esir olarak ele geçirildiğinde, tabiri caizse burnu düşse yerden almayacak bir tavır ile hepsini çarmıha gerdirecegine dair iddialarda bulunur. korsanlar onun bu konuşmalarını o zaman eğlenceli bulsa da, nitekim gaius fidyesi ödenip serbest kaldıktan sonra kendisiyle adı aşk dedikodularına karışmış bithynia kralı 4. nikomedes'ten aldığı bir gemi ile korsanların peşine düşer ve onları yakalayıp çarmıha gerer. sözünün eri ve nüktedan bir isim gauis. magnus pompei ile yunanistan'da karşılaşmadan önce pollio'nun aktardığına göre elinde bir turp ile askerlerine bir söylev verir. bir yandan turpu yerken, bir yandan da magnus'un capua'da peruğunu kaybettiğinde nasıl komik duruma düştüğüne dair bir anısını anlatır. samimi bir adam o ve askerleriyle çok yakın. bu mizacı, efsanevi x. lejyonun başarılarının temel taşlarından biri aslında. ordusunu çok iyi tanıyor gaius ve örnek aldığı isimlerden büyük iskender gibi katıldığı her muharebede hep en ön cephede, askerlerini cesaretlendiriyor. yönettiği orduların hızı ve mobilizasyonu mevcut dönemin şartlarına göre inanilmaz. galya'da, iberya'da ve yunanistan'da çokça kez kanıtlıyor bunu gauis.
    klan isminin "saçlı" anlamına gelmesi de talihin gauis'a oynadığı güzel bir oyundan başka bir şey değil aslında. çok da çapkın bu arada gaius'umuz. kendisini öldüren hançerlerden birini tutan manevî oğlum dediği brutus'un annesi servillia ile de ilişkisi var mesela. o kadar çapkın ki yönettiği lejyonlardan birkaçı eğlence amaçlı uydurdukları marşlardan birinde "kel zamparayı capitolium'a getiriyoruz, karılarınızı evlerinize kapatın" diyor.

    aslında onunla alakalı yazılacak o kadar çok şey var ki, ama entryi fazla da uzatıp okuyucuları yormak istemiyorum. daha fazla bilgi edinmek isteyen arkadaşlara adrian goldsworthy'in caesar adlı kitabını öneriyorum. kitap, sezar'ın kendi elinden çıkma "commentarii" adlı eserini de içeriyor. esenlik ile kalın, güzel günler sizinle olsun.
  • galia savaşı'nı dinliyorum ağzından sayın sezar.
    hani sen çok iyi bir politikacıydın ve bunu insanlar üzerinde uygulama konusunda bir ustaydın ya, işte bu seni bizim kıymetlimiss yapıyor.
    sana göre güç paraydı ve para da güç demekti. bu yüzden çok, herkesten çok büyük bir zenginlik hırsın vardı.
    işte bunu benimsedin ve insanları nasıl yönetmen gerektiğini anladın. bir bakımdan bize ışık tutuyorsun, hakkını yemeyim karanlık bir gecede gökte parlayan bir ay gibisin sezar. "kör edemez hiçbir karanlık seni."
    konsey henüz kurulma aşamasında. zihnimin sarayında ağırlıyorum değerli büyüklerimi..
    bekleyiniz efendim, bekleyiniz...

    * wıll doshakes.
  • sanılanın aksine saçlarının seyrekliğini değil kafasındaki doğuştan gelen kusurları örtmek için defne dallarını akıllıca kullanmış impratordur.

    buyrun

    maharet, kusurları bir övünç kaynağı ve tarza dönüştürebilmek değil midir?
  • "ordusunun kulak asmadığı komutan ya talihsizdir ya da vahim bir hata yapmıştır...ben dürüstlüğümü hayatım boyunca kanıtladım; helvet savaşındaki talihim de bunu gösteriyor. bu yüzden, daha sonraya ertelemeyi düşündüğüm bir şeyi şimdi yapacağım. bu gece dördüncü nöbet sırasında ordugahtan çıkacağız; bakalım kalbiniz görev aşkı ve şerefle mi dolu yoksa korkuyla mı? kimse beni takip etmese bile ben peşimde x. lejyon ile ilerleyeceğim; onların sadakatinden şüphem yok. gerekirse şahsi muhafızım görevini görecekler. "

    germen kral ariovistus ile yapılacak savaştan önce, germenlerin devasa ve iyi savaşçı oldukları yönündeki dedikodular yüzünden korkmaları ve dağılma belirtileri göstermeleri üzerine ordudaki subaylarına yaptığı konuşma.
  • tarihin en bilinen romalısı; aslında kaisar ama biz sezar diyip standardı bozmayalım.*

    tanımı yaptıysak devam edelim. kendisinin nasıl bir stratejist olduğunu* ya da nasıl bir taktisyen olduğunu** açıklamaya zaten gerek görmüyorum, bunlardan haklı olarak defalarca bahsedilmiş; lâkin, kendisinin nasıl etkin bir hitabet becerisine sahip olduğunu ve kelimenin tam manasıyla ne seviyede bir idari deha olduğunu göstermesi açısından bir örnek paylaşmak istiyorum.

    sezar ile galya'da yıllar yılı birlikte hizmet etmiş ve en seçkin lejyonlardan biri olarak bilinen onuncu lejyon*, iç savaşta da hamileri olan komutanlarının yanında yer alarak dyrrhachium muharebesi ve farsala muharebesi'nde üstün ve onurlu bir şekilde savaşıp görevlerini yerine getirdikten sonra, doğrudan sezar'ın emirleriyle italya'ya dönme talimatı alıyorlar. bu emir üzerine, muhtemelen italya'da kendilerini arazi, ev, ödül vb. gibi bir şeylerin beklediği inancına kapılıp yola koyuluyorlar. aradan aylar geçiyor. onuncu lejyonla birlikte pek çok diğer lejyon da roma yakınlarına yerleşiyor.

    öte yandan sezar, iskenderiye'de batlamyus xiii ile olan savaşını kazanıp peşinden bir de zile'de* pontus ordusunu hacamat edip italya'ya dönünce adeta şoke oluyor. zirâ, roma'yı yönetsin diye orada bıraktığı markus antonius adeta beceriksizliğiyle şehri isyan noktasına sürüklemişken sezar lejyonlarının tamamını da "nerede bizim mükafatlar?" diyerek isyan bayrağını açmış ve roma'nın hemen dışında tehditkâr bir biçimde konuşlanmış vaziyette buluyor.

    işte burada sezar'ın kişiliği, cesareti, hitabet becerisi, politikacılığı ve karizması bayrağı devralıyor ve kendisi tek başına lejyonlarıyla görüşmeye gidiyor. bunu yaparken de marcus antonius'tan isyanı başlatanların legio x equestris olduğunu öğreniyor. lejyonların kampına geldiğinde yüksek bir yere çıkan sezar, lejyonlarına adeta "anlatın ben dinlerim" diyerek dertlerinin ne olduğunu soruyor. birlikte senelerce sırt sırta, göğüs göğüse çarpıştığı askerlerinin kendisinden açık açık toprak ya da mükafat isteyemeyeceğini ön gören sezar, haklı çıkıyor ve her lejyondan söz sahibi birkaç centurion kendilerinin terhis edilmesini talep ediyor. bunu yapan lejyonerlerin esas gayesi ise sezar'ı kendilerine para, mülk, mükafat vb. vermeye ikna etmek ya da olası yeni bir seferde yer almak. lâkin, sezar bu kez de "tamam serbestsiniz kıymetli vatandaşlarım"* diyerek kendilerini terhis ettiğini duyurup roma'ya dönmek için atına doğru yöneliyor.

    kendilerine yoldaş değil sıradan birer vatandaş gibi hitap eden sezar'ın çekip gidecek olmasına çok şaşıran ve de yaptıklarının pişmanlığını derhal yaşamaya başlayan lejyonerler, centurion'larını bir kez daha koşar adım sezar'a gönderip af dilenmeye başlıyor. sezar ise bütün lejyonları affedip yalnızca onuncu lejyonu* affedemeyeceğini söyleyip atına binip yola koyuluyor. onuncu lejyondaki askerlerin büyük kısmı, sezar ile roma'ya yürümeye başlıyor ve yol boyunca sezar'dan af dilemeye devam ediyorlar. en nihayetinde, usta işi manevrası istediği sonucu veren sezar kendilerini de affediyor* ve afrika ile hispania'da cato ve şûrekası ile yapmayı planladığı kapışmaları için kendisine tek bir görüşmeyle 30 bine yakın askeri yeniden bağlamış oluyor. hem de bu askerlerin bir kez daha isyanı akıllarından bile geçiremeyeceğine emin olarak ve kendisine olan bağlılıklarını inanılmaz zekice bir hamleyle nirvana seviyesine çıkararak!

    bir taşla sayısız kuş vurabilen büyük bir dehadır kendisi. tarihte ve günümüzde dünyanın dört bir yanında gördüğümüz diktatör özentilerinin öykündüğü ama asla olamadığı ve olamayacağı kişidir. çok büyüktür. roma'dır.
  • ilk britanya seferinde başarısız olmasının ardından gemilerle evlerinde geri dönen romalı askerleri taşıyan bir gemi savrularak şimdiki hollanda belçika bölgesinde kıyıya vurmuştur.

    karaya inen 300 civarı romalı askerin etrafını yerel kabilelerden oluşan birlikler sarmıştır.
    bu 300 askerin ordan kurtulması mucizeye bağlıdır.
    durumdan haberdar olan sezar eve dönüşü yarıda bırakarak elindeki en hızlı atlı birliklerle bu 300 adama yardıma gelmiş ve onları kurtarmıştır.
    sezarın askerlerinin kendisine ilahi derecede olan bağlılığında sadece güçlü bir lider olması değil toplumun alt tabakasını oluşturan plebler için yaptığı bu tarz fedakarlıklar önemli rol oynamıştır.
  • insanlara ekmek ve arena verin onlar mutlu olur, demiş.
  • insanlık tarihindeki en büyük devlet adamıdır.