şükela:  tümü | bugün
  • 2005 yapimi phil morrison filmi. hollywood un bize gostermedigi siradan guneyli orta sinif amerikan ailesinin yasami; sehir insanlari ve sehirli mantalitesi ile celisen kasaba hayati ile ilgili gercek bir amerikan filmi.
  • filmin yarisini sabah izleyip,daha sonra the o.c'yi izledikten sonra diger yarisini izleyince bunyede degisik tatlar yakalanabiliyor.* bir okuz rolunden cikip hassaslasiveriyor, sonra tekrar okuzlesiveriyor bu sekilde izleyince..2-3 saniyelik sahne kararmalari ve yorumsuzluk filme lezzet katmis unsurlar olarak gorulebilir.
  • ifistanbul 2006 gösterime girecektir. if'in sitesindeki tanıtım yazısı;

    1. gösterim
    tarih : 17 şubat cuma
    saat : 21:30
    salon : afm1

    2. gösterim
    tarih : 20 şubat pts.
    saat : 19:00
    salon : afm1

    3. gösterim
    tarih : 25 şubat cmt.
    saat : 15:30
    salon : afm budak caddebostan

    geri

    junebug

    abd

    2004, renkli – colour, 35 mm, 106’

    ingilizce

    yönetmen
    phil morrison

    senaryo
    angus maclachlan

    görüntü yönetmeni ;
    peter donahue

    kurgu
    joe klotz

    oyuncular
    amy adams, embeth davidtz, ben mckenzie, alessandro nivola, celia weston, scott wilson, frank hoyt taylor

    yapımcı
    mindy goldberg, mike s. ryan

    müzik
    yo la tengo

    prodüksiyon şirketi
    epoch films

    dağıtımcı
    lightning entertainment

    bu film hakkında görüşünü söyle

    bu film hakkında izleyici görüşü bulunmamaktadır.

    2005
    sundance, juri özel oyunculuk ödülü (amy adams)
    cannes, eleştirmenler haftası
    toronto

    “yemin ederim ki, bu aileyi işlevini yerine getirmeyen bir aile olarak görmüyorum. bence bu film, nasıl da onları birbirlerine düşüren dengelere rağmen ayakta durabildiklerini anlatıyor.”
    phil morrison (yönetmen)

    film hakkında
    şikagolu galeri sahibi madeleine (davidtz) ve yeni evlendiği kocası george (nivola) amerika’nın güneyine, kuzey carolina’ya bir iş görüşmesi yapmak üzere seyahat ederler. yeni evli çift, doğma büyüme kuzey carolinalı olan george’un ailesinin yanında kalmak üzere seyahatlerini uzatırlar: böylelikle huysuz anne peg, sessiz baba eugene, öfkeli kardeş johnny ve johnny’nin hamile, çocuksu karısı ashley ile tanışırız. bir iki gün zarfında, madeleine’in gelişi ailenin hassas dengelerini alt üst eder ve saman altındaki kızgınlıklar ve endişeler su yüzüne çıkar. son zamanlarda sıkça karşılaştığımız benzer aile toplanmalarını konu alan amerikan filmlerinin aksine, junebug küçük kasaba yaşantısı ve zordaki aile ilişkilerine olan detaycı yaklaşımıyla, amerikan bağımsız sinemasının şanlı günlerini çağrıştıracak kadar zengin, incelikli ve her adımında insanı şaşırtan bir film. karakter oyunculuğu ifadesinin karşılığını en iyi şekilde bulduğu filmde, her karakter adım adım derinlik kazanıyor, evdeki her oda kişileşiyor, her sessizlik bin kelimeye bedel oluyor. eve dönmek, çifti her ne kadar amerika’da “kırmızı” ile “mavi” eyaletler, kasabalılar ile şehirliler, hıristiyanlar ile laik elit kesim arasında yaşanmakta olan kültürel çatışmanın tam ortasında konumlandırsa da, film kolay çözümlerden kaçınıyor. sundance film festivali’nin en çok konuşulan filmlerinden biri olan junebug için eleştirmenler ‘yeni amerikan sineması’ hareketinin öncülerinden olarak söz ettiler

    bonus: (bkz: red states) (bkz: blue states)
  • aile evine donmek gibi bir durumu olanlari tekrar dusunmeye sevkedesi film. temelde bir adamin karisiyla aile evini ziyaret etmesi gibi basit bir konuyu islese de degisik seviyelerde degisik anlamlar tasiyan ve inceden inceye durten, dusunduren bir film olmus. herseyden once filmin oyunculuk kalitesine hak vermek lazim. ashley'i canlandiran amy adams basta olmak uzere (ki son zamanlarda izledigim en iyi performanslardan birini cikarmis bu filmde) anne peg'i canlandiran celia weston, otistik ic savas ressami david wark'i canlandiran frank hoyt taylor ve diger butun oyuncular ayakta alkislanasi. senaryo cok acik ve net degil, ve bu ozellikle boyle yapilmis. mesela esas oglan george ve baba eugene karakterleri fazla gelistirilmemis. ozellikle bu iki karakter bir iki sahne disinda fazla ortada gozukmuyorlar. filmin bir sonucunun ve baskin bir mesajinin olmadigi da soylenebilir. ama film bir durum kesit oykusu (liseedebiyat dersinden araklayarak) olarak dusunuldugunde cok zekice ve ince kurulmus baglantilar takdiri hakediyor. anne peg'in ogluna kimseleri yakistiramamasi ve madelaine'a karsi tutumu, ashley'in inanilmaz bir ictenlikle daha yeni tanistigi madelaine'a baglanmasi, ashley'in kocasinin johnny'nin karisina karsi soguklugu ve abisine karsi duydugu ofke gibi bircok baglanti cok cok guzel islenmis.

    filmin "kotu" karakteri george'in karisi madelaine. madelaine kotu cunku kocasinin ailesine ve icinde yasadiklari cemaate son derece ters bir karakter. madelaine dunya gormus, okumus, "fuck" kelimesini noktalama isareti rahatliginda kullanacak kadar kozmopolit ve aile evinde neredeyse her gece sevisecek kadar rahat birisi. kocasinin ailesi ise guneyli degerlerine siki sikiya bagli ve son derece dindar. durum boyle olunca bu iki tarafin her temasinda bir egretilik yasaniyor. madelaine aile bireylerini acik olarak rahatsiz ediyor. buna ragmen madelaine'den nefret edemiyoruz cunku davranislari dogal ve durtusel. bu da senaryonun ve yonetmenin basarisi.

    junebug'in takdiri en cok hak eden yani fazlaca oznel olabilecek bir durumu taraf tutmadan ve seyirciyi kaybetmeden degisik iliski boyutlarina burnunu sokup betimlemesi. filmin aktardiklari uzerinde kafa patlatip bir sonuca varmaya calismanin ne anlami ne de geregi var cunku film sadece gosterdigi kadariyla bir anlam ifade ediyor. fazlasini aramak filmin amacini ve niteligini asmak olur.

    sonucta dusunduren bir film oldugu icin ve oyunculugu icin sevdigim, herkese tavsiye ettigim bir film olmustur junebug. eugene'in muhtesem "i have done some screwing in here i guess" cumlesiyle de bitirmek isterim.
  • bana kalırsa kariyer ve aileyi zıt kavramlar olarak göstermesi daha dogrusu arasinda secim yapilmasi gereken iki olguymus gibi gostermesi ile one cikiyor film. bunun disinda sehir hayatina kendini kaptirmis bile olsa aile kavramina toslayinca her hangi bir bireyin de ne yapacagini sasirabilecegini gosteriyor. yine de guzel film.
  • mid-tempo'da ilerleyen birbirinden kopuk bir parçaları olan bir hikayeyi evlilik, doğum, sanat, kültür gibi alanlarla birleştirirerek yarattığı kültürü bir aile üzerinden anlatmaya çalışan değişik bir film.
  • juno'da ellen page'in karekteri'nin * lakabı. görülesi, sevilesi.
  • dvd'sinde ingilizce altyazi secenegi olmayan film. ozellikle ressamla olan konusmalarin yarisini iki kere izlememe ragmen anlamadim. (bkz: guneyli aksani)
  • içinde "kötü" olmayan film..o yüzden "iyi".
hesabın var mı? giriş yap