şükela:  tümü | bugün
  • kornél mundruczó'nun 2017 yapımı bilimkurgu-drama filmi.
  • efenim (bkz: white god) gibi bir muhteşemin yönetmeni olduğunu bilmeyerek girdiğim filmdir. kornel baba farklı bir kafada orası kesin. filme gitmek isteyenler için kısaca bir kaç şey söyleyeyim.

    film, ağır bir dram üzerine kurulu. yani eğlenceli, kafa dağıtacak bir şeyler izlemek isteyenler için doğru seçim olmayabilir. ama bu, filmi yavan bir hale getirmiyor, oldukça hızlı ilerleyip bir çırpıda bitiyor ama ne bitmek!

    dikkat ! buralar hep spoiler!

    --- spoiler ---
    --- spoiler ---

    apostrof (bu ne amk)
    --- spoiler ---

    başrollerini 'tanınmamış' (kime göre neye göre) oyunculardan seçen kornel başkan burada biraz sorun yaşamış gibi...
    merab ninidze'nin (gabor stern) performansı bende soru işareti yarattı. hatta seste problem var ya da macar diline alışkın olmadığımdan mıdır nedir bilmiyorum film boyunca doktor stern, ne zaman konuşsa, senkron sorunu hissettim. doğrusu, bu biraz can sıkıcıydı. onun dışındaki oyunculuklar aman aman olmasa da filmin içerdiği ağır dram nedeniyle pek sorgulanmıyor. büyük ümitlerle gitmediğim filmden memnun ayrıldım diyebilirim.

    iksv'nin film yorumunda hollywood'a göz kırpan yönetmen tanımı yapılmış haksız değiller. kornel, iyi iş çıkarmış, böyle toplumsal bir meseleyi, metaforlarla oldukça akıcı anlatmak her yiğidin harcı değil orası net.
    film oldukça iç sıkıcı başlıyor, resmen gerim gerim geriliyorsunuz.
    ilk sahnede mültecilerin gözünden avrupa'ya kaçak yollarla girmeye çalışmanın getirdiği baskıyı yaşıyorsunuz. bir tarafınıza dokunuyor insanların düştüğü haller, kadınlar, çocuklar, babalar, oğullar...

    bir sahnede (bkz: aryan dashni) (bkz: zsombor jéger) suriye'deki evini, hayatını anlatıyor o sahneden aryan'ı çıkartın ve yerine kendinizi koyun! hayatınızın nasıl ellerinizden kayıp gittiğini, sevdiklerinizi kaybettiğinizi geleceğe dair umutlarınızın solduğunu düşünün. milyonlarca insana olduğu gibi...( bu kadar düşünmek yeter)

    kahramanımız devrilen bottan düşünce can havliyle yüzerken karaya çıkıyor orada da durmuyor ve koşmaya başlıyor. macaristan sınırında hayatı için koşuyor. o arada beraber geldiği babasını kaybediyor ama o hengamede "elden ne gelir" deyip devam ediyor. arkasından koşan polis yetişip anlamadığı dilde seslenince ellerini kaldırıp dönüyor; yüzüne nişan alınmış bir silah! yaşlıca bir faşist macar polisi! elini "pasaportum" der gibi göğsüne atınca tak! tak! tak! yiyor kurşunları ve düşüyor. lan ne oldu amk şimdi! derken olan oluyor . öylece yatan aryan, yükselmeye başlıyor. yediği kurşunların açtığı deliklerden akan kanlar, uzayda süt içen astronotun sütü gibi havada damla damla süzülmeye başlıyor. aryan durur mu o da yükseliyor... belli ki bir kez ölmek ( öldürülmek) yetmeyecek defalarca öldürülmesi gerekecek...

    ****************
    --- spoiler ---
  • ilgi çekici bir konusu var.

    her eve imdb

    (bkz: feher isten)
  • filmlerde izleyici kitlesini göstermek için konulan akıllı işaretler var.
    mesela bu film 13+ aynı zamanda 15a ama yetersiz. kültür bakanlığı bir akıllı işaret daha tanımlaması lazım. ıq ile ilgili olmalı. belli bir seviyenin altı o filmlere alınmamalı.

    mesela ben. bu filmi gerizekalı kontenjanından izlemeye çalıştım ama o kontenjan yokmuş. oysaki bu film için baraj arşa kadar çıkarılmalı.

    123 dakika süren film, bu zamana kadar izlediğim sinemalar içinde açık ara hemen hemen hiç bir parçayı birleştiremediğim bir film oldu. çok enteresan bir deneyimdi.

    saklambaç dediğin 10 a bilemedin 20 ye kadar sayılır. ben bir sorun olduğunu zaten anlamıştım ama 35 den sonra emin oldum. zaten ondan sonra yazılar çıktı.

    salonda tek başımaydım. sordum kendime.
    ben şimdi ne izledim?
    jüpiter falan.