şükela:  tümü | bugün
  • just war theorydeki ikinci ayaktir. savasin adil bir sekilde devam etmesini kontrol altina almayi amaclar *. bu noktada dikkat edilen hususlar orantili kuvetlerin savasmasidir * ufak bir kuvvete dev bir ordu gonderilmesi just war theory sinirlari dahilinde kabul edilemez. ayrica kullanilan yontemlerinde uygun olmasi gerekir. soy kirim* gibi yontemlerin kullanimida jus in belloya aykiri olarak kabul edilir.
  • savaş sırasında insancıl hukuk kurallarından yararlanma hakkı.
  • amerika'nın 9/11 sonrası içinde bulunduğu "teröre karşı savaş"'ta tartışma konusu olan husustur.
  • savaş içindeki savaşa ilişkin kurallar ve savaşta uygulanacak insani esaslar bütünüdür.
  • tabii ki ilk kez hugo grotius tarafindan kullanilmistir.
  • supernatural'in yüksek puanlı bölümlerinden biri.
  • "bir savaş nasıl savaşılmalıdır?" sorusunun cevabı olan kavram. genellikle bir customary law (yapılageliş kuralı) olarak sınıflandırılır.

    "geneve conventions" ve "additional protocols" olarak iki adet ana kaynağı vardır. ilkini tüm devletlerin kabul etmesine karşılık ikincisi o kadar kabul görmemektedir.

    2 farklı çatışma ortamı vardır: international conflict (uluslararası çatışma) ve non-international conflict (uluslararası olmayan çatışma) jus in bello ise sadece uluslararası olan çatışmalarda geçerlidir.

    ***international conflict:
    -devlet vs. devlet
    -devlet vs. bağımsızlık/özgürlük için savaşan herhangi bir grup.

    not: o kadar gariptir ki, uluslararası hukuk bağımsızlık için güç yani silah kullanımını yasaklamıştır ama bu bağlamda bu isim altında savaşan kişilere devlet statüsü verilmiştir.

    ***non-international conflict:
    -devlet içinde olan herhangi bir çatışma

    şimdi "jus in bello"nun nerde kullanılabileceğini anlattığıma göre detaylara geçebiliriz.

    *sivil unsurlar:

    -savaşta yer almayan herkes "sivil" olarak adlandırılır.
    -sivillere zarar vermek savaş suçudur.
    -özel şirketler bazen "sivil" bazen de "savaşan" olarak adlandırılabilmektedir. kesin bir inanış yoktur.
    -ülkeyi terk etmelerine izin vermelisiniz.
    -eğer savaşa katılırlarsa "savaşan unsurlarla" aynı şekilde muamele görürler.
    -dolaylı yoldan sivillere zarar verilebilir. eğer bir bölgede 50 düşman unsuru ve 10 sivil varsa ve siz ikisi arasındaki kesin oranı biliyorsanız, uluslararası hukuk 50 düşman unsurunu yok etmeniz için 10 sivil kaybına göz yummaktadır. dediğim gibi oran önemlidir ve sivillere (eğer mümkünse) saldırı öncesi haber verilmelidir. bu türlü durumları genelde "insan kalkanı" ya da "human shield" adı altında sıkça görebiliriz.

    *savaşan unsurlar:

    -normal bir ordunun kara, hava ve deniz kuvvetlerinin herhangi bir personeli bu kategoriye girmektedir.
    -bunun dışında devlet için savaşan, üstünde belirli bir şekilde amblem veya silah taşıyan herkes bu kategoriye girmektedir. devlet tarafından silahlandırılmış herhangi biri de bu tanım içidedir.
    -askeri tıbbi yardım ve din personeli bu kategoriye girmekle beraber kendileri "sivil" unsurlarla aynı tanımı paylaşmaktadır.

    *silahlar:

    -insan üzerinde gereksiz acıya sebep olan ve sivil-asker ayrımı yapmadan zarar veren tüm silahlar yasaklanmıştır. bunlar:

    -zehirli silahlar
    -kimyasal silahlar
    -mayınlar
    -vücuda girince extradan bir hasar veren özel mermiler
    -x-ray cihazında gözükmeyen mermiler
    -alev tüfekleri gibi silah unsurlarının savaş esnasında kullanımı yasaklanmıştır.

    -bunlarında dışında yeni bir konu olan dronelar ise insan üzerinde gereksiz bir acı yaratmadığı sürece kullanımına izin verilmiştir.

    -işin en ilginç tarafı tüm bu silahlardan daha da ölümcül olan nükleer silahlar yasaklanmamıştır. (bkz: nuclear deterence theory)

    *yaralı ve hastalar:

    -bu durumdaki hiçbir insana saldırılamaz
    -düşman ya da kendi askeri personeliniz farketmezsizin bu durumdaki kişilere yardım etmek zorundasınız.
    -eğer sizin komutanız altında bir grup düşman askeri savaş mahkumu olmuşsa kendi tıbbi personelinin onlara yardım etmesine izin vermek zorundasınız.

    *savaş mahkumları:

    -sırf karşı tarafta savaşa katıldıklarından dolayı onları yargılayamaz ve idam edemezsiniz.
    -savaş esirlerine iyi bir şekilde davranılmalıdır ki sizin askerleriniz de karşı tarafta iyi muamele görsün.
    -işkence yapılamaz ve keyfi bir şekilde öldürülemez. (size karşı bir ayaklanma ya da size zarar verecek bir davranışlarda bulunurlarsa tabii öldürme hakkınız vardır.)
    -insan kalkanı olarak savaş meydanlarında kullanılamaz.
    -savaş bittikten sonra karşı taraf geri verilmelidirler.
    -tekrar savaşa katılımları tarafınızca önlenebilir.
    -savaş mahkumlarını insani bir şekilde barındırmalısınız.

    *uygulama:

    -eğer karşı taraf sizin bir askerinizi savaş mahkumuyken öldürürse, sizin de onun askerini öldürme hakkınız yok.
    -kızılay, kızılhaç gibi kuruluşların savaşın en karanlık yerlerine bile girme yetkileri vardır, bu kuruluşlar engellenemez.
    -savaş sonunda bir devlet savaş suçlusu ilan edilebilir. (bkz: almanya)
    -eğer savaş sırasında "savaş suçu" işleyen birileri varsa hiyerarşi göz önüne alınmalıdır.