şükela:  tümü | bugün
  • carla bruninin ''quelqun m a dit'' adli albumunun son sarkisi. fr. ''sadece 1 dakika daha''. sirin, tam 1 dakika suren bir sarki.
  • quand j'aurai tout compris, tout vécu d'ici-bas,
    quand je serai si vielle, que je ne voudrai plus de moi,
    quand la peau de ma vie sera creusée de routes,
    et de traces et de peines, et de rires et doutes,
    alors je demandarai juste encore une minute...

    quand il n'y aura plus rien qui chaivre et qui blesse,
    et quand même les chagrins auront l'air d'une caresse,
    quand je verrai ma main juste aux pieds de mon lit,
    que je la verrai sourire de ma si petite vie,
    je lui dirai "ecoute! laisse-moi juste une minute..."

    juste encore une minute, juste encore minute,
    pour me faire une beauté ou une cigarette,
    juste encore une minute, juste encore une minute,
    pour le dernier frisson, ou pour un dernier geste,
    juste encore une minute, juste encore une minute,
    pour ranger les souvenirs avant le grand hiver,
    juste encore une minute... sans motif et sans but.

    puisque ma vie n'est rien, alors je la veux toute.
    tout entière, tout à fait, et dans toutes ses déroutes,
    puisque ma vie n'est rien, alors j'en redemande,
    je veux qu'on m'en rajoute,
    soixante petites secondes pour ma dernier minute.

    şeklinde sözleri olan pek sevimli carla bruni şarkısı.
  • türkçesi aşağı yukarı şöyle olan şarkı:

    her şeyi anladığımda, her şeyi yaşadığımda,
    artık kendimden bile sıkılacak kadar yaşlandığımda
    hayatımın derisi izler ve acılar,
    gülüşler ve şüphelerle kırış kırış olduğunda,
    işte o zaman bir dakika daha isteyeceğim...

    artık altüst olan ve yaralayan bir şey kalmadığında,
    ve hatta acılar bile birer okşayış gibi geldiğinde,
    ölümü yatağımın ayakucunda göreceğim zaman,
    şu zavallı hayatıma güldüğünü gördüğümde,
    ona "dinle! sadece bir dakika daha ver…" diyeceğim

    bir dakika daha, sadece bir dakika,
    süslenmek ya da bir sigara içmek için,
    bir dakika daha, sadece bir dakika,
    son bir titreyiş ya da son bir hareket için,
    bir dakika daha, sadece bir dakika,
    karakış gelmeden anıları yerli yerine koymak için,
    bir dakika daha, sadece bir dakika... sebepsiz ve amaçsız.

    madem hayatımın hiçbir anlamı yok hepsini istiyorum ben de.
    tamamını, eksiksiz ve bütün yenilgileriyle,
    madem hayatımın hiçbir anlamı yok, aynısından bir daha istiyorum,
    son dakikam için bana altmış saniyecik daha eklenmesini istiyorum.

    edit: mi nombre es mayo uyarısıyla kapanmamış tırnak
  • nasıl oldu bilemedim, bir anda gelişti her şey. güzel gülüşü, hokka burnu, şehla gözleriyle giriverdi hayatıma ve hayatımın kendisi oldu. "artık top sende" dedi bana, o gün bugündür o topun peşinden koşuyorum. hüznü, neşesi, merakı, şefkati, şımarıklığı, ciddiyeti, tutarlılığı, çelişkileri... pusulam oldu; özlüyorum, gözlüyorum.
  • "sen sevme beni!" diye haykırasımın olduğu suser. (bkz: pastanın üstünde kiraz şekeri)
  • sözlükteki varlığını "aaa, sen de mi buradasın?!" nidasıyla ve pek bir sevinçle karşıladığım bıçkın suser. şen kahkahasıdır, bir güzel öfkesidir, o kaş kaldırmasıdır, omuz silkmesidir, of aman'ları, destek atmaları, daha neleri neleridir... hâsılı, bir tanedir, nar tanedir, nur tanedir. canım benim. iyi ki burada da var. dostlarla bir çilingir sofrasında rakılanıyormuş gibi sevindim, keyiflendim görünce, yine mi çiçek oldum. valla (bkz: bir sahil meyhanesinde arkadaşlarla rakı içmek).
  • top auta çıktı, maç da uzatmalar da bitti. bir dakikacık daha bile yok artık. olsun, oynamak, binbir güçlüğe karşın onca yıl oyuna devam etmek de güzeldi. üç beş hoş seda kaldıysa geriye gökkubede, ne mutlu.