şükela:  tümü | bugün
  • doğrusu "mağazada nakit ödeme yapan müşterinin parasını alarak kendi kredi kartıyla ödeme işlemi yapan genç kasiyerin işten atılması" olacaktı malum yer darlığından dolayı olamadı.

    finaledit: aynı ahlak bekçiliğini banka soyan adama göstermemişsiniz yazarlar bu ikiyüzlülük nedir? (bkz: 13 kasım 2019 istanbul fantastik banka soygunu). ahlakınız bu kadar çünkü. ikiyüzlüsünüz. ayrıca esas soyguncu olan bankaları korumaya çalışmanız takdire şayan gerzekler sürüsü.

    sonedit: yargı kararı yanlış demedim, çalışan doğru yapmış da demedim. bir yanlışı meşrulaştırma çabam da yok. kararı doğru kabul edenleri hedef de almıyorum. tekrar okudum ta amk kelimesinin hedefi başkaydı ancak hedeften sapmış. ancak siz yazarlar meseleyi konteksinden koparıp başka yere çekiyorsunuz ve anlamak istemiyorsunuz o yüzden takdiri artık okuyucaya bırakıyorum. ha bu arada taksici benzetmesi de çok berbatmış:) ancak yorumlara bir göz attım da tek bir tornadan çıkmışcasına aynı manşetleri atan gazeteler gibi hep bir ağızdan aynı şeyleri söylemenizi bu düzenin köleleştirdiği zavallılar olmanıza bağlıyorum. siz iş ahlakı ve etiği altında esas maskelerinizi saklayarak ve ülke realitesine gözlerinizi kapayarak patron şakşakçılığına devam ediniz. okuduğunu bile anlamayan bir güruhtan eleştirel bir toplum çıkmasını beklemek zaten hiç gelmeyecek bir treni beklemeye benziyor.
    edit1: damlamış hemen ahlak abidesi esnaf yazarlar. hemen doğru karar diye atlamış gerizekalılar. kararın doğruluğunu veya yanlışlığını tartışmıyoruz dedik zaten hayır koca puntolarla mı yazalım ille? bir okusanız anlayacaksınız ama işte okuma kültürü yok memlekette. gerçi okusa da anlamaz hale gelmiş toplum ne yapsan çaresi yok. ulan sanırsın bu tüccar zihniyetli yavşaklar veli nimetim dediği tüketiciyi hiç sikmeye çalışmıyor? gerçi kime ne anlatıyorsun bunların ağababaları degil miydi ayakkkabı kutularında halkın parasını çalan? sorsan ahlak neredeydi diye çalıyordu ama çalışıyordu derler.
    edit2: küfür nerede var merak ettim. "doğru diyenin ta amk" derken dahi kastedileni anlamıyorsunuz sistem eleştirisi yapıyoruz suçluyu savunmuyoruz ama çoğu yazar farkında değil. taksici örneğini ise bir analoji kurmak için verdim. yani resmi kurallara veya toplumsal normlara her zaman riayet etmesi gerekenlerin kendi yanlışlarını görmezden gelerek doğrucu davut kesilmelerine yönelik bir ironi hepsi bu. gerçi bu kadar eğitimle ancak bu kadar oluyor demek ki. anlamak istediğiniz şekilde anlayın aman siz sakın milleti bu hale getiren sistemi hiç anlamak için çaba göstermeyin.
    edit3: albert camus düşüş romanında dolaylı olarak herkesin yüzünde bir maske ile dolaştığını, evinde, işinde, okulunda veya sosyal çevresinde farklı bir maske taktığını söyleyerek "bir masa etrafında oturan herkes gerçek işini, kimliğini açıklasaydı ne halt ederdik bilinmez; şöyle kartvizitler düşünün: dupont, ödlek filozof ya da hıristiyan mülk sahibi ya da zina eden insansever..." der. şimdi siz hangi maskenizle konuşuyorsunuz önce onu söyleyin.
    ikincisi immanuel kant'ın da dahil olduğu deontolojik etik teorilerinin temel perspektifi, herhangi bir davranışı sonuçlarına göre değil o davranışa yapmaya sevk eden nedenlere göre değerlendirmek gerektiğidir. haklar teorisi, tarih boyunca farklı yönetim modelleri altında yönetilen insanın aslında sahip olduğu birçok hakkın kendilerine kullandırılmamasına vurgu yapıyor. bunun içerisine insanca yaşama, çalışma ve dinlenme hakkı da girer. örnek olayda yönetenin yönetilene bu haklarını ne kadar kullandırdığı zaten çekişme konusu. unutmadan bir de adalet teorisi var. o da tüm bireylere adil davranılması gerektiğini söyler. biz de bir laf var "ölene değil öldürene bak" dolayısıyla bir olayın nedeni sonucundan daha az önemli olamaz ki hukukta buna tahrik diyorlar. insanları ahlaki olmayan davranışlara sevk eden faktörleri ortaya koymadan sizin yaptığınız gibi ahlak bekçiliği yapmanın da ne kadar ahlaki olduğu tartışılır.

    (bkz: https://www.memurlar.net/…deyince-isten-atildi.html)
    --- spoiler ---
    özetle; ünlü bir giyim markasına ait mağazada kasiyer olarak çalışan genç, bir müşterinin nakit olarak ödediği parayı alıp, tutarı kendi kredi kartından tahsil etti. durumdan haberdar olan mağaza yönetimi, kasiyeri tazminatsız olarak işten çıkardı. iş mahkemesine giden genci mahkeme kısmen haklı buldu ancak karar yargıtay 9. hukuk dairesine temyiz edildi. yargıtay işverenin işten çıkarmasını haklı fesih sayarak yerel mahkemenin kısmen kabulünü de bozarak işçiyi haksız işvereni haklı buldu.
    --- spoiler ---

    yorum: bu ülkeden adalet bekleyen anasından am beklesin. işçi olunca haksızsın ama işveren olunca işçinin anasını da siksen haklısın. iş mahkemeleri, işçinin yaptığı ufak yanlışları haksız ama işverenin yaptığı şerefsizlikleri haklı bulan davalarla dolu. karar doğru yanlış diye tartışmıyorum sadece güçlünün güçsüzü sikmeye çalıştığı bu düzene itirazım var. günde 12 saat çalıştırdıkları insanların maaşlarının gününde ödenip ödenmemesini veya yasal yıllık izin haklarının akıbetini soran sorgulayan bir hukuk düzeni var mı bu ülkede ki kasiyerin doğru veya yanlış yaptığını tartışalım?

    ayrıca doğru karardır diyenlerin de ta amk. bir gün arabamla ters yöne girmiştim. o sırada karşıdan gelen taksici sanki her zaman trafik kurallarına uyuyorlarmış gibi "ters yöne girdin bilader" demez mi.. ulan amk puştu sen sanki her zaman doğru giriyorsun yollara sokaklara. bu olay da böyle işte. sanırsın mahkemeler her zaman doğru kararlar veriyor da bu karar da doğru diyor dümbükler. son 20 yılda ülke ezilenlerin değil hep ezenlerin tarafında oldu. ama bu ülke insanına da müstehak. seveni değil sikeni seviyorlar neylersin.
  • tamam güzel kardeşim de karar doğru. istediğin kadar küfret, ama doğru. neden doğru olduğunu açıklamak istemiyorum. ufak bir mantık süzgeci yeterli. belki makarna süzgeci bile yetebilir.

    edit: makarna süzgeci de yetersiz gelmiş. hala sövüyor adam. olay kısaca şu, bazı aklı evveller daha iyi anlasın diye anlatayım. muhtemelen zor durumda olan bir çalışan, mağazanın nakit parasını cebine atıyor, kendisinden aldığı yetkiye dayanarak kendi kredi kartı ile aynı tutarı ödüyor. ve haliyle işten çıkarılıyor. dünyanın en normal olayı aq. daha normal bir süreç hayatımda duymadım. birincisi o mağaza sahibi bu çalışana nasıl güvensin bundan sonra? ikincisi bir sonraki aşama el altından satış olabilir mi? stokta eksilme? yine kendisinden aldığı yetkiye dayanarak kasayı patlatıp kaçma riski var mı? yok diyen buyursun ticari hayata atılsın, üç sene içinde makarna süzgeci alacak kadar zengin olabilir.

    edit 2: bir kaç arkadaş mesaj atıp, mevzubahis şahıs için yapmadığı şeyler üzerinden suçlamada bulunduğumu yazmış, ve maddi kayıp olmadığından bahsetmiş. nakit/kredi kartı alışverişi arasında fark vardır. birisinde kasaya para girer, diğerinde ise hesaba düşer. hesaba düşen para bankalarla imzalanan protokollere göre süreleri değişiklik göstermek kaydıyla, bloke halde kalır. bu sayede de bankalar kredi kartıyla taksit imkanı sunarlar, bloke kalan parayı ise kullanır, kazanç sağlarlar. @falanfilan arkadaşımızın attığı mesajı aynen kopyalıyorum buraya. o benden daha net biliyor belli ki: "güvenin yanında mağazayı da maddi zarara uğratmış oluyor. banka kredi kartından çekilen tutarı 45 günde ayni olarak öder. sen nakit istersen bu parayı belli bir komisyon ödersin." @deserteskimo da şöyle demiş: "ustad, bir adim daha ilerisini siyleyeyim: firmanin buyuklugune (dolayisiyla bankayla pazarlik gucune) bagli olarak hem komisyon, hem vade ayni anda da olabiliyor ve bu konisyon orani (ozellikle dusuk faiz donemlerinde) cok abartabiliyor. bizim 100 liraya aldigimiz malin karsiligi magazaya 40 gun sonra 90 tl olarak odenebiliyor. aleni hirsizliktir, bunu bilmeyen kasiyer olmaz"

    daha fazla uzatıp da boku çıksın istemiyorum. tekrar ediyorum, maddi kayıp olması gerekmiyor, haklı fesih sebebidir. kimse başkasının parası ile istediği gibi oynayamaz. işverenin şerefsiz olması, işçinin özünde aslında son derece iyi bir insan olması vs olay özelinde önemsizdir. bu tip mesajlar atmayınız lütfen.
  • cok sinirli ve bir o kadar da salak insanlar goruyorum. benden otede dursunlar.

    isveren hakli. boyle oyunlara gireni ben olsam ben de calistirmazdim. nakit veriliyorsa al kasaya koy, bundan menfaat cikarmaya calismak ne demek.

    verecegin ornegi de ayrica sikeyim. ne demek ters yola zaten hep giriyor taksiciler ve dolayisiyla ben de girdigimde bana ses cikarilmasin.

    ezilmek vs gibi sanal magduriyetler de olusturulmus ama bunun baska bir adi var;

    (bkz: sark kurnazi)
  • (bkz: fraud)
  • yaptığı düzenbazlığa , para kaçırmaya kadar gider.
    azıcık kafanızı çalıştırın. varsa tabi.
  • %100 doğru karar. bunun ezilmeyle, sömürüyle ne alakası var onu çözemedim.
  • ben yönetici olarak nereden bileyim komisyon karşılığı milletin kartını nakite çevirmediğini ?

    siktiriniz gidiniz efendim. arkadaşı da sultanahmet piyasasına yönlendirin, asıl sikiş oralarda.

    edit: 400 entari linc yemissin hala anlamamissin. salaksin arkadasim.
  • kusura bakma şark kurnazlığı yaparsan atılırsın.
    öncelikle etik değerler ve sonra iş etiği nedir onu öğrenmek gerekli. git bunlar üzerine biraz araştırma yap, internette bulacağın online çalışmalar var, sonra gel burada ağla.
  • kardeşim kartlı işlemin satıcı firmaya zararı mı var? her ikisinde de aynı vergiyi verip aynı kârı elde etmiyor mu bu firma? kasıt yok gerçekten bilmiyorum bunu. eğer herhangi bir zarar durumu yoksa işçinin hakkı yenilmiş olur.

    edit: birçok yazar arkadaş aynı şeyi mesaj yoluyla iletti. kartla yapılan ödemelerde banka komisyonu var diye. peki devlete ödenen vergiden bu banka komisyonu düşmüyor mu?

    edit 2: haklı olarak yazar arkadaş bu kartla çekilen paraların 1-2 ay sonra hesaba düştüğünü belirtmiş. bunu da bilmiyordum, böyle baktığımızda işveren haklı gibi görünüyor. sonuçta nakit candır.
  • gayet doğru olan karardır. neden işletme sahibi eline nakit para geçebilecekken bankaya komisyon versin? bugün böyle bir şey yapan kasiyer yarın nasılsa yerine koyarım düşüncesi ile kasadan para da çalar. umarım gerekli cezayı alır.

    edit: kimse kusura bakmasın ama bu başlığı açan yazar malın önde gidenidir. adamın kafası basmıyor ama ben bir daha yazayım önemli olan yapılan eylemdir, kim tarafından yapıldığı değil. hayatında bir gün bile ticaretle uğraşmamış insanlar, çalışana güvenin ne kadar önemli olduğunu anlayamaz.