şükela:  tümü | bugün soru sor
  • küçükken nefret edilen büyüdükçe sevilen tatlıdır.
  • tanınırlığı hakkında çok yanlış düşüncelere sahip olduğum bir tatlı imiş bu, hemen olaya geçeyim;

    yanımda üç arkadaşım ile, dışarıdan bakan birisinin evet burası güzel, burada yemek yiyebilirim diyebileceği bir restorana giriyoruz. menünün çeşitliliği yüzünden yemek seçme aşaması biraz uzun sürüyor ama yemeklerimizi söylüyoruz, yemeklerimiz geliyor, gayet güzeller, yiyoruz. sıra tatlıya geliyor. arkadaşlarımdan birisi profiterol, diğer ikisi de kadayıf söylüyorlar. ben de kabak tatlısı istiyorum. buraya kadar her şey normal, değil mi? evet. hikaye burada başlıyor.

    b- ben kabak tatlısı alayım.
    g- efendim?
    b- kabak tatlısı.
    g- kabak mı?

    menüyü garsonun bakış açısının derinliklerine doğru yöneltip tatlılar bölümünün en altındaki kabak tatlısı yazısını gösteriyorum. eğilip bakıyor garson. "allah allah, kabaktan tatlı mı olur" diyor. "normal kabak değil balkabağı..." şeklinde saçma bir açıklamaya girişmişken kendime geliyor, cümlemi yarıda kesip, "şaka mı yapıyorsunuz ya" diyorum. "hayır" diyor garson, "gerçekten bilmiyorum" diyor ve, "menüdeki seçeneklerin bazıları her gün bulunmuyor" diye ekliyor. "nasıl yani, bugün kabak tatlısının bulunduğu gün olsaydı kabak tatlısının ne olduğunu biliyor mu olacaktın" diye geçiriyorum içimden. ama dudaklarımdan sadece bir, "hmm" çıkıyor. "ee, ne alacaksınız" diye soruyor garson. "benn..sonra söyleyeyim" diyorum afallamış bir şekilde. gidip tatlıları getiriyor garson ve tatlıları koyduktan sonra bana doğru dönüp bekliyor. "aşure alayım ben o zaman" diyorum. "o da yok, ama ne olduğunu biliyorum" diyor utanmadan sırıtarak. "kadayıf kalmıştır herhalde" diyorum arkadaşımın tabağına bakarak. "hemen getiriyorum" diyip uzaklaşıyor garson. ben bu saçma diyaloğun etkisinden çıkamamışken bir darbe de profiterol yiyen arkadaşımdan geliyor, "valla ben de bilmiyorum kabak tatlısının ne olduğunu, buraya sık gelirim ama menüde hiç dikkatimi çekmemişti" diyor. "nasıl ya, hiç mi bilmiyorsun" şeklinde, mantıksızlık sınırlarında gezinen bir soru soruyorum. bu felsefik soruya verecek bir cevap bulamayan arkadaşım yüzüme bir kaç saniye daha baktıktan sonra profiterolüne geri dönüyor. ve kadayıf yiyen arkadaşlarıma o can alıcı soruyu yöneltiyorum, "siz biliyo musunuz kabak tatlısını?". "ben biliyorum, görmüştüm ama tadına bakmadım hiç" diyor karşımdaki. yanımdaki ise, "nasıl bi şey olduğunu merak etmeye başladım" diyor. bilmiyorum anlamına geliyor bu. pencere kenarındaki akvaryuma kafamı sokup bu saçma rüyadan uyanana kadar nefesimi tuttuğumu hayal ediyorum. garson kadayıfımı getiriyor. kadayıf kıvamında olmasına rağmen ancak yarısını yiyip bırakıyorum. yaşadığım şokun etkisi yeni yeni geçerken çaylarımızı da içiyoruz ve hesabı isteyip kalkıyoruz. kapıdan çıkarken, yemeklerin arkasındaki tatlı dolabının en alt rafında, üçgen şeklinde, üzerine hindistan cevizi serpilmiş turuncu bir kütle gözüme çarpıyor, gülümsüyorum. ve düşünüyorum, kabak ne tuhaf, tatlılar falan...
  • kıtır kıtır olanı, kirece yatırılanı makbul olan muazzam tatlı.
  • antakya ve iskenderun’da kireçte bekletilerek yapılan dışı sert içi tereyağı kıvamında olanını denedikten sonra gelin konuşalım
  • tam yerken denk geldiğim başlık. öyle kıvamlı ve lezzetli yapmış ki anacığım, avuçlarının içini öptüm ellerine sağlık diyerek. tahinle hiç denememiştim, oluyormuş.
  • yalnızca ortadoğu/kuzey afrika mutfağındaki kireç suyu ile yapılan versiyonunu severim. hem de bir karadenizli olarak. bizimki ihtiyar yemeği mama gibi. halbuki hatay usulü öyle mi? dışı çıtır, içi magma, dokudan dokuya. yalnız onun da üstüne asidik bir şey eklemek iyice süperleştiriyor. ananas dilimi, limon suyu hepsi olur. az da zencefil ya da hafif anason böyle tarhun gibi bir aroma kattın mıydı offfff. bittim bittim. beni ara.
  • bu, bu çok acaip bi şey ya.

    insan doyamıyor.

    şekeri, pişirme yöntemi ve içine katılası diğer tatlandırıcılar bir yana önemli olan kabağı mirim. o kabak böyle kestane kabağı olacak. off ki off.
  • reklam gibi olacak ama galata'da kiva adında bir mekan var, orada bunun çıtır olanını yapıyorlar, dirseklerime kadar yalıyorum yerken o derece.
  • şimdi bunun iki türlüsü var. bir, yumuşak, ezik, üzerine ceviz falan dökülen, türkiye'de hemen hemen her yerde kabak tatlısı deyince akla gelen. kanımca, iğrenç olan, asla yemediğim.

    iki, hatay'da, özellikle antakya ve iskenderun'da yapılan, kireç'te pişirilen, dışı semsert içi şerbetli, üzerine hindistan cevizi dökülen dünya harikası. şöyle bir şeydir.

    bunu yemeyen kabak tatlısı yedim demesin. size fotoğraf bulacam derken bir tarafım şişti. ben bir hatay bileti bakayım..
  • üzerine tahin ve üzüm pekmezi döküldükten sonra yendiğinde kendinizi en son tabağı yalarken bulacağınız tatlıdır.

    cevizli sunumunu artık aşın diye söylüyorum.