şükela:  tümü | bugün soru sor
  • çadır kurmak için leziz bir mekandır.orman bakanlığına ait olan kampta,cüzi bir ücret karşılığı bulaşıkhane,tuvalet,duş ve çadıra özel buzdolabı gibi fasilitelere sahiptir.
    bir de jandarma,burada tüplü ya da şnorkel ile dalışa izin vermez ki,sebebi şahsım tarafından anlaşılamamıştır.
  • miili parklar müdürlüğüne bağlı, çanakkale'nin gelibolu yarımadası kuzeyinde bulunan kabatepe mevkiinde, hoş bir kamp alanı. buzdolabı,elektrik ve duş imkanı sunmasının yanısıra geceleri canlı müzik çalınan bir kır gazinosu ( haftada iki gece alternatif çalan bi grup vardı ben gittiğimde, diğer günler klasik yaz şarkıları çalan 2 gitarlı genç), yok ben canlı müzik istemem diyenlere de club & disco hesabı ufak bi yerde mevcut (ki burası biribirinden boktan şarkılar çalar)... en güzeli sahilde kumların üstünde zifiri karanlıkta yatıp içmektir.

    kötü yanlarına gelince takılan insanlar genelde tatilci değil, gelibolu,eceabat,çanakkale gibi yakın yerlerin yerlileridir. yaz boyunca 1-1.5 ay burada yaşayan bir çok aile var.. hatta çadırdan her sabah takım elbiseyle işine giden bi adam bile gördüm.
    tatilci az olunca ortam tabi sınırlı olur, ama genede dinlenmek, ucuz tatil geçirmek istiyosanız, istanbula yakın bu yeri kesinlikle göz önünde bulundurun.

    aynı zaman da anafartalar savaşları hesabı bi sürü mezar,anıt,şehitlik falan vardır civarda. yakın tarihle ilgileniyosanız da kültür yaparsınız, gördüm ben dersiniz... (nisan ayında * anzak lar kalkar avustralyadan gelir buralara,turist kaynar etraf .o zaman da yabancı dil yaparsınız)
  • genelde ogrencilerin temmuz basi ve sonu dolaylarinda ragbet ettikleri sivrisinegi ve son yillarda arisi bol, denizi ise olabildigince soguk olan cadir kampi. sessiz bir tatil gecirmek isteyen ve "beni sinek falan isirmaz, kansizim ben zaten" diyen bunyeler icin birebir yer.
  • duyduklarıma göre müdürlük tarafından iki sene önce 49 yıllığına bir şahsa kiralanmıştı. burayı kiralayanlar geçen sene kampı hareketlendirmek için ellerinden geleni yapmış hatta (eğlenceli beach volley turnuvalarının yanı sıra) bir beach parti bile düzenlemişlerdi. bu sene ise kampın o gençlere yönelik hoş havası/tutumu tamamen değişmiş durumda. çeşitli tahminler yürütülüyor olsa da nedendir bilinmez kampın işletmesi bu sene türkiye izcilik federasyonuna devredilmiş. federasyon da ilk iş olarak (belki de kendilerine bu güzide kampı tahsis eden bakanlığa bir vefa borcu olarak) kamp içindeki beach bar'ı kapatmış, gündüzleri güzel müziklerle sahilde güneşlenenleri eğlenmekten mahrum bırakmıştır. işletmenin izcilik federasyonuna geçmesiyle kampın üstüne serpilen ölü toprağı tuvaletlerin pisliğine de pislik katmış olmalı ki geçen sene kaldığım 2 hafta boyunca en azından günde 2 kez wc'lerin temizlendiğini görürdük. ama bu sene kaldığım 4 gün boyunca bir kez bile temizlendiğine şahit olmadım/olamadım. ayrıca geçen sene kampta çadır kuran istisnasız herkese minibar ve masa temin edilirdi. fakat bu sene, kampta kalanların sayısı geçen senelere kıyasla çok daha az olmasına rağmen mini bar ve masa için 30 kişilik bir listeye adınızı yazdırmanız ve yaklaşık 5 gün beklemeniz gerekiyor ki bu da türkiye izcilik federasyonunun geçmişten kendilerine intikal eden masa ve dolapları başka muhtaçlara "indirdiği"ni akla getirmekte/hatta bu kamp içinde düpedüz söylenmektedir. sizin anlayacağınız o eski romantik ve tadına doyulmaz lezzetini kötü kokulara ve dedikodulara bırakan kabatepe orman kampı'nda sözde izci abiler eşliğinde denize giren 150 kişilik çocuk gruplarıyla karşılaşmak mümkün. hatta bu sözde abiler size gelip "kardeş burası (evet evet o ıssız koy) federasona ait, git başka yerde denize gir, şimdi burda bizim izciler çimlenecek" bile diyebiliyor.
  • ailemin yaklaşık 10 yıldır yaz aylarını geçirdiği, "bu dünyada cennet" olarak niteledikleri, bizim de fırsat buldukça eşimle gidip şöyle bir 5 - 10 gün kaldığımız ve bu yıl da bebeğimizle gitmeyi planladığımız o muhteşem kamp, ne yazık ki günümüz zihniyetine kendisini teslim etmiş bulunuyor. şu anda orada bulunan bir aile dostu, her sene 3 ay ikamet ettiği kamptan bu sene geçirdiği 2 - 3 haftanın ardından ayrılıyor. giriş çıkış saatlerine karışılır olmuş, bar ortadan kalkmış, hijyenin yerinde yeller esiyormuş, denizin tadı gitmiş ve hepsinin üstüne o "izciler" eklenmiş. o bildiğimiz orman kampı, bugünün popüler deyişiyle "halka açılmış" adeta...

    bugün, hemen her konuda olduğu gibi, sessizliğimiz sürdükçe orman kampının güzellikleri de elimizden alınacak, hatta alınıyor. çok yazık.
  • sabah 9:15'de içeri alıyor girişteki abi. erken gidersiniz kapıda beklersiniz.
  • sabah 9 - akşam 9 müşteri alan gubidik yer. saat 21.35'te varmamıza rağmen ve yarım saat dil dökmemize rağmen içeri almadılar. "nerede kalıcaz burası için geldik dediğimizde" ise parmakla ilerdeki çalılıkları gösterip "şurda kalın" şeklinde umursamaz bi tavır da sergilediler.
  • tam emin değilim ama daha 20 günlükken tanışmışım ilk bu kampla.doğaya ,kamp kurmaya,gezmeye aşık bir aile.çokça büyüyene kadar her yaz tatilinde mutlaka gidilmiştir buraya.çocuk aklı ile yola çıkmadan önce kampta kullanılacak düşüncesiyle çalı çırpı toplanmış,deniz kıyısında kumdan kaleler için kova kürek takımları hazırlanmıştır.heyecan ve mutluluk dolu anılardır kabatepe
  • türkiye'ye ve türkler'e özgü pek çok işletmede olduğu gibi burada da beni üzen ve "abi neden bu cennet vatanım güzelleşeceğine daha da gerilere gidiyor" diye düşündüğüm yer.

    29 haziran'da oldukça sıcak bir günde çoluk çocuk 2 araba gelibolu'dan gittik. bu ikinci gidişimiz oldu. orman bitiyor, deniz başlıyor. zaten tarihi bir doku içerisinde, bir de bu derece güzel bir doğası olduğundan dünyanın çok az yerinde bulunabilecek bir doğal güzelliğe sahip.
    eskiden orman bakanlığı'na bağlıydı, şimdi özelleşti, gericilerin eline geçti falan gibi söylentiler var. sosyolojik olayları geçiyorum.

    içeri giriş otomobil ile 16 tl. park sıkıntısı yok. gölge alan oldukça fazla. ama kamp masaları yetersiz. tuvaletler pis. hadi bizim insanımız da pis diyelim. arkadaş sabun falan koy ama yaa. çok zor ve pahalı bir iş değil ki. 3 lavabo var. 1 tanesinde ayna var. duş, deniz tarafında tek bir yerde. gideri iyi olmadığından gölleniyor. kalabalık oldukça da göllenme iğrençleşiyor. soyunma kabinleri bakımsız ve kapıları çok yüksek. diz hizasında. yani benim çamaşırımı çıkardığımı, mayomu giymeye başladığımı başkası neden görebilsin. tuvalet yakınında da bir soyunma kabini olsa daha iyi olurdu. arabalar ve eşyalar o bölüme yakın duruyor çünkü.

    denizi çok güzel kumluk. aniden derinleşme veya bir türlü derinleşmeme sorunları yok. ama denizdeki yosunları tırmıklayıp, çadırcıların girdiği bölgeden benim de kullandığım günübirlikçilerin bulunduğu bölgeye yığmışlar. tabi kumsalı kullanamama, görsel kirlilik, daha da önemlisi pis koku yapıyor. arkadaş doldur bir traktöre, uzaklaştır, götür başka yere, yak, göm, kendin ye ama oradan al yahu. bunu yapmanın maliyeti ne 5000 tl mi? yoo. hey allahım yaa.

    uygun yerlere taşlardan mangal yeri yapmışlar. güzel olmuş. mangallarımızı yaktık yemeğe koyulduk. büfe'den birşeyler alalım dedik. soğuk su yok. evet yok. dolap yetişmiyor v.s. ya olum bırakın lan bu yalanı artık. geceden çekiliyor fişler, sabah 9 da soğutma başlıyor, biraz satış hızlıysa soğutma imkansız. bir kamp yerinde soğuk su nasıl olmaz. kola dolabından kola aldım bende. o nası soğuk? o neden yetişebilmiş sıcağa?

    yani arkadaşlar 16 lira zaten veriyoruz. yahu 20 al, adam gibi hizmet ver. tuvaleti ışıklandır, ayna-sıvı sabun tak, plajını düzenle, cankurtaran al, marketinde yiyecek içecek çeşitliliğini artır ve satış yap-kar et, ben aradığımı bulabileyim sen de para kazan. piknik masalarını çoğalt, daha çok insana ama çağdaş hizmet ver, gelibolu'ya karavanla yabancıları çek. turizmden iyi para kaldır. anzaclar o bölgeden çıkarma yapmış. 1-2 türk askeri ve anzac'lı figür koy, tarihle ilgili, bazı yerlere tabelalar, bilgilendirme mesajları koy. olayı sıcak ve heyecanlı tut. unutturma. deniz ve piknik sezonu yanında insanlar ilk-son baharlarda da gelsin, o mevsimlerde de girişlerden para al. ama kime söylüyorum teeey.

    ben bir daha malesef gitmem. bu saçma-özensiz ve elinde bulunan harika doğal-tarihi imkanları salakhane heder etmekte olan kuruluş, pis ve olanakları az olduğundan anca işte senede 2 ay hafta sonları rağbet görecektir. sürekli söylenen söz gibi "burası avrupa'da olsa yaz kış sürekli canlı tutulur, bağıra bağıra tüm dünyaya reklamı yapılır inanılmaz para kazanılır. hem de doğayı, ekolojiyi bozmadan ve hatta daha da geliştirerek"

    her şey para-pul değil. üzülüyorum memleketime ya.