şükela:  tümü | bugün
  • kabe ve mekke korunmuş bölge mi?

    iddia: bazı ayetlerde kabe ve mekkenin güvende olduğu, korunduğu söyleniyor. peki o zaman neden kabe'de sel baskını, vinç kazası tarzı olaylar oldu?

    önce ilgili ayetlere bakalım;

    orada apaçık deliller ve ibrahim´in makamı vardır. kim oraya girerse güvenliğe erer.(ali imran 96-97)

    hani evi(ka'be'yi) insanlar için bir toplanma ve güvenlik yeri kılmıştık...(bakara 125)

    evet, birkaç ayette hem kabe hem de mekke için güven şehri der ama bu güvenlik; "hiç bir doğal afete maruz kalmayacaklar" anlamında değil.

    çünkü zaten kabe'nin hz.adem ve hz.ibrahim'in peygamberlik yılları arasında yıkıldığını, zarar gördüğünü de islam kaynaklarından biliyoruz.

    hatta ateistlerin iddia ettiği anlamda kabul etmek öncelikle imtihan hayatına ters olur. düşünsenize bütün dünyada deprem olurken kabe'de olmadığını.

    herkes ölmemek için bu bölgeye yerleşirdi hatta kabenin zarar görmediğini gören de secdeye yatardı herhalde.

    yine ayrıca siz de kabul edersiniz ki ayetlerden "demek ki mekke sınırları içinde kimsenin burnu kanamaz veya kimseye mermi, bıçak işlemez" anlamı çıkarılmaz.

    peki ayetlerdeki güven ve emniyetten kasıt nedir?

    burdaki emniyet şahsi ve manevi bir emniyettir. örneğin burada kan akıtılması, zulmedilmesi, hayvanların avlanması, ağaçların kesilmesi yasaklanmıştır.

    kısacası bu bölgede kargaşa, kavga çıkmamasına özellikle herkes dikkat ederdi.

    hatta örneğin bir hırsız, katil veya idam mahkumu bile kaçıp kabe'ye sığınırsa kendi isteğiyle çıkana kadar beklenirdi.

    kabe'ye saygısızlık olmaması için suçlu bile zorla, döverek çıkartılmaz! yine ayrıca mekke fethinde bile peygamber, kan akıtılmaması için sahabeleri uyarmıştır.

    hatta kabe'ye sığınan kişilerin emniyette olduğunu ve onlara dokunulmayacağını da söylemiştir peygamberimiz.

    bu yüzdendir ki kabe ve etrafındaki bölgeye "mescid-i haram" ve mekke'ye de "emin belde" denilmiştir.

    ayrıca değinmek istediğim bir nokta şu ki; bu emniyet ve koruma insanlara verilen bir emir, o yüzden insanların bu kuralı nadiren de olsa ihlal etmesi kişilerin hatasıdır.

    yani burdan yola çıkarak "gördün mü kan akıtılmış demek ki allah'ın dediği gibi emniyetli değil" şeklinde itiraz etmek saçma olur.

    örneğin; allah namazı da emretmesine rağmen namaz kılmayan milyarlarca insan var.burdan yola çıkarak "demek ki allah emrini kullarına geçirememiş" diyemeyiz sonuçta allah bize bir şeyi zorla yaptırmaz.

    kabedeki emniyet ve güvenlik de bu namaz örneği ile aynı mantık.

    ki örneğin nahl 12 ayetinde allah'ın bir belgeyi emniyetli kıldığını ama insanların nankörlük ettikten sonra başlarına bela yağdığından da bahsedilir.

    allah bir beldeyi misal yaptı ki, emniyet ve sükun içinde idi. ona rızkı her yerden bol bol geliyordu. derken, halkı allah’ın nimetlerine nankörlük etti. allah da onlara, yaptıkları sebebiyle açlık ve korku elbisesini tattırdı” (nahl 112)

    sonuç olarak; ayetlerde bahsedilen fiziksel bir emniyet değildir ki bu imtihan hayatına terstir. deprem, sel gibi felaketlerin de olmayacağı da kastedilmemiştir!

    blog link: http://yek1blog.blogspot.com/…-ve-mekkenin.html?m=1