şükela:  tümü | bugün
  • meymenetsiz bir hastalık. hiç olmazsa kırık olsaydı da çaat diye kırıldı diyebilseydi bu illetten çekenler. acı aynı acı ama adı çatlak. gülmek, araba kullanmak, öksürmek, hapşırmak, yatakta sırt üstü harici yatmak, derin nefes almak kabus. her hareket ettiğimde kımıldayan bir şiş var sanki göğüs kafesimde. kımıldamadan yatılırsa 2-3 yoksa 4-5 haftada geçermiş. muhattap olunan "sen zaten çatlaktın eki eki" tarzı 5inci sınıf esprileri çekmek zorunda kalmak da cabası. offf
  • bu rahatsızlıktan müzdarip insanlara çok dikkatli davranmalısınız, farkında olmadan tekrar çatlatabilirsiniz kaburgalarını... yengeme sarılırken çatlattım bir kere oradan biliyorum.
  • (bkz: stres kirigi)
  • yeryüzünde, insanoğluna gülerken acı veren yegâne fiziksel rahatsızlıktır belki de. öksürmek, hapşırmak, düşen eşyalarınızı yerden almak şöyle dursun; karşılaştığınızda eşinizi dostunuzu bile sevgiyle öpüp kucaklatmaz size. tedavisi kuvvetli bir ağrı kesiciyi (doktor kontrolünde) sabah akşam katık etmek ve iyileşmeyi beklemektir..
  • insanı hayattan soğutan rahatsızlıklardan biridir. bir tanıdıkla karşılaştığınızda sarılma ihtimaline karşı el direkt kaburgaya gider. bir yerden sonra refleks olur, iyileşmiş olmasına rağmen sürekli o bölgeyi korumak için el atar hale gelirsiniz. nefes bile almak istemezsiniz. uyku esnasında gerçekleştirdiğiniz kontrolsüz hareketler sonucu sabahları daha beter olur. evlerden uzak. koruyun kaburgalarınızı.
  • 2 hafta önce halı saha maçında sağ boşluğuma aldığım gayrinizami bir dirsek darbesiyle başıma gelmiş hadisedir.üzerinden geçen zaman üzerine söylüyorum ki"ulan keşke kırılsaydı bari bi adı olurdu".oturmak yok, eğilmek yok, hızlı yürümek yok, merdivenden inmek yok, çıkmak hiç yok , yatmak mı? tam bir çile.sağınıza dönemezsiniz, solunuza dönerken ağrınız artar, sırt üstü düşmüş bir kaplumbağa gibi sabaha kadar yatakta beklemeniz gerekmektedir.diyelim ki uyandınız bir kaplumbağa gibi ne yapacaksınız? çıkayım bir hava alayım yaklaşımı tamamen ütopiktir, şöyle bi tv izleyeyim derseniz tavana tv koymanızı tavsiye edebilirim.alayım bilgisayarımı kucağıma yattığım yerden takılayım derseniz , bilgisayarınız kaburganıza batar ve yine ağrılar başlar, bilgisayarı sağ tarafa koyayım bakayım dersiniz fareyi kullanamazsınız, sol tarafa koyayım dersiniz sol tarafa dönüp bakamazsınız ; dolayısıyla ilk bir haftanız bu eylemler arasında geçiş yapmakla geçer.mesela sıvı sabunu sıkmak, damacanadan su çekmek , kapı açmak gibi basit işlemleri eğer sağ kaburganızda çatlak varsa sağ elinizle yapmakta zorluk çekersiniz.ama bu sakatlık dönemi de bana bir şeyler öğretti:ceza sahasına girdinmiydi varyete yapmayacaksın, topu ayağına aldı mı ya şut çekeceksin ya da pas vereceksin.neymiş adamı geçip plaseyle köşeye bırakacakmış topu, al sana plase böğrüne böğrüne!
  • basketbol oynarken gelen dirsek darbesinin üzerinden 3 saat geçti ve tüm semptomlarını gösteriyor. fiziksel aktivite çılgınlığı yaşadığım şu günlerde başıma gelmesini isteyeceğim en son şey geldi. hem de hıdırellezde. dur bir kaburga çizeyim toprağa.
    çişe bile kalkamıyorum!
    tıbbi edit: ezilmeymiş. gülmezsem, hapşurmazsam sorun yok.
  • öldürmeyen ama süründüren şeyler arasında birinciliğe oynayan tatava.
    bildiğin çiledir. ayaktayken oturmak, otururken kalkmak çok ciddi stratejik kas hareketleri ve göt ister. yatakta dönmek, yürümek, çişe gitmek ertelebildiği kadar ertelenir. böyle böyle uzuv kırıklarını, lif kopmalarını nur nimetten sayacak hale gelir insan.
    böcek gibi bir yaşam. sürekli bir dikkat hali.
    zamanla ağrı kesiciler kardeşiniz, yatağınız kurtarıcınız, nefes alışverişleriniz en büyük can düşmanınız oluyor. gülmek, konuşmak, sarılmak zorunda kalmama adına iyileşme sürecinde insanlardan uzak durmak belki de en faydalısı.
    bu kadar ağrılı olacağını bilsem geçen hafta o frene basmaz bu işi kökten bitirirdim.
  • hayatı zindan eder.
    sırt üstü yatarken bile ağrıyor, yataktan doğrulurken, yatağa yatarken, gülerken, yürürken ve hastalık atlattığım şu günlerde öksürürken, nefes alırken, hatta durduğu yerde bile ağrıyor.

    benim bildiğim kaburga sağlam bir şeydir, kurban bayramında gelmişti de çekiçle zor kırmıştım, kendiminkini nasıl çatlattım hiç anlamadım.

    şimdi yaşamak her zamankinden daha zor.

    (bkz: hayat beni neden yoruyosun)