şükela:  tümü | bugün
  • insanın sinirlerini bozan hadisedir.kabus görmenin arttığı zamanlardan birinde (ara ara olur öyle şeyler desekte) gecede 5 kabus görmeye vardığı zaman sinirle yataktan kalkılır ve diyalog başlar.(aslında tamamen monologdur)
    - yeter lan yeter.(sinirle ışıklar açılır)
    - burdaysanız çıkacaksanız çıkın lan nedir her gece her gece(ortam hala sessizliğini korumaktadır.)
    - sizin topunuzun...
    (sessizlik...)
    bi sigara yakılır, bilgisayar açılır. sakinleşmeye çalışılır ama o sıkıntı gitmediği için sakinleşmek kolay olmamaktadır.kabustan sonra üzerinize yapışan bir his vardır tedirginlikle rahatsızlık arası bir türlü uzaklaşmaz.ikinci sigaradan sonra bünye biraz olsun rahatlamıştır.kabusun verdiği etkiyle evde bir takım tıkırtılarda eş zamanlı cereyan etmektedir siniri bozulan bünye ise mutfağa yönelir ve ekmek bıçağını kapar.odaları tek tek gezdikten sonra üzerine yapışan his olduğuna karar verir ve sabah oluncaya kadar müzik dinleyip,sigara içerek uykudan feragat edilir.
    kabus görmek bir çok şeyle örtüştürülsede insanın sinirlerini bozmaktan öteye gitmeyen hadisedir.agresif insanlar için daha fazla sıkıntı oluşturur sakinleşme süreci uzamaktadır.
    (bkz: sakinleşmek)
  • tamamen uyanmaya gayret edilir, çünkü uyku-uyanıklık arasındayken etkisi devam eder.
    bir de gerçeğe dönüldükten sonra tekrar zor uyunur, tırsa tırsa, çünkü devam edeceğinden korkulur. (ama genelde etmez)
  • gördüğün kabus, hiç tanımadığın insanları içeren olaylar silsilesi ise ağlatır.

    ağlatmasının sebebi seni üzmesi olmak zorunda değildir; çünkü rüyanda o tanımadığın ama rüyanda isimlerini bile bildiklerin, kısa bir süre içinde, ya yakın çevrebdeki birilerinin hayatından geçmiş, ya da senin hayatından geçecekler olabilir.
    hatırlıyorum; "şöyle şöyle birini tanıyor musun daha önceden adı da bu, hı?" diyerek kabusu çok ciddi bir mevzu haline getirdiğimi ve sonuçta da gördüklerimle paralel bir cevap aldığımı.. (ki genelde hoşuma gitmez cevaplar)
    ya da "biriyle tanışıyordum, kavga ettim tüm rüya boyunca of ne saçmaydı" dedikten birkaç gün sonra aslında onun, çok gerçekçi bir kabus olduğunu anladığımı..
    garip garip tesadüfler sıklaşmaya başladıkça korkum arttı, her gece korkuyla yattıkça da gördüğüm kabuslar.
    böyle bir seziye sahip olduğumu sandıktan sonra ne zaman kabusumun içinde bir isim geçse, endişeye kapılıp yoğun bir psişik güçten psikopatlık gücüne doğru geçiş yapmaya başlıyorum. uzun zamandır ne yapacağımı bilemiyorum, rüyanız hayrolsuna danışmak mantıklı geldi gözüme birden..

    sonuç olarak, uyandığım vakit ilk yaptığım şey yataktan fırlayarak "bu kim lan?!" demek oluyor. bu ana tanıklık eden biri yoksa sorun yok tabi..
  • kabusumda savaş yani çınarlıada taksim'e giderken yolda bir kamyon kiraz görmüş, derya kiraz çok sever şuradan bir kaç tane alayım diye kamyona yaklaşmışken arkadaki arabanın çarpması sonucu ölmüş. sevgilinin ölmesi hissi çok berbat bir his. o geri dönmeyecek, bir daha göremeyeceğim hissi çok boktan. cenazesi oluyor savaş'ın. karma bir cenaze. kilise gibi bir ortamda oturuluyor. alevi dedesi konuşma yapıyor, camiye gidiliyor. ben sürekli ağlıyorum. olanı geri alamayacak olmanın çaresizliği boğazımı tıkıyor. şu an bile düşününce nefesim kesiliyor. yine hristiyanlıkta olduğu gibi konuşma yapmam gerekiyor. yapamıyorum. sadece "aze onu tanıyamayacak. bu çok korkunç" deyip çıkıyorum kiliseden. emre ve ged geliyor yanıma. teselli etmeye çalışıyorlar. bir bakıyorum şiirci'deyiz. ben aze'ye babasını nasıl anlatacağımı düşünüyorum. tam o esnada loststone ve triensart geliyor gülerek. loststone "derya şahane bir tekne bulduk. bir dahaki düğününü orada yapabilirsin." diyorlar. ben çığlık çığlığa ağlayıp loststone'a vurmaya başlıyorum. "hımm biraz erken oldu galiba. daha geç söyleseydik keşke." diyor.

    oyh. tüm rüya berbattı. uyandığımda hala ağlıyordum. ama en berbat his bir bebenin onu çok isteyip onun için çok şey yapan ebeveynlerinden birini hiç tanımayacak olmasının acıklı yanıydı. ölene büyük haksızlıktı. salona geçtim savaş orada. ağlayarak ona ve anneme anlattım rüyamı. sarıldım savaş'a. annem "ömrünü uzatmışsın savaş'ın." dedi. sonra ekledi "defne joy foster ölmüş!" ayh allahım kabusumun içine geri dönmüş gibi oldum. o 3 yaşındaki bebenin annesini tanımayacağı, annesinin onun on yaşını, yirmi yaşını göremeyeceği bilgisi oturdu boğazıma sabahtan beri gitmiyor. sanki defne savaş, oğlu da aze gibi.
    hayat çok adaletsiz.
  • en az kabus kadar gerilimlidir.

    uyanip, uzulmek uzulmek cok uzulmek! yatakta kipirdayamamak... ardindan da saatin gecenin bi koru olmasi sebebiyle, kabusta boy gosterenlere sonsuz sevgi dolu sms yollamak... bi de kocaman olup da yan odaya bile gecebilememek var tabi o da pek hos degil!
  • su içip, biraz evde gezinip, hatta camdan bakıp biraz evde dolaşıp o ruh halinden çıkmaya çalışmak kabus sonrası yaşanabilenlerdendir.
  • "hassiktir lan" tarzı bi cümleyle uyanılır genelde. sonra kabustaki kişilere anlatılır olay. internetten saçma rüya tabirleri okunduktan sonra biraz dalga geçilir ve unutulur.
  • tavanda minik siyah noktalar görmek. sanırım delirdim. ama çok sık kabus görmem öyle ayda yılda bir hep de bi minik siyah noktalar gelir gözümü açınca sonra ışığı açarım bir süre daha korkarım sakinlesince yatar uyurum.
  • kabusumda kaza yapıyordum. boynumun sol tarafına cam parçaları saplanıyordu. o kadar gerçekçiydi ki uyandığımda acısını hissediyordum sanki..ve kabusun o anki etkisinden kurtulana kadar bir kaç saat boyunca geçmedi o yanma ve acı hissi. psikolojik. sonra sabah erkenden karlı ve fırtınalı havada trafikteydim, yolda bir kaç tane kaza gördüm. daha akşama çok var, trafik var ve yağış devam ediyor, kabusun etkisi de devam ediyor, hadi hayırlısı.
  • google'a girip rüya tabirlerine bakıyorum.