şükela:  tümü | bugün
  • edip cansever'in tomris uyar'a ithaf ettiği şiir..

    “…
    kaç kişiydik, şimdi pek hatırlamıyorum
    bir pazartesiyi uzun uzun konuştuk
    yüz librelik bir denizi oracıkta tükettik
    gözleri kör bir balık yanımızdan geçti
    bir kızkuşu omuzlarımızın üstünden
    öyle bir vakitti ki, bir menekşe bize indi
    akşama benzemeyen bir akşam yaptı
    söylendi gitti
    ve bahri muhitte yolcusuz bir geminin
    dumanı ve kendisi olmayan bir geminin
    sarsıntısı dünyayı işledi
    çekti çevirdi
    sıcağı sıcağına bir şiir okundu, hepimiz dinledik
    içinde ‘park yapılmaz’ levhası olan bir şiirdi
    iyiydi
    oysa biz birkaç bin otomobili hemen park ettik
    en çok sevdiğimiz şey nedense
    bir sözcüğün bir iki yıl önceki anlamı oldu
    diyelim filbahriyse o sözcük, eskiden tomurcuktu
    ve soruldu
    o zaman ki biz neydik
    yılgınlıktan çekilmiş sipsivri bir bıçak gibiydik
    öyleydik
    öyleydi sevgililik
    …”
  • sevda ile sevgi kitabinda yer alan guzel edip cansever siiri.
  • yillar sonra, gidenlerin ve kalanlarin hesabini yaparken sorulacak bir soru.
  • "ve her şey
    bir yudum su içip başını yastığa koyan bir hasta gibi kaldı."
  • ozan kaç kişiydik, diye soruyor, çok kişiydik, ama yok gibiydik de aynı zamanda, edip cansever'e selamla....

    ...dönelim
    her geçen gün bir açıklamadır
    biz yıllarca önce daha bir bunalırdık
    kullanılmış eşyalar gibi ordan oraya
    taşınır atılırdık
    bir ağır çekimde yüzlerimiz
    şöyleydi
    su içen güvercinler gibi ürkektik, bakışıklıydık
    bir de alkollere düşkündük ki, kınanırdık, niye sanki
    çünkü biz bilmez miydik alkol hiçbir zaman kurtuluş değildi
    üstümüzde bir karabasandı yalnızca
    yalnızca
    bir anlayan olsa anlatırdık gözyaşını da
    hem o zaman gözyaşı bile kınanırdı
    hüzün de kınanırdı, yalnızlık da
    ama çoğumuz bunları yazı
    şiirde, romanda, öyküde yazdı
    örneğin bir roman güzelse biraz
    o roman baştan sonra bakımsızdı.

    ve her şey
    bir yudum su içip başını yastığa koyan bir hasta gibi kaldı

    soruldu
    vakit ki neydi
    gene de
    yorgun bir şairin günebakan çiçeği
    gibi ufuklarla beslenen yüreği
    tartışılmaz bir vakitti.

    dönelim
    kaç kişiydik, şimdi pek hatırlamıyorum
    uzun uzun konuştuk bir pazartesiyi.