şükela:  tümü | bugün
  • bu aralar canım sıkkın. en çok da, "neden?" sorusuna sıkılıyor. dün gece kaçış edebiyatına dalmak istedim bu yüzden.

    beceremedim ama. kaçamadım. ellerim hep geride kaldı; kurguladığım hikaye zihnimde olup bittikten çok sonra, ancak bir tarihçi gibi kayda geçirebiliyordum. yapamayacağımı anladım ve kariyerimi yarıda bırakmaya karar verdim, ama tek neden elbette bu değildi.

    ismi çok garip geliyor. inşaat inşa edicisi veya tost pişirici makinesi gibi. edebiyat, kaçmak için değilse ne için var? romain gary de uzaklaşma ihtiyacımı karşılıyor, jrr tolkien de. burada ve şimdi varolmak istemediğim için kitap okuyorum. başka dünyaların, başka insanların varolma ihtimaline esir oluyorum kitap okurken. ne mutlu bir esaret o!

    hayır ben bu işi yapamayacağım. "belki" cevabını sevmediği için dünyanın en güzel kadınlarını elinden kaçıran benim gibi insanların, daha net bir iş tanımına ihtiyacı olur hep. esnaf olmaya karar verdim; brülör satacağım. üçe alıp beşe satacağım.
  • genelde bilimkurgu edebiyatina yöneltilen bir elestiri.buna en guzel cevabi kendisi de bir bilimkurgu ustadi olan ursula k le guin vermis sanirim; "evet,bilimkurgu bir kaçış edebiyatıdır ve tam da bu yüzden muhteşemdir.bir asker düşmanın eline düştüğünde kaçmakla yükümlü olduğunu düşünmez miyiz?tefeciler,kör cahiller,buyurganlar hepimizi hapiste tutuyor.eğer aklın ve ruhun özgürlüğüne değer veriyorsak,eğer hürriyet taraftarıysak,elbette kaçmakla ve elimizden geldiğince çok mahpusu kurtarmakla yükümlüyüz."

    kaldi ki bu elestiriyi yapanlar ya bilimkurguyu hic okumamistir ya da fantastik kurguyla karistiriyordur.cünkü gelecek formu altinda su anki yapiyi elestirmek bilimkurgunun esas konularindandir.(bkz: cesur yeni dunya)(bkz: 1984) (bkz: fahrenheit 451)
  • - kaçış edebiyatı meselesine ne diyorsun? “kaçıştan kim korkar? tabii ki gardiyanlar.” sence nedir?
    + bu tabii son derece güzel bir cevaptır; düz aydınlanmacı kafalara da çok güzel oturur. ama yeterli değil, bu cevabı vermeli ama sonra üzerine de düşünmeliyiz. bu öyle bir kaçış olmalı ki, geriye dönüş yolu da açık olmalı.
    dönüp diğerlerini de kurtarmayı düşünebilmeliyim. yani eğer hapishaneden kaçıyorsam, yerine başka bir hapishaneye gitmemin pek manası yok. evet o dünyadan kaçtın ama hala özgür değilsin. fantezi evrenleri
    kendi hapishanelerini kuruyor zaten. bu yüzden fantezi edebiyatı yazarı olmak yetmez, okuru da olmak lazım. oyuncu olmak yetmez, oyun tasarlamak lazım. yani üzerinde düşünmeden 7/24 oyun oynamak bir özgürlük müdür? bir kaçış mıdır? hayır, tam tersine. bu sefer de klavyenin kölesi olmuş durumdasın. oyunu oynamak, oyun üzerine düşünmek, oyundan bilgi üretmek. bütün bunları yaptığın zaman anlamlı. hapishaneden kaçtıktan sonra ne yapacağım? hapishaneyi yıkmaya çalışacak mıyım? onu bir sosyal tesis haline getirmeyi başarabilecek miyim?

    (kaynak: http://www.oyungezer.com.tr/content/view/245/75)
  • bu dünyaya karşı duramamaktan, veya 'gerçeklik' denilen şeyle başa çıkamamak yüzünden değildir bu kaçış, bu dünyayı güzel, ilgi çekici, zevkli, vb. bulmamaktandır en genel tabirle, sıkıcı bulmaktır başka dünyalara yönelmenin gerekçesi.. ya da bir macera arayışı, yeni bir şeyler görmek ama bunun bile altında elde var olandan sıkılmışlık vardır..

    hep umut edilir, evde otururken yerde bir portal açılsa veya açık gökyüzünün altındayken şu yuvarlak şekilli bulutlar dönmeye başlasa da içine çekse, veya denizin dibindeki kumlarda bir girdap olsa aslında kapı olan, şu sıkıcı, suyu çıkmış dünyadan başka yere gidebilmek için bir yol olsa..

    konuşunca anlamlı seslerle cevap veren elinde sadece insan denilen türün olduğu, çeşitliliğin olmadığı ve zaman geçtikçe bu tek türün her ferdinin birbirine benzemeye çalıştığı sıkıcı dünya.. determinist veya mekanik teorilerle açıklanmaya çalışılan, tüm gizemleri, büyüleyici yanları ortadan kaldırılmaya çalışılan dünya, büyüme zorunluluğu getirilen, büyümeyi reddetmek (bkz: adam olmak) için direnilmesi gereken dünya, toplumun sana biçtiği rollerden birini seçmek için yapılan baskılardan sıkınılan dünya, aşkların sevgilerin romantizmi kaybettikleri hatta eski moda romantizm diye adlandırmaların olduğu dünya, günlük yaşamdan daha önemli daha büyük şeylerin olmadığı, bu boşluğun doldurulması için ırk, din, millet, savaş, ideoloji, kimlikler, siyaset, kariyer vs. oyunların uydurulduğu dünya, kendine uymayanları zorla kendisine benzetmeye çalışan dünya, sıkıcı yanlarını sayarken bile sıkan dünya...

    hayal gücü, henüz portal bulunamadığında yardıma koşan tek yeti, maddeni burda bırakıp seni sıkıcı olmayan, ilginç, zevkli, gizemli, büyüleyici yerlere taşıyan veya bu özellikleri taşıyan şeyleri yanına getiren eşsiz yetenektir, kişinin kendi kendine etrafındaki bu sıkıcılığı değiştirme çabasıdır kendisi. herakleitos'un kumda oynayan tanrısı gibi hissetse de kendini kişi, mutlu olur bu şekilde bir süreliğine.ve başkalarının hayal gücünün yardımına koşarak getirdiği çeşitlilik.

    bir kere tattıktan sonra vazgeçilmez olur kaçış edebiyatı ya da kaçışın diğer sanat alanlarına yansıması... evet çoğunun içinde salt estetik haz veren sanatsal öğeler vardır, bu nedenle bir çoğu pek güzel sanat eserleridir, ama bahsedilen bu eserlerin ortak yanları yardıma koşan hayal güçlerinin varlığa gelmiş hali olmalarıdır.küreklerini paylaşır çocuklar kumdan kalelerini yaparken, veya bu işte artık daha usta olanlar yardım eder diğer çocuklara, bu yardımlarla daha bir zevkli hale gelir kaçışlar.. bu nedenle vazgeçilmezdir kaçış edebiyatı. farklı dünyalara yolculuk etmek, daha ilginç, daha zevkli, daha güzel ve daha anlamlı keşifler için, portalı bulana kadar sıkıntıdan patlamamayı sağlayacak olandır.

    son olarak çalmak lazım bir sloganı,
    (bkz: başka bir dünya mümkün)
  • 'bu kitabi, hayallerin tek gerceklik olduguna inananlara armagan ediyorum' -edgar allan poe
    'her seyde erinc aradim, ama hicbir yerde bulamadim; bir kitapla cekildigim koseden baska' -thomas a kempis
  • yaşam denilen ve bizlere verilmiş en boktan armağan olan kabusa katlanabilmek için kullanılacak nadide araçlardan biri.

    diğerleri için:
    (bkz: alkol)
    (bkz: anti depresan)
    (bkz: doğaya kaçmak)
    (bkz: starcraft)
  • yaşadığımız gerçeklikle başa çıkmayıp kafamızı boşaltmak için yapılan okuma aktivitesidir.
    bir nevi örgü örmektir, fütursuzca yemek yapmaktır, yorgunluktan bitap düşene kadar çalışmaktır. binbir gece izleyip, hülya avşar'ın ne dediğini merak etmektir. kafayı o kadar çok boşaltmaktır ki düşünememektir.
    zaten beynini boşaltmak üzere kurulmuş bir düzende sen kaçmayı düşünebiliyorsan tehlikelisin demektir.
    gerçekleri katlanılamaz halde olan bir dünyada, bunun farkında olup da kaçanlarladır sistemin problemi. o fark ettirmeden gerçeklerden uzaklaştırmayı sever, bilinçli kaçakları değil.
    başka bir dünyanın hayali tehlikelidir, bu yüzden de kaçıştır, ütopyadır, deli saçmasıdır, çocuk masalıdır.
    "sistemin içinde boşalt kafanı kardeşim, git harold robins oku, barbara cartland oku. başlatma fantazyandan da bilimkurgundan da" söylemi şaşılmaması gereken bir tepkidir.
  • bir nevi gerçekliğe başvurmamak diyebiliriz bu türe ama bu kopuş ve yadsıma anlamını taşımaz.
    aksine kaçış edebiyatının yerçekimsiz ortamında at süren yazarlar gerçeğe alternatif olarak bize kendi ütopyalarını sunarlar.bu anlamda gerçeklikle sorunu olan bir edebiyat değildir.

    sadece daha bereketli bir iklim bulmuşlardır kendilerine ve sofralarında ütopya tarifleriyle yapılmış lezzetli öyküleri vardır.

    beğenmeyenler okuduktan sonra üstüne bir bardak soğuk su içebilirler.
  • "kötü edebiyattır" diye kestirip atan bir kesim vardır, oysa bazı önemli, klasikleşmiş eserlerin kaçış edebiyatının anası olduğunun farkında değillerdir. "peter pan'i nerenize soktunuz a canlar?" diye sorasım vardır.
  • genellikle okuyucuyu düşündürme kaygısı taşımayan,gerçek hayattan uzaklaştırma amacıyla yazılmış eserler.*

hesabın var mı? giriş yap