şükela:  tümü | bugün
  • yaşadığımız gerçeklikle başa çıkmayıp kafamızı boşaltmak için yapılan okuma aktivitesidir.
    bir nevi örgü örmektir, fütursuzca yemek yapmaktır, yorgunluktan bitap düşene kadar çalışmaktır. binbir gece izleyip, hülya avşar'ın ne dediğini merak etmektir. kafayı o kadar çok boşaltmaktır ki düşünememektir.
    zaten beynini boşaltmak üzere kurulmuş bir düzende sen kaçmayı düşünebiliyorsan tehlikelisin demektir.
    gerçekleri katlanılamaz halde olan bir dünyada, bunun farkında olup da kaçanlarladır sistemin problemi. o fark ettirmeden gerçeklerden uzaklaştırmayı sever, bilinçli kaçakları değil.
    başka bir dünyanın hayali tehlikelidir, bu yüzden de kaçıştır, ütopyadır, deli saçmasıdır, çocuk masalıdır.
    "sistemin içinde boşalt kafanı kardeşim, git harold robins oku, barbara cartland oku. başlatma fantazyandan da bilimkurgundan da" söylemi şaşılmaması gereken bir tepkidir.
  • - kaçış edebiyatı meselesine ne diyorsun? “kaçıştan kim korkar? tabii ki gardiyanlar.” sence nedir?
    + bu tabii son derece güzel bir cevaptır; düz aydınlanmacı kafalara da çok güzel oturur. ama yeterli değil, bu cevabı vermeli ama sonra üzerine de düşünmeliyiz. bu öyle bir kaçış olmalı ki, geriye dönüş yolu da açık olmalı.
    dönüp diğerlerini de kurtarmayı düşünebilmeliyim. yani eğer hapishaneden kaçıyorsam, yerine başka bir hapishaneye gitmemin pek manası yok. evet o dünyadan kaçtın ama hala özgür değilsin. fantezi evrenleri
    kendi hapishanelerini kuruyor zaten. bu yüzden fantezi edebiyatı yazarı olmak yetmez, okuru da olmak lazım. oyuncu olmak yetmez, oyun tasarlamak lazım. yani üzerinde düşünmeden 7/24 oyun oynamak bir özgürlük müdür? bir kaçış mıdır? hayır, tam tersine. bu sefer de klavyenin kölesi olmuş durumdasın. oyunu oynamak, oyun üzerine düşünmek, oyundan bilgi üretmek. bütün bunları yaptığın zaman anlamlı. hapishaneden kaçtıktan sonra ne yapacağım? hapishaneyi yıkmaya çalışacak mıyım? onu bir sosyal tesis haline getirmeyi başarabilecek miyim?

    (kaynak: http://www.oyungezer.com.tr/content/view/245/75)
  • bu dünyaya karşı duramamaktan, veya 'gerçeklik' denilen şeyle başa çıkamamak yüzünden değildir bu kaçış, bu dünyayı güzel, ilgi çekici, zevkli, vb. bulmamaktandır en genel tabirle, sıkıcı bulmaktır başka dünyalara yönelmenin gerekçesi.. ya da bir macera arayışı, yeni bir şeyler görmek ama bunun bile altında elde var olandan sıkılmışlık vardır..

    hep umut edilir, evde otururken yerde bir portal açılsa veya açık gökyüzünün altındayken şu yuvarlak şekilli bulutlar dönmeye başlasa da içine çekse, veya denizin dibindeki kumlarda bir girdap olsa aslında kapı olan, şu sıkıcı, suyu çıkmış dünyadan başka yere gidebilmek için bir yol olsa..

    konuşunca anlamlı seslerle cevap veren elinde sadece insan denilen türün olduğu, çeşitliliğin olmadığı ve zaman geçtikçe bu tek türün her ferdinin birbirine benzemeye çalıştığı sıkıcı dünya.. determinist veya mekanik teorilerle açıklanmaya çalışılan, tüm gizemleri, büyüleyici yanları ortadan kaldırılmaya çalışılan dünya, büyüme zorunluluğu getirilen, büyümeyi reddetmek (bkz: adam olmak) için direnilmesi gereken dünya, toplumun sana biçtiği rollerden birini seçmek için yapılan baskılardan sıkınılan dünya, aşkların sevgilerin romantizmi kaybettikleri hatta eski moda romantizm diye adlandırmaların olduğu dünya, günlük yaşamdan daha önemli daha büyük şeylerin olmadığı, bu boşluğun doldurulması için ırk, din, millet, savaş, ideoloji, kimlikler, siyaset, kariyer vs. oyunların uydurulduğu dünya, kendine uymayanları zorla kendisine benzetmeye çalışan dünya, sıkıcı yanlarını sayarken bile sıkan dünya...

    hayal gücü, henüz portal bulunamadığında yardıma koşan tek yeti, maddeni burda bırakıp seni sıkıcı olmayan, ilginç, zevkli, gizemli, büyüleyici yerlere taşıyan veya bu özellikleri taşıyan şeyleri yanına getiren eşsiz yetenektir, kişinin kendi kendine etrafındaki bu sıkıcılığı değiştirme çabasıdır kendisi. herakleitos'un kumda oynayan tanrısı gibi hissetse de kendini kişi, mutlu olur bu şekilde bir süreliğine.ve başkalarının hayal gücünün yardımına koşarak getirdiği çeşitlilik.

    bir kere tattıktan sonra vazgeçilmez olur kaçış edebiyatı ya da kaçışın diğer sanat alanlarına yansıması... evet çoğunun içinde salt estetik haz veren sanatsal öğeler vardır, bu nedenle bir çoğu pek güzel sanat eserleridir, ama bahsedilen bu eserlerin ortak yanları yardıma koşan hayal güçlerinin varlığa gelmiş hali olmalarıdır.küreklerini paylaşır çocuklar kumdan kalelerini yaparken, veya bu işte artık daha usta olanlar yardım eder diğer çocuklara, bu yardımlarla daha bir zevkli hale gelir kaçışlar.. bu nedenle vazgeçilmezdir kaçış edebiyatı. farklı dünyalara yolculuk etmek, daha ilginç, daha zevkli, daha güzel ve daha anlamlı keşifler için, portalı bulana kadar sıkıntıdan patlamamayı sağlayacak olandır.

    son olarak çalmak lazım bir sloganı,
    (bkz: başka bir dünya mümkün)
  • hani bir düşünceniz vardır ya sonradan meğerse o düşüncenin binyıl önce bir filozof tarafından zaten söylenmiş olduğunu öğrenirsiniz, onun gibiymiş bu fantastik ya da bilim kurgu edebiyatı eleştirisi de.

    freud olsa "regresyon" derdi belki, davranışçı terapiler "kaçınma" der, bilişsel terapi "çocukluk dönemini idealleştirme" ama bunların hepsi belli bir dereceye kadar uygulandığında hayat kurtaran düşünce mekanizmaları. bunları hiç kullanmayanların işi zor asıl.
  • gardiyanlar hiç sevmez bunu.

    (bkz: j. r. r. tolkien)
  • içinde yaşadığı dünyayı sevmeyenlerin kaçtığı şey. kimi zaman bir ihityaç bu. insan korkuyor, sıkılıyor, kızıyor ya da dayanamıyor bazen ve kaçıyor. bir süre dinlenip öyle devam etmesi gerekiyor ne bileyim. kimisi müzik dinler mesela bunun yerine. kimisi duvar yumruklar, kimisi dans eder işte. ama ne yapayım ben oraya kaçmak istiyorum..ki var bir favorim, ne zaman kaçsam ona kaçarım. ne zaman kaçsam o aynı kitabın aynı sayfası.
  • "en değerli hayalimdin sen, kendini yıktın!...elden çıkarmak istemediğin gerçekler vardı, herhalde: bir yarım yamalak felsefecinin hayali olmak ise, istemedin. oysa, onun, yaşamında bir kez olsun gerçekleştirdiği, gerçek hale getirebildiği tek hayali olabilirdin - hatta sanıyorum bunu istiyordun da... hayalden gerçekliğe giden yoldaki adımı atmadın - "kaçtım" dedin... işte kaçtığın kendindi - belki de, benim gerçekleşen hayalim olabilseydin, kendi en yoğun gerçekliğin de olabilirdin... kim bilir, artık geçti..."

    oruç aruoba
  • şuradaki 19 girdiyi bile misty mountains dinleyerek fevkalade dünyalara astral seyahat garantisi veren edebiyattır.
  • edebiyatın ta kendisidir. çünkü iyi yazılmış bir eser, ister fantastik kurgu olsun, ister realist, insanı başka dünyalara götürür ve gerçeklikle bağlantısını koparır. eserin gerçekliğine gireriz. her romanda, her şiirde, paralel bir gerçeklik vardır. ve biz kitabın sayfalarına daldığımız an o gerçekliğe kaçarız. dolayısıyla kaçış edebiyatı ayh diye burun kıvıran tiplerin edebiyata hiç girmemeleri, hatta iyi yazılmış herhangi bir metni bile okumaması gerekir. çünkü ister tarih üzerine oku ister bilim, iyi yazılmış bir yazı insanın hayal gücünde inanılmaz efektler yapar. beynindeki küçük yönetmenin o senaryolarla çektiği filmleri ekrana yansıtabilsen, akademi ödüllerini koyacak bir ev daha gerekir.

hesabın var mı? giriş yap