şükela:  tümü | bugün
  • bu aralar canım sıkkın. en çok da, "neden?" sorusuna sıkılıyor. dün gece kaçış edebiyatına dalmak istedim bu yüzden.

    beceremedim ama. kaçamadım. ellerim hep geride kaldı; kurguladığım hikaye zihnimde olup bittikten çok sonra, ancak bir tarihçi gibi kayda geçirebiliyordum. yapamayacağımı anladım ve kariyerimi yarıda bırakmaya karar verdim, ama tek neden elbette bu değildi.

    ismi çok garip geliyor. inşaat inşa edicisi veya tost pişirici makinesi gibi. edebiyat, kaçmak için değilse ne için var? romain gary de uzaklaşma ihtiyacımı karşılıyor, jrr tolkien de. burada ve şimdi varolmak istemediğim için kitap okuyorum. başka dünyaların, başka insanların varolma ihtimaline esir oluyorum kitap okurken. ne mutlu bir esaret o!

    hayır ben bu işi yapamayacağım. "belki" cevabını sevmediği için dünyanın en güzel kadınlarını elinden kaçıran benim gibi insanların, daha net bir iş tanımına ihtiyacı olur hep. esnaf olmaya karar verdim; brülör satacağım. üçe alıp beşe satacağım.
  • en harikası, en eşsizi tabiki de, fantezi edebiyatını yaratan tolkien üstada aittir.
  • toplumda tutunamayan ya da yaşadığı hayatın monotonluğundan bunalan insanlara yeniden yaşama zevki de verebilecek bir edebiyat türüdür. kendimden biliyorum.
  • ülkede ve hayatta olup biten olumsuzlukları kaldıramayacak kadar naif kişiliği olanların sığındığı edebiyat türüdür.
    ben de neredeyse 16 yaşımdan beri hayatımdaki her olumsuzlukta kaçabileceğim bir fantastik dünya yaratan ve kendince bir şeyler karalayan birisi olarak kaçış edebiyatının en iyi terapilerden biri olduğu söyleyebilirim.
    anlatılan ne kadar hikaye varsa hepsinde biraz olsun gerçeklik payı olduğuna inanan ve yazarların en iyi bildikleri ve başlarından geçenleri yazdıklarına inanan beni dünyada hala iyi şeyler olduğuna inandırandır...
  • (bkz: #68307208)
  • eğer bir adı varsa bir tarzı da var demektir ve tarihteki yerini almıştır, dediğim edebiyat.

    her ne kadar bilim- kurgu ve fantastik edebiyata yöneltilen bir eleştirinin edebi adıysa da daha aşkın bir şeyi anlatır gibidir.

    bu edebiyat türünün kaçtığı yer gelecektir ve gerçekleşmeyeceğini sandığımız şeylerdir. mars'ta koloni kurmaya az bir zaman kalmışken ve insanlık galaktik bir canlı olmanın hayalini kurmaya başlamışken, daha çok kaçması gerektiğini düşünüyorum bu edebiyat türünün.

    jules verne kitaplarını yazdığında herkes onu tam da kaçış edebiyatçılarına benzer şekilde tanımlamıştı. ya bugün? yazdığı şeylerden çok daha fazlası gerçek oldu. bilseydi "siz kaçırmışsınız", derdi.

    kaçış edebiyatı bu yönüyle aynı zamanda öncü bir töz taşır. gerçeklik burada olasılıkların hepsini kapsayan bir olguya dönüşmektedir.
  • küçümsemeyle yoğrulmuş bir edebiyat kategorisidir.

    yanılmıyorsam eliot'un bir sözü vardı;

    ' her nereye gidersen git, yolun sonunda yine kendinle karşılaşırsın. '

    yola çıkmanın ne olduğu bir soru işareti değil ama nereye kısmı bir soru getiriyor:

    gerçekliğe mi gerçeklikten mi?

    bir yanıtım yok ve belki bir yanıtın da önemi yok. kaçma arzusunu canlı tutabilmek mühim olan. zira bu kategorinin ürünleri de bu muammadan filizleniyor. bu kesin.
  • bunun nesi kötü anlayamadım. gerçeklikten kaçmakmış, laflara bak. gidin politikacı olun öyleyse edebiyatla işiniz ne?
  • (bkz: isekai)
  • ursula le guin bir konuşmasında, kaçış edebiyatını kastederek, gerçek dünya bir hapishane haline geldiyse insanları oradan kaçırmak gerektiğini dile getirmişti.

    hem bilim kurgu hem de fantastik evrenlerin kapılarını bir kez aralamış çoğu kişi, bu uğraşın bir iptila olduğunun farkında olmalı.

    tüm kaçış edebiyatı müptelalarına ortak bir habitat oluşturup kendilerini evlerinde hissettirmeyi amaçlayan bir discord sunucu oluşturdum.

    hepimizi gerçek dünyadan kaçıracak olan tünel'e tüm kaçış edebiyatı müptelaları davetlidir.

    sunucu davet linki: https://discord.gg/e4ak6d

hesabın var mı? giriş yap